Tanınmış gazeteci ve roman yazarı ve kapatılan Taraf gazetesinin eski yayın yönetmeni Ahmet Altan, kardeşi ekonomist-köşe yazarı Mehmet Altan ile birlikte 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında 10 Eylül 2016 tarihinde gözaltına alındı.

Gözaltı gerekçesi 14 Temmuz gecesi yine sonradan kapatılan Can Erzincan TV’de beraber katıldıkları bir televizyon programında darbe girişimiyle ilgili “sübliminal mesajlar” vermek olarak açıklandı ancak yaygın uluslararası tepki sonrasında bu suçlamanın soruşturmanın sonraki aşamalarında düştüğü görüldü.

Altan kardeşler 21 Eylül 2016 tarihinde savcılık tarafından sorgulandı. Sorgu tutanaklarına göre Ahmet Altan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek,” “terör örgütü üyeliği” ve “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. 22 Eylül’de İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği Ahmet Altan’ın adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verdi ancak Altan aradan 24 saat geçmeden tahliyesine yapılan itirazın kabul edilmesiyle 23 Eylül’de tutuklandı.

Yakalama kararında Altan’ın genel yayın yönetmeni olduğu Taraf gazetesinin “FETÖ/PDY terör örgütünün amaçlarını gerçekleştirmek, kamuoyu oluşturmak amacıyla yayın hayatına başladığı, örgütün emir ve talimatları doğrultusunda haberlere yer verildiği, Balyoz darbe planı haberinin de bu anlayış çerçevesinde gazete manşetine taşındığı … şüphelinin de genel yayın yönetmeni olarak gazetenin yayın politikasını belirlediği, süren yargılamalar sonucunda milli ordunun tasfiye edilerek FETÖ/PDY mensuplarının orduda yükselmelerine ve silahlı kuvvetleri kontrol altına almalarına ilişkin suçlara iştirak ettiği” belirtildi.

Kararda ayrıca Ahmet Altan’ın kardeşi Mehmet Altan ve gazeteci Nazlı Ilıcak ile birlikte katıldığı Can Erzincan TV’de 14 Temmuzda yayımlanan programdaki sözlerine dayanılarak 15 Temmuz darbesini önceden bildiğinin anlaşıldığı da savunuldu.

Altan kardeşlerin avukatları 8 Kasım 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne Ahmet ve Mehmet Altan için ayrı ayrı başvurdu. Mahkemeden bir cevap gelmeyince benzer başvurular Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 12 Ocak 2017 tarihinde yapıldı. Şubat ayında AİHM, başvuruların resmi öncelik verilmese de en kısa sürede görüşüleceğini bildirdi.

Haziran ayında ise AİHM aralarında Altan kardeşler, Nazlı Ilıcak ve Murat Aksoy’un bulunduğu tutuklu yedi gazetecinin başvuruları hakkında Türk hükümetinden savunma istedi. Mahkeme, hükümete 4 Ekim 2017 tarihine kadar yanıtlaması isteğiyle gazetecilerin tutukluluğuna dair sekiz soru yöneltti.

Ahmet Altan, aralarında kardeşi Mehmet Altan ve gazeteci Nazlı Ilıcak’ın da bulunduğu 17 kişiyle birlikte yargılanıyor. Bu 17 kişi hakkında hazırlanan iddianamenin hazır olduğunu ve İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildiğini 15 Nisan 2017 tarihinde Anadolu Ajansı duyurdu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Can Tuncay tarafından, “FETÖ’nün medyadaki unsurlarının darbe girişimindeki rolü” başlığı altında hazırlanan iddianame 247 sayfadan oluşuyor. İddianamede, Altan kardeşler ve Ilıcak hakkında “Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme,” “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” ve “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçlarından 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçundan da 7 buçuk yıldan 15’er yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Halen Silivri 9 No.lu Cezaevi’nde tutuklu olarak bulunan Altan hakkındaki davanın 19-23 Haziran tarihlerinde İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan ilk duruşmasında hâkim karşısına çıktı. Mahkeme heyeti dava kapsamında tutuklu olarak yargılanan altı kişinin hepsinin tutukluluğunun devam etmesine karar verdi.

Ahmet Altan’ın SEGBİS yoluyla bağlanarak yaptığı savunmanın tam metni buradan okunabilir.

Davanın 19 Eylül’de görülen ikinci duruşmasında kısa bir savunma yapan Altan, hakkındaki suçlamalara dair tek bir delil gösterilirse temyiz hakkından vazgeçeceğini söyledi.

Altan’ın 19 Eylül’de İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaptığı savunmanın tam metnini buradan okuyabilirsiniz.

Davanın 13 Kasım’da görülen üçüncü duruşmasında Altan kardeşlerin soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunan avukatları salondan çıkartıldı, avukatların reddi hâkim talebi reddedildi. Duruşmayla ilgili haberi buradan okuyabilirsiniz.

Davanın 11 Aralık’ta görülen dördüncü duruşmasında ise esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı Altan ve diğer tüm tutuklu sanıkların “Anayasal düzeni devirmeye çalışmak” suçunu düzenleyen TCK 309/1. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılmasını istedi. Duruşmaya yine SEGBİS’le bağlanan Altan esas hakkındaki savunmasını yapmak için süre istedi. Altan duruşmaya müdahil olmak isteyen Başbakanlık avukatlarınca yapılan sanıkların mal varlıklarına tedbir talebini de sert sözlerle eleştirdi. Duruşmayla ilgili ayrıntılı habere buradan ulaşılabilir.

Davanın karar duruşması ise 12-16 Şubat tarihlerinde görüldü. 12 Şubat’ta Çağlayan’da başlayan duruşma mahkeme başkanının kararıyla sonraki günlerde Silivri’ye taşındı.

Savcının esas hakkındaki mütalaasına yönelik savunmaların yapıldığı duruşmada Ahmet Altan ikinci gün söz aldı. Altan savunmasının içeriği konusunda mahkeme başkanı tarafından birkaç kez uyarıldı. Mahkeme başkanı Altan’a esas hakkındaki mütalaaya bağlı kalmaması ve Cumhurbaşkanını eleştirmeye devam etmesi halinde mikrofonunu kapatacağını söyledi. Altan bunun üzerine savunmasının sonlarına doğru iki sayfalık bir bölümü atladı.

Altan’ın son duruşmadaki savunmasının tam metnini buradan okuyabilirsiniz.

Beş günlük duruşma sonunda kararını açıklayan mahkeme Altan’ı ve aralarında birlikte gözaltına alındığı kardeşi Mehmet Altan’ın da bulunduğu diğer beş tutuklu sanığı “Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

Temyiz süreci 

Kararın avukatlar tarafından temyize götürülmesinin ardından, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 27 Haziran’da düzenlediği tensip zaptıyla Mehmet Altan’ın tahliye edilmesine karar verirken, Mehmet Altan’la birlikte müebbet hapis cezasına çarptırılan Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Şükrü Tuğrul Özşengül ve Yakup Şimşek’in ise tutukluluk hâllerinin devamına karar verdi.

Davanın istinaftaki ilk duruşması 21 Eylül 2018 tarihinde görüldü.

Ahmet Altan istinaf duruşmasında yeniden hâkim karşısına çıkarak savunma yaptı.

Altan’ın istinaf duruşmasındaki savunmasının özetine buradan ulaşabilirsiniz.

Savunmalarının ardından esas hakkında mütalaasını açıklayan savcı, ilk yargılamadaki suçlamada ısrar ederek sanıkların TCK 309/1 maddesi uyarınca “Anayasal düzeni devirmeye çalışmak” suçundan ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılmalarını talep etti. “Sanıkların medyanın çeşitli vasıtalarıyla dile getirdikleri her türlü açıklama ve görüşlerin” kişilerin can ve mal varlıklarına yönelik “tehdit ve şantaj niteliğinde olduğunun kabulü gerekir” diyen savcı, sanıkların tutukluluk hâllerinin de devamını talep etti.

Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Şükrü Tuğrul Özşengül, Yakup Şimşek ve Fevzi Yazıcı’nın tutukluluk hallerinin devamına hükmeden mahkeme, esas hakkında savunmaların hazırlanması için davayı 2 Ekim 2018 tarihine erteledi.

İstinaf yargılamasının 2 Ekim günü görülen ikinci duruşmasında sanıklar esas hakkındaki mütalaaya karşı nihai savunmalarını yaptılar.

Ahmet Altan’ın istinaf yargılamasındaki nihai savunmasının tam metnine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Savunmaların ardından hükmünü açıklayan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, sanık avukatlarının istinaf başvurularını esastan reddetti. Mahkeme ayrıca Ahmet Altan dâhil beş tutuklu sanığın da tutukluluklarının devamına hükmetti.

Altan’ın avukatları kararı Yargıtay’a götüreceklerini belirttiler.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, davaya ilişkin 8 Ocak 2019 tarihinde Yargıtay 16. Ceza Dairesi’ne gönderdiği tebliğnamede, aralarında Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da bulunduğu altı kişi hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının bozulmasını istedi.

Tebliğnamede, Altan kardeşler ve Ilıcak’ın “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan değil, “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan yargılanmaları gerektiği ifade edildi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tebliğnamesine bu bağlantıdan erişilebilir.

Anayasa Mahkemesi başvurusu

Altan kardeşlerin avukatları 8 Kasım 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne Ahmet ve Mehmet Altan için ayrı ayrı başvurdu. Mahkemeden bir cevap gelmeyince benzer başvurular Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 12 Ocak 2017 tarihinde yapıldı. 2017’nin Şubat ayında AİHM, başvuruların resmî öncelik verilmese de en kısa sürede görüşüleceğini bildirdi.

Altan’ın avukatları 3 Ekim 2018 günü Anayasa Mahkemesi’ne bir dilekçe vererek, Altan adına tutuklandığı 2016 yılında yapılan bireysel başvurunun ivedilikle gündeme alınmasını talep etti. Avukatlar Figen Albuga Çalıkuşu ve Melike Polat Bursalı, Anayasa Mahkemesine sundukları dilekçede, Ahmet Altan adına yapılan bireysel başvurunun AYM 1. Bölüm tarafından 4 Temmuz 2018 tarihinde görüşülerek AYM Genel Kurulu’na sevkine karar verildiğinin altını çizerek, aradan üç ay geçmesine karşın başvurunun halen Genel Kurul’da görüşülmediğini belirtti.

Altan’ın avukatlarından Figen Albuga Çalıkuşu, 4 Ocak 2019 günü, Altan adına yapılan bireysel başvurunun karara bağlanması talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne her gün dilekçe verme eylemi başlattı. Dilekçeye bu bağlantıdan erişilebilir.

AYM, internet sitesinde yer verdiği 26 Nisan 2019 tarihli duyuruda, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Murat Sabuncu, Akın Atalay, Kadri Gürsel, Önder Çelik, Murat Aksoy ve Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu 10 gazetecinin başvurusunu 2 Mayıs 2019 tarihli Genel Kurul gündemine aldığını açıkladı.

AYM Genel Kurulu, 3 Mayıs 2019 günü öğleden önceki oturumda görüştüğü Ahmet Altan’ın başvurusunu reddetti. Karar oy çokluğuyla alındı. Mahkeme, iki gün boyunca gerçekleşen Genel Kurul’da görüştüğü dokuz başvurunun altısında “ihlâl yoktur” kararı verdi.

Anayasa Mahkemesi, Mayıs ayı başında verdiği ret kararlarının gerekçesini 26 Haziran 2019 tarihinde internet sitesinde yayımladı. AYM, soruşturma makamlarının değerlendirmelerinin ve tutuklama kararı veren mahkemelerin kararlarının “keyfî ve temelsiz” olduğunun söylenemeyeceğini savundu.

AYM’nin internet sitesinde açıklanan gerekçeli kararlara göre, Eylül 2016’dan beri Silivri’de tutuklu bulunan Ahmet Altan’ın bireysel başvurusunda AYM Başkanı Zühtü Arslan, Başkan Vekili Engin Yıldırım ve üç üye yargıç, “hak ihlâli bulunduğu” yönünde kanaat bildirdi. Karşı görüş bildiren beş yargıç, Altan’ın tutukluluğu nedeniyle “kişi hürriyeti ve güvenliği” hakkı ile “ifade ve basın özgürlüğünün” ihlal edildiğini belirttiler.

Arslan 20 maddelik karşı oy gerekçesinde, Altan aleyhine suç delili olarak gösterilen köşe yazılarının ve yaptığı konuşmaların içeriğinin “kuvvetli suç belirtisi oluşturduğuna dair ilgili ve yeterli gerekçelerin” soruşturma makamlarınca ortaya konulamadığını belirtti. Arslan, soruşturma makamlarının Altan’ın soruşturma dosyasına giren iki yazısından alınan birkaç cümlesinden hareketle, Altan’ın 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden haberdar olduğunu ve bu girişime zemin hazırladığını söylediklerini, ancak bunun olgusal temellerini ortaya koyamadıklarını ifade etti.

Yine soruşturma makamlarınca Altan’a yöneltilen “Taraf gazetesinde FETÖ/PDY terör örgütünün amaçları doğrultusunda yayın yaptığı” suçlamasıyla ilgili olarak ise, Arslan soruşturma makamlarının tutuklamaya konu olan yazı ve haberlerin “terör örgütünün amaçları doğrultusunda ve örgütün emir ve talimatları sonucunda” yayımlandığına dair olguları ortaya koyamadığını ifade etti.

Karşı oy kullanan Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Engin Yıldırım ise, 22 maddeyle sıraladığı karşı oy gerekçesinde Altan’ın tutuklanması için “bazı yazı ve konuşmalarında kullandığı kimi ibareler, ağır eleştirel ifadeler ve üslubunun sertliğinden başka olgusal olarak kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir” herhangi bir delil gösterilemediğini belirtti. Yıldırım, “başvurucunun yazı ve konuşmalarında kullandığı bazı ibarelerin kuvvetli suç belirtisi olarak görülmesi soyut bir değerlendirmeden öteye gidememektedir” ifadelerini kullandı.

Altan’ın suçlamaya konu yazı ve konuşmalarında “darbe çağrısı veya ona zemin hazırlamaktan ziyade ağır eleştiriler yönelttiği bazı siyasilerin uyguladıkları politikaların ve benimsedikleri söylemlerin ülkede bir iç karışıklığa neden olma ihtimali ve bunun sonuçlarını kamuoyuna aktarmak” olduğunu belirten Yıldırım, şu ifadeleri kullandı: “Bir darbe tehlikesinden bahsetmekle, bir darbeyi desteklemek aynı şey değildir. Aksi takdirde darbe tehlikesinden, iç karışıklıklardan bahseden herkes, ilerde bunun gerçekleşmesi halinde bu olaylara destek verdiği, zemin hazırladığı suçlamasıyla karşı karşıya gelebilir.”

AYM’nin Ahmet Altan’ın bireysel başvurusuna ilişkin gerekçeli kararının tam metnine bu bağlantıdan ulaşılabilir.

“Hakaret ve propaganda” davası

Altan, darbe davasına ek olarak “darbe” davasında da “delil” olarak gösterilen “Ezip Geçmek” başlıklı yazısı nedeniyle de yargılandı ve 28 Şubat 2018’de iki suçlamadan toplam beş yıl 11 ay hapis cezasına çarptırıldı. ” Her iki dava da İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görüldü.

Altan hakkındaki bu davanın iddianamesine buradan ulaşabilirsiniz.

Altan, dava kapsamındaki ilk duruşmasına 5 Aralık 2017 günü çıktı. Aynı yazı nedeniyle aynı mahkemede hem “Marksist bir örgüt olan PKK propagandası” yapmakla hem de “FETÖ olarak anılan dinî bir cemaate destek” olmakla suçlandığını söyleyen Altan, mahkemenin her iki iddianameyi de kabul ederek bu durumu mantıken çelişkili bulmadığını ortaya koyduğunu söyledi.

Davanın 28 Şubat’ta görülen üçüncü ve son duruşmasında ise Altan son savunmasını yaptı ve yargılamaya konu olan köşe yazısındaki ifadelerini savundu. Duruşma sonunda kararını açıklayan mahkeme heyeti

Altan’a “PKK propagandası yapmak” suçundan önce iki yıl hapis cezası verdi, ardından suçun basın yayın yoluyla işlenmiş olması nedeniyle cezanın yarı oranında artırılarak üç yıla çıkarılmasına karar verdi. Mahkeme, Altan’ın “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan da önce iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırılmasını kararlaştırdı, ardından da suçun basın yayın yoluyla işlenmiş olması nedeniyle cezanın iki yıl 11 aya çıkarılmasına hükmetti. Mahkeme her iki suçlamada da cezayı hesaplarken, Ahmet Altan’ın duruşmalar esnasındaki tutumunu göz önünde bulundurarak indirime gitmediğini bildirdi.

Altan hâlen Silivri 9 No’lu Cezaevinde tutuklu bulunuyor.

Ahmet Altan’ın cezaevi koşullarına ilişkin ankete verdiği yanıtlara bu bağlantıdan erişebilirsiniz.

Pineapple
Bu web sitesi Avrupa Birliği'nin desteğiyle hazırlanmıştır. Yayın içeriğinden tümüyle P24 sorumludur. Bu içeriğin Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtması beklenmemelidir.