“Silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla 81 gündür cezaevinde tutulan Altınel, Balıkesir’de görülen ilk duruşmasının sonunda tahliye edildi

CANSU PİŞKİN, BALIKESİR

Fransa’da katıldığı bir etkinlik nedeniyle Mayıs ayında Balıkesir’de tutuklanan Claude Bernard Lyon 1 Üniversitesi öğretim görevlisi Tuna Altınel, 30 Temmuz 2019 tarihinde görülen ilk duruşmasının sonunda tahliye edildi.

Duruşmayı gören Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi Altınel’in bihakkın, yani herhangi bir adlî kontrol şartı uygulanmaksızın, tahliye edilmesine hükmetti. Mahkeme heyeti Altınel’in sonraki duruşmalardan vareste tutulmasına da karar verdi.

Barış için Akademisyenler bildirisinin imzacılarından da biri olan Altınel, 11 Mayıs 2019 günü pasaportu üzerindeki tahdide dair bilgi almak için gittiği Balıkesir’de “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Altınel hakkındaki iddianame ise tutuklanmasından iki gün sonra, 13 Mayıs 2019 tarihinde düzenlendi. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamede, Altınel’in “terör örgütü propagandası” yerine “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan cezalandırılması istenmişti.

İddianamede, Altınel’in 21 Şubat 2019 tarihinde Amitíes Kurdes Lyon et Rhône Alpes Derneği tarafından düzenlenen etkinliğe katılması suçlamaya dayanak olarak gösteriliyor. Söz konusu etkinlikte Altınel, HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın konuşmasını simültane çevirmişti. Etkinlikte ayrıca “Cizre, Bir Katliamın Hikâyesi” adlı belgeselin gösterimi yapılmıştı. Türkiye’nin Lyon Başkonsolosluğu’nun etkinliğe ilişkin düzenlediği tutanağı Dışişleri Bakanlığı’na göndermesi üzerine Bakanlık, Altınel’in pasaportuna tahdit konulmasını talep etmişti.

P24’ün mahkeme salonundan takip ettiği duruşmayı Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Bertrand Buchwalter, CHP ve HDP’den milletvekilleri, Altınel’in Lyon Üniversitesi’nden bir grup meslektaşıyla birlikte çok sayıda akademisyen ve hak savunucusu izledi.

Altınel’in savunması: “Somut tek bir delil yok”

81 gündür tutuklu olan Altınel, savunmasının tahliyeye ilişkin olacağını belirterek sözlerine başladı. İddianamedeki suçlamaların gerçeği yansıtmadığının altını çizen Altınel, suçlamaya konu etkinliğin düzenleyicisi olan Amitíes Kurdes Lyon et Rhône Alpes isimli derneğin yasal bir dernek olduğunu, üyesi olduğu bu derneğin PKK/KCK ile bağlantılı olduğuna dair herhangi bir somut delil sunulmadığını söyledi.

Altınel savunmasında şu ifadelere yer verdi:

“Amitíes Kurdes Lyon et Rhône Alpes, Fransa yasalarına göre kurulmuş, yasal bir dernektir. Belirli bir siyasi çizgisi olmayan derneğin amacı Kürt kültürünü tanıtmak, Kürt halkının haklarının tanınmasını sağlayacak platformlar oluşturmak, barış amaçlı ekonomik, sosyal, kültürel projelere katkıda bulunmaktır. Uzun lafın kısası, böyle bir derneğin bir terör örgütünün uzantısı olması mümkün değildir. Herhangi bir terör örgütü ile olası bir bağının Fransa devleti tarafından görülmemesi veya görüldüğü takdirde buna müdahale edilmemesi de mümkün değildir. Zaten ne Dışişleri Bakanlığı’nın istihbarat yazısında, ne de iddianamede, üyesi olduğum dernek ile PKK/KCK arasında bir bağ olduğuna dair somut tek bir bilgi ya da delil yoktur.”

“Etkinliği sunmadım çeviri yaptım”

“Etkinlik, üyesi olduğum dernek tarafından düzenlenmiştir. Ben de derneğin bir üyesi olarak gerçekleşmesine katkıda bulundum. Amaç tanıklıklara dayalı bir tartışma ve bellek çalışması yapmak, farkındalık, duyarlık oluşturmaktı. Hiçbir şekilde yasal ya da yasadışı herhangi bir örgütün propagandasını yapmak söz konusu değildi. Faysal Sarıyıldız etkinlikte konu edilen olayların olduğu dönemde Şırnak milletvekili ve birinci elden tanığı olduğu için seçildi ve davet edildi. Lyon’a geldiğinde kendisine, etkinliğin bir siyasi propaganda çalışması olmadığı konusundaki hassasiyet açıkça anlatıldı. Katkısı bu çerçevede oldu. Bir konuşma yaptı, görseller paylaştı, soruları yanıtladı. İddianamenin aksine etkinliği sunmadım. Etkinliğin kapsamında Türkçe ve Fransızca’ya en çok hâkim olan tek üye ben olduğum için simültane çeviriyi ben üstlendim.”

“Konsolosluk casusluk yaptı”

“Peki bunun ardından ne oldu? Ben hedef seçildim, yargısız infaza uğradım. Dışişleri Bakanlığı, Lyon Konsolosluğu hassas konulara dokunan bir etkinliğin düzenlenmesine katılan bir T.C. vatandaşı olduğum için hakkımda casusluk yaptı. Sık sık geldiğim Türkiye’ye 12 Nisan 2019’daki son girişimde hiçbir açıklama yapılmadan pasaportuma el kondu. Sınırda beklerken beni sorgulayan sivil polisin ‘Ooo hocam, sizin hakkınızda çok şeyler var’ türünden saygısızlıklarından öteye bilgi verilmedi. İstanbul’da bir ay boyunca aklıma gelen her kapıyı çaldım, hiçbir tatminkâr yanıt alamadım. Sonunda kendi ayağımla Balıkesir’e geldim. Balıkesir Valiliği’nde pasaport tahdit şubesinde ‘boşuna gelmişsiniz’ diyerek bilgi vermeden beni başından savan memur, bunun ardından ucuz bir numarayla beni valiliğe çağırdığında deyim yerindeyse koşa koşa gittim. Sanki kaçma çabası içinde olan bir suçluymuşum gibi Balıkesir Valiliği önünde gözaltına alındım, hiçbir açıklama yapılmadan Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldüm. Ertesi gün olan 11 Mayıs’ta ‘terör örgütü propagandası’ yaptığım iddiasıyla tutuklandım.”

“Tutuklanmamın üzerinden birkaç saat geçmeden Balıkesir Valiliği her türlü masumiyet karinesini hiçe sayarak yayınladığı bir basın açıklamasıyla beni ‘terör örgütü propagandası yapan akademisyen’ olarak ilan etti. Yargısız infazım bununla da bitmedi, Yeni Akit gazetesi sanki valilik açıklamasını birisi kulağına üflemişçesine aynı gün saat 18.15’te ‘PKK propagandası yapan akademisyen tutuklandı’ başlıklı bir haber yaptı. Haberin metni valilik açıklamasının aceleyle hazırlanmış bir kopyasıydı. Bu yargısız infaz ve hedef gösterme sürecinin sonunda talimatla yazılmış olduğu izlenimi veren bir iddianame iki gün içinde hazırlandı. Ama minare kılıfa sığmamıştı.”

“Son olarak AYM Genel Kurulu tarafından, imzasıcı olduğum ve yine aynı dönemdeki hak ihlallerini tartışan ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ başlıklı metni imzalayan akademisyenlerin cezalandırılmalarının hukuka aykırı olduğuna karar verilmiştir. Görünen o ki, siyasi iktidar bu bu konunun tartışılmasından, sorgulanmasından ve böylece aydınlığa çıkarılmasından rahatsızdır. Halbuki gerçekler karşıt fikirlerin yasaksız biçimde ifade edilmesiyle ortaya çıkar. Açık, hoşgörülü, demokratik bir toplum haline gelmek istiyorsak en rahatsız edici gerçekleri bile aydınlığa çıkarmak için çaba sarfetmeden, bu gerçeklerle yüzleşmekten başka yol yok. O halde, bu yolu yürümeye çalışanlardan neden korkuluyor? Neden onlara isnat edilecek suçlar üretilmeye çabalanıyor? Aksine, önleri açılmalı, desteklenmelidirler.

Çünkü, gerçeklerle yüzleşmek demokrasileri güçlendirir, zenginleştirir, yüceltir. Benim gerçekleri araştırma çabalarımsa desteklenmekten geçtim, bana karşı alçakça bir kumpasın hazırlanmasını tetiklemiştir. Mahkemenizin hakkımda kopartılan bu gürültüye itibar etmemesini, bu haksızlığa alet olmamasını ve derhal beraat kararı vermesini talep ediyorum.”

“Özgürlük talep ediyorum”

Tutuklanma nedenlerinden birinin da kaçma şüphesi olduğunu belirten Altınel, savunmasını şöyle tamamladı: “Bu konuda emniyet ifademin iddianameye itinayla alınmayan bir cümlesini hatırlatmak isterim: ‘Türkiye’yi aşağılamak isteseydim kesinlikle Türkiye’ye gelmezdim. Kaçma şüphesi iddiasına karşı aynı cümleyi biraz değiştirerek yinelemek istiyorum: ‘Kaçmak gibi bir niyetim olsaydı, Türkiye’ye gelmezdim.’ Sözün özü, özgürlük talep ediyorum.”

Altınel’in avukatlarından Meriç Eyüboğlu, “silahlı terör örgütü üyeliği” suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu 314/2 maddesinin unsurlarının oluşmadığını söyledi. Eyüboğlu, müvekkilinin tutukluluğunun koşullarının bulunmadığını belirterek beraat ve tahliye talep etti. Avukat İnan Yılmaz da iddianamede atılı suçlara ilişkin somut delil olmadığını belirterek, “İddianame çökmüştür” dedi. Altınel’in bir diğer avukatı Ayşe Aylin Barcın ise savunmasında Anayasa Mahkemesi’nin öğretmen Ayşe Çelik kararına atıf yaparak şunları söyledi: “Müvekkilim sadece çeviri yaptığı etkinlikte Ayşe Çelik’le aynı konjonktürden bahsediyor. Anayasa Mahkemesi Ayşe Çelik hakkında ihlal kararı vermiştir ancak müvekkilim yaptığı çeviri sebebiyle tutuklanmıştır. Müvekkilin derhal beraat ve tahliyesini talep ediyoruz.”

Duruşma savcısı, tutuklulukta geçirdiği sürenin göz önüne alınarak Altınel’in adlî kontrol hükümleri uygulanarak tahliye edilmesini talep etti. Duruşma sonunda ara kararını açıklayan mahkeme heyeti ise hiçbir adlî kontrol hükmü uygulamaksızın Altınel’in tahliyesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 19 Kasım 2019 tarihinde görülecek.

Pineapple
Bu web sitesi Avrupa Birliği'nin desteğiyle hazırlanmıştır. Yayın içeriğinden tümüyle P24 sorumludur. Bu içeriğin Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtması beklenmemelidir.