Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Ali Bulaç

Ali Bulaç

Sosyolog, ilahiyatçı ve kapatılan Zaman ve Yarına Bakış gazetelerinin eski köşe yazarı Ali Bulaç, aralarında diğer eski Zaman yazarlarının da bulunduğu çok sayıda kişiye yönelik bir operasyon kapsamında 27 Temmuz 2016 tarihinde gözaltına alındı. Bulaç, İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği’nce diğer eski Zaman yazarları Ahmet Turan Alkan, Nuriye Akman, Lale Kemal, Mustafa Ünal ve Şahin Alpay’la birlikte “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla 30 Temmuz’da tutuklandı.

Tutuklama kararını veren İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği, Bulaç ve diğer yazarların Zaman gazetesinde FETÖ/PDY hakkında “övücü yazılar yazdıklarını,” gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni “Ekrem Dumanlı hakkında silahlı örgüt mensubiyetinden dava açıldığı halde yine yazılarına devam ettikleri, bu nedenle bu yapıya ilişkin silahlı unsurların bulunduğunu bildikleri halde aynı yapı içinde bulunmaya devam ettiklerini,” 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin öncesinde “kamuoyunda bu örgütün silahlı kalkışma yapacağına dair güçlü anlatımlar ve bilgilendirmeler olmasına rağmen şüphelilerin katkılarını devam ettirdiklerini” belirtti. Mahkeme kararında ayrıca “17 Aralık [2013] olarak bilinen süreçten sonra dahi ısrarla bu yapıyı övücü yazılarının süregeldiği, şüphelilerin sosyal paylaşım hesaplarından da buna ilişkin katkılarını sürdürdüklerini” savundu.

1 Aralık 2016 tarihinde ise, İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun talebiyle “terör örgütüne finansman sağladıkları yahut terör örgütü üyesi olmalarının verdiği avantajla mal varlığı elde ettikleri” gerekçesiyle Bulaç ve 53 diğer kişinin mal varlıklarına el konulmasına karar verdi.

Bulaç ve 29 diğer kişi hakkında hazırlanan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede Bulaç ve diğer sanıkların “anayasal düzeni, TBMM ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan da ayrı ayrı 7,5 yıldan 15’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi.

Bulaç’ın yargılandığı davanın ilk duruşması 18-19 Eylül 2017 tarihlerinde Silivri cezaevi yerleşkesinde bulunan duruşma salonunda görüldü. Duruşmada savunmasını sunan Bulaç, dört kalp damarının değiştiğini ve dört kronik hastalıkla boğuştuğunu anlattı. Bulaç, “Savcı iddianamenin son sayfasında yazılarımda suç unsuru olmadığını belirtmesine karşın bana karşı suçlamalarda bulunmaktadır,” dedi. 15 Temmuz darbe girişimine kadar FETÖ’nün terör örgütü olduğuna dair herhangi bir bilgi ya da belge olmadığını söyleyip dönemin hükümet yetkilileri ve Genelkurmay başkanının açıklamalarından örnekler okuyan Bulaç, devletin izniyle yayın yapan bir gazetede yazmak dolayısıyla suç işlemiş olamayacağını belirtti ve ifade özgürlüğünü kullandığını söyledi. Duruşma sonunda mahkeme heyeti tüm tahliye taleplerinin reddine karar verirken avukat görüşmelerindeki kısıtlamaların kaldırılmasına karar verdi ve davanın bir sonraki duruşmasını 8 Aralık 2017’ye erteledi.

Davanın 8 Aralık 2017 günü görülen ikinci duruşmasında, Zaman gazetesi reklam departmanının üç çalışanı tahliye edilirken, mahkeme diğer tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar verdi ve davayı 5 Nisan 2018 tarihine erteledi.

Davanın 5 Nisan 2018'de görülen üçüncü duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, yargılanan yazarlardan Ali Bulaç dahil dokuzu için “Anayasayı ihlâl” ve “örgüt üyeliği” suçlamalarıyla ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıla kadar hapis cezası ile tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme tüm tutuklu sanıkların tutukluk hâllerinin devamına karar verirken, savunmaların hazırlanması için bir sonraki duruşmanın 10-11 Mayıs tarihlerinde görülmesine karar verdi.

Davanın dördüncü celsesi 10-11 Mayıs 2018 tarihlerinde Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde görüldü. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi iki gün süren duruşmanın sonunda açıkladığı ara kararında davada tutuklu olarak yargılanan köşe yazarı Ali Bulaç ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mehmet Özdemir’in adlî kontrol şartıyla tahliyelerine, Mart ayında cezaevinden tahliye edilerek ev hapsine konulan Şahin Alpay’ın ev hapsinin kaldırılmasına, diğer tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar vererek davayı 7-8 Haziran tarihlerine erteledi. Ali Bulaç 11 Mayıs 2018 gecesi geç saatlerde Silivri 9 No’lu Cezaevi’nden tahliye edildi.

Bulaç, davanın 7-8 Haziran 2018 tarihlerinde görülen beşinci duruşmasında esas hakkında mütalaaya karşı savunmasını yaptı. Zaman gazetesinin kapatılana kadar yasal olarak faaliyet gösteren bir kuruluş olduğunu belirten Bulaç, “Benim bu gazetede çalışmam suç değildi, gazetenin genel yayın yönetmeninin yurt dışına kaçması da benim suçum değildi” diye konuştu. Bulaç, iddianame ve mütalaada yazılarına bütünüyle yer verilmediğini, belirli cümlelerin seçilerek alındığını, ayrıca Basın Kanunundaki dört aylık hak düşürücü süreye de uyulmadığını belirtti. “Gazetecilik faaliyeti dışında bir eylemim yoktur. Ben fikir adamı olarak kalmak istiyorum” diyen Bulaç, beraatini talep etti. Mahkeme iki gün süren duruşmanın sonunda açıkladığı ara kararında tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar verdi. Tutuksuz sanıklara uygulanan adlî kontrolün kaldırılmasına yönelik talepleri reddetti. Mahkeme davayı 5-6 Temmuz tarihlerine erteledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 5-6 Temmuz 2018 tarihlerinde görülen karar duruşmasının sonunda dava ile ilgili hükmünü açıkladı. Heyet, davada yargılanan 11 sanıktan, Bulaç dahil 6'sını "örgüt üyeliği" suçlamasıyla hapis cezasına çarptırdı. Bulaç'ı 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme, Bulaç'a uygulanan adlî kontrolün devamına karar verdi.

Anayasa Mahkemesi başvurusu

Bulaç'ın Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı bireysel başvuruyu 3 Mayıs 2019 tarihinde karara bağlayan AYM Genel Kurulu, Bulaç'ın tutuklanmasının, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile ifade özgürlüğü haklarını ihlâl ettiğine karar verdi.

AYM Genel Kurulu, aynı tarihlerde görüştüğü dokuz başvuruya ilişkin gerekçeli kararlarını 26 Haziran 2019 tarihinde internet sitesinde yayımladı. AYM'nin Bulaç'ın başvurusuna ilişkin kararında özetle şu değerlendirmeye yer verildi: Başvurucunun tutuklanmasına dayanak gösterilen olguların temelde gazete yazılarından oluştuğu görülmektedir. Soruşturma makamları başvurucunun bu yazıları FETÖ/PDY’nin amaçları doğrultusunda yazdığını ileri sürmüşlerdir. Başvurucunun yazıları şiddete ve isyana çağrı ya da nefret söylemi içermediği gibi terörü övücü ya da meşrulaştırıcı bir mahiyet de taşımamaktadır. Yazılar genel olarak Hükûmetin ve Hükûmet politikalarının eleştirilmesi, siyasal ve toplumsal olaylar üzerinde sübjektif nitelikteki ve toplumun bir kesimi tarafından rahatsız edici bulunan fikirlerin beyan edilmesinden ibarettir. Başvurucunun söz konusu örgüte yakın bir gazeteci ve yazarlar vakfında mütevelli heyeti üyesi olması da tek başına örgütsel bağlantısı olduğunu göstermez. Hukukilik şartını sağlamayan tutuklama gibi ağır bir tedbir, ifade ve basın özgürlükleri bakımından demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü bir müdahale olarak kabul edilemez. Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle söz konusu başvurucular yönünden, Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi'nin Ali Bulaç'ın bireysel başvurusuna ilişkin kararının tam metnine bu bağlantıdan erişilebilir.

İstinaf başvurusu

Bulaç'ın avukatlarınca yaplan istinaf başvurusunu 2019 yılının Haziran ayında değerlendiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 6 Temmuz 2018 tarihinde verdiği kararı yerinde görerek onadı.

İstinaf mahkemesi kararında, “Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararlarında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldı” denildi.

Dosya halen Yargıtay aşamasında.

Yukarı