Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Can Dündar

Can Dündar

Cumhuriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, gazetede 29 Mayıs 2015 tarihinde yayımlanan “Suriye’ye gönderilen MİT TIR’ları” haberi nedeniyle açılan soruşturma kapsamında 26 Kasım 2015 tarihinde gazetenin Ankara Temsilcisi Erdem Gül ile birlikte tutuklandı.

“Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme,” “Siyasi ve askerî casusluk,” “Gizli kalması gereken bilgileri açıklama,” “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamalarıyla tutuklanan Dündar ve Gül, 92 gün tutuklu kaldıktan sonra Anayasa Mahkemesi’nin verdiği “hak ihlâli” kararının ardından 25 Şubat 2016 tarihinde serbest bırakıldı.

6 Mayıs 2016 tarihinde Dündar’a, “Devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri temin etmek ve açıklamak” suçlamasıyla 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi. Mahkeme, Dündar ve Gül’ü “hükümeti ortadan kaldırma” suçlamasından beraat ettirirken gazeteciler hakkındaki “casusluk” suçlaması da düştü. “FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek yardım etme” suçlamasının ise dosyadan ayrılmasına karar verildi. Mahkûmiyet kararına rağmen hüküm kesinleşmediği için Dündar ve Gül hakkında herhangi bir tutuklama kararı verilmedi.

6 Mayıs’taki duruşma görülürken verilen ara sırasında silahlı bir kişi adliye dışında Dündar’a yaklaşıp ateş etti. Dündar saldırıdan yara almadan kurtuldu.

21 Eylül 2016 tarihinde, Dündar ve Gül hakkında "terör" suçlamasıyla devam eden dava, Dündar’a haberde kullanılan görüntüleri vermekle suçlanan CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında açılan davayla birleştirildi. 11 Ocak 2017 tarihinde mütalaasını açıklayan savcı, tüm sanıklar için “terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçlamasıyla 7,5 ila 15 yıl hapis cezası talep etti. Savcı, Berberoğlu için ayrıca “askerî casusluk maksadıyla gizli belgeleri açıklamak” suçundan müebbet hapis cezası istedi.

Bu davanın 14 Haziran 2017 tarihinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen sekizinci duruşmasında mahkeme, Berberoğlu'nu "casusluk" suçlamasıyla 25 yıl hapis cezasına çarptırdı. Berberoğlu hakkında "kaçma şüphesi" gerekçesiyle hükmün kesinleşmesi beklenmeden tutuklama kararı verildi. Berberoğlu, Gül ve Dündar hakkındaki "örgüte üye olmaksızın yardım etmek" suçlaması ise dosyadan ayrıldı.

"Örgüte yardım" davası 

Ayrılan dosyanın 20 Aralık 2017'deki ikinci duruşmasında savcı, Dündar, Gül ve Berberoğlu'nun "amaç ve eylem birliği ve bütünlüğü içinde, terör örgütünün hiyerarşisine dahil olmaksızın terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme" suçunu işledikleri iddiasıyla ayrı ayrı 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep etti.

Davanın 16 Şubat 2018 tarihinde görülen duruşmasında, Dündar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasi ve askeri casusluk amacıyla temin etmek" ve "Devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklamak” iddialarıyla hazırlanan iddianamenin mahkemenin 3. heyeti tarafından kabul edildiği ve mevcut dosya ile birleştirilmesi kararı verildiği kaydedildi.

Dündar ve Gül'ün avukatları, istinaf aşamasındaki MİT TIR’larının durdurulmasına ilişkin dava ile daha öncesinde Dündar ve Gül hakkında verilen kararın temyiz incelemesinin sonuçlarının beklenmesini talep etti. Mahkeme, bu dosyaların bekletici mesele yapılmasına dair talepleri reddetti.

Mahkeme ayrıca, mahkemenin 3. heyeti tarafından birleştirme kararı verilen dosyada atılı eylemin “MİT tırlarının durdurulmasıyla ilgili görüntülerin 2017 yılında YouTube adlı internet sitesinde yayımlanması” olduğu, bu nedenle dosyaların birleştirilmesinde yarar bulunmadığı gerekçesiyle Dündar hakkındaki yeni dosyanın başka bir esasa kaydedilmesini kararlaştırdı. Dava 14 Mart 2018'e ertelendi.

14 Mart 2018 tarihli beşinci duruşmada mahkeme, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nin Berberoğlu hakkında verdiği kararın dava dosyasına eklenmesine ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin Dündar ve Gül hakkında verdiği bozma kararının beklenmesine karar verdi.

Davanın 9 Mayıs 2018 tarihine görülen altıncı duruşmasında Berberoğlu’nun avukatları mahkemeye sundukları tanık listesinde yer alan kişilerin hazır olduklarını, bir sonraki celsede dinlenilmesini talep etti. Talebi kabul eden mahkeme, davayı 18 Temmuz 2018 tarihine erteledi. 18 Temmuz 2018 tarihli duruşmada, Berberoğlu’nun avukatları milletvekili seçilen müvekkilleri yönünden davanın durmasını talep etti. Talebi sonraki duruşmada değerlendirmeyi kararlaştıran heyet, Dündar ve Gül’ün avukatlarına esas hakkındaki savunmaları için süre vererek davayı 10 Ekim 2018'e erteledi.

Davanın 6 Şubat 2019 günü görülen duruşmasında mahkeme, davayı 15 Mayıs 2019'a ertelerken, Dündar’ın dosyasının ayrılarak yeni bir esasa kaydedilmesine karar verdi.

Yargıtay'ın bozma ilamı ve yeniden yargılama 

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 9 Mart 2018 tarihinde Dündar ve Gül'e 2016 yılında verilen hapis cezalarını bozdu. Yargıtay, Dündar hakkında "Gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla temin etmek" suçundan hüküm kurulması gerektiğine karar verdi.

Yargıtay'ın bozma ilamının ardından İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi hazırladığı tensip tutanağında, Dündar’ın “kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt dışında bulunduğu” gerekçesiyle hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına ve Türkiye'ye iadesinin istenmesine karar verdi.

Yargıtayın bozma ilamının ardından yeniden görülen davanın 7 Mayıs 2018 günü kamuya kapalı olarak görülen ilk duruşmasında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Yargıtay’ın bozma kararına uydu. Mahkeme, Gül hakkındaki dosyanın ayrılmasına ve Dündar hakkında Türkiye’ye iadesine ilişkin yapılmış olan başvurunun sonucunun beklenmesine karar verdi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Dündar hakkındaki "Casusluk" dosyasını, aynı mahkemede yargılandığı diğer dosyalarla aralarındaki hukukî ve fiilî irtibat nedeniyle birleştirdi.

Mal varlığına el konulma süreci

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Dündar’ın yargılandığı davanın 18 Şubat 2021 tarihinde görülmesi planlanan dokuzuncu duruşmasını öne alarak 17 Eylül 2020 tarihinde gerçekleştirdi. Kapalı olarak yapılan duruşmada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Almanya’dan iadesi istenen Dündar hakkında “kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yabancı ülkede bulunduğunun anlaşıldığı” gerekçesiyle CMK 247/1. maddesi uyarınca “kaçak” şartlarının oluştuğuna hükmedildi.

Mahkeme gazete ilanı yoluyla Dündar’a çağrıda bulunulmasına, ilanın yayınlanmasından sonra 15 gün içinde mahkemeye gitmemesi durumunda ise “kaçak” sayılarak tüm malvarlığına ve banka hesaplarına el konulmasına karar verdi.

Cumhuriyet gazetesi davası

Dündar, Cumhuriyet gazetesinin yönetici ve yazarlarının yargılandığı davanın iddianamesinde 19 şüpheli arasında yer aldı. İddianamede Dündar’a "örgüte üye olmamakla birlikte yardım etmek" suçlaması yöneltildi. Dündar için 30 Ekim 2016 tarihinde yakalama kararı çıkarıldı.

İlk duruşması Temmuz 2017’de görülen Cumhuriyet davasının 25 Nisan 2018 tarihli karar duruşmasında mahkeme, haklarında yakalama kararı bulunan Can Dündar ve İlhan Tanır’ın dosyalarının ayrılmasına karar verdi.

Cumhuriyet gazeteci ve yöneticileri hakkında hazırlanan iddianamenin tam metnine bu bağlantıdan erişilebilir. 

Özgür Gündem "Nöbetçi GYY" davası

Dündar hakkında, Özgür Gündem gazetesine destek amacıyla 2016 yılında düzenlenen Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katılması nedeniyle de dava açıldı. Dündar hakkında "Terör örgütlerinin açıklamalarını basmak ya da yayınlamak" suçlamasıyla 3 yıla kadar hapis cezası istenen dava kapsamında 22 Aralık 2016 tarihinde yakalama kararı çıkarıldı. İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen davanın bir sonraki duruşması 24 Aralık 2020 tarihinde görülecek.

Gezi davası

2013 yılındaki Gezi protestolarına ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda, aralarında Can Dündar'ın da bulunduğu 16 kişi hakkında iddianame hazırlandı. 20 Şubat 2019 tarihinde İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede şüphelilerin Gezi olaylarını "2011 yılından itibaren yönlendirmeye ve başlatmaya çalıştıkları," protestoların bu isimler tarafından “finanse edildiği” ve bu isimlerin organizasyonun “tepe yönetiminde” oldukları iddia edildi. 657 sayfalık iddianamede, tüm şüphelilerin "Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi.

İddianameyi 4 Mart 2019 günü kabul eden İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi ilk duruşmanın 24 Haziran 2019 tarihinde görülmesine karar verdi.

Gezi davasının 18 Şubat 2020 tarihinde görülen altıncı duruşmasında mahkeme, yurtdışında oldukları için savunmaları alınamayan sanıklar Can Dündar, Memet Ali Alabora, Pınar Alabora, İnanç Ekmekçi, Hanzade Germiyanoğlu, Handan Meltem Arıkan ve Gökçe Yılmaz’ın dosyalarının ayrılmasına ve haklarındaki yargılamanın başka bir esas numarası üzerinden devam etmesine karar verdi. Yurtdışındaki sanıklar hakkındaki yakalama kararını mevcut dosya üzerinden kaldıran mahkeme, açılan yeni dosya numarası üzerinden savunmalarının alınması için her biri için ayrı ayrı yakalama kararı çıkardı.

Dosyası ayrılan 7 kişinin duruşması 15 Eylül 2020 tarihinde İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanık avukatlarının istinabe ve derhal beraat taleplerini reddeden mahkeme, davayı 14 Ocak 2021 tarihine erteledi.

Yukarı