Cumhuriyet gazetesi muhabiri Avşar’ın davasında verilen düşme kararına itiraz eden şikayetçi savcıların avukatı, “Bunlara fazla yüz vermemek gerekir” dedi

CANSU PİŞKİN, İSTANBUL

Cumhuriyet gazetesi muhabiri Seyhan Avşar, 17 Mart 2019 tarihinde “Tamince’nin de aralarında olduğu kritik dosyalara bakan iki savcı rüşvet iddiasıyla açığa alındı. FETÖ BORSASI MI?” ve 22 Mart 2019 tarihinde “Savcılar ile şüpheliler arasındaki pazarlığı emlakçı, polis ve avukatların yaptığı iddia edildi. FETÖ borsasındaki rüşvet çarkı” başlıklı iki haber hazırlamıştı. Gazetede yayımlanan her iki haberde de savcıların rüşvet karşılığında takipsizlik kararı verdikleri yönündeki iddialara yer verilmişti.

Avşar hakkında, haberde adı geçen Cumhuriyet Savcıları Lütfi Karabacak ve İsmet Bozkurt’un şikâyetiyle “Kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması 16 Ocak 2020 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

P24’ün takip ettiği duruşma yarım saat gecikmeli olarak 12:16’da başladı. Avşar’ın katılmadığı duruşmada avukatı Buket Yazıcı ile müşteki Cumhuriyet Savcıları Lütfi Karabacak ve İsmet Bozkurt’un avukatı Aydın Meydan hazır bulundu.

Üç ayrı iddianame

Duruşmada söz alan Avşar’ın avukatı Yazıcı, dava ile ilgili “gizliliği ihlâl” suçlamasıyla bir, “kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla iki olmak üzere toplam üç ayrı iddianame olduğunu söyledi. Mahkeme hâkimi Nursel Bedir, “Üç iddianameyle nasıl tek dosya açılıyor?” diye sordu. Müşteki Cumhuriyet savcılarının avukatı Meydan ise, “Oluyor böyle şeyler hakime hanım” dedi.

Hâkim, “Hayatın olağan akışına aykırı. Bir iddianamede üç suçlama olur ama bir suçlama ile üç ayrı iddianame olmaz” dedi. Hâkim daha sonra diğer iddianameleri görmek için UYAP sistemine girdi ancak “gizliliği ihlâl” suçlamasıyla hazırlanan iddianameyi göremediğini söyledi. Bunun üzerine söz alan Yazıcı, “Bizim UYAP’ımızda görünüyor” diyerek diğer iddianameleri de mahkemeye sundu.

“Dava reddedilmelidir”

Hâkim aynı eylemle ilgili iki tane iddianame düzenlendiğini ancak açılan başka dava olmadığını söyledi. Müştekilerin avukatı Meydan, şikâyetçi olduklarını belirterek davaya katılma talebinde bulundu. Mahkeme, müşteki tarafın müdahale talebinin kabulüne karar verdi.

Avukat Yazıcı, davanın Basın Kanunu’nda hüküm altına alınan hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını ve bu sebeple esasa girilmeden müvekkilinin beraatine karar verilmesini talep etti. Yazıcı, “Müvekkil hakkında aynı suçtan üç farklı iddianame düzenlenmiştir. Üçü de müvekkil tarafından verilen 8 Mayıs tarihli ifadeye yanıt olarak aynı savcı tarafından düzenlenmiştir. İlgili husus CMK’ya aykırıdır. Suç unsuru değişecekse öncelikle müvekkilin ifadesine başvurulması gerekir. Fakat iki iddianame de müvekkile tebliğ edilmemiştir ve haber verilmemiştir. Bu anlamda dava reddedilmelidir” dedi.

“Bunlara fazla yüz vermemek gerekir”

Müştekilerin avukatı Meydan ise, “Biz burada Basın Kanunu’yla ilgili dava görmüyoruz. Suçlama CMK’da vardır. Bu suçla ilgili de CMK’daki öngörülen zaman aşımı dolmamıştır. Sanığın hazır olması ve öncelikle onu dinlememiz gerekir. Savcı ifade aldıktan sonra suç vasfını istediği şekilde şekillendirip iddianameye koyabilir” diyerek sanık müdafiinin bu konudaki beyanlarına katılmadığını ifade etti.

Duruşma sonunda kararını açıklayan mahkeme, Basın Kanunu’nun 26. Maddesindeki 4 aylık hak düşürücü sürenin aşıldığı anlaşıldığından davanın düşürülmesine karar verdi.

Müşteki vekili Meydan karara itiraz ederek, “Hakime Hanım, Basın Kanunu yok. Biz internette çıkan habere ilişkin yaptık şikâyetimizi. Sanığı bile dinlemedik burada. Bunlara fazla yüz vermemek gerekir” ifadelerini kullandı.

Hâkime Bedir ise, “Kararımı geri alamam, istinaf yolu açık” dedi.

Duruşma saat 12:36’da sona erdi.

Pineapple
Bu web sitesi Avrupa Birliği'nin desteğiyle hazırlanmıştır. Yayın içeriğinden tümüyle P24 sorumludur. Bu içeriğin Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtması beklenmemelidir.