Osman Kavala, Mücella Yapıcı ve Yiğit Aksakoğlu’nun ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edilen mütalaada, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi’ye ise 20 yıla kadar hapis cezası verilmesi istendi

Aralarında tutuklu iş insanı Osman Kavala’nın da bulunduğu 16 kişinin “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla yargılandığı Gezi davasında mütalaa hazırlandı.

Savcılık, 6 Şubat 2020 tarihli mütalaasında tutuklu sanık Osman Kavala ile tutuksuz sanıklardan Yiğit Aksakoğlu ve Mücella Yapıcı’nın Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 312’deki “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmalarına karar verilmesini talep etti. Savcı ayrıca “Dosyanın gelmiş olduğu aşama, mevcut delil durumu ve suçun sübutu halinde alması muhtemel ceza karşısında kaçma şüphesinin mevcudiyeti de dikkate alınarak” Kavala’nın hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesini istedi.

Mütalaada, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi’nin “eylemleri dikkate alındığında müsnet suçların asli faili konumunda bulunan diğer sanıklara suçun işlenmesinden önce veya suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak müsnet suçların icrasını kolaylaştırdıkları,” üzerlerine atılı suçu “yardım eden sıfatıyla işledikleri” iddiasıyla 15 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Savcılık, haklarında yakalama kararı bulunan “olayların organizatörleri oldukları anlaşılan” sanıklar Memet Ali Alabora, Pınar Alabora, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu ve İnanç Ekmekçi’nin ise dosyalarının ayrılarak haklarındaki yakalama kararının infazının beklenilmesine karar verilmesini talep etti.

Yargılamayı yürüten İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen mütalaada, davada sanık sıfatıyla yargılanan kişiler arasındaki telefon görüşmeleri, Gezi eylemleri sırasında ve öncesinde gerçekleşen bazı toplantılar suçlamalara dayanak olarak gösterildi.

Gezi eylemlerinin “kalkışma” olarak nitelendiği mütalaada, “gösterilerin … ilk gününden itibaren meydanlarda ve sosyal medyada en önde yer alan ve organize bir şekilde hareket eden, ayrıca uluslararası aktörlerden destek alan şahıslarca bilinçli bir şekilde yönlendirildiği ve yönetildiğinin tespit edildiği,” bu durumun “Gezi kalkışmasının planlı bir senaryonun ürünü olduğunu açıkça ortaya koyduğu” iddia edildi. Mütalaada şu ifadelere yer verildi: “Gezi Kalkışmasının … görünürde demokratik hak ve masum protesto gösterileri şeklinde lanse edilmesine rağmen, asıl amacın yurt genelinde şiddet eylemlerinin çeşitli terör örgütleri vasıtasıyla tüm yurda yayılarak kaos ve kargaşa ortamı meydana getirilmesi ve bu şekilde, halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı bir isyana tahrik, halk ayaklanması çıkartılmasının amaçlandığı anlaşılmıştır.”

Gezi davasının bir sonraki duruşması 18 Şubat’ta görülecek.

Mütalaanın tam metnine bu bağlantıdan erişilebilir.

Pineapple
Bu web sitesi Avrupa Birliği'nin desteğiyle hazırlanmıştır. Yayın içeriğinden tümüyle P24 sorumludur. Bu içeriğin Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtması beklenmemelidir.