“Zincirleme örgüt propagandası” suçlamasıyla 13 yıla kadar hapsi istenen Mustafa Kara, Gökhan Çetin ve İsmail Gökhan Bayram savunma yaptı

Eylül 2016’da Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Hayatın Sesi televizyonunun yöneticileri Mustafa Kara, Gökhan Çetin ve İsmail Gökhan Bayram’ın “zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılanmakta olduğu davanın dördüncü duruşması, 24 Nisan Salı günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görülen duruşmayı P24’ün yanı sıra Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve DİSK Basın-İş temsilcileri ile çeşitli sendikalardan temsilciler mahkeme salonunda takip etti.

Duruşmada Hayatın Sesi televizyonunun sahipleri Mustafa Kara ve İsmail Gökhan Bayram ile Genel ve Sorumlu Müdürü Gökhan Çetin savunmalarını yaptı. Savunmaların ardından avukatların ek süre talebini dikkate alan mahkeme heyeti, davayı 19 Eylül 2018 tarihine erteledi.

Kanalın 2015 ve 2016 yıllarında yayımladığı toplam beş haber gerekçe gösterilerek, aynı anda hem IŞİD, hem TAK, hem de PKK propagandası yaptığı iddiasıyla açılan davanın bir önceki duruşmasında esas hakkında mütalaasını sunan savcı, Kara, Bayram ve Çetin için “iştirak halinde zincirleme olarak terör propagandası yapmak” suçundan ayrı ayrı 13 yıla kadar hapis cezası talep etmişti.

Duruşmada savunmasını yapan Kara, televizyonun yönetim kurulu başkanı olarak kendisinin yayınlardan sorumlu tutulamayacağının altını çizerek, “Bu yayınların başında değilim. Yasaların vermediği sorumluluğu taşımam neden bekleniyor” diye sordu. Kara, beraatini talep etti.

Ardından söz alan Çetin, kanalın kapatıldığı güne dek şiddete ve teröre karşı olduğunun altını çizerek, iddianamede geçen olaylarla ilgili, şiddeti ve terörü öven herhangi bir yayın yapmadıklarını belirtti. “Halkın haber alma hakkını savunduk. Bu çerçevede yayın çizgisi güttük. Bunun yargılamaya sebep olacak bir şey olduğunu düşünmüyorum” diyen Çetin, suçlamaları reddetti.

Bayram da savunmasında şunları söyledi: “İddianameye konu yayınlar sıcak ve kamuyu ilgilendiren yayınlar. Bu yayınlarda yetkilileri eleştirmek kamu yayıncılığının görevi. İddianamede farklı farklı terör örgütlerinin propagandasını yaptığımız iddiası mantıklı değil. … Yayınlarımız düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamındadır. … Televizyonun ortaklarından biri olarak tüm yayınları takip etmem zaten mümkün ve gerçekçi değil. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi 2009’da bunun sahiplerin sorumluluğu olmadığını belirterek yasak eylemlerin basın yayın yoluyla işlenmesi halinde basın yayın organlarının sahiplerinin salt bu nitelikleri nedeniyle cezalandırılmasını Anayasaya aykırı bulmuştur. İddianamede Yönetim Kurulu Üyesi olmam dışında başka veri yok. Dava dosyasında ise Hayatın Sesi’nin ortağı olmam dışında bir bilgi ya da kanıt yok.” Suçlamaları reddeden Bayram, beraatini talep etti.

Sanıkların ardından söz alan avukat Devrim Avcı da bu tür davalarda, ifade özgürlüğünün kullanılmasının cezalandırıldığını belirterek, Hayatın Sesi TV ile ilgili dosyada bunun alenen ortaya çıktığını söyledi. Cezanın kişisel olduğunu, yayınlardan kaynaklanan sorumluluğun sorumlu müdür ve programın yönetmenine ait olduğunu belirten Avcı, bu davadaki uygulamanın kanuna aykırı olduğunu sözlerine ekledi.

Savunmaların ardından mahkeme, avukatların ek süre talebini dikkate alarak, davayı 19 Eylül 2018 tarihine erteledi.