Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

İshak Yasul

İshak Yasul

Kapatılan Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürü olan İshak Yasul hakkında, 22 Ekim-2 Kasım 2016 tarihleri arasında gazetede yayımlanan haber ve yazılar nedeniyle soruşturma başlatıldı.

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada Yasul’a, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesi ile düzenlenen “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılamak” ve “Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılamak” suçlamaları yöneltildi. Adalet Bakanlığı’nın, 12 Aralık 2016 tarihinde TCK 301. maddeden soruşturma izni vermesinin ardından, Yasul ile birlikte Genel Yayın Yönetmeni Ersin Çaksu ve Dicle Haber Ajansı muhabirleri de soruşturmaya dahil edildi.

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu, Yasul ve diğer beş gazeteci hakkındaki iddianameyi, 12 Nisan 2017 tarihinde tamamladı. İddianamede, Özgürlükçü Demokrasi gazetesinde 22 Ekim-2 Kasım 2016 arasında çıkan haber ve yazılarda “aşağılama kastı ile hareket edildiği” öne sürüldü. Savcı, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü olan Yasul’un TCK 301. maddeden cezalandırılmasını istedi. İddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

 

21 Eylül 2017 tarihinde görülen ilk duruşmada savunmasını yapan Yasul, “Bahsedilen haberler editörlerimiz tarafından çeşitli ajanslardan alınarak haberleştirilmiştir. Editoryal bağımsızlık ilkesi gereği bu haberlere müdahale etmeyi etik bulmuyorum. Kaldı ki yapılan haberlerde suç unsuru ya da suç teşkil eden herhangi bir durum yoktur” dedi.

 

TCK 301’den 5 ay hapis cezası

 

28 Kasım 2019 tarihli 10. duruşmada kararını açıklayan mahkeme, “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılamak” suçundan Yasul’u 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Cezayı 5 aya indiren mahkeme, hükmün açıklanması geri bıraktı. Yasul ile birlikte yargılanan gazeteciler Kenan Kırkaya, Selman Keleş ve Özgür Paksoy hakkında da aynı suçlama ile aynı ceza verildi. Haklarında yakalama kararı bulunan Ersin Çaksu ve Aziz Oruç’un dosyaları ise ayrıldı.

 

“Örgüt yayınlarını basmak” suçlamasıyla 10 ay hapis cezası

 

Özgürlükçü Demokrasi gazetesinde 14 Aralık 2017 günü yayımlanan “Efrin darbeyi tetikler” başlıklı haberin ardından Yasul ve Genel Yayın Yönetmeni Yılmaz Yıldız hakkında bu kez de “terör örgütlerinin yayınlarını basmak” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. 

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, Yasul ve Yıldız ifade vermek üzere savcılığa çağırıldı. Yasul savcılık ifadesinde, haberin sahibinin belli olduğunu, bu nedenle kendisinin ceza sorumluluğunun olmadığını söyledi. Savcılık, soruşturmaya konu haberin sahibi Fırat Benli hakkında da soruşturma başlattı. Benli hakkındaki soruşturma, takipsizlik kararı ile kapatıldı. Eser sahibi hakkında takipsizlik kararı veren savcılık, Yasul ve Yıldız hakkında ise iddianame düzenledi. 25 Ocak 2018 tarihinde tamamlanan iki sayfalık iddianamede, Yasul ve Yıldız’ın “terör örgütlerinin yayınlarını basmak ve yayınlamak” suçundan cezalandırılması istendi. İddianame İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

 

Davanın ilk duruşması 28 Şubat 2018 tarihinde görüldü. Duruşmada hazır bulunan Yasul savunmasında, davaya konu haberi kendisinin hazırlamadığını ve haberin suç içermediğini söyledi.

 

Davanın 15 Ekim 2020 tarihli 10. duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Yasul’un atılı suçtan cezalandırılmasını, Yılmaz Yıldız hakkındaki dosyanın ise ayrılmasını talep etti.

 

Kararını açıklayan mahkeme, Yasul’a “terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak” suçundan 10 ay hapis cezası verdi. Yıldız hakkındaki dosyanın ayrılmasına karar verildi.

 

“Özgürlükçü Demokrasi davası”

 

Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin İstanbul Beyoğlu’nda bulunan binasına 28 Mart 2018 tarihinde polis ekiplerince baskın düzenlendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan soruşturma kapsamında 21 gazete ve matbaa çalışanı hakkında gözaltı kararı verildi. Yapılan operasyonla 7 kişi gözaltına alındı. Yasul ise 30 Mart 2018 tarihinde ifade vermek için gittiği İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alındı. Dosyaya getirilen kısıtlılık kararı nedeniyle avukatlar, müvekkillerine yöneltilen suçlamaları gözaltı işlemleri devam ederken öğrenemedi.  

 

Sekiz günlük gözaltı süresinin ardından 6 Nisan 2018’de İstanbul Adliyesi’ne götürülen Yasul, savcılık ifadesinden sonra tutuklama istemiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edildi. Sorgusu tamamlanan Yasul, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi.

 

Yasul’un da aralarında bulunduğu 14 gazete çalışanı hakkındaki iddianame 22 Mayıs 2018’de tamamlandı. 67 sayfalık iddianamenin 52 sayfalık bölümünde Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 20 Ocak-27 Mart 2018 tarihleri arasından yayımlanan sayılarındaki haberlerin başlıkları ve kısa içeriklerine yer verildi. İddianameyi hazırlayan savcı, Türkiye’nin 21 Ocak 2018’de Suriye’nin kuzeyindeki Afrin’e yönelik başlattığı askeri operasyonlarla ilgili haberlerde, “askerî harekâtın işgal olarak nitelendirildiğini” belirtti. Haberlerin “örgüt lehine, devlet aleyhine yalan haberler olduğunu” iddia eden savcı, “terör örgütü propagandası yapıldığını” öne sürdü.

 

İddianamede, Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin, “örgütün bölücü ve şiddet içerikli ideolojisinin, korkutucu gücünün yayılması, örgütün meşru ve haklı gösterilmesi amacıyla sözde haber ve açıklamalar yayınladığı” iddia edildi. Sorumlu yazı işleri müdürü olan Yasul’un “sözde haberlerin dizaynı ve hazırlanması noktasında sorumlu olduğu” iddia edilerek “silahlı terör örgütü üyesi olmak”, “terör örgütü propagandası yapmak” ve “zincirleme şekilde terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak” suçlamalarından cezalandırılması istendi. İddianame, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

 

Davanın ilk duruşması 12 Eylül 2018’de görüldü. İlk duruşmada savunmasını yapan Yasul, üzerine atılı suçlamayı reddetti. Hakkındaki suçlamalara ilişkin somut bir delil olmadığını söyleyen Yasul şöyle konuştu: “Gazeteler yayınlandığı gün bir baskısı basın savcılığına gidiyor ve savcılık tarafından kontrol ediliyor. Bir suç olduğunu bilsem kendim, gözaltına alınmadan iki gün önce adliyeye gelip ifade vermezdim. Bu gazete birçok kesime hitap ediyor. Bir olay varsa gazeteci tüm tarafların görüşlerini yansıtmak zorundadır. İddianame, talimatla haberler yapıldığını söylüyor. Soyut iddialar üzerinden suçlama yapmış, adeta hakaret edilmiş.”

 

10 Nisan 2019 tarihli duruşmada mütalaasını sunan savcı, Yasul’un “zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmak” ve “terör örgütlerinin açıklamalarını basmak veya yayınlamak” suçlarından cezalandırılmasını talep etti. Yasul, bu duruşmada, tutuksuz yargılanmak üzere adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi.

 

28 Haziran 2019 tarihli karar duruşmasında mahkeme, Yasul’a, “silahlı terör örgütü içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün, “zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmak” suçundan ise 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verdi. “Suçu ve suçluyu övme,” “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak” suçlamalarından hakkında beraat kararı verilen Yasul’un yurtdışına çıkışı yasaklandı.

 

Dosyanın istinaf incelemesi sürüyor.

Yukarı