Tanınmış gazeteci ve eski milletvekili Nazlı Ilıcak 25 Temmuz 2016 tarihinde “FETÖ/PDY’nin medya ayağına” yönelik soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen 42 gazeteciden biriydi. Ilıcak 26 Temmuz’da Bodrum’da gözaltına alındı.

Pek çok gazete ve televizyonda çalışan 74 yaşındaki Ilıcak, tutuklanmasından önceki dönemde Özgür Düşünce gazetesinde köşe yazarlığı ve Can Erzincan TV’de program sunuculuğu yapmaktaydı. Hem Özgür Düşünce hem de Can Erzincan TV Olağanüstü Hâl kapsamında çıkarılan bir kararnameyle 27 Temmuz tarihinde kapatıldı.

30 Temmuz 2016 günü Ilıcak ve 16 diğer gazeteci “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla tutuklandı.

14 Nisan 2017’de Anadolu Ajansı, Ilıcak’la aralarında gazeteci yazar Ahmet Altan, ekonomist ve köşe yazarı Mehmet Altan ve Zaman gazetesi eski genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın da bulunduğu 16 diğer kişi hakkında hazırlanan iddianamenin İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildiğini duyurdu. İddianamede, Ilıcak ve Altan kardeşlerin 14 Temmuz gecesi katıldıkları bir programdaki sözleri gerekçe gösterilerek 15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri ve darbe girişimine zemin hazırlayan söylem ve propagandalarda bulundukları ön sürülüyor. Üç isim hakkında “Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme,” “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” ve “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçlarından 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor. Üç yazarın ayrıca “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçundan ayrıca 7 buçuk yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları isteniyor.

Ilıcak ve davanın diğer sanıklarının ilk duruşması 19-23 Haziran tarihinde İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Ilıcak davanın tutuklu diğer beş sanığıyla birlikte duruşmada savunmasını yaptı, hakkındaki suçlamaları reddederek tahliyesini istedi. Beş günlük duruşmanın sonunda mahkeme Ilıcak da dahil tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar verdi. Kararda “mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren deliller bulunması ve adlî kontrol hükümlerinin yetersiz kalması” gerekçe gösterildi.

Davanın 19 Eylül’de görülen ikinci duruşmasında Ilıcak tüm suçlamaları bir kez daha reddetti, savcılığın suçlamalar için delil ortaya koymadığını söyledi.

13 Kasım’da görülen üçüncü duruşmada Ilıcak ilerleyen yaşına binaen de tahliye edilmesi talebinde bulundu. Ancak bu duruşmadan da tahliye kararı çıkmadı.

Davanın dördüncü duruşması İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 11 Aralık 2017 tarihinde görüldü. Duruşmada esas hakkında mütalaasını açıklayan savcı Ilıcak ve tutuklu yargılanan diğer beş sanık için Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Anayasal düzeni devirmeye çalışmak” suçunu düzenleyen 309/1. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet istedi.

Davanın karar duruşması ise 12-16 Şubat tarihlerinde görüldü. İlk oturumu 12 Şubat’ta Çağlayan’da yapılan duruşmanın sonraki oturumları mahkeme başkanının kararıyla Silivri’de görüldü.

Son savunmaların yapıldığı duruşmada Ilıcak hakkındaki suçlamaları son kez reddetti. Ilıcak’ın savunmasının tam metnine buradan ulaşılabilir.

Beş günlük duruşmanın sonunda karar açıklayan mahkeme heyeti, Ilıcak ve aralarında Ahmet ve Mehmet Altan’ın da bulunduğu diğer beş tutuklu sanığı “Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbete çarptırdı.

İstinaf başvurusu 

Kararın temyize götürülmesinin ardından, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 27 Haziran 2018 tarihli tensip zaptıyla Mehmet Altan’ın tahliye edilmesine karar verirken, Altan’la birlikte müebbet hapis cezasına çarptırılan Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan, Fevzi Yazıcı, Şükrü Tuğrul Özşengül ve Yakup Şimşek’in ise tutukluluk hâllerinin devamına karar verdi.

Davanın istinaftaki ilk duruşması 21 Eylül 2018 tarihinde görüldü.

Nazlı Ilıcak istinaf duruşmasında yeniden hâkim karşısına çıkarak savunma yaptı.

Savunmalarının ardından esas hakkında mütalaasını açıklayan savcı, ilk yargılamadaki suçlamada ısrar ederek sanıkların TCK 309/1 maddesi uyarınca “Anayasal düzeni devirmeye çalışmak” suçundan ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılmalarını talep etti. “Sanıkların medyanın çeşitli vasıtalarıyla dile getirdikleri her türlü açıklama ve görüşlerin” kişilerin can ve mal varlıklarına yönelik “tehdit ve şantaj niteliğinde olduğunun kabulü gerekir” diyen savcı, sanıkların tutukluluk hâllerinin de devamını talep etti.

Ilıcak ve diğer tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına hükmeden mahkeme, esas hakkında savunmaların hazırlanması için davayı 2 Ekim 2018 tarihine erteledi.

İstinaf yargılamasının 2 Ekim günü görülen ikinci duruşmasında sanıklar bu kez esas hakkındaki mütalaaya karşı nihai savunmalarını yaptılar.

Ilıcak’ın savunmasının tam metnine bu bağlantıdan ulaşılabilir.

Savunmaların ardından hükmünü açıklayan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, sanık avukatlarının istinaf başvurularını esastan reddetti. Mahkeme, Ilıcak dâhil beş tutuklu sanığın da tutukluluklarının devamına hükmetti.

Sanık avukatları kararı Yargıtay’a taşıyacaklarını belirttiler.

Yargıtay başvurusu

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, davaya ilişkin 8 Ocak 2019 tarihinde Yargıtay 16. Ceza Dairesi’ne gönderdiği tebliğnamede, aralarında Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da bulunduğu altı kişi hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının bozulmasını istedi.

Tebliğnamede, Ilıcak ve Altan kardeşlerin “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan değil, “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan yargılanmaları gerektiği ifade edildi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tebliğnamesine bu bağlantıdan erişilebilir.

Anayasa Mahkemesi başvurusu

Anayasa Mahkemesi, internet sitesinde yer verdiği 26 Nisan 2019 tarihli bir duyuruda, Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu 9 gazetecinin bireysel başvurusunu 2 Mayıs 2019 tarihli Genel Kurul gündemine aldığını açıkladı.

AYM, 2-3 Mayıs 2019 tarihlerinde iki gün boyunca gerçekleşen Genel Kurul’da görüştüğü dokuz başvurudan aralarında Ilıcak’ın dosyasının da bulunduğu altısında “ihlâl yoktur” kararı verdi.

Nazlı Ilıcak’ın başvurusunu 3 Mayıs’ta öğleden sonraki oturumda görüşen mahkeme, başvuruyu oybirliğiyle reddetti.

Anayasa Mahkemesi, Mayıs ayı başında verdiği ret kararlarının gerekçesini 26 Haziran 2019 tarihinde internet sitesinde yayımladı. Resmî Gazete’nin 26 Haziran 2019 tarihli mükerrer sayısında yayımlanan gerekçeli kararında mahkeme, özetle şu değerlendirmeyi yaptı:

Gazeteci olan başvurucu, FETÖ/PDY’nin medyadaki yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak başvurucunun 15 Temmuz 2016 tarihinde darbe girişiminde bulunan FETÖ/PDY’nin yayın organlarında ve bu örgütün amaçları doğrultusunda yazılar yazdığı ve paylaşımlarda bulunduğu ifade edilmiştir.

Soruşturma mercilerinin; başvurucunun konumunu, söz konusu paylaşımların yapıldığı dönemi, paylaşımların içerik ve bağlamını dikkate alarak anılan ifadeleri FETÖ/PDY ile bağlantılı bir suç işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul etmesinin temelsiz ve keyfî olduğu ifade edilemez.

Anayasa Mahkemesi’nin Nazlı Ilıcak’ın bireysel başvurusuna ilişkin gerekçeli kararının tam metnine bu bağlantıdan erişilebilir.

“Casusluk” davası

Ocak 2018’de Ilıcak hakkında, “casusluk” suçlamasıyla yeni bir dava açıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanarak Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede, Ilıcak hakkında “Askerî İstihbarat ve Tahşiyeciler” başlıklı yazısına ilişkin olarak Türk Ceza Kanunu’nun 330/1. maddesi uyarınca “Devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama” suçundan müebbet hapis cezası istendi.

İddianameyi kabul eden Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi, “yetkisizlik” kararı vererek, dosyayı İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. Mahkeme kararında Bugün gazetesinin genel merkezinin İstanbul’da bulunduğu belirtilerek, suç yönünden yargılama görev ve yetkisinin İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu kaydedildi.

Davanın görülmesine 9 Nisan 2018 günü İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşmada savunmasını yapan Ilıcak, 2 Ocak 2015 tarihinde kapatılan Bugün gazetesinde yazdığı bir yazıda, Tahşiyeciler ile ilgili bilgilere yer verdiğini hatırlatarak, bu bilgilerin yazısından daha önce sosyal medyada bulunduğunu söyleyerek, söz konusu bilginin gizli kalması gereken bilgi olmayıp, devletin güvenliğini ilgilendirmeyen bir konu olduğunu savundu.

Konuyla ilgili askerî savcılığın kendisine sorular sorduğunu, kendisinin de bu soruları cevapladığını belirten Ilıcak, savunmasını şöyle sürdürdü: “Ben askerî savcılığa iki defa gazete köşemde yazmış olduğum bilgileri bu Twitter adresinden edindiğimi ancak bu Twitter hesabının kime ait olduğunu ya da bana ne amaçlı göndermiş olduğuna ilişkin bilgim olmadığını söyledim. Bana gönderilen belgede Tahşiyecilerin, El Kaide ile bağlantısı olduğu yazılıydı. El Kaide örgütünün ülke güvenliği için tehlikeli bir örgüt olması sebebiyle Tahşiyeciler ile ilgili bilgiyi köşemde yazdım. Bana gönderilen belgede bir kamu yararı olduğunu düşündüm.”

“Gazeteci olduğum için bu tür belgeler geliyordu. Bu belgeyi gönderen kişinin hangi amaçla gönderdiğini bilmiyorum” diyen Ilıcak, zaman aşımından dolayı davanın düşürülmesini talep etti.

Mahkeme heyeti, esas hakkındaki mütalaasını sunması için dava dosyasının savcılığa gönderilmesine karar vererek, duruşmayı 23 Mayıs tarihine erteledi.

Bu tarihte görülen duruşmada savcılık celse arasında mahkemeye ulaşan Milli Savunma Bakanlığı’nın müdahillik talebinin kabulünü ve Ilıcak’ın davaya konu yazısını görsel veya işitsel medyada açıklayıp açıklamadığı, sosyal medyada paylaşıp paylaşmadığının tespiti için soruşturmanın genişletilmesini istedi. Duruşmaya SEGBİS’le bağlanan Ilıcak ise yazısının sosyal medyada ya da başka medya organlarınca kullanılıp kullanılmamasının kendisini bağlamayacağını, savcının Basın Kanunu’na göre dava açma süresi geçmiş olduğu için soruşturmanın genişletilmesini istediğini söyledi. Ilıcak ve avukatları Basın Kanunu’na göre 4 ay olan dava açma süresinin geçtiğini, davaya konu haberin 2015 tarihli olduğunu hatırlatarak davanın düşürülmesini talep ettiler.

Duruşma sonunda mahkeme savcılığın soruşturmanın genişletilmesi talebini kabul ederek yazının yayımlanmasından önceki ve sonraki tarihlerde Ilıcak’ın yazı içeriğiyle ilgili yorum ve açıklama yapıp yapmadığının tespiti için RTÜK ve İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne yazı yazılmasına karar verdi. Mahkeme Milli Savunma Bakanlığı’nın katılma talebini de kabul etti ve davayı erteledi.

6 Eylül 2018 günü görülen üçüncü duruşmaya tutuklu bulunduğu Bakırköy Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanan Ilıcak, suçlama konusu belgeyi yayınlamadığını, ancak belge içeriğine dair açıklamalarda bulunduğunu ifade etti.

Ardından esas hakkında mütalaasını sunan savcı, Ilıcak’ın, “Gizli ibareli yazının imha edildiği ve imhaya rağmen sanığa ulaştığı, sanığın bunu paylaştığı, eylemin medya yoluyla işlendiği göz önünde bulundurularak Türk Ceza Kanunu’nun 330. maddesi gereğince cezalandırılmasını ve hükümle beraber tutuklanmasını” talep etti.

Savcının mütalaasının ardından söz alan Ilıcak, mütalaanın kendisine gönderilmesini isteyerek savunması için ek süre talebinde bulundu. Bunun üzerine mahkeme, davayı 9 Ekim 2018 tarihine erteledi.

Bu tarihte görülen duruşmaya Ilıcak, tutuklu bulunduğu Bakırköy Cezaevi’nden SEGBİS ile bağlanarak esas hakkında mütalaaya karşı savunmasını yaptı. Ilıcak, köşesinde sadece belgenin fotoğrafının kullanıldığını, belgeyi dağıtmadığını ifade etti. Söz konusu belgenin açık olan Twitter hesabından iletildiğini belirten Ilıcak, şayet belgeyi kötü niyetle başkalarıyla paylaşmak istese belgeyi retweet edeceğini sözlerine ekledi.

Ilıcak savunmasını yaparken araya giren mahkeme heyeti başkanı, davaya geçiçi heyet olarak baktıklarını ve dosyada bazı eksikliklerin olduğunu belirtti. Ilıcak, heyet başkanının, mütalaa verilmesine karşın dosyada eksiklerin olduğunu belirtmesi üzerine beraatini talep ederek savunmasını tamamladı.

Ilıcak’ın avukatı Kemal Ertuğ Derin ise, Basın Kanunu’ndaki dört aylık zaman aşımı nedeniyle davanın düşmesi gerektiğini ifade etti. Ilıcak’ın casusluk ile suçlanmasının “hayatın olağan akışına aykırı” olduğunu belirten avukat Derin, Ilıcak’ın beraatini talep etti.

Duruşma savcısı ise bir önceki celsede açıkladığı ve Ilıcak hakkında müebbet hapis cezası talebinde bulunduğu mütalaasını yineledi.

Duruşma sonunda ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı 22 Ocak 2019 tarihine erteledi.

Ilıcak, davanın 22 Ocak 2019 günü görülen duruşmasında 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Ilıcak duruşmaya Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS bağlantısıyla katıldı. Duruşma savcısının esas hakkındaki mütalaasını ve cezalandırma talebini tekrarlamasının ardından söz alan Ilıcak, savunması için dosyaya gelen yeni belgeleri inceleme süresi tanınmasını talep etti.

Duruşmanın sonunda hükmünü açıklayan mahkeme, Ilıcak’ı TCK 329/1 uyarınca “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı. Kararda paylaşımların “casusluk” amacı taşımadığına yer verildi.

“Cumhurbaşkanına hakaret” davası 

Ilıcak hakkında bir diğer dava da 23 Şubat 2016 tarihli bir Twitter mesajında “cumhurbaşkanına hakaret ettiği” iddiasıyla açıldı.

Bu davanın 26 Aralık 2018 günü görülen duruşmasına Ilıcak tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS ile katılırken Ilıcak’ın avukatı mahkemede hazır bulundu.

Duruşmada söz alan Ilıcak, hakkında “cumhurbaşkanına hakaret” suçundan daha önce herhangi bir dava açılmadığını anlattı. Suçlama konusu tweeti başkasına cevap olarak yazdığını belirten Ilıcak, Twitter’da en fazla 140 karakterle yazı yazıldığını, bu nedenle tüm düşüncelerini aktaramadığını ifade etti. Ilıcak beraatini talep ederek savunmasını tamamladı. Duruşma sonunda hükmünü açıklayan Anadolu 53. Asliye Ceza Mahkemesi, Ilıcak’ı “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla 1 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırdı.

Ilıcak halen İstanbul’da Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.

Ilıcak’ın cezaevi koşullarına ilişkin ankete verdiği yanıtlara bu bağlantıdan ulaşılabilir.

Pineapple
Bu web sitesi Avrupa Birliği'nin desteğiyle hazırlanmıştır. Yayın içeriğinden tümüyle P24 sorumludur. Bu içeriğin Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtması beklenmemelidir.