Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Oğuz Usluer

Oğuz Usluer

 

Habertürk TV eski haber koordinatörü Oğuz Usluer, bu görevinden önce Kanal D, Show TV, Kanaltürk ve Atv’de haber müdürlüğü ve koordinatörlük yaptı. Usluer, “FETÖ medya yapılanmasına” yönelik bir soruşturma kapsamında 11 Aralık 2016’da İstanbul’da gözaltına alındı. İki haftadan uzun bir süre gözaltında kalan Usluer, 28 Aralık 2016 tarihinde adliyeye çıkarıldı. Savcılık sorgusunun ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Usluer, aynı gün “silahlı örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklandı ve Silivri Cezaevine gönderildi.

 

Usluer hakkındaki iddianame 16 Ocak 2017 tarihinde tamamlandı. 196 sayfadan oluşan iddianamede, Usluer’le birlikte 27’si gazeteci 29 kişi hakkında Türk Ceza Kanunu (TCK) 314/2 maddesi uyarınca “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezası istendi. (Dosyası daha sonra ayrılan gazeteci Said Sefa hakkında bu maddeye ek olarak “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçunu düzenleyen 312. madde uyarınca da ceza istendi.)

 

İddianamenin Usluer’le ilgili yarım sayfalık bölümünde, anonim Twitter hesabı fuatavni tarafından paylaşılan iki tweete yer verilerek tweetlerin Usluer’in “örgütün kara propaganda hesabı olan fuatavni tarafından sahiplenildiğini” gösterdiği iddia edildi. İddianamede ayrıca Usluer’in Habertürk’te çalıştığı dönemde davada sanık olarak yargılanan diğer eski Habertürk çalışanlarıyla birlikte “örgüt amacı doğrultusunda algı operasyonları yaptığına” dair tanık beyanları olduğu hatırlatıldı ve Usluer’in şifreli haberleşme programı ByLock kullanıcısı olduğu belirtildi.

 

Usluer ve diğer 28 sanığın yargılanmasına 27 Mart 2017 tarihinde başlandı. Beş gün süren duruşmanın sonunda 31 Mart 2017 tarihinde savcı aralarında Usluer’in de bulunduğu 13 kişi hakkında tahliye talebinde bulundu. Ara karar için ara veren mahkeme heyeti, tahliyesi talep edilen 13 kişiye ek olarak sekiz sanığın daha tahliyesine karar verdi. Ancak tahliye kararının ardından hükümete yakın sosyal medya hesapları ve yayın organlarında tahliyeleri eleştiren haber ve yorumlar yapıldı. İlerleyen saatlerde savcı tahliyesini talep etmediği sekiz kişinin tahliye kararına itiraz etti. İtirazın kabulüyle bu kişiler cezaevinden çıkamadan tekrar tutuklandı.

 

Darbe suçlamaları ve ikinci iddianame

 

Savcı tarafından tahliyesi talep edilen ve aralarında Usluer’in de bulunduğu 13 gazeteci ise aynı gün gece saatlerinde başlatılan yeni bir soruşturmayla serbest bırakılmadan gözaltına alındı. Bu 13 kişiden gazeteci Ali Akkuş tutuksuz yargılanmak üzere daha sonra tahliye edildi. Usluer ve diğer 11 kişi ise iki haftalık gözaltı sürecinin ardından 14 Nisan 2017’de mahkemeye çıkarıldı ve “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamalarıyla yeniden tutuklanarak cezaevine gönderildi.

 

Bu süreçte toplam 21 sanık hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi hâkimleri ve duruşma savcısı da geçici olarak görevden uzaklaştırıldı.

 

Usluer’in “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla tutuksuz olarak yargılandığı davanın ikinci duruşması 27 Nisan 2017 tarihinde görüldü. Duruşmaya az sayıda gazeteci dışında izleyici alınmadı. Davanın üçüncü duruşması ise 6 Temmuz’da görüldü. Dava boyunca üçüncü kez değişen mahkeme heyeti duruşma sonunda savcının mütalaası doğrultusunda tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına hükmetti.

 

Usluer ve diğer 12 gazetecinin darbe suçlamalarıyla ikişer kez ağırlaştırılmış müebbetle yargılandıkları davanın ilk duruşması ise 16-17 Ağustos 2017 tarihlerinde görüldü. Duruşma sonunda kapatılan Aksiyon dergisi muhabiri Bünyamin Köseli ile kapatılan Bugün gazetesi muhabiri Cihan Acar adlî kontrol şartıyla tahliye edilirken Usluer ve diğer sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Mahkeme ayrıca bu davanın devam etmekte olan ve sanıkların “Silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı “FETÖ medya davasıyla” birleştirilmesine karar verdi.

 

İki davanın birleştirilmesinden sonraki ilk duruşma 24 Ekim 2017'de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme bu duruşma sonunda gazeteci Murat Aksoy ve kapatılan Meydan gazetesi yazarı Atilla Taş'ın tahliyesine karar verdi.

 

Davanın 3-4 Aralık 2017 tarihlerinde görülen duruşmasında tahliye kararı çıkmazken, bir sonraki duruşmanın 6 Şubat 2018'de görülmesine karar verildi. 6 Şubat günü görülen yedinci duruşmada esas hakkındaki mütalaasını veren savcı, Usluer ve diğer 12 sanık hakkındaki anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamalarının düşürülmesini talep ederken, Murat Aksoy, Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve Muhterem Tanık dışındaki tüm sanıkların “FETÖ/PDY örgütü üyeliği” suçlamasından cezalandırılmasını istedi. Savcı, Murat Aksoy, Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve Muhterem Tanık hakkında ise “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan ceza istedi. Avukatların savunma için ek süre talebini göz önüne alan mahkeme, davayı 22 Şubat tarihine erteledi.

 

Davanın 22-23 Şubat'ta görülen duruşmasında sanıkların bir kısmının savcının esas hakkındaki mütalaasına yönelik savunmaları dinlendi.

 

Davanın karar duruşması 7-8 Mart 2018’de görüldü. Bu duruşmada savunma yapan Usluer, hakkındaki ByLock raporlarında tutarsızlıklar bulunduğunu belirtti, mahkemeden ByLock kullanmadığının tespit edilmesini istedi. Bir dönemler Fethullah Gülen hareketine övgü dolu sözler söyleyenlerin herhangi bir soruşturmayla karşı karşıya olmadıklarına dikkat çeken Usluer, “Onların kandırılıp düştüğü yerde biz boğulduk, kelepçe o yalanın mağdurları olan bize takılıyor.

 

8 Mart tarihinde hükmünü açıklayan mahkeme heyeti, Usluer’i “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla 7 yıl 6 ay hapse mahkûm etti. Usluer, hakkında hazırlanan ikinci iddianamedeki “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek” suçlamalarından ise beraat etti.

 

İstinaf ve Yargıtay süreçleri

 

İstinaf başvurusu üzerine davayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, ağır ceza mahkemesinin kararında “usul ve esasa ilişkin bir aykırılık bulunmadığına” hükmederek 22 Ekim 2018 tarihinde Usluer hakkındaki mahkûmiyet kararını onadı.

 

Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesi ise 16 Mart 2020 tarihli kararında Usluer ve 16 diğer gazeteci hakkında verilen mahkûmiyet kararlarını onadı. Böylece Usluer hakkındaki 7,5 yıllık ceza kesinleşmiş oldu.

Yargıtay kararının tam metnine bu bağlantıdan erişilebilir.

Usluer halen hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.

Cezaevi koşullarına ilişkin anketimize Oğuz Usluer tarafından verilen yanıtlara bu bağlantıdan erişebilirsiniz.

Yukarı