Hükümetin AİHM’deki gazeteci davalarında savunması beklenirken Gökmen Ulu’nun tahliyesiyle cezaevindeki gazeteci sayısı 152 oldu

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) görülen gazeteci davalarında hükümetin savunması bekleniyor.

AİHM, hükümetin tutuklu gazeteci Şahin Alpay’ın başvurusunda ek süre talebini reddetti. Alpay’ın avukatlarına 6 Kasım günü gönderilen bilgilendirme yazısında hükümetin ikinci kez süre uzatımı talep ettiği, ancak bunun mahkemece reddedildiği bildirildi.

Benzer şekilde, 26 Ekim’de tahliye edilen Murat Aksoy ve Atilla Taş’ın dosyasına ilişkin olarak da hükümetin tekrar ek süre istediği ancak bu talebin AİHM tarafından reddedildiği belirtildi. Aksoy ve Taş için verilen süre 8 Kasım’da doldu.

Ahmet ve Mehmet Altan başvurularında ise hükümete verilen süre 8 Kasım’da doldu. AİHM, hükümetin ek süre talebini reddetti.

Cumhuriyet gazetecileri ve yöneticileri adına yapılan başvuruda da hükümete verilen süre 7 Kasım itibariyle doldu.

Hükümetin Altanlar ve Cumhuriyet davalarında sunduğu savunma 10 Kasım itibariyle Cumhuriyet gazetesinin ve Altanların avukatlarına iletildi.

Mahkeme Ahmet Şık ve Deniz Yücel davalarında ise hükümete ek süre verdi. AİHM, Ahmet Şık’ın başvurusuyla ilgili ise hükümete verdiği süreyi 15 Kasım’a kadar, Deniz Yücel için verilen sürenin ise 28 Kasım tarihine kadar uzatıldığını bildirdi.

Sözcü davasında Gökmen Ulu’ya tahliye

Sözcü gazetesinin sahibi Burak Akbay ve üç çalışanının yargılandığı davanın ilk duruşması 7-8 Kasım tarihinde İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme davanın tek tutuklu sanığı gazetenin İzmir muhabiri Gökmen Ulu’nun tahliyesine karar verdi.

P24 tarafından takip edilen duruşmada ilk gün savunma yapan Ulu, kendisini “Yurtsever bir gazeteci ve Mustafa Kemal’in takipçisi” olarak tanıttı. “FETÖ üyeliği” ile suçlanmasının ağır bir iftira olduğunu belirterek “Asıl sorun muhalif gazetecilik ise bununla yargılanmak daha doğru olurdu” dedi.

Ulu, darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz 2016 günü öğleden sonra Sözcü’nün internet sitesinde yayımlanan bir haberiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tatil yaptığı yeri bildirerek darbecilere yardım etmekle suçlanıyor.

Ulu , Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otelin haberini 15 Temmuz günü sabah saatlerinde yaptığını, haberin de herhangi bir darbe emaresinin bulunmadığı bir zamanda, saat 16:25’te, yayımlandığını belirtti. Ulu, “Zaten Erdoğan’ın orada tatil yaptığını tüm Marmaris biliyordu. Hattâ otelde kalan Türk turistler de Erdoğan’ın orada tatil yaptığını sosyal medyada paylaşmışlardı” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘herkesi meydanlara bekliyorum’ açıklamasını dünyaya duyuran ilk gazeteci bendim” dedi.

Siyasi liderlerin tatilleriyle ilgili ayrıntılarının hem Türkiye’de hem de dünyada haber niteliği taşıdığını anlatan Ulu, Türkiye’de sayısız liderlerin tatilleriyle ilgili haber yapıldığını, Erdoğan’ın da tatilleriyle ilgili pek çok haber çıktığını örneklerle anlattı.

Otelde bulunmasının sır olmadığını, Cumhurbaşkanlığı yetkililerinin de kendisinin orada bulunduğundan haberi olduğunu söyleyen Ulu, akşam saatlerinde darbe girişimi gerçekleşince Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkı darbecilere karşı durmak için meydanlara çağıran açıklamasını dünyaya duyuran ilk gazeteci olduğunu belirtti.

Gökmen Ulu, o gece bazı televizyonların ‘Cumhurbaşkanı İstanbul Atatürk Havalimanı’na geliyor’ alt yazıları geçtiğine de dikkat çekerek, “Şimdi o basın mensuplarının da darbecilere yardım ettiğini mi söylemeliyiz” diye sordu.

Bazı darbe davalarının iddianamelerinde ve Meclis Darbe Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı raporda darbecilerin günler önce Erdoğan’ın kaldığı yerle ilgili keşif yaptıkları ve fotoğrafladıklarının belirtildiğine dikkat çeken Ulu, “Darbecilerin, Erdoğan’ın yerini gazetecilerden öğrenmedikleri kanıtlandı. Hakikat ortaya çıktı” diye konuştu.

Duruşmada savunma yapan Sözcü gazetesi internet sorumlu editörü Mediha Olgun ise “Nasıl FETÖ’ye yardım ile suçlanıyorum? Anlamadım” diye konuştu.

Ulu’nun davaya konu olan haberinin hazırlanmasında ve yayımlanmasında hiçbir rolünün olmadığını söyleyen Olgun, hangi haberin girip hangisinin girmeyeceği konusunda kendisinin yetkili olmadığını söyledi.

Davada yine tutuksuz olarak yargılanan muhasebe çalışanı Yonca Yücekaleli ise hakkındaki suçlamayı reddetti, suçlamanın delili olmadığını belirtti.

Duruşmanın ilk gününde son olarak gazetenin sahibi Burak Akbay’ın mahkemeye gönderdiği 4 sayfalık yazılı savunması okundu. Yurtdışında bulunan Akbay, savunmasında hakkındaki suçlamaların gazeteci Fehmi Koru ve Hüseyin Gülerce’nin beyanları üzerine kurulduğunu, hakkındaki suçlamaların bir kumpas olduğunu söyledi.

Akbay, Koru ve Gülerce’nin kendilerinin “FETÖ izlerini silmek ve hükümete yaranmak” için bu kumpasa dahil olduğunu, davada “Atatürkçü bir gazetenin” ve kendisinin hedef alındığını savundu.

Duruşmanın ikinci gününde ise tanıklar Hüseyin Gülerce, Cem Küçük ve Ersoy Dede dinlendi. Hükümet yanlısı medya kurumlarında yazan ya da program yapan tanıkların Sözcü gazetesinin “FETÖ ile işbirliği” yaptığı iddialarını kabul etmedikleri görüldü.

“Allah’a inanan biri olarak Sözcü, FETÖ’cülerle işbirliği yaptı denemez” diyen Küçük, mahkeme başkanının sorusu üzerine, “Burak Akbay FETÖ evlerinde yetişti, demedim. Öyle bir bilgim yok, olsa yazardım” diye konuştu.

Diğer tanıklar Gülerce, Dede ve Uğur ise Sözcü gazetesinin FETÖ ile bağlantılı olduğu iddiasını destekleyen bir tanıklıklarının olmadığını belirttiler.

Davanın bir sonraki duruşması 23 Ocak’ta görülecek.

Ulu’nun tahliyesiyle Türkiye’de tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunan gazeteci sayısı en az 152 oldu. Ayrıntılı listeye buradan erişilebilir.

Enis Berberoğlu 1 Aralık’ta İstinaf Mahkemesi’nde yargılanacak

Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan Suriye’ye silah taşıdığı iddia edilen MİT tırlarıyla ilgili haber nedeniyle 25 yıl hapis cezasına çarptırılan CHP milletvekili Enis Berberoğlu İstinaf Mahkemesi’nce 1 Aralık tarihinde yargılanacak.

Berberoğlu, haber nedeniyle yargılandığı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasi ve askeri casusluk maksadıyla temin etmek” suçlamasıyla mahkum edilmiş, karar daha sonra İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından bozulmuştu. Ancak İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, İstinaf Mahkemesi’nin kararını “usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle iade etmişti.

Dosyayı değerlendiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi Berberoğlu’nun davasının istinafta yapılmasına karar verdi ve ilk duruşma tarihi olarak 1 Aralık 2017’yi belirledi. 2. Ceza Dairesi Berberoğlu’nun tutukluluk halinin devamına da karar verdi.

Hasan Cemal’in beraati bozuldu, cezaları onandı

İstinaf Mahkemesi, P24 Başkanı ve T24 yazarı Hasan Cemal hakkındaki üç dosyayı karara bağladı. Mahkeme, Hasan Cemal hakkında yerel mahkemece “terör örgütü propagandası” suçundan verilen beraat kararını bozdu. “Terör örgütü propagandası” suçundan verilen 1 yıl 3 aylık hapis cezası ile “silahlı terör örgütünün açıklamalarını yayınlama” suçundan verilen 6 bin liralık adli para cezasına ilişkin kararları ise onadı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Hasan Cemal’in, “Çekilme günlüğü” başlıklı yazısı nedeniyle “silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçundan yargılandığı verilen beraat kararını bozdu. 2. Ceza Dairesi, davaya konu yazıda “PKK’nın açık bir şekilde yasal bir oluşum gibi gösterildiğini, terör örgütü üyelerinin gerilla olarak gösterilmek suretiyle meşru bir savaş içerisinde oldukları anlamında övücü ifadeler kullanıldığını, bu sûretle terör örgütü propagandası yapıldığını” belirtti. Mahkeme, dosyayı İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi’ne iade etti.

İstinaf Mahkemesi, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Hasan Cemal’in mahkûmiyetine karar verdiği iki dosyayı ise onadı. 2. Ceza Dairesi, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 15 Haziran 2016 tarihinde Özgür Gündem gazetesinin bir günlüğüne geçici yayın yönetmenliğini yapan Cemal’e “Terör örgütünün açıklamalarını yayınlama” suçundan verdiği 6 bin TL’lik adlî para cezasını onadı.

Daire, yine İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bir internet sitesinde yayınlanan yazısından dolayı Cemal’e, “silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak” suçundan verdiği 1 yıl 3 aylık hapis cezasına ilişkin hükmü de onadı. Hasan Cemal’in bu cezası 2 yıl süre ile ertelendi.

Ayşenur Parıldak davasında savcı mütalaasını sundu

Kapatılan Zaman gazetesi muhabiri Ayşenur Parıldak’ın, “FETÖ üyesi olmak” suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın duruşması 9 Kasım günü Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmada, Cumhuriyet Savcısı Mustafa Manga esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Mütalaada, sanık Ayşenur Parıldak’ın kendi adına açılmış Twitter hesabından FETÖ/PDY lehine paylaşımlar yaptığı, sanığın kendi adına kayıtlı cep telefon hattından “Paril” kullanıcı adıyla 11 Ağustos 2014’ten itibaren örgütün şifreli haberleşme programı ByLock’u terör örgütü mensuplarıyla görüşmek için kullandığı belirtildi.

Sanıkla ilgili deliller değerlendirildiğinde, Parıldak’ın “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan, Türk Ceza ve Terörle Mücadele kanunlarının ilgili maddeleri gereğince alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması gerektiği ifade edilen mütalaada, Parıldak’ın tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi istendi.

Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti Parıldak’ın tutukluluğunun devamına karar vererek davayı 21 Kasım’a erteledi.

Hayatın Sesi TV davası 1 Mart’a ertelendi

Kanun hükmünde kararname ile kapatılan Hayatın Sesi televizyonuna IŞİD, TAK, ve PKK propagandası yaptığı iddiasıyla açılan davanın ikinci duruşması 7 Kasım günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmada Hayatın Sesi TV’nin Genel ve Sorumlu Müdürü Gökhan Çetin ve avukatları hazır bulunurken Hayatın Sesi TV’nin sahibi Mustafa Kara ve ortağı İsmail Gökhan Bayram vareste tutuldukları için duruşmaya katılmadı.

Duruşmada savunma yapan Hayatın Sesi TV Genel ve Sorumlu Müdürü Gökhan Çetin, televizyonun kapatılmasının ardından hazırlanan iddianamenin kapatmaya gerekçe üretmek amacı taşıdığını ifade etti. Çetin, “Yayınlarımızı bombalı saldırıların olmaması, barış ve huzurun yaşanması için yaptık. Yayınlarımızı yetkililerin gereken önlemleri almaması ve sorumluluklarını yerine getirmemelerine yönelik eleştiriler kapsamında yaptık. İddianameye suç konusu olan olaylarla ilgili soruşturma, televizyon kapandıktan sonra hazırlanmıştır. Barışı ve ölümlerin olmamasını savunmak genelde terör örgütü propagandası ile eş değer görülüyor,” diye konuştu.

Bir sonraki duruşma 1 Mart 2018’de görülecek.

Cumhuriyet muhabiri Hakan Dirik’in davasına devam edildi

Türkiye’den Suriye’deki cihatçı gruplara sarin gazı yapımında kullanılan kimyasal silah hammadesi sevkiyatı yapıldığına ilişkin iddiaları haberleştirdiği gerekçesiyle eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın şikayetiyle hakkında dava açılan Cumhuriyet gazetesi İzmir muhabiri Hakan Dirik, 9 Kasım günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmada söz alan Dirik söz konusu haberin gazetecilik faaliyeti kapsamında ve basın özgürlüğü dahilinde yapıldığını vurguladı. Aynı suçlamayla Dirik ile birlikte yargılanan BirGün gazetesi yazarı Erk Acarer’in yurtdışı adresinin tespit edilmesi için kolluğa yazı yazılmasına hükmeden mahkeme, duruşmayı 15 Mart 2018’e erteledi.

Ahmet Şık’a beraat

Cumhuriyet gazetesinin tutuklu muhabiri Ahmet Şık, 2012’de Oda TV davası kapsamında tutuklu kaldığı Silivri Cezaevi’nden çıkarken söylediği “Bu komployu kuranlar cezaevine girecek” sözleri nedeniyle yargılandığı davadan beraat etti.

Davanın 8 Kasım günü Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen son duruşmasına Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Şık’ın avukatı Can Atalay katıldı. Mahkeme, Şık’ın üzerine atılı kamu görevlisine hakaret ve tehdit suçlarını işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden her iki suçtan ayrı ayrı beraatine hükmetti.

Sabahattin Önkibar’a saldırı

Gazeteci ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i konu alan Asena adlı kitabın yazarı Sabahattin Önkibar, 4 Kasım günü Tüyap İstanbul Kitap Fuarı’nda 10 kişilik bir grubun saldırısına uğradı.

Fuarda Kırmızı Kedi Yayınevi standında gerçekleşen saldırıda Kırmızı Kedi Yayınevi çalışanlarının da yaralandığı bildirildi. Saldırıdan sonra yaptığı açıklamada Önkibar saldırının MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “organize olmuş fedaileri” tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürdü.

İhraç edilen akademisyen ve gazetecilerden yeni gazete

Kanun hükmünde kararnamelerle üniversitelerden ihraç edilen akademisyenler ve işlerini kaybetmiş gazeteciler tarafından kurulan haber portalı www.halagazeteciyiz.net yayın hayatına başladı.

Haber sitesinin genel yayın yönetmenliğini gazeteci Sibel Hürtaş, haber editörlüğünü kararname ile kapatılan Hayat TV editörü Sultan Özer yapıyor. Haberler İngilizce ve Türkçe yayımlanıyor.

İnternet sitesinde kararname ile işlerinden atılan akademisyenler de yer alıyor. Ankara Üniversitesi’nden KHK ile ihraç edilen akademisyenler Doçent Tezcan Durna ile Yardımcı Doçent Özlem Albayrak’ın da editörlük yaptığı sitede, ihraç edilen akademisyenlerin basın ve ifade özgürlüğü alanına yönelik raporları yayınlanıyor.

 

Türkiye’de tutuklu ya da hükümlü olarak hapiste bulunan tüm gazetecilerin, Olağanüstü Hâl kapsamında kapatılan basın yayın kuruluşları, vakıf ve derneklerin listelerine buradan erişebilirsiniz.