Radikal, Today’s Zaman ve Bugün gazetelerinde köşe yazarlığı yapmış olan insan hakları avukatı Orhan Kemal Cengiz, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından 21 Temmuz günü Atatürk Havalimanı’nda, gazeteci olan eşiyle birlikte gözaltına alındı. Kapatılan Zaman gazetesinin yazar, yönetici ve çalışanlarına yönelik soruşturma dosyası kapsamında gözaltına alınan Cengiz, dört gün gözaltında tutulduktan sonra savcılık ifadesinin ardından yurt dışına çıkış yasağı konularak serbest bırakıldı.

Cengiz gözaltından bırakılmasının ardından Bianet’e verdiği bir röportajda, savcılık sorgusuna çıkarıldığında “FETÖ davası” kapsamında suçlandığını öğrendiğini, sorgusu esnasında kendisine sadece o tarihten yaklaşık bir buçuk yıl önceki iki sosyal medya paylaşımının sorulduğunu söyledi.

Cengiz, Zaman gazetesine kayyum atanması sürecinden sonra profesyonel olarak gazetenin avukatlığını da üstlenmişti.

Aralarında Cengiz ve Zaman gazetesinin eski köşe yazarlarının da bulunduğu toplam 30 sanık hakkında düzenlenen iddianame, 2017 yılının Nisan ayında kabul edildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede Cengiz ve diğer sanıkların “Anayasal düzeni, TBMM ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan da ayrı ayrı 7,5 yıldan 15’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi.

Davanın ilk duruşması 18-19 Eylül 2017 tarihlerinde görüldü.

Davanın Silivri Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda 8 Aralık 2017 tarihinde görülen ikinci duruşmasında söz alan Cengiz, “İki duruşmadır benim neden burada olduğumu anlamaya çalışıyoruz. Çünkü iddianame bunu anlatmıyor. İddianamede köşe yazarları arasında geçiyorum ama suçlama yapılan bir yazım da yok,” diye konuştu.

Cengiz, “Gözaltına alındığımda bana söylenen dosya numarasından AYM’ye götürdüğüm Zaman davası kapsamında gözaltına alındığımı öğrendim. Ben meslekî kariyerimi bireysel başvurular üzerine yaptım. AİHM’de bütün kesimleri temsil ettim,” dedi.

Duruşma sonunda mahkeme Zaman gazetesi reklam departmanının üç çalışanını tahliye ederken, diğer tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar vererek davayı 5 Nisan 2018 tarihine erteledi.

Bu tarihte görülen üçüncü duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı,  davada yargılanan 11 köşe yazarından aralarında Cengiz’in de bulunduğu dokuz kişi için TCK 309/1 kapsamındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, TCK 314/2 kapsamındaki “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan ise üst sınırdan, 15’er yıl hapis cezası talep etti. Savcı, davada tutuksuz yargılanan ve aralarında Cengiz’in de bulunduğu beş yazar için tutuklama talep etmedi.

Mütalaada suçlamalara dayanak olarak Cengiz’in Bugün gazetesinde yazdığı yazılarda “Fethullahçı Terör Örgütüne bağlılığını ifade ettiği,” “örgüte bağlı emniyet ve yargı personeli tarafından tezgahlanan sözde yolsuzluk operasyonlarını övmek suretiyle örgüt içinde kendisine verilen görevi yerine getirdiği,” eylemlerinin “sadece üyelik aşamasında kalmadığı,” “yazılarıyla hükümeti işlevini yerine getiremeyen bir devlet erki gibi göstererek ve özellikle örgüt üyelerine savaş esiri muamelesi yaptığını iddia ederek darbenin nesnel koşullarının oluştuğuna toplumu ikna etmeye çalıştığı” iddia edildi.

Duruşmanın sonunda ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, davada köşe yazarları dışında kalan 20 sanığın dosyasının ayrılmasına, yazarların yargılanmakta olduğu ana davanın bir sonraki duruşmasının ise 10-11 Mayıs tarihlerinde Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görülmesine karar verdi.

Karar duruşması olması beklenen 10-11 Mayıs’taki duruşmadan yaklaşık iki hafta önce ise savcı mahkemeye ek mütalaa sunarak daha önce “darbe” ve “örgüt üyeliği” suçlamaları yöneltilen, aralarında Cengiz’in de bulunduğu dört sanık hakkındaki suçlamaları değiştirdi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan 24 Nisan tarihli ek mütalaada savcı, Orhan Kemal Cengiz hakkında Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 7/2 ve TCK 43/1 maddeleri uyarınca “zincirleme şekilde terör örgütü propagandası” suçundan 13 yıla kadar hapis cezası talep etti.

Davanın dördüncü celsesi 10-11 Mayıs 2018 tarihlerinde Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görüldü.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi iki gün süren duruşmanın sonunda açıkladığı ara kararında davada tutuklu olarak yargılanan köşe yazarı Ali Bulaç ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mehmet Özdemir’in adlî kontrol şartıyla tahliyelerine, Mart ayında cezaevinden tahliye edilerek ev hapsine konulan Şahin Alpay’ın ise ev hapsinin kaldırılmasına hükmederken, diğer tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek davayı 7-8 Haziran tarihlerine erteledi.

Haziran ayında görülen beşinci duruşmanın sonunda açıkladığı ara kararında mahkeme tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına hükmederken, tutuksuz sanıklara uygulanan adlî kontrolün kaldırılmasına yönelik talepleri reddetti. Mahkeme davayı 5-6 Temmuz tarihlerine erteledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 5-6 Temmuz tarihlerinde görülen karar duruşmasının sonunda davayla ilgili hükmünü açıkladı. Heyet, aralarında Orhan Kemal Cengiz’in de bulunduğu beş sanığın tüm suçlamalardan beraatine hükmederken, davada yargılanan altı gazeteciyi “örgüt üyeliği” suçlamasından 8 yıl 9 ay ile 10 buçuk yıl arasında değişen sürelerde hapis cezasına çarptırdı.