Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Şebnem Korur Fincancı 

Şebnem Korur Fincancı 

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Başkanı ve akademisyen Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, kapatılan Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma amacıyla 2016 yılının Mayıs ayında başlatılan "Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği" kampanyasına katılması nedeniyle hakkında başlatılan soruşturma kapsamında 20 Haziran 2016 günü İstanbul Adliyesi’nde ifade vermesinin ardından “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla sevk edildiği mahkemece tutuklandı.

Fincancı ile birlikte aynı soruşturma kapsamında tutuklanan Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu ve yazar Ahmet Nesin hakkında 22 Haziran 2016 tarihinde iki ayrı iddianame hazırlandı.

Fincancı ve Önderoğlu hakkındaki iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilirken, Ahmet Nesin hakkındaki iddianame İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Ahmet Nesin hakkındaki dosya daha sonra “aralarındaki hukukî ve fiilî bağ nedeniyle” Fincancı ve Önderoğlu hakkındaki davayla birleştirildi. Özgür Gündem Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ise gazetenin tüm haberlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle iddianamelerde ortak şüpheli olarak yer aldı.

İddianamelerde Fincancı, Önderoğlu ve Nesin’in Terörle Mücadele Kanunu 7/2 ve Türk Ceza Kanunu 214. ve 215. maddeleri kapsamında “suç işlemeye alenen tahrik etmek,” “suç ve suçluyu övme” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlarından 2 yıldan 14 yıl 6 aya kadar ayrı ayrı hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Fincancı ve Önderoğlu hakkındaki iddianameyi kabul eden İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, avukatların tutukluluğa itiraz dilekçelerini kabul ederek, Fincancı ve Önderoğlu’nun tahliyelerine hükmetti. Fincancı, 10 gün boyunca tutuklu kaldığı Bakırköy Kapalı Kadın Cezaevi’nden 30 Haziran 2016 günü tahliye edildi.

Fincancı’nın Özgür Gündem’in 30 Mayıs 2016 tarihli nüshasında yer alan haber ve makaleler nedeniyle yargılandığı davanın ilk duruşması 8 Kasım 2016'da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Fincancı ve Önderoğlu katıldı. Fincancı, yaptığı yazılı savunmasında “Hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmiyorum. Kendimi suçlu kabul etmiyorum” dedi. Fincancı savunmasında Özgür Gündem gazetesine yönelik soruşturmalar, açılan davalar, gazete çalışanlarına yönelik gözaltı ve tutuklamalar üzerine 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde başlatılan Nöbetçi Eş Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına bir insan hakları savunucusu olarak gönüllü dayanışma gereği katıldığını belirtti. Avukatların beraat taleplerini reddeden mahkeme heyeti, davanın bir sonraki duruşmasının 11 Ocak 2017’de görülmesini kararlaştırdı.

Bu tarihte görülen duruşmada Fincancı ve Önderoğlu hazır bulundu. Nesin’in yurt dışında olduğu için katılmadığı duruşmada Kızılkaya’nın dosyası ayrılarak Özgür Gündem ana davasıyla birleştirildi. Mahkeme, Nesin'in ifadesinin alınabilmesi için bir sonraki duruşmayı 21 Mart 2017 tarihine erteledi. 

Davanın üçüncü duruşmasında mahkeme heyeti, Nesin hakkında savunmasının alınması için yakalama kararı çıkarılmasına karar vererek davayı 8 Haziran 2017’ye erteledi.

Bu tarihte görülen dördüncü duruşmada mahkeme heyeti, Nesin hakkında çıkarılan yakalama kararının infazının beklenmesine, yurt dışı adresine savunmasının alınması için talimat yazılmasına karar vererek davayı 26 Aralık 2017'ye erteledi.

Davanın 26 Aralık 2017'de görülen beşinci duruşmasında Fincancı, “Yargının yaklaşımını, kısıtlayıcı tutumunu insan hakları savunucusu olarak kaygı verici buluyorum” dedi. Avukatlar, RSF ve Article 19 tarafından mahkemeye sunulan uzman görüşlerini hatırlatarak TCK 214. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması talebini yineledi. Ara kararını açıklayan mahkeme, Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla iptal başvurusu talebinin reddine ve yurt dışında bulunan Nesin hakkında çıkarılan yakalama kararının infazının beklenmesine karar vererek davayı 18 Nisan 2018’e erteledi.

Davanın 9 Ekim 2018 günü görülen yedinci duruşmasına Fincancı ve Önderoğlu katılırken, yurt dışında bulunan Nesin’in mahkemeye savunmasını Fransızca olarak gönderdiği, savunmanın tercüme için bilirkişiye verildiği öğrenildi. Mahkeme, savunma hakkındaki bilirkişi raporunun ve Nesin hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenmesine karar vererek davayı 28 Ocak 2019 tarihine erteledi.

Davanın 28 Ocak 2019'da görülen sekizinci duruşmasında Önderoğlu ve Fincancı ile avukatları hazır bulundu. Yurt dışında bulunan Ahmet Nesin’in istinabe yoluyla alınan ifadesinin Fransızcadan Türkçeye çevrilerek dosyaya eklendiği duruşmanın sonunda mahkeme, Nesin hakkındaki yakalama kararını, ifadesinin alınmış olması nedeniyle kaldırdı. Dosyanın esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcıya gönderilmesine karar veren mahkeme davayı 27 Şubat 2019 tarihine erteledi.

Mütalaa

Davanın 27 Şubat 2019 günü görülen duruşmasında mütalaasını açıklayan savcı, Fincancı, Önderoğlu ve Nesin’in TCK 214/1 uyarınca “suça alenen tahrik,” TCK 215/1 uyarınca “suçu ve suçluyu övme” ve TMK 7/2 uyarınca “örgüt propagandası” suçlarından cezalandırılmalarını talep etti. Savcı mütalaasında ayrıca TCK 44. maddenin uygulanmasını talep etti. Bu maddeye göre mahkemenin talep edilen birden fazla suçtan hüküm vermesi hâlinde sanıkların en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılmaları öngörülüyor.

Duruşmada hazır bulunan Fincancı ve Önderoğlu esas hakkında mütalaaya karşı savunmalarını hazırlamak için süre talep etti. Süre talebini kabul eden mahkeme, davayı 15 Nisan 2019'a erteledi.

Davanın bu tarihte görülen 10. duruşmasında Fincancı ve Önderoğlu ile avukatlar Fikret İlkiz, Özcan Kılıç ve Tora Pekin hazır bulundu. Fincancı, avukatı Meriç Eyüboğlu’nun sağlık sorunları sebebiyle hastanede yattığını, bu nedenle duruşmaya katılamadığını belirterek avukatı olmadan savunma yapmak istemediğini söyledi. Avukatları salonda bulunan Erol Önderoğlu, esas hakkındaki savunmasını mahkemeye sundu.

Duruşma sonunda açıkladığı ara kararında mahkeme, avukatların savunma için süre talebini ve Önderoğlu’nun vareste tutulma talebini kabul etti. Avukatların kovuşturmanın genişletilmesi talebini reddeden mahkeme, davayı 17 Temmuz 2019 tarihine erteledi.

Beraat kararı

Davanın 11. duruşması 17 Temmuz 2019 günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Fincancı ve sanık avukatları mahkemede hazır bulundu. Savunmaların tamamlanmasının ardından hükmünü açıklayan mahkeme heyeti, sanıkların üzerine atılı suçların yasal koşulları oluşmadığından Fincancı, Önderoğlu ve Nesin’in tüm suçlamalardan ayrı ayrı beraatlerine karar verdi.

Beraat kararı bozuldu

20 Ekim 2020 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi "ÖZgür Gündem dayanışma davasında" verilen beraat kararını bozdu. İstinaf mahkemesi oybirliği ile aldığı kararda, İstanbul 13 Ağır Ceza Mahkemesi’nin beraat kararını “usûle aykırı” buldu.

İstinaf mahkemesi kararında şu ifadelere yer verildi: “(...) Davaya konu gazetede ne yayınlandığını bildiği savunmalarına yansıyan sanıkların gazetedeki içeriği destek kasıtlarının varlığı gözetilmediği gibi birlikte sorumlu oldukları iddia edilen ve mahkemece istinafa konu her bir sanık hakkındaki davalarda tefrik kararı verilen (ve 11/01/2017 tarihli duruşmada İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/25 esas dosyasında birleştirilmesi amacıyla tefrik edildiği belirtilen) diğer sanık İnan Kızılkaya'nın anılan sanıklara gazetede yayınlanan içerikle ilgili bilgi verip vermediği sorularak ve her bir sanık hakkındaki dava dosyası tefrik edilen sanık İnan Kızılkaya hakkındaki davalar ile gerektiğinde birleştirilerek delillerin birlikte değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile karar verilmesi, Kanuna aykırı, istinaf talebinde bulunanların itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMK'nın 280/1-d maddesi uyarınca bozulmasına, CMK'nın 284 ve 280/1-f maddeleri uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.”

Barış bildirisi nedeniyle açılan dava

Fincancı hakkında Barış için Akademisyenler’in 2016 yılındaki “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzaladığı için “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla dava açıldı. Fincancı, bu dava kapsamında 6 Mart 2018 günü İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıktı. Fincancı’nın derhal beraat talebini reddeden mahkeme, davayı 4 Ekim 2018 tarihine erteledi.

Fincancı, bu davanın 19 Aralık 2018 tarihinde görülen karar duruşmasında 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, “Suça konu bildirinin basın ve yayın yoluyla kamuoyuna duyurulmuş olması nedeniyle cezanın yarı oranında artırılarak” Fincancı’nın 1 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. Mahkeme, Fincancı’nın “duruşmadaki olumsuz tutum ve davranışları” ve “pişmanlık duymaması” gerekçeleriyle cezada indirime gitmedi.

AYM kararı uyarınca beraat 

Hapis cezası verilen akademisyenlerden bazılarının kararlara karşı Anayasa Mahkemesi'ne başvurması üzerine AYM Genel Kurulu 26 Temmuz 2019 tarihinde 10 akademisyenin başvurusunu değerlendirerek, haklarında "propaganda" suçlamasıyla dava açılmasının ifade özgürlüğünü ihlâl ettiği yönünde karar verdi.

AYM kararı sonrası yeniden yargılama için dosyanın gönderildiği İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, 7 Temmuz 2020 tarihinde görülen duruşmada Fincancı'nın beraatine hükmetti.

"Kamu görevlisine hakaret" davası

Fincancı'ya, 2013 yılında Gezi eylemleri sırasında Twitter'da yaptığı bir paylaşım nedeniyle dönemin başbakanı Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla da bir dava açıldı.

Bu davanın 21 Kasım 2019 günü Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen üçüncü duruşmasında savunmasını yapan Fincancı, "kamu görevlisine hakaret değil, işkenceyi ifşa ettim" diye konuştu. Mahkeme, avukatların savunma için süre talebini değerlendirerek davayı 17 Mart 2020 tarihine erteledi.

Virüs salgını nedeniyle 2 Temmuz 2020 tarihine ertelenen duruşma, Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesi hakiminin izinli olması nedeniyle 1 Ekim 2020 tarihine ertelendi. Bu tarihte ise Fincancı ve avukatının mazeret bildirmeleri üzerine dava 16 Şubat 2021’e ertelendi.

Yukarı