Yaklaşık 2 yıldır tutuklu bulunan Oruç’un “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı davada tanıkların zorla getirilmesine karar verildi

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Şerife Oruç’un “terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla iki diğer sanıkla birlikte yargılandığı davanın beşinci duruşması, 8 Mayıs 2018 günü Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

4 Temmuz 2016 tarihinden bu yana tutuklu bulunan Oruç, davada kendisiyle birlikte tutuklanan kuzeni Emrullah Oruç ve bulundukları aracın sürücüsü Muzaffer Tunç ile birlikte yargılanıyor. İddianamede her üç sanık hakkında “terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla 7,5 ila 15 yıl arasında hapis cezası isteniyor.

P24 tarafından mahkeme salonunda izlenen duruşmaya Oruç, tutuklu bulunduğu Elazığ T Tipi Cezaevi’nden SEGBİS sistemi üzerinden katıldı. Duruşmada avukatlar Mesut Aydın ve Şeyhmus Bayhan hazır bulunurken, duruşmayı izleyenler arasında Oruç’un babası İsmail Oruç ve Oruç’un arkadaşları vardı.

Duruşmada savunma yapan avukat Aydın, savcının tutukluluğun devamı yönündeki talebine itiraz etti. Aydın, dosyada mevcut delil bulunmadığından, “mevcut delil durumu” gerekçe gösterilerek tutukluluk hâlinin devamının talep edilemeyeceğini belirtti.

Dosyada tanık beyanları dışında delil bulunmadığına vurgu yapan Aydın, “Şerife Oruç’un yakalanması ve tutuklanması tamamen tanıkların verdiği ifadelere dayanmaktadır ve bu ifadeler de zor altında alınmıştır. Şerife Oruç tanık beyanlarına göre tutuklu olmasına rağmen tanıklara ulaşılamamaktadır. Tanıklara ulaşılamaması müvekkilimin iradesinde bir durum değildir” dedi.

Tanıkların ifadelerini reddettiklerine dair beyanları da dosyaya sunduklarını belirten Aydın, uzun tutukluluk hâlinin son bulması gerektiğinin altını çizerek Oruç’un tahliyesini talep etti.

Avukat Şeyhmus Bayhan ise, beşinci duruşma itibariyle sözün tükenme aşamasına gelindiğine ve tutukluluk halinin infaza dönüştüğüne dikkat çekti.

“Bu davada delil yaratmak adına çabaya girilmiştir” diyen Bayhan, sözlerine şöyle devam etti: “Tanıkları mahkemede dinleyemedik. Mağdur olan bizim müvekkilimizdir. Böyle devam ederse biz de tanıkların dinlenmesinden vazgeçeriz.”

Bayhan, mahkemeden Oruç’un tutukluluk hâline son verilmesini veya adlî kontrol tedbirleri uygulanarak tahliye edilmesini talep etti.

Avukatların savunmasının ardından Şerife Oruç, SEGBİS aracılığıyla Kürtçe savunma yaptı.

Oruç, savunmasında dosyaya son anda giren yeni tanık Devran Çakır’ı tanımadığını söyledi.

“Ben bir gazeteciyim ve birçok yerde tanınmam doğaldır. Yaptığım haberler gazeteciliğime delildir” diyen Oruç, “Bugün tutuklu olmamın tek nedeni gazeteci olmamdır. Her şeyden önemlisi de gerçeğin izinden giden bir gazeteci olmamdır” dedi ve tahliyesini talep etti.

Savunmaların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tanıkların zorla getirilmesine karar verirken, Oruç ve diğer sanıkların tutukluluk hâlinin devamına karar vererek davayı 9 Temmuz 2018 tarihine erteledi.