Kapatılan Taraf gazetesi eski yöneticileri ile muhabiri Mehmet Baransu’nun yargılandığı davada bir sonraki duruşma Nisan ayında görülecek

CANSU PİŞKİN, İSTANBUL 

Kapatılan Taraf gazetesinin eski yöneticileri ile muhabiri Mehmet Baransu’nun “Egemen Harekât Planı” adlı belgenin gazetede yayımlandığı iddiasıyla “Devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken belgeleri açıklama, temin etme ve yok etme” suçlamasıyla yargılandıkları davanın görülmesine 10, 11 ve 12 Aralık 2019 tarihlerinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

Duruşma savcısının izinli olması nedeniyle mahkemeye geçici olarak yeni savcı atandı.

P24 tarafından takip edilen duruşma, üç gün sürdü. Önceki celse mahkeme tarafından başlama saati 9:30 olarak belirlenen duruşmalar, üç gün boyunca gecikmeli başladı. Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Baransu, duruşmalara dört jandarma eşliğinde kelepçeli şekilde getirildi. Baransu’nun kelepçeleri sanık kürsüsüne geçmeden çıkarıldı.

Duruşmada, Baransu’nun avukatları Yahya Engin ve Gülşen Korkmaz, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu ile Yıldıray Oğur’un avukatı Gülçin Avşar hazır bulundu.

Katılan Suat Aytın, müşteki sıfatıyla katılma talebinde bulunan Cemal Temizöz, Ahmet Yavuz ve Bora Serdar ile İstanbul Ceza Muhakemeleri Ön Bürosu aracılığıyla davaya müdahale talep dilekçesi sunan Süha Tanyeri de üç gün boyunca duruşma salonunda hazır bulundu.

Davanın tek tutuklu sanığı olan Baransu, 11 Aralık günü görülen 24. celsede savunmasını tamamladı. Baransu’nun savunmasını tamamlamasının ardından 12 Aralık tarihli 25. duruşmada önceki celselerde dinlenilmesine karar verilen tanıklar Esra Konur, Ömer Konur ve Bülent Çakmak dinlendi. Tanıkların ifadelerine göre, Baransu’nun eşyalarının bulunduğu bodrum katında yapılan arama sırasında polis, Baransu’nun eski eşi Esra Konur, eski kayınpederi Ömer Konur ve apartman görevlisi Bülent Çakmak’ı arama yapılan alandan uzaklaştırdı. Tanıklar arama tutanağının okutulmadan kendilerine imzalatıldığını söyledi. Öte yandan katılma talebinde bulunan Cemal Temizöz, Süha Tanyeri ve Ahmet Yavuz’un katılma talepleri reddedildi.

“İddianame öç alma duygusuyla hazırlandı”

10 Aralık tarihli duruşmada savunmasına devam eden Baransu, HTS kayıtlarına ilişkin hazırlanan iki ayrı polis raporunun içerik olarak birebir aynı olduğunu söyledi: “Dosyada iki tane polis raporu var. İlki savcı Gökalp Kökçü zamanından. İkincisi ise Gökalp Kökçü dosyadan alındıktan sonra hazırlanan rapor. Fakat bu raporların ikisi de birebir aynı. Bu raporlara, Fetullah Gülen’in kayıtlarda olmayan ses kaydı eklenmiş. Tuncay Opçin’in HTS kaydı diye dosyaya konulan telefon kaydı çözümlerindeki numara da Opçin’e değil başka birine ait.”

Baransu, HTS raporuna ilişkin polis tarafından hazırlanan her iki raporda da kesin değerlendirmeler bulunmadığı halde savcının raporları çarpıttığını savundu: “İddianamede kesin olmayan, hangi aramayı Tuncay Opçin’in yaptığına hatta Tuncay Opçin’in aradığına dair bile kanıt olmayan ifadelere yer verilmiş. Savcının iftirasının kötü ve kasıtlı olduğu çok net. Aksi takdirde raporu çarpıtmazdı. Bir öç alma duygusuyla bu iddianame hazırlandı ve bu dava açıldı. Bu iddianame hukuktan, bilimsellikten, ceza yargılamasından uzak.”

Mahkeme, saat 14.59’da duruşmaya 15 dakika ara verdi. Verilen aranın 35 dakikayı bulması üzerine Baransu, mahkeme başkanı Ali Günay’a, “Uzun sürdü başkanım. Benimle ilgili yeni bir iddianame çıktı da ona mı baktınız” diye sordu. Mahkeme başkanı Günay ise “Ne iddianamesi? İnşallah bununla birleşmez” yanıtını verdi. Baransu, iddianamenin 3 yıldır bekletildiğini ve Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla düzenlendiğini söyledi.  

Savunmasını sürdüren Baransu, HTS kayıtlarıyla oynandığını iddia etti: “Veri yok, HTS kaydı yok, baz istasyonu bilgisi yok, ses kaydı yok ama polis raporunda ‘Tuncay Opçin’le görüşmüş olabilir’ yazıyor, savcı da bunu iddianameye ‘görüştü’ diye yazıyor. Ankesörlü telefondan aranmadığım halde HTS kayıtlarımla kim oynadı bu mahkeme bunu açıklamalı. Tuncay Opçin’le aramda bir bağ bulamadıkları için bu HTS kayıtlarıyla oynadılar.” İlk günkü duruşma saat 16.31’de sona erdi.

“Celepoğlu hakkında işlem yapılsaydı MİT TIR’ları operasyonu yapılmazdı”

11 Aralık tarihli duruşma, gecikmeli olarak saat 11.38’de başladı. Savunmasına devam eden Baransu, telefonlarının yasadışı bir şekilde dinlendiğini, maillerinin de takip edildiğini söyledi: “Telefonlarım 2008, 2009 ve 2010 yıllarında MİT, Ergenekon, Jandarma ve FETÖ’cüler tarafından yasadışı şekilde dinlendi. Hepsi hakkında suç duyurusunda bulundum. Sadece ben değil maillerim de hukuk dışı olarak takip edilmiş istihbarat tarafından. Benim hakkımda yasadışı dinleme yapanlardan biri de o dönem Albay olan FETÖ’cü Hamza Celepoğlu’ydu. Suç duyurusunda bulundum, haberini de yaptım. O dönem Celepoğlu hakkında işlem yapılsaydı bu adam General olmayacaktı. MİT TIR’ları operasyonu da yapılmayacaktı.”

Baransu, Celepoğlu hakkında yaptığı haberlerden sonra AKP’li milletvekillerinin kendisine geldiğini anlattı: “Bu haberlerle ilgili bana FETÖ’cüler gelmedi; ‘haberi neden yaptın’ diye AKP’li milletvekilleri geldi. Hala burada görevli olan Trabzonlu Başsavcı Vekili de geldi ‘Celepoğlu iyi adam niye bu haberi yaptın’ diye. Celepoğlu için bana gelenler FETÖ’cü değildi.”

Baransu, Erdoğan’ın avukatının tanık olarak dinlenilmesini istedi

Tuncay Opçin ile toplam 78 telefon görüşmesi olmasına rağmen iddianameyi hazırlayan savcının “yoğun görüşme trafiği” demesini eleştiren Baransu, “Bunu söyleyen savcının gazetecilerin telefon görüşmesinden haberi yok” dedi. Baransu şöyle devam etti: “İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünün raporunda ve iddianamede Tuncay Opçin’in ‘Balyoz Darbe Planı’ haberini yayımlamasından bir gün sonra Ankara’ya gittiği ve burada Cumhurbaşkanının avukatı Muaz Ergezen ile görüştüğü yazıyor. Bu iddianameye giriyorsa Muaz Ergezen neden burada yargılanmıyor? Muaz Ergezen, Tuncay Opçin ile görüşmüş mü görüşmemiş mi, tanık olarak dinlenmesini istiyorum. Tuncay Opçin havaalanındayken tweet attı, ‘çıkıyorum’ diye. Niye çıkmasına izin verildi bu adamın? Bu yüzden diyorum ki Tuncay Opçin üzerinden başka bir şey gizlenilmeye çalışılıyor olabilir. Tuncay Opçin’in kirli işlerini Mösyö kitabımda yazdım. Mösyö kitabımda Tuncay Opçin ile Hanefi Avcı’nın yakınlığını, Avcı’nın gazeteci Enis Berberoğlu’nu takip ettirdiğini yazdım. Hürriyet’te yayımlanan Necdet Açan imzalı ‘Sosyetik fişleme’ haberindeki bilgilerin nasıl Avcı ve Opçin ortaklığında Açan’a gittiğini yazdım. Hanefi Avcı’nın gazeteci elemanlarını yazdım. Benim örgütle ilişkim olsa Opçin hakkında böyle şeyler yazabilir miyim? Bu durum FETÖ mantığına aykırı.”

“Sahte Balyoz darbe planı 15 Temmuz’un provasıdır”

Katılma talebinde bulunan Süha Tanyeri söz alarak araya girdi: “Baransu’nun dediği gibi Balyoz darbe planı gerçekten de bir darbe planı gibi hazırlanmış. Ama ne zaman, kimler tarafından hazırlanmış biz onu tartışalım. 2006’da hazırlanan bir planda 2009’un bilgileri olur mu bunu tartışalım” dedi. Katılan Suat Aytın da söz aldı: “Balyoz darbe planı içerisinde seminerde konuşulanların bazıları var. Ses kayıtları ele geçirilmiş ve bunun üzerine plan yapmışlar. Şimdi kalkmış darbe planı seminerde üstü kapalı konuşuldu diyorlar.” Katılma talebinde bulunan Cemal Temizöz ise “15 Temmuz darbe girişiminde olanlar Taraf gazetesinde yazılanlardır. Dolayısıyla sahte Balyoz darbe planı 15 Temmuz’un provasıdır. Bütün bilgilere ve fişlemelere bakınca cemaati görebiliyorsunuz” diye konuştu.

Savunmasını tamamlayan Baransu, dönemin hükümet temsilcilerinin “Balyoz darbedir” minvalindeki söylemlerini içeren gazete manşetlerini mahkemeye sundu. Duruşma 17:43’te sona erdi. 

Haklarında suç duyurusu yaptığım jandarmalar FETÖ’den yargılanıyor 

12 Aralık tarihli duruşma, saat 11:16’da başladı. Baransu, hükümet temsilcilerinin “Balyoz darbedir” minvalindeki söylemlerini içeren gazete manşetlerini mahkemeye sunmaya devam etti. Jandarma tarafından yasadışı dinlendiği dönemde Taraf gazetesinde konuyla ilgili yazdığı “Yasadışı dinleme artık suç değil” başlıklı haberi okuyan Baransu, “Yasadışı dinleme yaptıkları için haklarında suç duyurusunda bulunduğum jandarmaların tamamı şu anda Hrant Dink davasında FETÖ’den yargılanıyorlar” dedi.

“Katılma talebinde bulunanlar suçtan zarar görmemiştir”

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda Ahmet Yavuz, Süha Tanyeri ve Cemal Temizöz davaya katılma talebinde bulundular. 

Baransu’nun avukatı Yahya Engin söz alarak “Ahmet Yavuz’un katılma talebi davanın üçüncü celsesinde dosya ile bir alakası olmadığı için reddedildi. Dosya Balyoz’la değil Egemen Harekat Planı ile ilgili. Müşteki kabul edilemezler çünkü dosya ile illiyet bağları yok” dedi. 

Yasemin Çongar ve Ahmet Altan’ın avukatı Figen Albuga Çalışkuşu da Yargıtay içtihatlarını hatırlatarak, suçtan zarar görmeyenlerin katılma sıfatlarının kaldırıldığını söyledi. Çalıkuşu, “Bu yargılamanın Balyoz ile ilgisi yoktur. Balyoz’dan ötürü mağduriyet yaşamış olabilirler ama mağduriyetlerinin zarar gören sıfatıyla karşılanacağı dava burası değil. Suçtan zarar gören sıfatları yok. Bu dosya içindeki belgelere göre hukuk neyi emrediyorsa onu yapmamız lazım. Ceza ve usul hukuklarına uygun karar verilmesini talep ediyorum” diye konuştu. 

Yıldıray Oğur’un avukatı, Gülçin Avşar da söz alarak katılma taleplerinin reddedilmesini istedi. 

“Taraf olmasa 15 Temmuz olmazdı”

Katılan Dursun Çiçek söz aldı. Çiçek, “Sanık vekillerinin ifade ettiği şekliyle bu davada maddi gerçeğe ulaşmak mümkün değil. Maddi gerçeğe ulaşmak için sizlere biz yardım edebiliriz. Hepimiz kamu görevlisiyiz. Biz burda olursak açığa çıkar bu durum. Bir sürü gizli belge Taraf gazetesince kamuoyuna ifşa edildi ve 15 Temmuz’un taşları döşendi. Taraf olmasa 15 Temmuz olmazdı. Engel olurduk. Orduda FETÖ militanlarını tasfiye ederdik. Biz burda olmazsak bunları size kimse yansıtamaz” dedi.

Katılma talebinde bulunan Süha Tanyeri, “İki gündür Baransu’yu dinliyorum. Egemen Harekat Planı konuşulmadı hala Balyoz harekatı konuşuluyor. Madem Balyoz’la ilgili değil Baransu neden iki gündür Balyoz’u konuşuyor?” diye sordu. Baransu’nun ilk haberinde kendisinin de adı olduğunu söyleyen Tanyeri, mağdur olduğunu savunarak katılma talebini yineledi. Katılma talebinde bulunan Ahmet Yavuz da davanın hukuka uygun yürütülmesini istediğini ifade ederek talebinin kabul edilmesini istedi.

Son olarak Cemal Temizöz söz aldı ve katılma talebini yineledi: “Taraf gazetesi bir projedir. Taraf gazetesinin proje olduğu internete girilince de ortaya çıkar. 15 Kasım 2007’de kuruldu Taraf. Yargılanan sanık da Amerika’ya gidip geldikten sonra Taraf’ta işe başladı. Baransu savunmasında konuyu Balyoz planının gerçekliğine kadar getirdi.”

Temizöz, Tanyeri ve Yavuz’un katılma talepleri reddedildi

Katılma taleplerinin ardından söz alan Baransu, “Niye Balyoz’a girdin dediler. Ben bu dosyada gizli belgeleri ifşa etmekle itham ediliyorum. Gizli belgeleri ifşa etmediğimi açığa çıkarmak, gizli belge olmadığını göstermek için anlattım bunları. Bu açıdan taleplerin reddedilmesini istiyorum” dedi. 

Savcı, taleplere ilişkin bir diyeceği olmadığını söyledi. Mahkeme heyeti katılma taleplerini değerlendirmek için salondan ayrılarak müzakere odasına gitti.

Kısa bir süre sonra salona dönen heyet adına kararı açıklayan mahkeme başkanı, Cemal Temizöz, Süha Tanyeri ve Ahmet Yavuz‘un katılma taleplerinin reddine, önceki celselerde katılmalarına karar verilen Dursun Çiçek ve Suat Aytın’ın aralarında bulunduğu kişilerin katılan sıfatlarının devamına karar verdi.

“FETÖ ile irtibatına şahit olmadım”

Mahkeme başkanı Günay reddetme gerekçesini şöyle açıkladı: “Bu dava Egemen Harekât Planının ele geçirilmesi davası. ‘Bize iftira atıldı’ davası değil. Önceki heyet tarafından katılma sıfatı verilenlerin katılma sıfatını kaldırmadık. Bu artık istinafta, Yargıtay’da değerlendirilir.” Katılma talebi reddedilenler, müşteki sıralarından kalkarak seyirci sırasına oturdular.

Sonrasında Baransu’nun eski eşi Esra Konur tanık olarak dinlendi. Konur, mahkeme başkanı Günay’ın sorusu üzerine, Baransu ile 1998 yılında Şişli’deki bir İngilizce kursunda tanıştıklarını ve 2001 yılında da evlendiklerini anlattı. Mahkeme başkanı Konur’a, “Baransu’nun FETÖ ile irtibatlı olduğuna dair izleniminiz var mıydı?” diye sordu. Soruyu “Yoktu” diye yanıtlayan Konur şöyle devam etti: “Evlendikten sonra dil öğrenmek için ABD’ye gittik. Hiç öyle bir bağlantısına şahit olmadım.”

Bunun üzerine Konur’un ifadelerine göz atan mahkeme başkanı, “Başsavcılık ifadenizde ‘başından beri FETÖ’nün içindeydi’ demişsiniz. ABD’de Fetullah Gülen cemaatine bağlı insanlarla görüştüğünü söylemişsiniz” dedi. Konur ise, “Ben görmedim o tutanağı. Evet ABD’de arkadaşlarımız vardı ama örgütle bir ilişkisine şahit olmadım. Biz ABD’ye bunun için gitmedik. Eğer alakası olsa ABD’ye gittiğimizde markette çalışmazdı” yanıtını verdi.

“Baransu’nun Tuncay Opçin’den para aldığını görmedim”

Konur, mahkeme başkanının sorusu üzerine Tuncay Opçin’i yalnızca bir kez doğum yaptığında hastanede gördüğünü söyledi. “Tuncay Opçin çocuğum doğduğunda hastaneye geldi. Bir tek orda gördüm. Onun dışında gözümle gördüğüm bir şey yok. O dönem iki sene çocuğumun hastalığıyla uğraştım, iletişimimizin kötü olduğu bir dönemdi. Mehmet’in Opçin ile görüştüğüne, para aldığına ilişkin bir şey görmedim.”

Mahkeme başkanı Konur’a, “Boşanma sonrası nafaka sıkıntısı yaşadığınızda Baransu’dan ‘çocukları elinden alırım savcılar var bi sözüme bakar’ diye tehdit aldınız mı?” sorusunu yöneltti. Konur ise nafakada sıkıntılar yaşandığını ancak böyle sıkıntıların olabileceğini söyledi. Konur, Baransu’nun FETÖ ile ilişkisi olduğuna dair somut bir şey görmediğini ifade etti.

Mahkeme başkanı, Konur’a evinin bodrumunda bulunan Baransu’ya ait olduğu söylenen eşyaları sordu. Konur şöyle yanıtladı: “Evde kalan eşyalarını koli ve poşetlere koymuştum. Mehmet eşyalarının bir kısmını alıp götürdü. Arabaya sığmayanlar kaldı. Onlar bi süre yangın merdiveninde durdu. Sonra yönetici merdivenleri boşaltın diyince aşağı indirdik.” Konur, mahkeme başkanının sorusu üzerine, polislerin annesinin ihbarı ile bodrumda arama yaptıklarını duyduğunu söyledi. 

“Arama esnasında polisin yanında değildik”

Konur, arama yapıldığı sırada baştan sona polislerin yanında olmadığını anlattı: “Arama sırasında baştan sona yoktuk. Arama esnasında avukatların gelmesi ve bizim başında beklememiz gerektiği bilgisi verilmedi. Bana yukarı çıkabilirsiniz dediler ve ben bütün gece evdeydim. Gece 03:00 gibi arama bitince aşağı çağırdılar. Sayfalarca tutanak imzalattılar ama içeriğine bakmadım. Baksam da anlama şansım yoktu çok fazla evrak vardı.”

Mahkeme başkanı, Konur’a savcılık sorgusuyla mahkeme sorgusu arasındaki çelişkileri sordu. Konur, “Tutanağın ya da ifadenin içeriğini okumadan imzaladım” dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı Konur’un emniyet ve savcılık sorgusunu okudu. Konur, savcılık ifadesindeki “evden iki DVD, bir CD çıktı” şeklindeki beyanlarına ilişkin, “Bodrumdan ne çıktığını ben bilmiyorum, dolayısıyla belirtmedim. İfadelerin bir kısmı doğru ancak hepsi değil. Tuncay Opçin’in Mehmet’e para verdiğini, farklı hatlarda görüştüğünü görmedim” diye konuştu. 

Mahkeme başkanı, “Tehdit aldığın için mi ifadeni değişiyorsun?” diye sordu. Konur ise tehdit edilmediğini belirterek, “O kutularda tek hatırladığım CD, Sezen Aksu’nun CD’siydi. Bana ifade tutanağımı, verdiler ben de imzaladım. Okumadım” dedi.

Daha sonra Baransu söz alarak Konur’a birtakım sorular yöneltti. Konur, Baransu’nun soruları üzerine ABD’ye Başakşehir’deki evlerini ipotek ettirerek gittiklerini ve Baransu’nun ABD’de beden gücü gerektiren işlerde çalıştığını anlattı. Baransu da, “15 bin dolara evi ipotek ettirdik. Ben önden ev kiralamak için gittim. Eğer FETÖ ile ilişkim olsaydı önden gitmezdim. Onlar ev ayarlardı bana” dedi.

Konur, savcılık ve emniyet ifadesi sırasında Baransu eski eşi olduğu için tanıklıktan çekilebileceği bilgisinin kendisine verilmediğini söyledi. Konur son olarak, aramadan birkaç gün önce polislerin gelip “Baransu burada mı oturuyor?” diye sorduklarını anlattı.

Arama tutanağı başka bir bölgede imzalatılmış

Konur’un ardından babası Ömer Konur tanık olarak dinlendi. Ömer Konur, “Ben işteyken aradılar, eve geldim. Polisler vardı. Bize bir şey söylemediler. 6-7 kişiydi sonra 15 kişi kadar oldular. Bana, ‘Bekleme, bitince biz seni ararız’ dediler. Sonra aradılar, gittim ve bana tutanak imzalattılar. CD falan görmedim. Hiçbir şey görmedim” dedi.

Son olarak apartman görevlisi Bülent Çakmak tanık olarak dinlendi. Çakmak, “Arama tanık tutanağını, polis bana olay yerinde değil, başka bir yerde imzalattı. Kasımpaşa döküm sahasının orada bana imzalattılar” diye konuştu.

Tanıkların ifadelerinin ardından söz alan Baransu, arama sırasında orada bulunan tüm polislerin ve tanıkların HTS kayıtlarını talep etti.

Savcı, Baransu’nun tutukluluğunu talep etti. Avukatların taleplerinin ardından ara kararını açıklayan mahkeme, Baransu’nun tutukluluğunun devamına karar verdi. Davanın bir sonraki duruşmasının 8, 9 ve 10 Nisan 2020 tarihlerinde görülmesi kararlaştırıldı.

Pineapple
Bu web sitesi Avrupa Birliği'nin desteğiyle hazırlanmıştır. Yayın içeriğinden tümüyle P24 sorumludur. Bu içeriğin Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtması beklenmemelidir.