İnternet yayınlarına RTÜK denetimi getiren yönetmelik yürürlüğe girdi; tutuklu akademisyen Tuna Altınel ilk duruşmasında tahliye edildi

Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) internet üzerinden yapılan yayınları denetlemesine imkân tanıyan yönetmelik 1 Ağustos 2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Mart ayında yapılan yasal değişikliklerin uygulama çerçevesini belirleyen “Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkındaki Yönetmelik” yayınlarını internet üzerinden sunmak isteyen medya hizmet sağlayıcılarının RTÜK’e ücret ödeyip yayın lisansı ve yayın iletim yetkisi almasını zorunlu kılıyor.

Yönetmelikle radyo yayını lisans ücreti 10 bin TL, TV yayın lisans ücreti 100 bin TL ve isteğe bağlı yayın hizmeti lisans ücreti de 100 bin TL olarak belirleniyor. İnternet ortamından yayın iletim yetkilendirme ücreti ise yıllık 100 bin TL olarak belirleniyor.

Düzenlemeyle Netflix, BluTV ve Puhutv gibi internet üzerinden isteğe bağlı hizmet sunan platformlar RTÜK’ün denetimi altına alındı. Bundan sonra Netflix ve benzerleri gibi dijital platformlarda yayınlanan tüm dizi ve filmler RTÜK tarafından denetim ve muhtemel yaptırımlara tabi olacak. Düzenlemenin kapsamına başka hangi yayınların gireceği ise halen tartışma konusu.

CHP RTÜK üyesi Faruk Bildirici yönetmelikle ilgili yaptığı değerlendirmede “çeşitli dijital ortamlardan bağımsız habercilik yapan siteler, gazeteciler, Youtuber’lar ve sair bireysel iletişimlerin bu yasal düzenleme ve yönetmelik kapsamına girmediği” kanısında olduğunu söyledi.

Yönetmelik sansür kaygılarını da beraberinde getirdi. Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz, “Netflix platformuna ve DW Türkçe gibi yurtdışından yayın yapan haber kaynaklarına erişim engellenebilir” derken sistemin “yeni bir kontrol ve sansür mekanizması” olarak çalışacağını belirtti. Akdeniz, yönetmelikle özellikle DW Türkçe, BBC Türkçe gibi yabancı medya kuruluşlarının Türkiye temsilciliklerinin hedef alınacağı öngörüsünde bulunurken “Netflix’i dünyada ilk engelleyen ülke olma ihtimalimiz yükseldi” değerlendirmesinde de bulundu.

Hukukçu Kerem Altıparmak ise Twitter üzerinden şu değerlendirmeyi yaptı: “Bugün yayımlanan İnternet üzerinden televizyon yayıncılığına ilişkin RTÜK yönetmeliğini bir cümleyle tanımlayabilirim: Türkiye sansür tarihinin en büyük adımı!”

T24 ve Diken’e “örgüte üye olmadan yardım” soruşturması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, T24 ve Diken’in de aralarında bulunduğu bir grup haber sitesine, 2014-2016 yılları arasında “Fuat Avni” mahlasıyla kullanılan Twitter hesabından yapılan paylaşımları haber yapmalarını gerekçe göstererek soruşturma başlattı.

Soruşturmaya konu haberler yaklaşık beş yıl önce yayımlandı. Dosya üzerinde gizlilik kararı olduğu belirtilirken soruşturmaya kaç haber sitesinin dâhil edildiğine ilişkin bilgi verilmedi.

Soruşturma, Türk Ceza Kanunu’nun 220/7 maddesinde düzenlenen “Üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla başlatıldı. T24’te 2014-2016 arasında çalışan editörler ile yöneticiler, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde ifade vermeye davet edildi.

T24’ün aktardığı bilgiye göre, ifadeye davet edilenlere, özetle, “Fuat Avni (ve türevi) mahlasıyla Twitter’da yapılan paylaşımların neden haber yapıldığı, haberleri kimlerin yaptığı, söz konusu haberlerin yapılması için talimat verilip verilmediği” soruldu.

Akademisyen Tuna Altınel ilk duruşmasında tahliye edildi

Fransa’da katıldığı bir etkinlik nedeniyle Mayıs ayında Balıkesir’de tutuklanan Claude Bernard Lyon 1 Üniversitesi öğretim görevlisi Tuna Altınel, 30 Temmuz 2019 tarihinde görülen ilk duruşmasının sonunda tahliye edildi.

Duruşmayı gören Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi aynı zamanda Barış için Akademisyenler bildirisinin imzacılarından da biri olan Altınel’in bihakkın, yani herhangi bir adlî kontrol şartı uygulanmaksızın, tahliye edilmesine hükmetti. Mahkeme heyeti Altınel’in sonraki duruşmalardan vareste tutulmasına da karar verdi. Davanın bir sonraki duruşması 19 Kasım’da görülecek.

P24 tarafından mahkeme salonundan takip edilen duruşmaya dair ayrıntılı habere buradan ulaşılabilir.

Nöbetçi heyet Mehmet Altan’ın “zorla getirilme” kararını geri aldı

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin nöbetçi heyeti gazeteci yazar Mehmet Altan hakkında verilen duruşmaya “zorla getirilme” kararını 24 Temmuz 2019 günü oluşturduğu bir ara kararla geri aldı.

Mahkemenin asıl heyeti tarafından verilen zorla getirilme kararına Mehmet ve Ahmet Altan’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu itiraz etmişti. Zorla getirilme kararını gerektirecek hiçbir neden olmadığını söyleyen Çalıkuşu, mahkemenin bu kararıyla “tarafsızlığını yitirdiğini bir kez daha ortaya koyduğunu” belirtmiş ve mahkeme heyetini Hâkim ve Savcılar Kurulu’na (HSK) da şikâyet etmişti.

Mehmet Altan ve aralarında kardeşi Ahmet Altan ile gazeteci Nazlı Ilıcak’ın da bulunduğu altı kişinin yargılandığı davanın yeniden yargılaması 8 Ekim’de başlayacak. Yargıtay, altı sanığı “Anayasal düzeni devirmeye çalışmak” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbete çarptıran İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını temyiz incelemesinde bozmuş, Mehmet Altan’ın beraat ettirilmesi gerektiğine hükmetmişti. Yargıtay Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın ise “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan yargılanmaları gerektiğine karar vermişti.

Gezi davasında mahkeme heyeti değişti

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Gezi Parkı eylemlerine ilişkin olarak tutuklu iş insanı Osman Kavala ile birlikte 15 kişinin yargılandığı davaya bakan mahkeme heyetinde değişikliğe gitti. HSK’nın 29 Temmuz günü yayımlanan ikinci yetki kararnamesiyle davaya bakan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ikinci bir heyet oluşturuldu ve Gezi davasına bakan heyet, ikinci heyete kaydırılarak dosyadan alındı.

Gezi Davasına bakacak birinci heyetin başkanlığına Galip Mehmet Perk, üyeliğine ise Talip Ergen getirildi. Hem Kavala hem de Aksakoğlu için “tutukluluğun devamı” yönünde oy kullanan kıdemli üye Ahmet Tarık Çiftçioğlu’nun ise yeri değiştirilmedi. Osman Kavala’nın tahliyesi yönünde oy kullanan mahkeme başkanı Mahmut Başbuğ ile diğer üç üyesi ise ikinci heyete kaydırıldı.

HSK kararnamesine göre birinci heyet sadece Gezi ve Adnan Oktar davalarına bakacak. İkinci heyet ise diğer tüm davalardan sorumlu olacak.

 

Eren Erdem için basın açıklamasına izin verilmedi

CHP eski milletvekili ve kapatılan Karşı gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Eren Erdem’e tutukluluğunun 400. gününde destek amacıyla yapılması planlanan basın açıklaması Silivri Kaymakamlığı tarafından yasaklandı.

2 Ağustos günü gerçekleştirilmesi planlanan basın açıklamasının Erdem’in tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi önünde yapılması bekleniyordu. CHP milletvekili Barış Yarkadaş Twitter üzerinden yaptığı açıklamada “Kaymakamlık meşru olmayan bir kararla, araçları ve insanları kampüs civarına sokmuyor. Yüzlerce kişi, keyfi bir biçimde cezaevi yolunda bekletiliyor” ifadelerini kullandı.

Yarkadaş’ın Twitter’dan paylaştığı yasaklama kararında, “Ülkemizde son dönemde meydana gelen terör olayları nedeniyle, gösteri ve basın açıklamasının toplumsal olaya dönüşebileceği” ifadeleri yer aldı.

Cezaevindeki gazeteciler ve medya çalışanları listesi

2 Ağustos 2019 tarihi itibarıyla Türkiye’de en az 138 gazeteci ve medya çalışanı, tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.

Ayrıntılı listeye bu bağlantıdan erişilebilir.

Pineapple
Bu web sitesi Avrupa Birliği'nin desteğiyle hazırlanmıştır. Yayın içeriğinden tümüyle P24 sorumludur. Bu içeriğin Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtması beklenmemelidir.