“Örgüt üyeliği” suçlamasıyla 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan tutuklu Zaman yazarı Mümtazer Türköne’nin bireysel başvurusu hakkındaki kararını açıklayan AYM, “ifade ve basın özgürlüğü ihlâli yoktur” dedi 

Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Zaman gazetesinin köşe yazarı Mümtazer Türköne, 4 Ağustos 2016 tarihinde “Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Nisan 2017’de hazırlanan iddianamede, Türköne ile birlikte 11 eski köşe yazarı ve editörün gazetedeki yazıları veya görevleri nedeniyle  “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,” “örgüt üyeliği,” “propaganda” ve “örgüte yardım” suçlamalarıyla yargılanmaları talep edilmişti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamanın sonunda Türköne, “örgüt üyeliği” suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. 

Türköne, avukatları aracılığıyla 28 Mart 2017 tarihinde, “tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, gazetecilik faaliyetinin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle de ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği” gerekçeleriyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurmuştu. Yaklaşık iki buçuk yıllık sürenin ardından 27 Kasım 2019 tarihinde başvuruya ilişkin gerekçeli kararını açıklayan AYM, Türköne’nin ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verdi. AYM’nin “ihlal yoktur” kararı, 10 Ocak 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. 

“Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ihlal edilmemiştir”

AYM gerekçeli kararında, “Başvurucunun Zaman gazetesi yazarı olması yazılarının Zaman gazetesinde yayımlanmış olması tek başına kuvvetli suç şüphesinin varlığını göstermese de Zaman gazetesinin FETÖ/PDY ile irtibatı bulunan bir yayın organı olduğunun birçok soruşturma ve kovuşturma belgesinde ifade edilmesi nedeniyle bu hususun tümüyle göz ardı edilmemesi gerekir” ifadelerine yer verdi. 

Türköne’nin suça konu edilen yazılarının “FETÖ/PDY ile bağlantılı bir suç işlediğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin mümkün olduğu sonucuna varan” AYM, yöneltilen suçlama bakımından tutuklama tedbirinin yerinde olduğunu söyledi: “Başvurucu yönünden özellikle kaçma ve delilleri etkileme şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerden yoksul olduğu söylenemez. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.”  

AYM, Türköne’nin, tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin başvurusunu ise hukuki yolların tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez buldu.

“Tutuklama ölçülü”

Türköne’nin tutukluluk sürecinin OHAL döneminde olduğuna değinen AYM, bu dönemde temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan Anayasa’nın 15. maddesinin askıya alındığını hatırlattı. Kararda şöyle denildi: “Darbe ve FETÖ/PDY üyeliği suçlarından tutuklanan başvurucuların tutukluluğunun yaklaşık on üç ay boyunca duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden verilen kararlarla sürdürülmesinin olağanüstü hâl döneminde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmediği sonucuna varmıştır.” 

Tutuklamanın ölçülü olduğunu savunan AYM, Türköne’nin ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edilmediğini karar verdi: “Başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığı iddiası incelendiğinde başvurucunun suç işlemiş olabileceğinden şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğu, ayrıca tutuklama nedenlerinin mevcut olduğu ve tutuklamanın ölçülü olduğunun söylenebileceği sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında başvurucunun yalnızca ifade ve basın özgürlükleri kapsamında kalan eylemleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığı ve tutuklandığı iddiası yönünden farklı bir sonuca varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır. Bu nedenle Anayasa’nın 26 ve 28 maddeleri bağlamında ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.” 

AYM kararının tam metnine bu bağlantıdan erişilebilir.

Pineapple
Bu web sitesi Avrupa Birliği'nin desteğiyle hazırlanmıştır. Yayın içeriğinden tümüyle P24 sorumludur. Bu içeriğin Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtması beklenmemelidir.