Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Adliyelerde alınan önlemler gazetecilerin habere ulaşmasını engelliyor

Adliyelerde alınan önlemler gazetecilerin habere ulaşmasını engelliyor

Adliyelerdeki yoğunluk koronavirüs sürecinde de eksilmeden devam ediyor. Vatandaşın adalet arayışı koronavirüs garantisi ile geliyor. Salgının önüne geçmek maksadıyla alınan önlemler ise gazetecilerin habere ulaşmasını engelliyor 

CANSU PİŞKİN, İSTANBUL

Türkiye’deki ilk Covid-19 vakasının görüldüğü Mart ayında, Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda hastalığın bulaşma riskini azaltmak maksadıyla pek çok önlem alındı. Tüm kültürel ve sanatsal etkinliklerin durdurulduğu, “evde kal” çağrılarının yapıldığı, kısmi sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı bu dönemde adliyelerde de tedbirler artırıldı. Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 13 Mart günü yayımladığı açıklamada, yargılama faaliyetlerinin yürütülmesinde herhangi bir soruna sebebiyet vermemek amacıyla tutuklu kişilere yönelik soruşturma ve kovuşturmalar haricinde duruşmaların ertelendiğini duyurdu. 

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de yargı alanında koronavirüse karşı alınacak önlemlerle ilgili 4 Nisan günü yaptığı açıklamada, 30 Nisan’a kadar bütün duruşmaların iptal edildiğini söyledi. Ancak bu süre, 7 Mayıs tarihli Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısının ardından 15 Haziran’a kadar uzatıldı. Salgına karşı alınan önlemlerin aşama aşama kaldırılmasıyla birlikte 1 Haziran’da maske, sosyal mesafe ve hijyene dikkat etmek şartıyla “yeni normal” düzene geçilmiş oldu. 16 Haziran Salı günü ise yargısal süreç ve duruşmalar başladı. Peki “yeni normal” düzen adliyeleri nasıl etkiledi? Ne tür önlemler alındı? 

Hijyen ve sosyal mesafe önlemleri

Duruşmaların yoğunluk gösterdiği Salı günü açılan adliyelerin giriş kapıları önünde sosyal mesafe kurallarının hiçe sayıldığı gözlendi. Yoğunluğun en çok yaşandığı adliye Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’ydı. Vatandaş girişi için üç kapısı bulunan İstanbul Adalet Sarayı’nın her üç kapısında da uzun kuyruklar oluştu. Güvenlik görevlileri tarafından ateşleri ölçüldükten sonra içeri alınan vatandaşların bir bölümü, X-Ray cihazları önündeki sosyal mesafe işaretlerine riayet etmediler. Bu görüntülerin sosyal medyaya yansımasının ardından adliyeye girişlerin sosyal mesafe kuralına uygun bir şekilde sağlanması için C kapısı girişine polis barikatları ve şeritler yerleştirildi.

Adliye içerisinde hemen her katta “Maske, hijyen ve sosyal mesafe kurallarına uyalım” uyarıları bulunuyor. Bulaş riskini azaltmak amacıyla adliye içerisindeki yürüyen merdivenler, asansörler, koridorlar ve mahkeme salonlarında bulunan koltuklar sosyal mesafe kuralları gözetilerek düzenlenmiş durumda. Asansör kapılarının yanındaki duvara bulunduğu yerlerde asılan afişte, “Koruyucu maskeniz takılı olmadan binmeyin, yüzünüz duvara dönük şekilde durun, 6 kişiden fazla kullanmayın” uyarıları yer alsa da bu kurallara her zaman uyulmuyor. 

Adliye içerisindeki tuvaletlerde gün içerisinde yapılan temizlik sayısının da iki katına çıkarıldığı öğrenildi. Koronavirüs öncesinde el kurutma cihazlarının yerleştirildiği tuvaletlere yeniden kâğıt havluların konulduğu görüldü. Baro odaları ve mahkeme salonlarının önlerine ise el antiseptikleri yerleştirilmiş vaziyette.

Seyircisiz duruşma dönemi

Adliyede alınan önlemlerden biri de seyircisiz duruşmalar. Bu uygulama tamamen mahkemelerin inisiyatifine bırakılmış durumda. Bazı mahkemeler salgın sebebiyle duruşmaya yalnızca sanık ve avukatları alıyor. Basın ve sanık yakınları duruşmalara alınmıyor. Örneğin 16 Haziran günü, Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Adil Demirci’nin yargılandığı davayı izlemek için gittiğimiz duruşmaya İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talimatı sebebiyle alınmadık. Aynı gün kapatılan Özgür Gündem gazetesinin eski yayın yönetmeni Hüseyin Aykol, sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan ve gazetenin bazı yazarlarının İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davanın duruşmasına ise basın mensupları alınırken seyirciler alınmadı. Basın mensupları maskeleri takılı şekilde duruşma salonundaki izleyici sıralarında sosyal mesafe kuralına göre oturdu. Mahkeme heyeti, savcı, avukatlar, katip ve mübaşir de duruşma süresince maskelerini çıkarmadı.     

Mahkemelerin inisiyatifine bırakılmış bu yöntem ile Covid-19 döneminde gazetecilerin habere erişim hakkı kısmen de olsa kısıtlanmış vaziyette. Örneğin tutuklu sanıkların birçoğu SEGBİS yöntemi ile dinlediği için konuşmalar tutanağa geçmiyor. Bu nedenle gazeteciler duruşmada neler olup bittiğine dair bilgi alamıyorlar. Adliye basını bu durumun üstesinden gelebilmek amacıyla içlerinden bir temsilci seçiyor ya da duruşmayı nöbetleşe izlemeyi öneriyor. Ancak yine de duruşmaya girebilmeniz tamamen hâkimin takdirinde. 

Tedbirler salgının önüne geçemedi

Alınan tüm önlemlere ve kısıtlamalara rağmen adliyede salgının önüne geçilemiyor. 18 Haziran günü duruşmaların görüldüğü sırada sosyal medya üzerinden İstanbul 6. Tüketici Mahkemesi, İstanbul 8. Aile Mahkemesi, İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi ve İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nin karantinaya alındığı bilgisi geldi. Sosyal medyada öne sürülen bu iddialar, gazeteciler tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına soruldu. Başsavcılık yalnızca İstanbul 6. Tüketici Mahkemesi’nin karantinaya alındığı yönündeki bilgiyi teyit etti. 

Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından adliyelerde artan yoğunluk koronavirüs sürecinde de eksilmeden devam ediyor. Vatandaşın adalet arayışı koronavirüs garantisi ile geliyor. 

Yukarı