Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın yeniden yargılandığı dava görüldü

Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın yeniden yargılandığı dava görüldü

Altan ve Ilıcak hakkında verilen hapis cezasının Yargıtay tarafından bozulmasının ardından yapılan yeniden yargılamada esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı ceza istedi. Duruşma savunmaların yapılması için 12 Mart'a ertelendi

EYLEM SONBAHAR, İSTANBUL

Haklarında verilen hükmün Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından bozulmasıyla gazeteciler Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın "örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" (TCK 220/7) suçlamasıyla yeniden yargılandığı davanın ilk duruşması 27 Ocak 2026 günü  İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

P24 tarafından takip edilen duruşmada Nazlı Ilıcak ile avukatı Tuğper Derin ile Ahmet Altan’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu hazır bulundu. Altan ise duruşmaya katılmadı.

Mahkeme başkanının Yargıtay bozma ilamına ilişkin sorusu üzerine Ilıcak ve avukatı, bozma ilamına uyulmasını talep etti. Altan'ın avukatı Figen Çalıkuşu da "Lehe olan kısım itibariyle uyulsun" dedi.

Savcı, Yargıtay'ın bozma ilamına uyulmasını talep etti. Mahkeme başkanı, "Usul ve yasaya uygun ilgili Yargıtay Ceza Dairesinin bozma ilamına uyulmasına oy birliğiyle karar verildi" dedi ve duruşmaya devam edildi.

Savcı ceza istedi

Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, Altan ve Ilıcak'ın "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan ayrı ayrı cezalandırılmasını istedi. Savcı mütalaasında şu ifadelere yer verdi:

"Ahmet Altan'ın darbe girişiminden sonra kapatılan, örgütün manipülasyonlarında kullandığı Taraf gazetesinin kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğu, terör örgütünün yayın organı olan ‘haberdar.com’ isimli haber sitesinde yazarlık yaptığı 3 Mart 2015 tarihli ‘Ben Buradayım Benimle Konuşun’ ve 12 Mayıs 2016 tarihli ‘Mutlak Korku’ başlıklı yazıları, 14 Temmuz 2016 günü Can Erzincan isimli televizyon kanalında Mehmet Hasan Altan ve sanık Nazlı Ilıcak ile yaptıkları "Özgür Düşünce" isimli programda konuşma yaparak örgütün amacına hizmet eder nitelikte eylemlerinin silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğu…"

“Nazlı Ilıcak'ın örgüte ait veya müzahir yayın organlarında uzun zaman yazarlık yaptığı, 2012 yılında ‘Her Taşın Altında 'The Cemaat'mi Var?’ isimli kitabı örgütün görünür meşruiyetini sürdürmek için yazdığı, kullandığı Twitter sosyal paylaşım platformu hesabını darbe girişimi günü dahil olmak üzere terör örgütünün kamuoyu oluşturmak amacı doğrultusunda kullandığı, üst düzey yöneticilik yapmakta iken örgütten ayrılan tanık beyanlarına göre FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü’nün medya yapılanması ile, HTS kayıtlarına göre de örgütün üst düzey yöneticileri ile irtibat kurduğu, ikametinde elde edilen not defterlerinde örgüt mensupları ile ilgili notlar bulunduğu, darbe girişiminden bir gün öncesinde Can Erzincan isimli televizyon kanalında Mehmet Hasan Altan ve sanıklardan Ahmet Hüsrev Altan ile gerçekleştirdikleri “Özgür Düşünce” isimli programda konuşma yaparak örgütün amacına hizmet niteliğindeki eylemlerinin silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğu…"

Esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapmak için süre isteyen Ilıcak, "Atılı suç çok ağır bir suçlama. Bana ilişkin iddialar hiçbir somut delile dayanmıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bütün fiillerimi gazetecilik çerçevesinde değerlendiriyor. Ben suçlu değilim, beraatıma karar verilmesini talep ediyorum" diye konuştu.

Altan'ın avukatı Çalıkuşu da "Yargıtay bizim dosyamızı ilk incelediği zaman orada AİHM kararı esas alınıyor şimdi AİHM kararı es geçiliyor. Müvekkilim hakkında da bildiğiniz üzere bir AİHM kararı bulunmaktadır. Aynı dava dosyası içinde, aynı içerikteki iki AİHM kararından biri dikkate alınırken diğer kararın dikkate alınmamasının yasalar karşısında geçerli bir izahı olmaz" dedi. Çalıkuşu da esasa karşı savunmasını hazırlamak için süre isetedi.

Mahkeme, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaların hazırlanması için davayı 12 Mart 2026 tarihine erteledi.

Davanın geçmişi

Altanlar davasının 16 Şubat 2018’de görülen karar duruşmasında Ahmet Altan, Mehmet Altan, gazeteci Nazlı Ilıcak, kapatılan Zaman gazetesinin görsel yönetmeni Fevzi Yazıcı, gazetenin marka pazarlama direktörü Yakup Şimşek ve Polis Akademisi eski öğretim üyesi Şükrü Tuğrul Özşengül, “15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri” iddiasıyla “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Davanın temyiz incelemesini 2019 yılında tamamlayan Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın eylemlerinin “silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme” suçunu oluşturduğu, Yazıcı, Şimşek ve Özşengül’ün “örgüt üyeliği” suçlamasından yargılanmaları gerektiği, Mehmet Altan hakkında ise beraat kararı verilmesi gerektiğine karar vererek ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştu.

Davayı yeniden gören İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Kasım 2019’da “silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme” suçlamasından Ahmet Altan’a 10 yıl 6 ay, Nazlı Ilıcak’a ise 8 yıl 9 ay hapis cezası vermiş, cezaevinde geçirdikleri süre dikkate alınarak tahliyelerine karar vermişti. Ancak Ahmet Altan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine tahliye edildikten sekiz gün sonra yeniden tutuklanmıştı.

Dosya yeniden Yargıtay’a gitmiş ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi 14 Nisan 2021 tarihli kararında Yazıcı, Şimşek ve Özşengül’e verilen cezaları onarken, Altan ve Ilıcak’a verilen cezaları kanunda belirtilen indirimin uygulanmadığı gerekçesiyle bozmuştu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 29 Nisan 2021’de, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14 Nisan 2021 tarihli kararının kaldırılarak Yazıcı, Şimşek ve Özşengül yönünden bozulmasını talep etmişti ve dosya Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmişti.

Özşengül, Yazıcı ve Şimşek hakkında verilen mahkûmiyet kararları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 8 Aralık 2022 tarihli kararıyla bozulmuş ve dosya yeniden yargılama için ilk derece mahkemesi olan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti. Bozma ilamı gereği yeniden yargılama için 2 Mart 2023 tarihinde tensip zaptı düzenleyen İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren Özşengül’ün bihakkın tahliyesine karar vermiş ve dosyasını ayırmıştı.

Haklarında verilen hükümler Yargıtay tarafından bozulan Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, kapatılan Zaman gazetesinin görsel yönetmeni Fevzi Yazıcı ve gazetenin marka pazarlama direktörü Yakup Şimşek’in yeniden yargılandıkları davanın üçüncü duruşması 14 Şubat 2024 günü İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmüştü.

Mahkeme, “örgüte üye olmamakla birlikte yardım” suçlamasından Nazlı Ilıcak’a 5 yıl 3 ay; Ahmet Altan’a 6 yıl 3 ay 18 gün; Fevzi Yazıcı’ya 1 yıl 13 ay hapis cezası verdi. Ilıcak ve Altan’ın adli kontrolünün devamına karar veren mahkeme, hükmolunan ceza miktarı, sanığın adli kontrolde geçirdiği süre ve tutuklulukta geçirdiği süreyi dikkate alarak Yazıcı hakkındaki yurt dışı çıkış yasağını kaldırdı. Mahkeme, Yakup Şimşek hakkında ise üzerine atılı “örgüt üyeliği” suçlamasını işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraat kararı vermişti.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 10 Eylül 2025 tarihinde yaptığı incelemede Fevzi Yazıcı hakkındaki hükmü onamış, Altan ve Ilıcak hakkındaki hükmün ise bozulmasına karar vermişti. Daire, Altan hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının da kaldırılmasına karar vermişti. Dosya yeniden yargılama için ilk derece mahkemesi olan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. Yeniden yargılama için 15 Ekim 2025 tarihinde tensip zaptı düzenleyen mahkeme, duruşma gününü 27 Ocak olarak belirlemişti. Mahkeme, Nazlı Ilıcak'ın yurt dışına çıkış yasağının ise devamına hükmetmişti.

Yukarı