İstinaf mahkemesi kararına tepki büyürken, Altan’ın avukatları, tutuklandığı 2016 yılında yapılan başvurunun Genel Kurul’da ivedilikle görüşülmesini talep etti

 

Aralarında Ahmet Altan, kardeşi Mehmet Altan, ve Nazlı Ilıcak’ın da bulunduğu altı gazeteci ve medya çalışanının istinaf başvurularının reddedilmesi üzerine Ahmet Altan’ın avukatları 3 Ekim günü Anayasa Mahkemesi’ne bir dilekçe vererek, Altan adına tutuklandığı 2016 yılında yapılan bireysel başvurunun ivedilikle gündeme alınmasını talep etti.

Şubat ayında İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Altan kardeşler ve diğer dört sanığın istinaf talepleri 2 Ekim günü İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından reddedilmiş, mahkeme ayrıca Ahmet Altan ile birlikte davadaki diğer tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına hükmetmişti.

Avukatlar Figen Albuga Çalıkuşu ve Melike Polat Bursalı Anayasa Mahkemesine sundukları dilekçede, Ahmet Altan adına 8 Kasım 2016 tarihinde yapılan bireysel başvurunun AYM 1. Bölüm tarafından 4 Temmuz 2018 tarihinde görüşülerek AYM Genel Kurulu’na sevkine karar verildiğinin altını çizerek, aradan üç ay geçmesine karşın başvurunun halen Genel Kurul’da görüşülmediğini belirtti.

İstinaf sürecindeki ayrıntılara da yer verilen dilekçede Çalıkuşu ve Polat, istinaf savcısının 21 Eylül günü sunduğu mütalaasının ardından durumun 25 Eylül’de Yüksek Mahkemeye bildirilerek en kısa zamanda Genel Kurul’da görüşmenin açılmasına karar verilmesinin talep edildiğini de ifade etti.

Dilekçede şu ayrıntılara yer verildi: 

Yazı ve televizyon programında yapılan konuşmayı hem delil hem de suça konu eylem kabul ederek başkaca hiçbir somut olgu göstermeden, kuvvetli bir belirtiyi ortaya koymadan verilen tutuklama kararı hukukilik şartını taşımamasına, bu yönde AYM Genel Kurulu’nun 11 Ocak 2018 tarih 2016/23672 başvuru nolu kararı olmasına karşın, Anayasa ve CMK hükümlerine, TBMM’nin iradesine aykırı olarak başvurucu hakkında yapılan istinaf başvurusunun yapılan yargılama sonucunda esastan reddine, verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının onanmasına karar verilmiştir.

Bu bireysel başvuru 8 Kasım 2016 tarihinde yapılmıştır.

Bugün 3 Ekim 2018’dir.

Başvurucunun yargılandığı ve hâlen tutuklu olduğu dava karara çıkmış, istinaf yasa yolunu da tüketmiştir.

Hukuka uygun olmayan yöntemler ile başlatılan bu sürecin, her aşaması hukuka aykırı olarak devam etmektedir.

Hâlen Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nda görüşme yapılmamış olması, Anayasa ve yasaların takip edilmediği bu sürecin ilerlemesine ve mağduriyet ve hak ihlâllerinin artarak yaşanmasına neden olmaktadır.

Dilekçenin tamamına bu bağlantıdan ulaşılabilir.

Basın ve ifade özgürlüğü örgütlerinden sert tepki: Karar Türkiye’de hukukun bittiğinin işareti 

İstinaf mahkemesinin kararı, uluslararası kuruluşlardan üst düzey temsilciler ile basın ve ifade özgürlüğü örgütlerinin de gündemindeydi.

BM Düşünce ve İfade Özgürlüğü Özel Raportörü David Kaye, Twitter üzerinden yayınladığı mesajında, istinaf kararının “Türkiye’nin gazeteciliği terörizm olarak gördüğü” anlamına geldiğini ifade etti.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Basın Özgürlüğü Temsilcisi Harlem Désir de, yine Twitter’da paylaştığı mesajında istinaf mahkemesi kararını “Çok üzücü bir haber” olarak değerlendirdi ve tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması çağrısını yineledi.

Avrupa Konseyi Sözcüsü Daniel Holtgen de mesajında Altanların hem Anayasa Mahkemesi hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen halen müebbet hapis cezası tehdidi ile yüzyüze olduklarının altını çizdi.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) de kararı kınayan bir mesaj yayınladı. Fransızca olarak yayımladığı mesajında RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, Altanlar davasında istinaf girişimlerinin sonuçsuz kalmasını şu sözlerle değerlendirdi: “Bu tanınmış gazeteciler bir yargısal linçe maruz kalmıştır. Ömürlerini hapiste tamamlamaları isteniyor; bu Türkiye için utanç vericidir.”

İngiltere merkezli insan hakları örgütü ARTICLE 19 da kararı internet sitesinde duyurduğu bir mesajla kınadı.

ARTICLE 19 Program Direktörü David Diaz-Jogeix imzasıyla yayınlanan mesajda, bu karar neticesinde Türkiye’de hukukun üstünlüğünün sona erdiğinin görüldüğü ifade edildi. İngilizce olarak yayınlanan mesajda Diaz-Jogeix, kararın, Türkiye hükümetinin siyasi saiklerle gazetecilere, hukukçulara ve siyasi rakiplere yönelik saldırılarının en son örneği olduğunu kaydetti.

“Yargı bir krizden geçiyor” diyen Diaz-Jogeix, Avrupa Birliği’ne de harekete geçmesi yönünde şu sözlerle çağrı yaptı: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye ile ilgili kararlarını vermeden önce iç hukuk yollarının tüketilmesini istiyor. Artık daha fazla bekleyemeyiz.”

Avrupa Gazeteciler Federasyonu’nun (EFJ) mesajında da istinaf mahkemesinin kararının “Türkiye’nin hukukun üstünlüğüne saygı duymadığının kanıtı” olduğu ifade edildi. EFJ Başkanı Mogens Blicher Bjerregård imzasıyla yayımlanan mesajda, “Gazetecilere isnat edilen bu ağır suçlamalar hiç bir şekilde kanıtlanamamıştır, bu nedenle meslektaşlarımızın serbest bırakılması çağrımızı bir kez daha yineliyoruz” ifadelerine yer verildi.