Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Aydemir, 6 ay tutuklu kaldığı dava kapsamında verdiği ifadede üzerine atılı suçlamaları reddetti. Dava 23 Haziran’a ertelendi
MELTEM AKYOL, İSTANBUL
LeMan Dergisi’nin Beyoğlu’ndaki ofisine yönelik saldırıya tepki gösterdiği gerekçesiyle tutuklanan akademisyen Aslı Aydemir hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” (TCK 265) suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması 12 Şubat 2026 günü İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24 tarafından takip edilen duruşmada Aslı Aydemir ve avukatı ile müşteki polis ve avukatı hazır bulundu. İstanbul Barosu’ndan gözlemciler, Barış Akademisyenleri, Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP), İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi, Eğitim Sen ve LeMan dergisi temsilcilerinin de aralarında olduğu çok sayıda kişi duruşmayı izlemek için adliyeye geldi. Ancak salon kapasitesinin yetersizliği nedeniyle aralarında gazetecilerin bulunduğu pek çok kişi içeri alınmadı.
Yaklaşık 20 dakikalık gecikmeyle başlayan duruşmada kimlik tespitinin ardından Aydemir’in savunmasına geçildi.
Savunmasında emniyette verdiği ifadenin eksik kayda geçirildiğini beyan eden Aydemir, kasten yaraladığı iddia edilen polis memurunu ilk kez duruşma salonunda gördüğünü söyledi.
Olay günü eşiyle Taksim’de yemek için buluştuklarını belirten Aydemir, Mis Sokak’ta LeMan Dergisi’nde yayımlanan bir karikatür nedeniyle dergi binasına yönelik saldırıdan haberdar olduklarını ifade etti. Saldırgan grubun kendilerini “Müslümanlar” diye tanımlayarak slogan attığını söyleyen Aydemir, buna karşılık olarak “Filistin’e gidin, yanlış yerdesiniz” dediğini, amacının İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına verilen tepkilerdeki çelişkiye dikkat çekmek olduğunu belirtti.
Sözlerinin ardından hakarete uğradığını ve grubun üzerine yürüdüğünü söyleyen Aydemir, “Bana 'sen de kerhaneye git' dedi aralarından biri ve üzerime yürüdüler. Linç girişiminde bulundular" dedi.
Kendini ve eşini korumak amacıyla elinde içinde bira olan bardağı gruba doğru savurduğunu söyleyen Aydemir, “Özellikle vurguluyorum; bardağı atmadım, içindeki içeceği savurdum. Kimseyi hedef almadım, kimseyi yaralamaya niyet etmedim” ifadelerini kullandı.
Mahkeme başkanının, “Bardak elinden düşmedi mi?” sorusuna Aydemir, “Bardak elimden düştü, ben atmadım, o hengâmede düştü” diye yanıt verdi.
Olay sırasında bir kadın polis memurunun kendisini kalabalıktan uzaklaştırdığını ve herhangi bir direnç göstermediğini belirten Aydemir, eşinin darp edildiğini ve üzerlerine şişeler atıldığını söyledi. Aydemir, Eşinin başında şişlik ve ellerinde cam kesikleri olduğunu kaydetti.
Sosyal medyada paylaşılan bazı videolarla hedef gösterildiğini anlatan Aydemir, 30 Haziran’dan gözaltına alındığı 4 Temmuz sabahına kadar can güvenliği endişesi yaşadığını ifade etti.
4 Temmuz sabahı evine gelen polislerden bir memurun yaralandığını ve kendisinden şikayetçi olduğunu öğrendiğini aktaran Aydemir, tutuklandıktan sonra polis memurunun şikâyet dilekçesini okuduğunu; dilekçedeki bazı ifadelerin gerçeğe aykırı olduğunu belirtti. Aydemir şöyle devam etti: “Tutuklandıktan birkaç zaman sonra polisin şikâyetini hayretler içinde okudum. O gece bana yapılan hakaret ve saldırıdan, linç girişiminden hiç bahsetmediği gibi gerçeğe aykırı pek çok ifadeyle birlikte polis olduğunu bilerek kasten koluna vurarak onu yaraladığımı söylüyordu. Benim yaptığım hiçbir şey polise karşı değildi, polislerin gözleri önündeydi. Saldırganlara karşı kendimi korumak dışında hiçbir şey yapmamıştım ve ben bir tek saldırganların yüzlerini biliyordum, karşımda olanlar da onlardı. Oradaki üniformalı ve sivil polislerin görevi beni korumaktı, ki öyle de yapmışlardı ve ben darp edilmemiştim. Şikayetçi polis memurunun can acısıyla- beni suçlamak daha kolay ve bedelsiz olduğu için- beni suçladığını düşünüyorum."
Aydemir, şikayetçi polis memurunun yaralanmasını “talihsiz bir iş kazası” olarak değerlendirdiğini belirterek, “Saldırıya uğrayan ve kendini korumak zorunda kalan biri olarak böyle bir riski öngöremezdim” dedi. Suçlamaları kabul etmediğini ifade eden Aydemir, beraatını talep etti.
Müşteki polis memuru Mustafa Ö., “Olay tarihinde Güvenlik Şube Müdürüydüm. Biz sokağa girdiğimizde zaten bir eylem vardı. İslamcı grupla müzakere ederek dışarı aldım. Sonra sayıları arttı. Biz sivil çalışırız. Diğerleri polis yeleğiyle çalışır. Benim polis olduğumun anlaşılması gerekir. Öfkeli grubu dışarı aldık. Daha sonra hanımefendiyle beraberinde gördüğüm altı yedi kişiyi göz hapsine aldım. Sanık, bira bardağını Müslüman gruba kadeh kaldırır gibi kaldırınca olay çıkacağını anladım. ‘Ben yöneleyim, onu oradan alalım’ dedim. Çünkü onu linç ederlerdi. Sanık, ‘Filistin’e gidin’ dedi. Biri de ‘Kerhaneye gidin’ dedi. Araya girdim. Saniyelik olaylardı bunlar. Bardak kolumda patladı. Kendimi geri çektim, telsizim yere düştü. Diğer çevik kuvvet ekipleri geldi” dedi. Mustafa Ö., “Alkollü olduğu için hatırlamıyor. Benim için alkollü olmasının bir önemi yok” diye konuştu.
Müşteki polisin avukatı davaya katılma talebinde bulundu ve “İddianamenin genişletilmesi talebimiz var. Ortada yaralama var. Şikâyetimiz devam ediyor” dedi.
Mahkeme, polis Mustafa Ö.'nün davaya katılma talebini kabul etti. Müştekinin elinde kalıcı işlev kaybı bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla adli tıp raporunun beklenmesine karar veren mahkeme, davayı 23 Haziran 2026 tarihine erteledi.
Dava hakkında
26 Haziran 2025 tarihinde LeMan dergisinde yayımlanan bir çizimdeki karakterlere “Muhammed” ve “Musa” ismi verilmesi, dindar ve muhafazakâr kesimler tarafından “peygamber çizimi” olarak yorumlanmış ve sert tepkilere yol açmıştı. Dergi hakkında toplatma kararı verilmiş, soruşturma başlatılmış ve derginin dört çalışanı gözaltına alınmıştı.
30 Haziran akşamı LeMan dergisinin Beyoğlu’ndaki binası önünde elinde sopalı muhafazakâr erkeklerden oluşan kalabalık bir grup toplandı ve binaya taşlarla saldırdı. Tesadüfen orada bulunan Aslı Aydemir dergiye yönelik tehditlere ve atılan sloganlara tepki gösterdi. Aydemir, 4 Temmuz günü evinden gözaltına alındı ve “polise mukavemet” ile “kasten yaralama” suçlamalarıyla tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 Temmuz’da Aydemir hakkında “kasten yaralama” suçlamasıyla iddianame hazırladı. Ancak bu iddianame İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından iade edildi. Savcının bu karara yaptığı itiraz da 24 Temmuz’da reddedildi.
Dosya, bu kararla birlikte yeniden soruşturma aşamasına döndü. Kasım ayında hazırlanan ikinci iddianame de benzer gerekçelerle mahkeme tarafından iade edildi. Bu aşamadan sonra dosyada görevli savcının açığa alınması, yerine atanan savcının görevlendirmeye itiraz etmesi ve sürecin her defasında sil baştan başlaması, yargılamayı daha da uzattı. Düzenlenen üçüncü iddianame Aralık ayında kabul edildi; ancak Aydemir’in tutukluluğuna devam kararı verildi. Aydemir 14 Ocak’ta tahliye edildi.
