Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


BİK, Mersin’deki sekiz yerel gazetenin resmi ilan alma hakkını süresiz olarak durdurdu. Yerel gazeteciler, Anadolu’daki diğer kentlerde basılan gazetelerin de aynı tehditle karşı karşıya olduğunu söylüyor
CANAN COŞKUN
Basın İlan Kurumu (BİK), Mersin’deki sekiz yerel gazetenin resmi ilan alma hakkını süresiz olarak durdurdu. Karara gerekçe olarak gazetelerin yeterli sayıda dağıtılmamasını gösteren BİK, Mersin’de yaptığı toplantıda üstü kapalı bir şekilde gazetelerin birleşerek bir veya iki gazete olarak çıkarılmalarını tavsiye etti. Yerel gazeteciler bu durumun yalnızca Mersin’le sınırlı olmadığını, Anadolu’daki diğer kentlerde basılan gazetelerin de aynı tehditle karşı karşıya olduğunu söylüyor.
Anadolu basınında bir süredir yaşanan gazetelerin birleşmesi veya sayısının azalması olayına son halka olarak Mersin eklendi. Bu tartışma, yerel basının geleceği açısından kritik bir dönemece işaret ediyor. BİK’in ilan kesme kararları ve “birleşme” tavsiyeleri, bazılarına göre mali sürdürülebilirlik için zorunlu bir adımken, birçok gazeteciye göre ise çoksesliliğin önüne çekilen görünmez bir set. Yerel basın, hem ekonomik dar boğaz hem de yapısal baskılar karşısında ayakta kalma mücadelesi verirken, bu süreçte alınacak kararlar sadece gazetecilik pratiğini değil, yerel demokrasinin nefes alma alanlarını da doğrudan etkileyecek.
BİK, Mersin’de iki ay önce Akdeniz, Çukurova, Güney, Haberci, Hakimiyet, İmece, Mersin ve Yeni Güney gazetelerinin resmi ilan yayınlama hakkını süresiz olarak durdurdu. Kararın gerekçesi ise, bayi denetimi sırasında gazetelerin yeterli sayıda bulunmamasıydı. Gazete sahipleri, bu yaşanan duruma ilişkin sorumluluğun dağıtımı yapan ana bayiye ait olduğunu belirterek karara itiraz etti ve BİK’ten yeniden denetim yapmasını talep etti. Gazete sahipleri yeniden denetim yapılmasını beklerken, BİK’in üstü kapalı bir şekilde tavsiye ettiği “birleşme” önerisiyle karşı karşıya kaldı. Resmi ilanlardan kazandıkları paranın gazetenin masrafının yarısını karşıladığını söyleyen gazete sahipleri, bu örtülü tavsiyeye uymak zorunda kalacaklarını söylüyorlar.
Gazeteciler, BİK’in sorumluluğunu ve Anadolu basınının karşı karşıya olduğu “birleşme” sorununu Expression Interrupted’a anlattı.
Ali Adalıoğlu: "Karara itiraz ettik”
Resmi ilan hakkı kesilen Güney gazetesinin sahibi Ali Adalıoğlu, karara itiraz edenler arasında. Elli yıllık gazetecilik tecrübesi bulunan Adalıoğlu da bu olayda asıl sorumlunun Mersin’deki ana bayi olduğunu düşünüyor. BİK’in yılda bir kez gazeteleri denetimden geçirdiğini hatırlatan Adalıoğlu, bu seneki denetim sırasında yetkililerin gazeteden teşekkür ederek ayrıldıklarını söylüyor. Denetimden kısa bir süre sonra resmi ilan hakkının kesildiğini belirten yazının gazeteye ulaştığını kaydeden Adalıoğlu, şunları söyledi:
“Raporda gazetelerin bayilere dağıtıldığı ancak bağlı ve açık hallerde bulunduğu belirtilmiş. Sekiz gazeteden üçünün bayide olduğu, diğer beşinin bayide olmadığı gözlemlenmiş. Bu karara itiraz ettik. Tekrar denetleme yapılması için başvuruda bulunduk. Yeniden denetlenmeyi bekliyoruz. Güney gazetesi 50 yıldır yayımlanıyor. Kuralları biliyorum. İşimi doğru yapmak zorunda olduğumun bilincindeyim.”
“Hayatta kalabilmek için ilan alıyoruz”
İki aylık resmi ilan kesintisinin kendilerine maliyetinin 500 bin TL’yi bulduğunu söyleyen Adalıoğlu, şöyle devam etti:
“Son yıllarda bırakın yerel gazeteleri, yaygın basındaki gazeteler bile satmaz, satamaz oldu. Yerel gazeteler de hayatta kalabilmek için yıllardır resmi ilan alıyor. Masrafları karşılıyor mu derseniz, cevabım hayır. Bugünkü koşullarda bir yerel gazetenin maliyeti aylık 450 bin TL’yi buluyor. Bunun içinde baskı maliyeti, personel ücreti gibi kalemler de var. Anadolu’da maaşlar asgari ücret düzeyinde. Bunun üzerinde ücret verebilen birkaç kişi vardır. Basın İlan Kurumundan gelen ilan bedeliyse aylık 200 bin TL civarında. Bu da masraflar için bir destek haline geliyor.
“Bir başka destek de özel aracılık ilanları. Ancak onlar da Basın İlan Kurumu üzerinden geliyor. Mesela, belediye yerel gazetelere ilan vereceği zaman ilanını Basın İlan Kurumuna gönderir. BİK de bu ilanlardan yüzde 15 pay alır. Geçenden bir akçe, geçmeyenden iki akçe hesabı”.
“BİK’in denetimleri daha düzgün olsaydı…”
Basın İlan Kurumunun kıstasları arasında eskiden sekiz, şu an ise yedi Basın İş Kanunu’na bağlı gazeteci çalıştırma zorunluluğu olduğunu belirten Adalıoğlu, “Gazetenin en az 1000 adet basılması, bayiden de en az 400 tane satılmasını şart koşuyor” dedi. Adalıoğlu, bazen bu kıstasların ihlal edildiğini ve gazetecilerin böyle durumlarda iğneyi kendilerine batırması gerektiğini kaydetti. BİK’in denetimleri daha düzgün yapması gerektiğini belirten Adalıoğlu şöyle devam etti:
“Daha düzgün denetlemeler yapsalar belki gazete sayısı daha az olacaktı. Daha sağlıklı yayın yapılacaktı. Çok seslilik diyoruz ama ‘kopyala yapıştır gazeteciliği’ de doğru değil. Türkiye genelinde olduğu gibi Mersin’de de bu var maalesef".
BİK’in Adana toplantısı
Adalıoğlu, Basın İlan Kurumu temsilcilerinin bir süre önce Adana’da bir toplantı yaptığını aktararak şunları söyledi:
“Burada 'birleşin, tek gazete çıkarın, siz de para kazanın' dediler. Birleşen başka gazetelerden örnekler verdiler. Buradaki arkadaşlar da birleşmek istiyor. Bizim buranın en eski gazetesinin adına bir şirket kurup birleşeceğiz. Burada da yedi kişi veya sekiz kişinin ortak olduğu bir gazetede yayın politikasının nasıl belirleneceği sorusu gündeme geliyor”.
Adalıoğlu, bahsettiği modelde gazetenin “resmi ilan yayımlayan bir Pravda”ya dönüşme riskini dile getirdi. İlan hakkı olsa da olmasa da yayın hayatına devam edeceğini söyleyen Adalıoğlu, “Kendi yağıyla kavrulan gazete daha özgür olur” dedi.
Kaya Tepe: "Aba altından sopa”
Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kaya Tepe de BİK’in bu kararının arkasında gazetelerin üstünde kurulan “birleşin” baskısının olduğunu düşünüyor. Expression Interrupted’a konuşan Tepe, şunları söyledi:
“Sekiz gazeteden bir veya iki gazeteye düşürmek istiyorlar. Biz buna karşı çıkıyoruz. Yani böyle bir baskının olmaması gerektiğini, Basın İlan Kurumunun kanunlar çerçevesinde böyle bir yetkisinin olmadığını söylüyoruz. Tabii, onlar resmi olarak baskı yapmadıklarını söylüyor ama gayriresmi olarak böyle bir uygulama var. Buna karşı çıkıyoruz”.
Tepe’ye göre Basın İlan Kurumunun gazetelerin yeterli sayıda gazeteci çalıştırması ve yeterli sayıda baskı yapılması, kaliteli içerik yayımlama, özel haber çalışması yapılması, bülten haberciliğinin bırakılıp sahadan haber yapılması ve özel dosya haberlerin yapılmasına yönelik adımları gibi pek çok doğru uygulaması da var. Tepe, uygulamanın “aba altından sopa göstererek” olmaması gerektiğini belirterek, "Sorumluluğunu yerine getirmeyenler üzerinde baskı kurmak gerektiğini ifade ediyoruz” dedi.
Tepe, gazetecilerden tek kişiyle gazete çıkartılması, maaşların bankaya şişirilmiş olarak yatırılıp sonra bir kısmının geri alınması gibi şikâyetler aldıklarını da sözlerine ekliyor. Bu şikâyetlerin sadece Mersin’de olmadığını, Anadolu’da çıkan pek çok gazetenin de bu tip sıkıntılar yaşadığını belirterek, “Biz de bundan muzdaribiz” diye konuştu. Tepe, bununla ilgili düzenleme ve denetim yapılmasını istediklerini söyledi.
Tepe yerel basının bitirilmesine engel olunması gerektiğini söyleyerek son yaşanan olayın demokrasi ve çok seslilik anlamında büyük bir sıkıntı olduğunu ifade etti.
Resmi ilanların gazetelerin en büyük gelir kaynağı olduğunu aktaran Tepe, bu durumu da eleştirdi ve yerel halk ve iş insanlarının gazetelere ilgi göstermemesinden yakındı.
TGF Başkanı Karaca: Tüm illerde baskın uygulandı
Basın İlan Kurumunun son dört yıldır Anadolu basını üzerinde “birleşme ve küçülme” yönünde baskı kurduğunu düşünen ve bu durumu eleştiren bir diğer isim de Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Yılmaz Karaca. Karaca, BİK’in internet sitesi aracılığıyla kendisinin bu eleştirisine yanıt verdiğini belirtti. BİK’in yanıtını kabul etmediğini vurgulayan Karaca, bu baskının tüm illerde yapıldığını ve birçok ilde gazete sayısının düşürüldüğünü verilerle anlattı.
Karaca 50 yıldır Anadolu basınında yer aldığını hatırlatarak, “Hiçbir zaman tüm gazetelerin ilanının kesildiği bir dönem olmadı. Hem de gerekçesi böyle son derece fütursuzca olan bir kesilme olmadı” dedi. Konya’da da benzer bir baskının uygulandığını ve geçtiğimiz ayın başında birleşme sağlandığını belirten Karaca, gazete sayısının 11’den üçe indiğini söyledi.
Eskişehir’de sekiz gazete çıktığını söyleyen Karaca, bir gazetenin resmi ilan yayımlama hakkının durdurulduğunu aktardı. Adana’da 10-14 civarında gazete çıktığını belirten Karaca, orada da benzer bir baskının devrede olduğunu söyledi. Antalya’da da gazete sayısının sekizden beşe indiğini kaydeden Karaca, Şanlıurfa’nın da aynı tehditle karşı karşıya olduğunu, gazete sayısının bir veya ikiye düşürülmeye çalışıldığını belirtti. Karaca’ya göre bu yaşananlar çoksesliliğin yok edilmesi anlamına geliyor.
“Yerel gazete sayısı 1800’den 500’ün altına indi”
Kayseri’de de 17 olan gazete sayısını üçe düştüğünü söyleyen Karaca, şöyle devam etti: "Şu anda Nevşehir'de tek gazete çıkıyor. Kırıkkale'de bu sayı aynı şekilde bire düşürüldü. Çalışan kişileri istihdam etmekle görevli bir devlet memuru olan Basın İlan Kurumu genel müdürü, gazeteciliği yok ediyor. Gazete sayısının düştüğü şehirlerdeki gazete çalışanları ne yapacak? Bu durum Anadolu gazeteciliğinin yok olmasına neden oluyor. Buradaki hedef Anadolu basınını küçültüp yok etmek. Türkiye'de dört yıl önce resmi ilan alan 1800 tane il ve ilçe gazetesi vardı, şu anda bu sayı 500’ün altına düştü”.
Gazetelerin bir diğer maddi kaynağı olarak görülen aracılık ilanlarıyla ilgili de konuşan Karaca, bu ilanları alabilmek için de iki tane gazeteci çalıştırılmasının şart koşulduğunu hatırlattı. Bu ilanların maddi değerinin 8-10 bin TL arasında değiştiğini ve iki personelin sigorta ödemelerini karşılamadığını aktardı.
“Toplantıların faturası Anadolu basınına”
Karaca, yaklaşık 1-1,5 ay önce İletişim Başkanlığında bir toplantıya katıldıklarını ve bu baskı uygulamalarından bahsettiklerini anlattı. Toplantıda bulunan Ankara bölge müdürünün bunu kabul etmediğini söyleyen Karaca, Eskişehir’de resmi ilan hakkı kesilen bir gazete sahibinin de yaşananları teyit ettiğini aktardı. Karaca, Basın İlan Kurumunun teşkilat yapısı ve işleyiş biçimiyle ilgili de şöyle eleştirilerde bulundu:
“Yıllar içinde kar eden Basın İlan Kurumu zarar eder duruma geldi. Neden oldu bu? Diyoruz ki genel kurul üyeliğine gerek yok. Yönetim kurulu var zaten. Neden 40 civarında genel kurul üyesi var? Üç ayda bir toplantı yapıyorlar, bazıları olağanüstü gerçekleşiyor. Bu kadar kişi uçakla seyahat edip en güzel otellerde minimum üç gün konaklıyor. Bu kişilerin maaşı yok ama hepsi huzur hakkı alıyor. Bu, kimin cebinden çıkıyor? Anadolu basının cebinden çıkıyor".
Kemal Özdilek: “Birleşme kararı BİK’ten bağımsız”
Görüşüne başvurduğumuz kişiler arasında Tokat Gazeteciler Cemiyeti eski başkanlarından Kemal Özdilek de var. Özdilek, haberdeki hâkim eleştiri ve görüşlerin aksine Tokat özelinde “birleşme veya küçülme” adımında bir sorun görmüyor. 2015 yılında dokuz olan gazete sayısının üçe düştüğünü, 2020 yılında ise bu sayının bire indiğini söyleyen Özdilek, bu kararın Basın İlan Kurumuyla ilgisi olmadığını aktardı. Basın İlan Kurum’nun Tokat’ta şube açmasından önce bu kararın alındığını söyleyen Özdilek, tirajlardaki düşüş ve artan maliyetin bu kararı almalarına sebep olduğunu anlattı. Özdilek’e göre, gazetelerin birleşmesinden sonra gazeteci kadrosunda düşüş yaşandı, ancak bununla birlikte “gazeteci olarak çalışan insanlar” ortaya çıktı.
