Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

ANALİZ | Cumhuriyet TV, Altaylı, BirGün Tv: Seç, beğenme, lisansa zorla

ANALİZ | Cumhuriyet TV, Altaylı, BirGün Tv: Seç, beğenme, lisansa zorla

RTÜK, Cumhuriyet TV, Fatih Altaylı ve BirGün TV gibi eleştirel yayınlara lisans dayatması getirerek internet medyasını da denetim kapsamına aldı. RTÜK’ün hamlesi, ifade özgürlüğü açısından yeni bir tehdit olarak yorumlanıyor

MELTEM AKYOL, İSTANBUL

2025 yılının son çeyreğine RTÜK’ün BirGün TV için verdiği lisans dayatması kararı ile girdik. Daha önce de Cumhuriyet TV, Fatih Altaylı’nın yayınları için benzer kararlar alan RTÜK’ün muhalif sesleri hedefleyen “titiz” seçimleri dikkat çekici. RTÜK Üyesi İlhan Taşcı, RTÜK'ün seçimlerinin televizyonlarda yaşanan sürecin benzerinin yaşanacağını gösterdiğine dikkat çekti.

RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ise, RTÜK'e “Özgürlükçü, yapıcı ve şeffaf bir kurum olma zorunluluğunu hayata geçirin” çağrısı yaptı.

İnternete lisans dayatması: Denetim mi sansür mü?

Biraz geriye saralım. RTÜK, 2019’da internetten yayın yapan platformların yayın lisansı almasını şart koştu. "Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmelik" adını taşıyan yönetmelik 1 Ağustos 2019 itibariyle yürürlüğe girdi. Dijital platformlar RTÜK’ün denetimi kapsamına alındı.

Bunun üzerine “internet üzerinden radyo yayını”, “internet üzerinden televizyon yayını” ve “internet üzerinden isteğe bağlı yayın” olmak üzere üç farklı lisans türü uygulamaya koydu.

2019’da ilk çıktığında radyo lisans ücreti 10 bin, televizyon ve isteğe bağlı yayın ücreti 100 bin TL idi. 2025 yılı için lisans ücreti durumu ise şöyle:

  • İnternet radyo yayını 92 bin 622 TL,
  • İnternet televizyon yayını ve isteğe bağlı yayın 926 bin 214 TL.

Söz konusu yönetmelikle birlikte internet yayınlarını da denetleme hakkını alan RTÜK, ilk hamlesini 2022’de yaptı. Şubat 2022’de DW Türkçe, Euronews Türkçe ve Amerika’nın Sesi haber sitelerine lisans başvurusu yapması için 72 saat süre tanıdı. Bu kuruluşlar lisans başvurusu yapmayı reddetti; bunun üzerine erişime engellendiler.

RTÜK, 27 Aralık 2024’te yaptığı genel kurul toplantısında Cumhuriyet gazetesi YouTube kanalı Cumhuriyet TV’ye yönelik lisans zorunluluğu kararı aldı. RTÜK’ün lisans talebinde bulunduğu ilk YouTube kanalı Cumhuriyet TV oldu.

Mart 2025’te yönetmen İlker Canikligil, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “suç işlemeye alenen tahrik” (TCK 214) ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” (TCK 216) suçlamalarıyla tutuklandı. Tutuklamanın ardından RTÜK, Canikligil’in sahibi olduğu FluTV’nin yayın lisansı almasına hükmetti.

RTÜK, 21 Haziran 2025’te Fatih Altaylı’nın tutuklanmasının üzerinden 24 saat bile geçmeden, YouTube kanalına lisans alması için gazeteciye ihtarda bulundu.

Eylül 2025’te ise RTÜK bu kez BirGün TV için harekete geçti. Yeni yayın dönemine başlamasının üzerinden dört gün geçen BirGün TV'ye lisans alması için 72 saat süre verdi.

Fatih Altaylı’nın iptal davası reddedildi

Peki lisans zorunluluğu getiren kurumlar ne yapıyor? Cumhuriyet TV, lisans zorunluluğu kararına karşı dava açtı. Davanın ilk duruşmasının 23 Ekim 2025 günü Ankara 25. İdare Mahkemesinde görüldü. Cumhuriyet gazetesi avukatlarından Enes Hikmet Ermaner, davanın karara bağlandığını ancak çıkan kararın kendilerine henüz tebliğ edilmediğini söyledi.

RTÜK, Altaylı’nın kanalı için de “yayın lisansı alınmadığı” gerekçesiyle erişim engeli uygulanabileceğini duyurmuştu. Fatih Altaylı, RTÜK’ün internet yayın lisansı talebine ilişkin kararının iptali için dava açtı. Ankara 6. İdare Mahkemesi, RTÜK’ün duyurusunun henüz “kesin ve yürütülmesi gereken bir idari işlem niteliğinde” olmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetti. Mahkeme, erişim engeli kararı verilmeden önce açılan bu davanın erken olduğunu, bu aşamada yargı denetimine konu edilemeyeceğini belirtti.

MLSA’dan dava: İdare Mahkemesi reddetti, itiraz BAM’da

Muhalif içerikleriyle öne çıkan bu iki kanalın lisans yükümlülüğüne tabi tutulması, RTÜK’ün YouTube platformuna kadar uzanan denetim yetkisini yeniden gündeme taşıdı. Oysa Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) internet yayınlarına lisans zorunluluğu getiren yönetmeliğe ilişkin yönetmelik yürürlüğe girdikten hemen sonra başlattığı yargı süreci aradan geçen 6 yıllık süre rağmen sonuçlanmış değil.

Yönetmelik yürürlüğe girer girmez idare mahkemesinde yürütmeyi durdurma davası açtıklarını hatırlatan MLSA Eş Direktörü Veysel Ok, “Bu lisans dayatmasının hem bağımsız medyayı yok edeceğini hem de alternatif seslerin bu parayı bulamayacağını hemen de bir sansüre neden olacağını söyleyerek açtık bu davayı. İdare Mahkemesi tarafından bu dava reddedildi. Şu anda Bölge İdare Mahkemesinde (BAM). Düşünün 6 yıl oldu hala bu noktadayız. Ama netice sonuna kadar gideceğiz ve bu yönetmeliği durduran bir kararın çıkacağına inanıyoruz.” dedi.

Ok’a göre RTÜK’ün lisans dayatmasının temek hedefi şu: “Merkez medya şu anda kontrol altında, ancak halk haber kaynağı olarak merkez medyayı görmüyor. Birçok bağımsız gazeteci internet yayını yapıyor ve vatandaşlar haberi oradan takip ediyor. Hala internet medyası-sosyal medya Türkiye’de gündemi belirliyor. Bu yüzden de iktidar burayı kontrol etmek istiyor. 2019’dan beri bu sürüyor. RTÜK’ün denetimine tabi olmak, hem maddi açıdan gazeteciyi zorlayan bir şey, hem de daha özgür olması gereken internet medyasının RTÜK’ün eski ve iktidar kontrolündeki televizyonculuk kurallarına uydurulması demek. Bu da bilginin yaygınlaşmasını engelleme amacı taşıyor.”

Ok’un Türkiye’deki hak örgütlerine de bir eleştirisi var. Yönetmeliğin barındırdığı tehlikenin yeterince anlaşılmadığını belirten Ok, “Amaç sansürü merkezileştirme, bütün yayın organlarını RTÜK denetimi altına koyma ve gerektiğinde de yayınları engelleme. Bu baskı, ifade özgürlüğü açısından ciddi endişeler yaratmaktadır. Bağımsız medya, yalnızca muhalefet için değil, iktidarın ve RTÜK’ün de hesap verebilirliği ve demokratik bir toplumun sağlıklı işlemesi için vazgeçilmez bir unsurdur. Bunun iyi anlaşılması ve ona göre mücadele edilmesi gerekiyor” dedi.

Taşcı: Beğenmediğine Lisans zorunluluğu…

Peki RTÜK’te bu konu nasıl tartışıldı, tartışılıyor? RTÜK Üyesi İlhan Taşcı, lisans denetimi konusunda RTÜK Üst Kurulunda iki farklı görüşün öne çıktığına dikkat çekti: “Çoğunluk görüşü bu tür yayınların lisans alması gerektiği yönünde. Bunun gerekçesi olarak da RTÜK’e denetim yetkisi veren yönetmelik gösteriliyor. Benim de içinde yer aldığım bir grup ise bu alanda RTÜK'ün bir yetkisi olmadığını söylüyor. Şöyle somutlayayım: Sonuçta RTÜK radyo ve televizyonları denetleyen bir yapı. Örneğin A kanalı ya da B kanalı yayınlarını, yani televizyon akış kataloğunu, birebir internet üzerinde yayınlıyor ise elbette yasa bunun denetimine yetki veriyor RTÜK’e. Çünkü bunlar televizyon formatını devam ettiriyor orada. Ama şimdi lisans istenen yayınlara baktığımızda işte BirGün TV olsun, Cumhuriyet TV olsun, Fatih Altaylı’nın yayınları olsun bunlar için bir televizyon formatı diyemeyiz. Bir televizyon formatı gibi 7/24 program akışının, saatlerinin belli olduğu ve düzenli olarak yapılan yayınlar değil bunlar. Yani bir televizyon gibi değil bunlar. Dolayısıyla da bir televizyon formatındaymış gibi değerlendirilmesi söz konusu olamaz.”

Taşcı: Televizyonlara olan olacak

Taşcı’ya göre RTÜK’ün internet denetimi “Hem sıkışmış ve giderek düşünsel anlamda çölleşen Türkiye'nin internet ortamında da benzer bir noktaya gitmesi; hem de anayasal güvence altındaki halkın haber alma özgürlüğü, basın özgürlüğü, ifade özgürlüğünün önünde çok ciddi anlamda bir engel” demek. Tıpkı televizyonlarda yapılan uygulamalar gibi. Bu cümle aslında pek çok şeyin özeti gibi.

“RTÜK'ün yaklaşımla belli başlı, hani muhalif demeyelim ama eleştirel yayıncılık yapabilen, iktidarı sorgulayan veya iktidarı eleştirebilen, soru sorabilen kanalların neredeyse her hafta cezalandırıldığını görüyoruz” diyen Taşcı şöyle devam etti: “Televizyonların benzeri bir uygulamaya geçtiğiniz zaman idari para cezası verebilir, lisans iptal edebilir, kapatma cezaları verebilir. RTÜK’ün lisans konusunda karar aldığı mecralara baktığımızda durumun farklı işlemeyeceğini söylemek hata olmaz. Bu da en az sansür kadar hatta belki daha riskli bir başka olguya neden olabilir: Otosansür. Yani yayıncı şöyle demeye başlayacak: RTÜK buna ne der? Tıpkı televizyonlarda olduğu gibi burada da eleştirel yayıncılık yapanlar seçiliyor.

“Türkiye’de iktidara ya da RTÜK’e yakın onlarca kanal kaçak, lisans ücreti ödemeden dijital de dahil her alanda yayınlarını sürdürebiliyor. Ama RTÜK eleştirel yayıncıysan Demokles’in kılıcı gibi üzerinde sallanıyor. Yeter ki düşünme, sorgulama, eleştirme…

“Televizyonlara yapılan bu muamelenin internet ortamına yansıtılmak istenmesinin nedeni -ki zaten internet ortamına bu kadar kayışın olması tam da bu söylediğimiz politikalar yüzündendi- internet üzerinden yapılan yayınlar, pek çok televizyondan, hatta kamu bankalarından verilen kredilerle fonlanan televizyonlardan daha etkili olması.”

Önderoğlu’dan RTÜK’e: Özgürlükçü, yapıcı ve şeffaf bir kurum olma zorunluluğunu hayata geçirin…

Son söz Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu’nun: “Birgün TV ve Fatih Altaylı’ya ait YouTube kanalları için regülasyon gereğiymiş gibi gösterse de RTÜK’ün, iktidarın siyasi projesini destekleyen bir kuruluş olduğunu kimse göz ardı edemiyor. Regülasyonsa aynı nitelikte tüm online mecralarına tek bir süreçte yapıcı ve objektif tarzda lisans prosedürü uygulanır. Gevşek şekilde, sadece eleştirel, göze batan kanallar için 72 saat süre çıkışı pozitif regülasyon anlayışıyla bağdaşmadığı gibi güvenilir de değildir. RTÜK bu ayrımcı pratiği terk ederek bütünlüklü, özgürlükçü, yapıcı ve şeffaf bir kurum olma zorunluluğunu hayata geçirmeye çağırıyoruz.”

 

*Başlıktaki söz RTÜK Üyesi Tuncay Keser’in sosyal medya paylaşımına atıf

 

Yukarı