Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Erişim engeli kararları yalnızca haberleri değil, o haberleri paylaşan sosyal medya içeriklerini de hedef alıyor. Kamuoyuna ulaşan bilgi, yayımlandığı gün dijital ortamdan hızla silinebiliyor
AYÇA SÖYLEMEZ
Gazetecilerin ve gazeteciliğin maruz kaldığı yargı baskısının en hızlı işleyen yolu, “erişim engeli”. Haberlerin ve haberle ilgili sosyal medya paylaşımlarının, tek bir kararla yayımdan kaldırılması, neredeyse haberin yayımlandığı aynı gün gerçekleşiyor. Hatta bazen habere erişim engeli getirildiğine dair haberlere de erişim engeli getiriliyor.
Hukukçu, Prof. Dr. Yaman Akdeniz Expression Interrupted’a yaptığı açıklamada, hem İfade Özgürlüğü Derneği’nde bu konudaki itirazlarına ve hukuki sürece dair bilgi verdi hem de kamu yararı taşıyan haberlere getirilen erişim engellerinin toplum üzerindeki yansımasından bahsetti; erişim engeli kararlarının, yargının işlemediği bir ortamda keyfi şekilde alındığına dikkati çekti.
BirGün gazetesinden İsmail Arı da Expression Interrupted’a yaptığı açıklamada, erişim engeli kararıyla onlarca haberinin yok edildiğini söyledi: “Bazen sabah yayımlanan haber 5-6 saat içerisinde, yani öğle saatlerinde erişime engellenerek kaldırılıyor. Erişim engeli kararları bu kadar kolay ve hukuksuz bir şekilde alınmamalı. Bu kararlar ile birileri toplumun hafızasını ve kendi sicillerini temize çekerken ifade ve basın özgürlüğünü ortadan kaldırıyor.”
Engellenen haberler
Kamuya mal olmuş, dolayısıyla haklarında haber yapılmasında kamu yararı bulunan kişilerle veya direkt olarak kamu kurumlarıyla ilgili haberlere hızla getirilen erişim engelleme kararlarının son dönemdeki gerekçesi: “Milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması”
Erişim engelleri, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un (İnternet Kanunu) “Yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması” gerekçelerinin bulunduğu 8/A maddesi uyarınca alınıyor.
Bu madde uyarınca sulh ceza hakimliklerince alınan kararlar hızla uygulamaya konuyor, hem haberler hem de haberlerin yer aldığı sosyal medya paylaşımları çoğunlukla aynı gün içerisinde erişime engelleniyor. Hatta erişim engeliyle ilgili yapılan haberler de aynı sonla karşılaşıyor.
Örneğin, İhlas Holding CEO'su Ahmet Mücahid Ören’in yazışmalarının Epstein belgelerinde çıkması hakkındaki haberler, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 9 Şubat 2026 tarihli kararıyla erişime engellendi.
Bahadır Özgür’ün, İBB iddianamesindeki iddialarda adı geçen Duhan Yıldız’ın bir vurulma olayına karıştığına dair Halk TV’deki haberi erişime engellendi.
Timur Soykan’ın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Yardımcısının yeğenine torpil yapıldığı iddiası ve adı geçen kişinin cinsel istismar suçlamasıyla tutuklanmasına ilişkin BirGün’deki haberi erişime engellendi.
Yine BirGün’den İsmail Arı’nın, AKP'li Mehmet Özhaseki'nin kendisine video ile şantaj yapıldığı hakkındaki haberi aynı gün erişime engellendi. Bu, İsmail Arı’nın Şubat ayı içinde engellenen ikinci haberi oldu.
Eski Bakan Mehmet Özhaseki hakkındaki haberlerin erişime engellenmesi haberi de erişime engellendi.
Haberlerin erişime engellenmesinin ardından, X’teki (eski Twitter) haberle ilgili paylaşımlar da kaldırıldı.
“Hâkim, noter gibi çalışıyor”
Gazeteci İsmail Arı, sulh ceza hakimlerinin erişim engeli kararlarını, haberleri incelemeden verdiğini düşünüyor: “Büyük kısmı noter gibi çalışıyor. Çünkü, bazen başvuru yapıldığı gün yüzlerce haberin erişime engellendiğini görüyoruz. Örneğin gazeteci Timur Soykan’ın Aile Bakanı Yardımcısı ile ilgili bir haberi için erişim engeli kararı verildi. Sulh ceza hakimliği kararına ulaştık, Aile Bakanı Yardımcısı yaklaşık 250 haber ve sosyal medya paylaşımının erişime engellenmesi için sulh ceza hakimliğine başvurmuş ve hakimlik aynı gün listeyi olduğunu gibi kabul edip erişim engeli kararı vermiş. O sulh ceza hâkimi bütün işini gücünü bırakıp yaklaşık 250 paylaşımı inceleyerek karar vermiş olamaz.”
Kopyala-yapıştır kararlara örnek de veren Arı, “Erişim engeli kararı için yanlış linki kopyalayarak kendi tweet’ini engelleten milletvekili de var, yine yanlış linki kopyalayıp engel talebi listesine ekleyerek ABD’deki Filistin’e destek eylemiyle ilgili paylaşımı erişime engelleten de var” dedi.
İsmail Arı, elinde belgesi olan haberlerin kaldırıldığını belirtti: “Bir eski bakan ‘Bana şantaj yapılıyor’ diye suç duyurusunda bulunuyor, şikâyetçi olduğu kadın tutuklanıyor ama bu haber 6 saatte erişime engellenip yok edildi. Bu olay dünyanın her yerinde haberdir ama bizim ülkemizde yazılması yasak.”
“Millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması’ içerikli madde amacı dışında ugulanıyor”
Hukukçu Prof. Dr. Yaman Akdeniz, Anayasa Mahkemesi’nin 5651 sayılı İnternet Kanunu’nun “kişilik haklarının ihlaliyle” ilgili 9. maddesinin iptalinin ardından artık sıklıkla “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” içerikli 8A maddesinin, uygulama alanı ve amacı dışında uygulanmaya başladığını belirtti: “İptal kararı öncesinde, 9. madde aracılığı ile erişime engellenen haberler, artık 8/A maddesi kapsamında erişime engelleniyor. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi, 8/A maddesini de Eylül 2023 içinde Artı Media Gmbh kararıyla Anayasa’ya aykırı bulmuş, fakat Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca Anayasa'ya aykırı olan normun iptali için Anayasa Mahkemesine bugüne kadar herhangi bir sulh ceza hakimliği tarafından başvurulmamıştı. Bu yöndeki taleplerimiz de hakimlikler tarafından dikkate alınmadı.”
Akdeniz, kamu yararı bulunan, kamu görevlileriyle ilgili haberlerin, kanunun 8A maddesine dayanarak engellenmesinin ifade özgürlüğü açısından sonuçlarını da şöyle değerlendirdi: “Şu anda hukukun işlemediği bir ortamdayız. Dolayısıyla yargı işlemiyor, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları uygulanmıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Bakanı olarak atanıyor… Dolayısıyla kanunun bu maddesi de keyfi şekilde uygulanıyor. Ellerinde erişim engelinde kullanmak üzere bir tek bu madde kaldı, bunu kullanıyorlar. Kaldı ki Türkiye’de kamu yararı, ifade ve basın özgürlüğü söz konusu olduğunda hiçbir zaman dikkate alınmıyor.”
İfade Özgürlüğü Derneği verilerine göre, 2024 sonu itibarıyla 1 milyon 264 bin 506 web sitesine, 270 bin URL adresine, 17 bin Twitter/X hesabına, 75 bin tweet’e, 25 bin 500 YouTube videosuna, 16 bin 700 Facebook içeriğine ve 16 bin Instagram içeriğine, 5651 sayılı Kanun ve diğer hükümlere istinaden erişim engellendi.
“Kamu yararı” değerlendirmesi
Yaman Akdeniz, sistemin nasıl kurulduğunu ve işlediğini de şöyle anlattı:
“17-25 Aralık 2013 sonrasında 5651 sayılı yasaya “kişilik haklarının ihlali” şeklindeki 9. madde eklendi. Bundan bir yıl sonra, Mart 2015'te, tam Haziran 2015 seçimleri öncesinde 8A maddesi geldi. Şubat 2014’te de sulh ceza hakimlikleri kuruldu, yetki sulh ceza hakimliklerine verildi.
EngelliWeb raporlarında her yıl tekrar tekrar yazıyoruz. Anayasa Mahkemesi de birçok kararında bunu söyledi: Kamu yararı değerlendirmesini, kararı veren sulh ceza hakimliklerinin yapmaları gerekiyor ama yapmıyorlar. Hakimliklerin birçok kararına İfade Özgürlüğü Derneği olarak itiraz ettik, Diken, bianet, kapanana dek Gazete Duvar, sendika.org’ta erişime engellenen haberlerle ilgili, hatta bu engellemelerle ilgili EngelliWeb’te engellenen duyurularımızla ilgili birçok itiraz başvurusu yaptık. İtirazların büyük çoğunluğu reddediliyor. AYM’ye başvuruyoruz, ortalama 5 yıl sonra ihlal kararı veriliyor ancak ortada haber değeri kalmamış oluyor.
Son dönemde sabah yayımlanan haber akşama kalmadan yayından kaldırılıyor. Diğer taraftan haberlerle ilgili sosyal medya - ağırlıklı olarak da X - paylaşımları da kaldırılıyor. İfade Özgürlüğü Derneği’nin “Dijital İtaat Rejimi: Türkiye’de Sosyal Ağ Sağlayıcıları ve Şeffaflık Yanılsaması” raporunda da platformları “kullanışlı aparatlar” olarak tanımladık. Örneğin, Elon Musk Twitter'ı almadan önceki dönemde içerik çıkarma taleplerine uyulmaması, hatta daha agresif bir şekilde hukuk yoluna başvurdukları dönemler geride kaldı. Artık haberin engellenmesinin hemen ardından, daha kararı görmeden, hatta karar muhatabına tebliğ edilmeden haberler ve sosyal medya paylaşımları kaldırılmaya başlandı.”
Sansür mekanizmasının işlediğini ve serbest alanın giderek daraldığını vurgulayan Akdeniz, bu şekilde korku iklimi ve “dondurucu etki” oluşturulmak istendiğini ekledi: “Konuşanı, hükümeti veya yetkilileri eleştirdiğin anda işlem yapacağız, diyorlar. Yapıyorlar da… Yüzlerce, binlerce kişi Cumhurbaşkanına hakaretten, kamu görevlilerine hakaretten yargılanıyor. Dolayısıyla fazlasıyla baskıcı bir ortam söz konusu.”
Sosyal medyaya da engel
Yaman Akdeniz, sosyal medya sansüründeki hukuki prosedürle ilgili de şu bilgiyi verdi: “İnternet servis sağlayıcılarına veya içerik sağlayıcılarına kararlar tebliğ edildiği gibi platformlara da tebliğ ediliyor. 19 Mart 2025 öncesi platformlar bakımından çok etkili olmayan bu süreç, Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğunun sonrasında görünür şekilde etkili olmaya başladı. Dijital İtaat Rejimi raporumuzda da belirttik, platformlar şeffaflık raporları yayımlıyorlar, bu raporları inceledik, raporlarında doğru bilgi vermediklerini, eksik bilgi verdiklerini, global raporlarıyla Türkiye raporları arasında ciddi farklılıklar olduğunu tespit ettik. Ciddi para cezaları sonrasında sosyal medya platformlarının Türkiye'deki sisteme boyuna eğdiklerini, şeffaf davranmadıklarını görüyoruz. Örneğin, Ağustos 2024’te Instagram 10 gün engellendiğinde de Meta hiçbir açıklama yapmamıştı, dolayısıyla susmayı tercih ediyorlar. Oysaki özel sektör için de insan hakları kriterleri var, temel hak ve özgürlüklere saygı göstermeleri gerekiyor. Ticari kaygılarla sansüre boyun eğdikleri sürece engelleme kararları da artarak devam ediyor. Aksi halde Türkiye'deki servis sağlayıcılarının bir X hesabını veya paylaşımını engellemesi teknik olarak mümkün değil. Bunu ancak X yapabilir, TikTok yapabilir, YouTube yapabilir, yani platformun kendisi yapabilir.”
Prof. Dr. Akdeniz’in Suç ve Ceza dergisindeki “Güvenlik Adına Sansür: İnternette İfade Özgürlüğü ile Milli Güvenlik Arasındaki Çatışma” başlıklı makalesinde, 8A maddesini şöyle değerlendiriyor:
“2007 yılında yürürlüğe giren 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”, başlangıçta çocukların zararlı içeriklerden korunmasını hedeflerken, zamanla kapsamı genişletilmiştir. Şubat 2014’teki değişikliklerle kişilik haklarının ve özel hayatın gizliliğinin korunması, Mart 2015’teki düzenlemelerle ise milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçeleriyle erişim engelleme ve içerik kaldırma yaptırımları yasanın temel araçları haline gelmiştir.
8/A kararlarının neredeyse hiçbirinde kamuoyuna açıklanmış somut bir gerekçe yer almamakta; platformlar tamamen engellenirken ve uygulamalar Türkiye uygulama dükkanlarından kaldırılırken, engellenme gerekçeleri somut bir şekilde gerekçelendirilmemekte, içerik bazlı bir değerlendirme ise yapılmamaktadır. Kararlar incelendiğinde, Independent Türkçe, JinNews gibi haber siteleri, Wattpad ve Roblox gibi platformların hangi içeriklerinden dolayı sulh ceza hakimliklerinin topyekûn erişim engelleme kararı verdiği anlaşılamamaktadır.
8/A uygulaması ile ilgili sorunlar sadece Wattpad ve Roblox gibi platformların gerekçesi belli olmayan kararlarla topyekûn erişime engellenmesiyle de sınırlı değildir. Anayasa Mahkemesi’nin 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin iptali ile ilgili kararının 10.10.2024 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 8/A maddesi, kamuoyunu ilgilendiren kritik haber ve içeriklere yönelik sansür uygulamalarında da kullanılmaya başlanmıştır.”
AYM’den “sınırsız” yetki iptali
Anayasa Mahkemesi, 11 Ekim 2023 tarihli kararıyla 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un “kişilik haklarının ihlaline” ilişkin 9. maddesini iptal etti. İptal kararı bir yıl sonra, 10 Ekim 2024’de yürürlüğe girdi.
AYM iptal kararında, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia edenlerin talepleri doğrultusunda içeriğin yayından çıkarılmasına veya bu yayınlara erişimin engellenmesine imkân tanıyan düzenlemenin, ifade ve basın özgürlüğünü sınırladığını ifade etti.
Kararda, 9. maddede erişim engelleri için sınırlama ve kademelendirmenin yapılmadığı, dolayısıyla böyle bir yetkinin idareye çok geniş bir müdahale imkânı verdiği ifade edilerek hüküm Anayasa’ya aykırı bulundu.
