Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Son bir ayda T24, Evrensel, Kısa Dalga ve Sol Haber’e ait yedi alan adı ve sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli kararı verildi. Gazeteciler, giderek genişleyen sansür dalgasının bağımsız medyanın dağıtım kanallarını hedef aldığını söylüyor
ALİ SAFA KORKUT
T24’ün t24.com.tr şeklindeki alan adı ile “@t24comtr” kullanıcı adlı X hesabı hakkında 26 Eylül 2026 tarihinde İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişim engeli kararı verildi.
“Ailem Güvende” operasyonu kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen kararla engellenmesine hükmedilenler bunlarla da sınırlı kalmadı. Aralarında Cansu Çamlıbel, Ertuğrul Özkök, Gökçer Tahincioğlu, Tuğrul Eryılmaz ve Yıldız Tar’ın da olduğu çeşitli gazeteci ve yazarlar tarafından kaleme alınmış 118 köşe yazısının da erişime engellenmesine karar verildi.
“Milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle verilen kararda, bu yazılar için “aile düzeninin bozulmasına yönelik sözde haberler” değerlendirilmesi yapıldı ve şu ifadeler kullanıldı:
“Bu haber paylaşımlarının Türk ailenin düzeninin bozulmasına ve Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik oldukları, genç yaşta ve reşit olmayan bireylerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularındaki gelişim süreçlerini olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğu tespit edilmiş olup...”
Son bir ayda altı hesap ve bir internet sitesine erişim engeli
Ancak son dönemde alan adı ve/veya sosyal medya hesapları hakkında erişim engeli kararı verilen tek yayımcı T24 değil.
Evrensel, Kısa Dalga ve Sol Haber de özellikle Eylül ayında erişim engeline maruz kalan platformlar arasında yer aldı.
3 Eylül'de Sol Haber’in "@solhabersusmaz" kullanıcı adlı X hesabına, 16 Eylül’de de "@soLHaber2026" kullanıcı adlı X hesabına erişim engeli getirildi.
Sol Haber’in sosyal medya hesabına yönelik erişim engelinin başladığı tarih ise 4 Temmuz oldu. Bu tarihte platformun "@solhaberportali" kullanıcı adlı X hesabı erişime engellendi.
14 Eylül’de ise erişim engeliyle hedef alınan yayıncı Evrensel gazetesi oldu. Bu tarihte, gazetenin “@evrenselgzt” kullanıcı adlı X hesabı hakkında erişim engeli kararı verildi. Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliği, kararı “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle verdi.
Takvimler 25 Eylül’ü gösterdiğindeyse erişim engeli bu kez Kısa Dalga’ya uğradı. Kısa Dalga’nın “@kisadalgamedya” kullanıcı adlı X hesabı ve aynı kullanıcı adını taşıyan Instagram hesabı erişime engellendi. “Milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçeli karar, Bakırköy 6. Sulh Ceza Hakimliği tarafından verildi.
Böylelikle 7’si eylül ayında olmak üzere temmuz ayından bu yana Evrensel, Kısa Dalga, Sol Haber ve T24’e ait 8 farklı alan adı ve/veya sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli kararı verildi.
“Bağımsız medyanın gücü, iktidarı zorluyor”
Peki bu engellemelerin katlanarak artmasının sebebi ne? Bunlarla ne amaçlanıyor ve uygulamanın sürmesi halinde Türkiye’yi nasıl bir medya ortamı bekliyor?
Expression Interrupted’a konuşan T24 Genel Yayın Koordinatörü ve Ankara Temsilcisi Gökçer Tahincioğlu, bu erişim engeli uygulamasının ilk olarak görülmesi istenmeyen haberler için kullanıldığını söyledi.
Ancak bunun zamanla biçim değiştirdiğini söyleyen Tahincioğlu, “Haberler için uygulanan erişim engeli yetmedi, ilgili medya organının sosyal medya hesapları bütünüyle engellendi. Bu da yetmedi, artık ilgili medyanın internet sitesi bütünüyle erişime engelleniyor” dedi.
“İktidarın ideolojik aygıtlarından biri” olarak nitelendirdiği iktidara yakın medyanın erişim engeli uygulamasına hiç maruz kalmadığının altını çizen Tahincioğlu, şöyle devam etti:
“Bu tablo elbette erişim engellemelerin araçsallaştırıldığını açıkça gösteriyor. Bunun sonu, bütünüyle medyasız ya da bütünüyle kontrol altında tutulan bir medya yapısının bulunduğu bir ülke demektir. Bu da zaten medyasız kalmakla aynı şey. Böyle bir ortamda ise fikir özgürlüğünden nasıl bahsedebiliriz?”
Kısa Dalga Genel Yayın Yönetmeni Kemal Göktaş da erişim engeli kararlarıyla kasıtlı olarak medyanın, özellikle de bağımsız medyanın hedef alındığını söyledi.
Göktaş, “Çünkü bağımsız medya, kendi takipçilerini de aşan bir kitleye hitap ediyor ve haberlerimiz doğrudan olmasa bile dolaylı olarak Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) seçmenine de ulaşıyor. Medya sahipliği yüzde 80-90 oranlarında iktidar yanlısı olsa da bağımsız medyanın gücü iktidarı zorluyor” dedi.
Erişim engelleriyle yayımcıların dağıtım kanallarının kapatıldığını söyleyen Göktaş, bu engellemelere gerekçe yapılanın ise “Türk aile yapısı ile değerlerinin korunması” olduğunu belirtti ve şöyle devam etti:
“Seçim sürecine girdik. Önümüzdeki dönemde iktidar yeni hikayeler oluşturmak istiyor. Bu hikayelerin başında da ‘aile değerleri’ geliyor. Bu engellemeler yoluyla da muhafazakâr tabana aile değerlerini savunan tek parti olarak kendisini göstermek istiyor. Dolayısıyla bu engellemeler, bu politik yönelimin bir devamı ve daha da artarak devam edeceğini düşünüyorum.”
“İktidar medyası hükümsüzleşti”
Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Özdal da “sansür dalgası kasıtlı olarak önceden belirlenmiş hedeflere yöneliyor” dedi.
Bu hedeflerin bağımsız medyanın paydaşlarından oluştuğunu söyleyen Özdal, baskının artması hakkında, “İktidar medyasının politik-ekonomik gündemi çarpıtarak örtbas etmeye dayalı fonksiyonunun giderek daha az işler hale gelmesinden kaynaklanıyor” yorumunu yaptı.
İktidara yakın medyanın hükümsüzleştiğini söyleyen Özdal, “Zamanlama açısından ise bunun ‘seçim olmayan bir seçim’ için planlanan takvimle ilgili olduğu söylenebilir” dedi.
Özdal, basın ve ifade özgürlüğü açısından giderek daralan bir ortam olduğunu belirterek, “Ancak Türkiye geçen yüzyılın başından itibaren pek çok ağır sansür ve baskı dalgalarını aşmayı başarmış önemli bir basın geleneğine de sahiptir. Yayıncılar ve okurlar bu dalgayı da aşmanın yollarını bulacaktır” ifadelerini kullandı.
Sol Haber Genel Yayın Yönetmeni Yiğit Günay ise erişim engelinin, basın ve ifade özgürlüğünün yanı sıra halkın haber alma ve örgütlenme iradesini ortaya koyma hakkına yönelik bir saldırı olduğunu söyledi.
İnternet sitesi ve sosyal medya hesaplarının engellenmesinin “dağıtıma yönelik bir müdahale” olduğunu kaydeden Günay, erişim engeli kararlarının verilme ve muhatabına iletilme süreçlerine de değindi:
“Bu kararlar, yargı mensubu olmayan, yürütmenin bir parçası olan kişilerin niyetiyle de verilebiliyor. Böylece hesaplar, paylaşımlar veya siteler engellenebiliyor. Ayrıca söz konusu engel kararını edinmek de bir mesele. X bu kararları doğru düzgün iletmiyor, sadece böyle bir karar olduğunu söylüyor. Böyle olunca itiraz süreci de inanılmaz karmaşık hale geliyor.”
Sol Haber’in, erişim engeline eylül ayından çok önce, ilk kez temmuz ayında maruz kaldığını söyleyen Günay, “O dönem NATO Zirvesi’yle ilgili yaptığımız haberler ve Deniz Göktaş'ın tutukluğunun sebeplerini anlattığımız haberler bunda etkili oldu” dedi.
