Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

ANALİZ | Soruşturma bitiyor, etkisi sürüyor: TCK 217/A gazeteciliği nasıl değiştiriyor?

ANALİZ | Soruşturma bitiyor, etkisi sürüyor: TCK 217/A gazeteciliği nasıl değiştiriyor?

“Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” suçlaması gazetecileri serbest kaldıktan sonra da etkiliyor. Gazeteciler kaynak, reklam ve okur kaybının yerel medyada çalışma koşullarını ağırlaştırdığını anlatıyor

ALİ SAFA KORKUT

“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) suçlamasıyla gözaltına alınmak ya da tutuklanmak, gazeteciler açısından yalnızca soruşturma dosyasıyla sınırlı kalan bir süreç değil. Serbest bırakıldıktan sonra birçok gazeteci, bu suçlamaya maruz kalmanın etkilerini haber kaynaklarıyla kurdukları ilişkilerden çalıştıkları kurumun ekonomik koşullarına kadar mesleki hayatlarının farklı alanlarında hissetmeye devam ediyor.

Resmî kurumların bilgi vermekten kaçınması, bazı kaynakların araya mesafe koyması, reklam ve gelir kayıpları ya da okur trafiğindeki düşüş gibi sonuçlar, konuştuğumuz gazetecilerin suçlama sonrası en sık yaşadıkları arasında yer alıyor. Bu etkiler, özellikle yerel medya için ise yalnızca gazetecilerin bireysel çalışma koşullarını değil, yayın faaliyetinin sürdürülebilirliğini de etkileyen sorunlara dönüşüyor. Üstelik buna yeni bir soruşturmayla karşılaşma ihtimalinin haber seçimi, kaynak kullanımı ve çalışma biçimleri üzerinde yarattığı baskı da eklenince gazeteciler için neredeyse artık hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.

Aydın: “Reklam verenleri etkiliyor”

Bu gazetecilerden biri, Aydın yerelinde yayın yapan Aydın Denge Gazetesi’nin genel yayın koordinatörü Emin Aydın.

Aydın, 15 Mayıs’ta “AKP’li vekilin oğlu okula silahla gitti”, 26 Ağustos’ta ise “Erdoğan vefat etti” başlıklı haberler nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Her iki soruşturmada da adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Aydın, aynı zamanda Aydın merkezli televizyon kanalı TV DEN’in de imtiyaz sahibi.

“CHP’de olduğu dönemden beri Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu hakkındaki tüm soruşturma ve iddiaları haberleştiriyoruz” diyen Aydın, bu nedenle Çerçioğlu’na yakın isimler tarafından önce yargısal, ardından da ekonomik baskılara maruz kaldıklarını öne sürdü.

“Erdoğan vefat etti” başlıklı haber sonrası başlatılan soruşturmanın da Çerçioğlu’na yakın isimlerin sosyal medya çalışması ve CİMER şikayetleri sonrası başlatıldığını iddia eden Aydın, şöyle devam etti:

“Bu durum reklam verenleri de etkiliyor. Televizyon kanalımıza düzenli olarak reklam veren bir iş insanı, bir gün ‘çeklerimiz sizde kalsın, ödemelerini yapacağız fakat lütfen reklamımızı yayımlamayın, bize zorluk çıkarıyorlar’ dedi. Sonra bir daha kendisiyle çalışma imkânımız olmadı.”

Yum: “Bunun ekonomik ve mesleki sonuçları var”

Bu suçlamanın etkilerini yaşayan bir diğer gazeteci ise İhlas Haber Ajansı (İHA) Iğdır Muhabiri Sebahattin Yum.

Yum, “Valiye şemsiye var, gazetecilere yok” başlıklı haberi nedeniyle 14 Ekim 2025’te birkaç saat arayla iki kez gözaltına alındı. Bununla da kalmadı, aynı gün bir de "Şehitler için yapılan anıtta utandıran ihmal" başlıklı haberi nedeniyle gözaltına alındı.

“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ile suçlanan Yum hakkında açılan iki soruşturma da takipsizlikle sonuçlandı ancak gazeteci bu suçlamaya maruz kalmanın etkilerini yaşamaya devam ediyor.

Yum, bu soruşturmalardan sonra özellikle Iğdır Emniyet Müdürlüğü’nün şehirdeki etkinlikler hakkında kendisine bilgi vermeyi bıraktığını söyledi.

Bunu aşmaya çalıştığını belirten Yum, “Emniyetin gazeteciler üzerindeki baskısının göz ardı edilmemesi gerekiyor. Çünkü yerel gazetecilik yapmak gerçekten çok zor. Bir gazeteci üzerinde baskı oluştuğunda bunun ekonomik ve mesleki sonuçları oluyor. Reklamlar kesiliyor, tirajlar ve okunma oranları düşüyor, sosyal medya hesaplarının takip edilmesi ve etkileşimi azalıyor. Bunların tamamı gazetecinin işini ve yayıncılığını doğrudan etkiliyor” dedi.

Bunu yaşayan başka meslektaşlarının da olduğunu belirten Yum, tüm bunların “gazetecilik mesleği açısından çok acı bir durum” olduğunu söyledi.

Yetim: “Kaynaklarım bilgi paylaşırken çekingen davranıyor”

Şanlıurfa yerelinde yayın yapan Kulis TV Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mehmet Yetim de bu gazetecilerden biri.

Kentte yıkılan bir bina için yaptığı “Yetkililer tedbir almalı” şeklindeki sosyal medya paylaşımı nedeniyle 5 Mart 2025’te Yetim hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla soruşturması açıldı. Soruşturma takipsizlikle sonuçlansa da Yetim, bu suçlamaya 18 Nisan 2026’da bu kez “Siverek’te bir okulda müdür yardımcısına bıçaklı saldırı düzenlendi” paylaşımı nedeniyle maruz kaldı. Bir ay tutuklu kaldıktan sonra 22 Mayıs’ta tahliye edilen Yetim, bir süre sonra beraat etti ancak bu suçlamaların etkisini yaşamaya devam ediyor.

Suçlamaların gazetecilerin itibarını olumsuz etkilediğini söyleyen Yetim, “daha önce rahatlıkla iletişim kurabildiğim bazı kaynaklarımın bilgi paylaşırken daha çekingen davrandığını gördüm” dedi.

“Soruşturma ve gözaltı sürecinin ardından doğal olarak haberlerimize ve sosyal medya hesaplarımıza yönelik ilginin değiştiğini gözlemledim” diyen Yetim, yaşadığı süreçlerin kendisinin gazetecilik tarzını da etkilediğini söyledi:

“Gazetecilikte insan ister istemez yaşadığı süreçlerden etkileniyor. Daha önce hiç düşünmeden yayımlayacağım bazı haberlerde artık ‘Bu bilginin doğruluğunu daha fazla teyit ettim mi?’, ‘Kaynağımı koruyabilir miyim?’ ve ‘Haberin kamu yararı nedir?’ gibi soruları daha fazla soruyorum.”

 

 

Yukarı