Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Gazeteciler Barış Pehlivan, Suat Toktaş, Seda Selek, Kürşad Oğuz ve Serhan Asker’in yargılandığı dava 20 Kasım 2026’ya ertelendi
TANSU PİŞKİN, İSTANBUL
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 27 Ocak 2025'te düzenlediği basın toplantısında adını açıkladığı bilirkişi Satılmış Büyükcanayakın ile yapılan görüşmenin Halk TV'de yayınlanması gerekçe gösterilerek gazeteciler Barış Pehlivan, Suat Toktaş, Seda Selek, Kürşad Oğuz ve Serhan Asker'in "kayda alınan konuşmaların basın, yayın yoluyla yayınlanması", "kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etmek" (TCK 133/3-2) suçlamalarıyla yargılandığı davanın beşinci duruşması 12 Haziran 2026 günü İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24 tarafından takip edilen duruşmaya sanıklar katılmazken, sanık avukatları hazır bulundu.
Duruşmada söz alan Kürşad Oğuz’un avukatı Beliz Özkan, dosyadaki çelişkilerin giderilmesi adına müvekkilinin yeniden mahkeme huzurunda dinlenmesini talep etti.
Mahkeme, bu talebi “dosya kapsamına bir yenilik katmayacağı” gerekçesiyle reddetti.
Seda Selek’in avukat Buse Şahin, müvekkilinin söz konusu saatte yayınlanan programda moderatör olmasından kaynaklı dosyada sanık sıfatıyla yargılandığını belirterek, suçun vasıf ve unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle Selek’in beraatını talep etti.
Barış Pehlivan’ın avukatı Özge Naz Akkaya da suçun maddi ve manevi unsurları oluşmadığı gerekçesiyle müvekkilinin beraatını talep ederken, Suat Toktaş’ın avukatı Serhat Çetin önceki duruşmalardaki savunmalarını tekrar ettiklerini ifade etti.
Duruşma savcısı, varsa tevsi tahkikat taleplerini bildirmek yoksa mütalaasını sunmak üzere dosyanın tarafına teslimini istedi.
Dosyanın duruşma savcısına gönderilmesine karar veren mahkeme, esas hakkında mütalaanın celse arasında sunulması halinde esasa ve mütalaaya karşı savunmalarını yapmaları amacıyla sanıklara ve sanık müdafilerine de tebliğ edilmesine karar verdi. Dava 20 Kasım 2026 tarihine ertelendi.
Dava hakkında
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 27 Ocak 2025'te düzenlediği basın toplantısında Beşiktaş, Esenyurt belediyeleri ve kendisi hakkında yürütülen bazı soruşturmalardaki bilirkişinin Satılmış Büyükcanayakın olduğunu söylemişti. İmamoğlu'nun adını açıkladığı bilirkişi ile yapılan telefon görüşmesinin kaydının Halk TV'de yayınlandığı gerekçesiyle önce gazeteci Barış Pehlivan gözaltına alınmıştı. Daha sonra Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, Halk TV Koordinatörü Kürşad Oğuz, Halk TV sunucusu Seda Selek ve Halk TV Sorumlu Müdürü Serhan Asker gözaltına alınmıştı. Dört gazeteci serbest bırakılırken Suat Toktaş'ın tutuklanmasına karar verilmişti. Soruşturmanın tamamlanmasıyla iddianame hazırlanarak ilk duruşmanın 4 Mart 2025’te görülmesine karar verilmişti.
Gazeteciler Barış Pehlivan ile Kürşad Oğuz hakkında "kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetmek", "yargı görevini yapanı etkileme" ve "kayda alınan konuşmaların basın, yayın yoluyla yayınlanması" suçlamaları, Suat Toktaş, Seda Selek ve Serhan Asker hakkında ise “kayda alınan konuşmaların basın yayın yoluyla yayınlanması" ve "yargı görevini yapanı etkileme” suçlamalarıyla açılan davanın 4 Mart 2025 tarihli ilk duruşmasında mahkeme, 30 Ocak 'tan beri tutuklu olan gazeteci Toktaş'ın tahliyesine karar vermişti.
"Yargı görevini yapanı etkileme” suçundan tüm sanıkların beraatına hükmeden mahkeme, “kişiler arasındaki aleni konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması” suçlaması yönünden ise dava şartı olan uzlaşma prosedürü gerçekleşmediğinden dosyanın uzlaşma bürosuna gönderilmesine karar vermişti. Mahkeme, tüm sanıklar hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının da devamına hükmetmişti.
Davanın 14 Ocak 2026’daki duruşmasında, sanıklar hakkındaki yurt dışı çıkış yasağı kaldırılmış, dosyada şikâyetçi olarak yer alan bilirkişinin zorla getirilmesine karar verilmişti.
Davanın 13 Şubat’taki duruşmasında müşteki bilirkişinin celse arasında mahkemeye dilekçe verdiği öğrenilmiş, dilekçesinde “hemen beyanda bulunmak istediğini” ifade eden bilirkişinin talebinin kabul edilerek ara celse açıldığı öğrenilmiş ve sanık ve sanık avukatlarına bu duruşma hakkında bilgi verilmediği ortaya çıkmıştı.
Bilirkişi ara celsedeki beyanlarında “Kendisinin beni kayıt altına aldığından haberim yoktu, benim kesinlikle kayıt altına alınmasına rızam da yoktu, daha sonrasında beni bir arkadaşım arayarak sosyal medyada ses kayıtlarımın yayınlandığını söyledi” ifadelerini kullanmıştı. Avukatlara haber verilmeden ara celse açılmasının adil yargılama hakkına aykırı olduğunu belirten avukatlar, “reddi hâkim” talebinde bulunmuş ancak mahkeme bu talebi reddetmişti.
