Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

"Cumartesi Anneleri davasında" reddi hakim talepleri reddedildi

Davaya uzman görüşü sunan İngiltere ve Galler Barosu İnsan Hakları Komitesi ve ARTICLE19, barışçıl gösteri hakkına ve devletin siyasi mesajı iletmedeki koruma yükümlülüğüne dikkat çekti

 

CANSU PİŞKİN, İSTANBUL

 

Cumartesi Anneleri’nin yasaklanan 700. buluşmasında polis müdahalesiyle gözaltına alınan 46 kişinin “kanuna aykırı toplantılara katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” (2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 32/1, 53/1, 63) suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması 24 Kasım 2021 günü İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.

 

P24 tarafından takip edilen duruşma, sanık ve izleyici sayısının fazla olması sebebiyle İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin salonunda görüldü.

 

Hakim duruşmaya geç geldi

 

Saat 10:30’da başlaması gereken duruşma, mahkeme hakiminin geç gelmesi nedeniyle 12:47’de başladı. Sanıklar, sanık avukatları, basın ve izleyicilerden oluşan kalabalık, duruşmanın görüldüğü salonda 2 saati aşkın süre mahkeme hakiminin gelmesini bekledi.

 

Mahkeme hakiminin neden geciktiğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadığı duruşmada avukatlar, reddi hakim talebinde bulundular. Sanıklardan Besna Tosun’un avukatı Erkan Şenses söz alarak, “Pandemi şartlarında iki saati aşkın süredir burada bekliyoruz. Kimlik tespitinin huzurunuzda yapılması gerekirken mübaşir tarafından yapılmıştır. Bu CMK’ya aykırıdır. Adalet talebinde bulunan yurttaşlar bu dava ile karşı karşıya. Mahkemeniz barışçıl protesto hakkını korumak için tüm sanıklar hakkında beraat vermeli” dedi.

 

Avukat Leyla Sarohan, iddianamede bahsi geçen suçun unsurlarının oluşmadığını belirterek beraat talep etti.

 

“Canımıza kasıt”

 

Bir kısım sanıklar müdafisi Meriç Eyüboğlu, önceki celse de mahkemenin 2 saat gecikmeyle başladığını hatırlatarak şöyle konuştu: “Bugün 2 saat 13 dakika bekledik. Tek duruşma olan bir günde bunca insanı bekletmek hukukla açıklanabilecek bir durum değil. Bu tekrar devam edecekse duruşma saatini daha geç bir saat olarak belirleyin. 46 kişi yargılanıyor. ‘Duruşmaya gelmezseniz yakalama kararı çıkarırım’ diye herkesi çağırdınız. Tüm sanıklar gelmişken ve büyük salon tahsis edilmemişken bu kadar insanı 2 saatten fazla duruşma salonunda bekletmek Covid-19 şartlarına uygun değil. Bu şekilde adil yargılama mı olur? Sağlıklı bir ortamda duruşma yapılacak koşulları oluşturana kadar duruşmanın ertelenmesini talep ediyoruz. Beraat kararı vermeyecekseniz duruşmayı ertelemenizi istiyoruz.” Eyüboğlu, beyanlarının ardından mahkemeye, Covid-19 şartlarına uygun bir ortamda yargılama yapılmadığına dair bilimsel makaleler sundu.

 

Avukat Emre Telci ise davayı takip etmek için il dışından pek çok barodan avukatın geldiğini söyledi: “10:30’da başlaması gereken duruşma bu kadar sarkıyorsa biz burada beklemek zorunda değiliz. Bu kadar küçük salonda akşama kadar nasıl duracağız? Bu bizim canımıza kasttır. Duruşmanın ertelenmesini talep ediyorum.”

 

Avukat Tuğçe Duygu Köksal da Covid sürecinde küçük bir salonda bu kadar kalabalık bir yargılamanın yapılmasının riskli olduğunu belirtti. İstanbul Barosu adına davaya katılma talebinde bulunan Köksal, “Anayasal haklarını kullandıkları için kanunda suç olmayan eylemlerinden yargılanan sanıklar hakkında savunmaları alınmadan derhal beraat kararı verilmesini talep ediyorum” dedi.

 

Savcı taleplerin reddini istedi

 

Bir kısım sanıklar müdafisi Ömer Kavili, mahkeme hakiminden duruşmayı neden zamanında başlatmadığını açıklamasını talep etti.

 

Önceki celse yapılan reddi hakim talebine ilişkin herhangi bir karar tesis edilmediğini belirten avukat Metin İriz ise CMK 29 gereğince reddi hakim talebi değerlendirilip karar alınana kadar duruşmanın ertelenmesi gerektiğini söyledi.

 

Duruşma savcısı, usul ve esasa aykırı taleplerin ayrı ayrı reddini istedi.

 

Savcının mütalaasına itiraz eden Kavili, “Savcı yasal dayanaklarını açıklamak zorundadır. Yorumunda sadece usul ve yasaya aykırı taleplerin reddini istiyor. Oysa avukat arkadaşlarımız taleplerini birden fazla kanunun maddelerine dayandırdı. Savcıdan yeniden mütalaa vermesini istiyorum” dedi.

 

Savcının mütalaasına itiraz eden Eyüboğlu da, “Covid-19 koşullarına ilişkin bilimsel raporlar sundum ve salonun koşullara uygun olmadığını belirttim. Burada usul ve esasa aykırı olan nedir, savcı beyin açıklamasını istiyorum” diye konuştu.

 

Hakim tüm talepleri reddetti

 

Hakim, yeniden mütalaa verilmesi de dahil olmak üzere bütün talepleri reddetti. Hakim, duruşmaya neden geç geldiğinin açıklanması yönündeki talebi ise CMK’da böyle bir açıklama zorunluluğu olmadığı gerekçesiyle reddetti.

 

Avukat Fırat Epözdemir söz alarak, CMK 191’e uygun duruşma yapmayan ve saatinde başlamayan mahkeme hakimi hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.

 

Tekrar söz alan Eyüboğlu, “Hukuk kurallarını doğru işletmediğiniz, tarafsız olmadığınız, davanın en başında kararınızı oluşturduğunuz bir kez daha anlaşılmıştır. Bu yargılamanın sizinle devam etmesi adil yargılama açısından imkansızdır, bu nedenle davadan el çekmenizi talep ediyorum” dedi.

 

Kavili söz alarak tüm talepleri reddeden hakime, “AKP ile bir ilginiz var mı bilmek istiyoruz” dedi. Salondaki izleyicilerin Kavili’yi alkışlaması üzerine mahkeme hakimi, bir daha böyle bir şey olursa salonu boşaltacağını söyledi.

 

Avukat Efkan Bolaç da hakimin davadan çekilmesini talep etti ve “Eğer çekilmezseniz biz çıkıyoruz” dedi.

 

Bir kısım sanıklar müdafisi Cahit Kırkazak söz alarak, “Paşa gönül” kriterlerine göre reddediyorsunuz taleplerimizi. Size güvenmiyoruz. İnanmıyoruz. Dolayısıyla bu yargılamayı sürdürme açısından istenmiyorsunuz” diye konuştu.

 

Avukatlar salonu terk etti

 

Duruşma savcısı bir kez daha taleplerin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle reddini istedi. Kavili savcı mütalaasına tekrar itiraz etti ancak hakim, mütalaaya daha önce itiraz ettiği için Kavili’ye söz vermedi. Kavili başka bir usuli itirazı olduğunu söyleyerek söz aldı: “Önceki celse yapılan reddi hakim talebini reddetmişsiniz ama avukatlara tebliğ etmemişsiniz. Oysa bugün tutanağa, talep reddedilmesine ve avukatlara tebliğ edilmesine rağmen itiraz edilmedi diye yazdırdınız. Siz güvenilmezsiniz. Hakim ve savcının davadan çekilmesini talep ediyoruz.”

 

Hakim talepleri bir kez daha usul ve yasaya aykırı bulduğu gerekçesiyle reddetti. Bunun üzerine avukat Eyüboğlu, “Biz size usul öğretmekten yorulduk, buyurun kendiniz yapın duruşmayı” dedi. Avukatların tamamı salonu terk etti. Bunun üzerine hakim de duruşmaya beş dakika sonra devam edileceğini belirterek salondan çıktı.

 

Verilen kısa aranın sonunda devam eden duruşmada avukat Mustafa Söğütlü söz aldı. “Yargılama devam ettiğinde verdiğiniz karar adil olmayacak. Bu nedenle ben de reddi hakim talebinde bulunuyorum” diyen Söğütlü salonu terk etti.

 

Sanıklardan Maside Ocak söz aldı: “Biz sizin tarafsız olduğunuza inanmıyoruz. Hakim ve savcıların yasalara aykırı davrandığını görmek bizler için çok üzücü.”

 

Reddi hakim ve davadan çekilme hususlarında daha önce karar verildiği gerekçesiyle talepler geri çevrildi. Duruşmaya katılamayan 10 sanık hakkında zorla getirme kararı çıkarılmasına karar veren hakim, davayı 23 Mart 2022 tarihine erteledi.

 

BHRC ve ARTICLE 19 davaya uzman görüşü sundu

 

Öte yandan İngiltere ve Galler Barosu İnsan Hakları Komitesi (BHRC) ve ARTICLE 19: Küresel İfade Özgürlüğü Kampanyası, Cumartesi Anneleri’nin yargılandığı davaya celse öncesinde uzman görüşü sundu.

 

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Usul Kanunu’nun 67/6 maddesi uyarınca mahkemeye sunulan görüşte, devletin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 11. maddesinde düzenlenen toplanma özgürlüğü veya ifade haklarını kullananları barışçıl olarak ifade etmeye çalıştıkları görüşleri nedeniyle susturmak, cesaretlerini kırmak veya cezalandırmak amacıyla sınırlandırılamayacağı belirtildi.

 

 “Türkiye'nin uluslararası insan hakları yükümlülüklerine uygun olması gerektiğinin” ifade edildiği görüşte, demokratik devletlerde protesto hakkının önemine dikkat çekildi:

 

“Uzman görüşünde ele alınan insan hakları sistemlerinde, ‘protesto hakkı,’ başta gelen (ve bu nedenle bu mütalaanın odak noktasını oluşturan) barışçıl toplanma hakkının yanı sıra örgütlenme hakkı, ifade özgürlüğü, siyasi katılım hakkı ve göstericilerin zorla dağıtıldığı ve/veya kolluk kuvvetlerinin müdahalesine maruz kaldığı bazı durumlarda yaşam hakkı ve keyfi tutuklama ve gözaltı ile insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele ve ceza yasağı gibi çok sayıda temel insan hakkının kullanılmasını içerir.”

 

“Demokratik bir toplumda müdahale gerekli ve orantılı olmalı”

 

Protestonun amacının öneminin de vurgulandığı mütalaada şu ifadelere yer verildi: “Oturma eyleminin amacının, Türk yetkililerin zorla kaybettirilme hadiselerine dahil oldukları iddialarına ve ayrıca yetkililerin kaybedilen kişilerin akıbetlerine dair bilgi sağlamamaları ve sorumlulara hesap sormamalarına dikkat çekmek ve bunları protesto etmek olduğu göz önünde bulundurulduğunda, 700. Hafta gösterisinin mesajının doğası gereği “siyasi” olduğu sonucuna varmak için yeterli sebep bulunduğu görülmektedir. … Siyasi söylem daha güçlü korumaya tabidir.”

 

“Sanıkların barışçıl bir toplantıya katılma hakkını hedef alan çeşitli müdahalelerin, AİHS’nin hem 11. hem de 18. maddesine aykırı olarak, protestolarının mesajını bastırma arzusu taşıdığına dair ciddi endişeler bulunmaktadır.”

 

“Herhangi bir müdahale demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı olmalıdır. Mevcut en az kısıtlayıcı araçları kullanmalıdır. Bu davada, gereklilik ve orantılılık koşullarının karşılanıp karşılanmadığı konusunda ciddi şüpheler bulunduğunu düşünüyoruz.”

 

“Devlet, göstericileri korumakla yükümlü”

 

Uzman görüşünde, “Göz yaşartıcı gaz ve plastik mermilerin gelişigüzel kullanımı haklı gösterilemez” denildi.

 

“BHRC ve ARTICLE 19, Türkiye'nin AİHS 11. madde ve ICCPR 21. madde kapsamındaki yükümlülüklerinin, yetkililere barışçıl toplanma özgürlüğü haklarını kullanmak isteyen bireyleri korumaya yönelik pozitif bir görev yüklediğini belirtmektedir.”

 

“Bu dava bağlamında bu pozitif görev, 700. hafta protestosunun dağıtılmasında ve sanıkların gözaltına alınmasında aşırı ve orantısız güç kullanıldığına dair iddiaların soruşturulmasını ve protestonun yasaklanması ve polislik faaliyetleri esnasında hukuka aykırı hareket ettiği tespit edilen kişilerin sorumlu tutulmasını da kapsayacaktır.”

 

BHRC ve ARTICLE19 tarafından sunulan uzman görüşünün Türkçe tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

Yukarı