Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Darp edilerek gözaltına alınan gazeteciye "polise işkenceci dedin" davası

Darp edilerek gözaltına alınan gazeteciye

Hakkında açılan davada 10 bin TL idari para cezasına çarptırılan Sibel Hürtaş, duruşmadaki savunmasında polislere “işkenceci” dediği için bir kez daha hakim karşısına çıkacak

NALİN ÖZTEKİN, ANKARA

2020 yılında kamuoyunda “çoklu baro sistemi” olarak bilinen düzenlemenin, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki (TBMM) görüşmeleri sırasında Meclis önünde yapılan protestoyu takip ederken darp edilerek gözaltına alınan gazeteci Sibel Hürtaş hakkında, Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davada 2023 yılında "görevi yaptırmamak için direnme" (TCK 265) suçlamasıyla 8 ay 10 gün hapis cezası verilmişti. Daha sonra hapis cezası 10 bin TL adli para cezasına çevrilmişti.

Davada karar açıklanmış olsa da bu davanın devamı niteliğinde bir olay daha yaşandı. Hürtaş’ın savunmasında, kendisini darp eden polislere yönelik “işkenceci” ifadesini kullanması üzerine bir polis savcılığa şikâyette bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının şikâyeti işleme almasıyla birlikte Hürtaş hakkında “kamu görevlisine hakaret” (TCK 125/3) suçlamasıyla iddianame hazırlandı.

“Savunmanın dokunulmazlığına dokunan dava”

İddianamede, Hürtaş’ın olay günü yaşananları anlatırken, kendisini kötü muameleye maruz bırakan müşteki polis K.Y’ya yönelik kullandığı “işkencecisin” ifadesi, “kamu görevlisine hakaret” olarak nitelendirildi. Hürtaş’ın hem “hakaret” suçlamasıyla cezalandırılması hem de “hakaretin alenen işlenmesi nedeniyle cezanın altıda biri oranında arttırılması” istendi. İddianame Ankara 55. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve ilk duruşma tarihi 7 Nisan 2025 olarak belirlendi.

Hürtaş’ın savunma beyanlarının suçlama konusu yapılarak yeni bir davaya dönüşmesini avukatı Sercan Aran değerlendirdi. Aran, müvekkilinin kullandığı ifadenin “hakaret” sınıfına girmediğini belirterek, “Bu dava yalnızca bir hakaret davası değil aynı zamanda savunmanın dokunulmazlığına da dokunan bir dava mahiyetindedir” dedi. 

“Ortada işkence sebebiyle yapılmış suç duyurusu var”

Aran, Türk Ceza Kanunu'nun 128. maddesine atıfta bulunarak Hürtaş’ın savunma sırasındaki beyanlarının somut gerçekle bağdaştığını şu sözlerle anlattı: "Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuruya, iddia ve savunmalar kapsamında kişilerle ilgili olarak somut isnatlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir. Somut olayda da kolluk görevlileri zaten zor kullandıklarını kabul etmekteler. Ortada, Hürtaş'ın işkenceye uğraması sebebiyle yaptığı bir suç duyurusu da mevcut. Olayla söylem arasında açık bir bağlantı var.”

“İnsanlar mahkemelerde savunma yapamaz hale gelir”

Söz konusu olayın dava konusu olmasına dahi anlam veremediğini de belirten avukat Aran, savunma esnasındaki beyanların değerlendirilmesi gereken hukuki çerçeveyi ise şöyle çizdi: “Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İddianameye konu ‘sen işkencecisin’ sözü rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı bir ifade olabilir ama asla hakaret olarak değerlendirilemez. Aksini kabul ettiğimiz durumda insanlar mahkemelerde savunma yapamaz hale gelir.”

 

Yukarı