Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Diyarbakır’da 19 gazetecinin yargılandığı davada yurt dışı yasağı kaldırılmadı

Diyarbakır’da 19 gazetecinin yargılandığı davada yurt dışı yasağı kaldırılmadı

“Örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamalarıyla yargılanan gazetecilerin davasında mahkeme, dijital materyallerin iadesine hükmetti

MEDİNE MAMEDOĞLU BAYRAM, DİYARBAKIR

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 16 Haziran 2022’de tutuklanan ve bir yılı aşkın süre tutuklu kaldıktan sonra ilk duruşmada tahliye edilen 19 gazetecinin “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) ve “örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamalarıyla yargılandığı davanın yedinci duruşması 18 Eylül 2025 günü Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Duruşmaya yargılanan gazetecilerden Ömer Çelik, Neşe Toprak ve Elif Üngür ile gazetecilerin avukatları Resul Temur, Gözde Engin ve Ruşen Seydaoğlu katıldı. P24 duruşmayı takip etti.

Gazeteci Aziz Oruç’un avukatı Hazal Sümeli duruşmaya İstanbul'dan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ile gazeteciler de duruşmayı izledi.

Aziz Oruç: “Gazetecilik yapmaya devam ediyoruz”

Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada ilk olarak gazeteci Aziz Oruç söz aldı: “Melik Canbey adında biri beyanlarda bulunmuş. Onun bu beyanları üzerine ‘örgüt üyeliği’ üzerine bir iddianame hazırlanmış. Orada söylenilen şeylerin tamamı gazetecilik faaliyetleri. Ben gazeteciyim ve bir gazeteci ne yapıyorsa ben de onu yaptım. Herhangi bir örgüt üyesi ile röportaj yapmadım ya da görüşmedim. Bu kişinin iddia ettiği beyanlar gerçek dışıdır. Bir yıla yakındır yüz yıllık sorun olan Kürt sorununun konuşulduğu bu süreçte bu yargılama devam ediyor. 11 Temmuz’da Süleymaniye’de silahlar yakıldı ancak yurt dışı yasağım nedeniyle ben bir gazeteci olarak bu haberi takip edemedim."

Daha önce yargılandığı dosyada aynı iddialarla 11 ay tutuklu kaldığını vurgulayan Oruç, şöyle devam ett: "Ardından herhangi bir delil bulunmadığı için önce tahliye edildim, sonunda da beraat ettim. Bahsi geçen bu kişiyi tanımıyorum ve asla görmedim. Ben gazeteciyim ve bunu defalarca dile getirdik. Gerçeği aktarmak zor olsa da, bunun bir bedeli olsa da biz bunu söylemeye devam ediyoruz. Her şeye rağmen bu mesleği aynı şekilde sürdürmeye devam ediyorum."

"Gerçeği dile getirmek için bulunduğum yerdeyim" diyen Oruç, son olarak şunları söyledi: "Bu gerçek dışı iddiaların iddianameye dönüşmesi biraz üzücü. Bu noktada adli kontrol kararları bizi mesleki anlamda çok zorluyor. Yapılan tedbirler bir cezaya dönüşmüş durumda. Yurt dışı yasağımın kaldırılmasını istiyorum.”

Ardından söz alan gazeteci Ömer Çelik, önceki beyanlarını tekrar ederek yurt dışı yasağının kaldırılmasını talep etti.

Tanıklar: “Gazetecileri görmedik ve tanımıyoruz”

Mahkeme heyeti daha sonra dosyada tanık olarak yer alan kişileri dinledi. İlk dinlenen “Dava dosyası hakkında bilgim yoktur. Burada bulunan gazetecileri tanımıyorum. Daha önce ‘örgüt üyeliği’ suçlamasından yargılandım. Bu dosyada etkin pişmanlık kapsamında verdiğim isimleri hatırlamıyorum. Söylediğiniz isimleri ilk defa duydum. Daha önce bu isimlere dair bir beyanda bulunmadım” dedi.

SEGBİS’le duruşmaya katılan bir diğer tanık ise şu ifadelere yer verdi: “Bana söylediğiniz isimleri hatırlamıyorum. Sadece Serdar Altan’a bir kereliğine röportaj vermiştim. Verdiğim röportaj nedeniyle ifadeye çağrıldım ancak soruşturma hakkında takipsizlik kararı verildi.”

Tanık ifadelerine devam edilen duruşmada mahkeme heyeti beş dakikalık bir ara verdi.

Avukat Resul Temur: “Yurt dışı yasağı mağduriyet yaratıyor”

Avukat Resul Temur ise dinlenen tanıkların davayla ilgisi olmadığını, bu nedenle diğer tanıkların dinlenilmesinden vazgeçilmesi talebinde bulundu. Yine gazetecilerden alınan dijital materyallerin bir delil niteliği kalmadığına dikkat çeken Temur, ekipmanların kişilere teslim edilmesi için emniyete yazı yazılmasını istedi. Son olarak yurt dışına çıkış yasağına dikkat çeken Temur, “Bu durum hem mesleki hem de sağlık noktasında müvekkillerimizi zor duruma sokuyor. Bu sebepten dolayı yurt dışı yasaklarının kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi.

Dava 20 Ocak’a ertelendi

Duruşmaya katılan diğer avukatlar bir beyanda bulunmazken, mahkeme heyeti davayı 20 Ocak 2026 tarihine erteledi. Mahkeme heyeti yurt dışı yasağının kaldırılmasını talebini reddederken, dijital materyallerin iade edilmesi talebini ise kabul etti.

Yargılanan gazetecilerin isimleri ise şu şekilde; Abdurrahman Öncü, Aziz oruç, Berivan Karatorak, Elif Zilan öngör, Esmer Tunç, Kadir Bayram, Lezgîn Akdeniz, Mazlum Güler, Mehmet Yalçın, Mehmet Ali Ertaş, Mehmet Servet Yiğen,  Neşe Toprak Bayram, Ramazan Geciken, Remziye Andan, Rohat Bulut,  Serdar Altan, Suat Doğuhan, Ömer Çelik ve İbrahim Koyuncu.

Davanın geçmişi

Yurt dışında yayın yapan Sterk TV ve Medya Haber TV kanalları için program çekimi yaptıkları ve içerik ürettikleri iddiasıyla Diyarbakır’da faaliyet yürüten bazı prodüksiyon şirketlerine, 8 Haziran 2022’de baskın yapıldı. Soruşturma kapsamında ev ve iş yerleri de polisler tarafından aranan çok sayıda gazeteci gözaltına alındı. Polisin prodüksiyon şirketlerindeki aramaları bir ay sürdü.

Polis, aramalarda el koyduğu kameraları ve haber materyallerini “örgütsel delil” olarak gösterip görüntülerini basına servis etti.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 18 gazeteci hakkında “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamalarıyla 728 sayfalık iddianame hazırladı.

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinde 11 ve 12 Temmuz 2023’te görülen davanın ilk duruşmasında, 16 Kürt gazeteci ve basın çalışanı 13 aylık tutukluluğun ardından yurt dışına çıkış yasağıyla tahliye edildi.

Dosyaya dört kişinin eklenmesiyle birlikte yargılanan gazetecilerin sayısı 20’ye yükseldi. Daha sonra gazeteci Mehmet Şahin’in dosyası altıncı duruşmada dosyadan ayrılarak, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen başka bir dava dosyasıyla birleştirildi. Bu kararla birlikte yargılanan gazeteci sayısı 19’a düşmüştü

Yukarı