Özgür Gündem Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenleri davasında esas hakkındaki savunmasını sunan Erol Önderoğlu duruşmalardan vareste tutuldu; bir sonraki duruşma 17 Temmuz’da görülecek

CANSU PİŞKİN, İSTANBUL

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma amacıyla başlatılan “nöbetçi genel yayın yönetmenliği” kampanyasına katıldıkları için “terör örgütü propagandası yapmak,” “suç işlemeye tahrik,” “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarıyla yargılanan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve gazeteci-yazar Ahmet Nesin’in 10. duruşması 15 Nisan günü görüldü.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Fincancı ve Önderoğlu ile avukatlar Fikret İlkiz, Özcan Kılıç ve Tora Pekin hazır bulundu.

Duruşmayı P24’ün yanı sıra, AGİT Basın Özgürlüğü Ofisi, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Uluslararası Af Örgütü temsilcileri ile Barış Akademisyenlerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda gözlemci izledi.

“Peşinen cezalandırma uluslararası sözleşmelere aykırı”

Sanıklardan Şebnem Korur Fincancı, avukatı Meriç Eyüboğlu’nun sağlık sorunları sebebiyle hastanede yattığını, bu nedenle duruşmaya katılamadığını belirterek avukatı olmadan savunma yapmak istemediğini söyledi. Avukatları salonda bulunan Erol Önderoğlu, esas hakkındaki savunmasını mahkemeye sundu.

Özgür Gündem gazetesinin 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde başlattığı dayanışma kampanyasına destek verdikleri için tutuklandıklarını hatırlatan Önderoğlu, “Ulusal ve uluslararası dayanışmanın hiç azımsanmayacağı bir süreçte, bir günde hazırlanan bir iddianamenin mahkemenizce kabul edilmesinden sonra, 10 günlük tedbir amaçlı tutukluluğum Silivri Cezaevi’nden sona erdi. Bu tür uygulamalar, peşinen cezalandırma ve hizaya getirme amacına uygun olarak, Türkiye’nin adil yargılama, ifade özgürlüğüne dair temel taahhütlerini çiğnediği gibi, gazetecilerin ve hak savunucuların korunmasına dair Birleşmiş Milletler kararlarına, AGİT tavsiyelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) hükümlerine de aykırıdır” dedi.

“Sansür ve baskıya karşı dayanışmaya katıldım”

1996’dan beri merkezi Paris’te bulunan, 1985 yılında kurulmuş kâr amacı gütmeyen uluslararası dernek statüsündeki Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (Reporters Sans Frontières – RSF) Türkiye Temsilciliğini yaptığını anlatan Önderoğlu, “24 yıllık bir gazeteci olarak Özgür Gündem gazetesiyle dayanışmaya niçin katıldığım aslında çok açıktır. Çoğulculuğa ve halkın haber alma hakkını gerçeklere bağlı olarak yerine getirmesi gereken medyaya inanıyorum. Sansür ve baskı olmadan yazabilen medya olmadan demokratik bir toplumdan da söz edilemeyeceğine inandığım için ‘dayanışmaya’ katıldım” diye konuştu.

Hakkındaki iddiaların ve suçlamaların tümünü reddeden Önderoğlu, “Suçlamaları kabul etmem mümkün değildir; çünkü içinde yer aldığım gazetecilik anlayışıma terstir. Çünkü kariyerim boyunca gazetecilerin hakları ve meslek etiği, medya özgürlüğü ve çoğulculuğu konuları dışında yazmadım. … Sonuçta, telaşla, 1 günde hazırlanmış bir iddianameye 2 buçuk yılımızı verdik. Söz konusu yargılamayı, Türkiye’de gazetecilerin ve hak savunucularının sindirilmesinin bir parçası olarak görüyorum. Meslekî faaliyetler veya meslekî dayanışma nedeniyle yargılanmak, demokrasi özlemi içerisinde yaşayan herkese ağır gelir. Yaklaşık üç yıldır süren, üç suçlamaya da hiçbir kanıt ve delilin bulunmadığına inandığım bu davada, beraatimi ve gazetecilik faaliyetlerimi özgürce yürütme hakkımı talep ediyorum” dedi.

Erol Önderoğlu’nun savunmasının tamamına bu bağlantıdan erişilebilir.

Önderoğlu vareste tutuldu

Önderoğlu’nun avukatı Tora Pekin, tüm sanıkların savunmaları tamamlandıktan sonra savunma yapmanın daha doğru olacağını belirterek mahkemeden süre talep etti. Pekin ayrıca, esas hakkındaki savunmasını tamamlayan Önderoğlu’nun duruşmalardan vareste tutulmasını istedi.

Ahmet Nesin’in avukatı Özcan Kılıç, bir günlük sembolik bir görevi yapan kişinin Basın Kanunu gereğince sorumlu tutulamayacağı yönünde emsal teşkil eden bazı “kovuşturmaya yer yoktur” kararları ile beraat kararlarını mahkemeye sundu. Kılıç, Basın Kanunu’na göre hangi durumlarda sorumlu tutulacağına ilişkin incelemenin yapılması için tevsi-i tahkikat (kovuşturmanın genişletilmesi) talebinde bulundu. Kılıç, “Gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya’nın yargılamaları devam ediyor; belki beraat alacak. Bu hususun bekletilebilir bir unsur olabileceğini düşünüyorum. Karar vermek için bu yargılamanın sonucunun beklenmesini istiyorum” dedi.

Mahkeme, avukatların savunma için süre talebini ve Önderoğlu’nun vareste tutulma talebini kabul etti. Kılıç’ın kovuşturmanın genişletilmesi talebini reddeden mahkeme, bir sonraki duruşmanın 17 Temmuz saat 10:00’da görülmesine karar verdi.