Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Gazeteci Alican Uludağ 3 ay sonra tahliye edildi

Gazeteci Alican Uludağ 3 ay sonra tahliye edildi

"Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla Şubat ayında tutuklanan Uludağ’ın cezaevinde tutulduğu süreyi göz önünde bulunduran mahkeme, gazetecinin tahliyesine karar verdi. Dava 18 Eylül’e ertelendi

DENİZ NAZLIM, ANKARA  

Deutsche Welle (DW) Türkçe'nin Ankara muhabiri Alican Uludağ hakkında, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek "Cumhurbaşkanına hakaret" (TCK 299), "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" (TCK 217/A) ve "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama" (TCK 301/1) suçlamalarıyla açılan davanın ilk duruşması 21 Mayıs 2026 günü Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.

P24 tarafından takip edilen duruşma öncesi yargılamanın yapılacağı salonun yeri iki kez değiştirildi. Uludağ’ın avukatları salon kapasitesinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle duruşma öncesinde mahkemeden büyük salon talep etmişti. Ancak mahkeme bu talebi karşılamadı ve duruşma Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesin kendi salonunda yapıldı.

Uludağ duruşmaya tutuklu bulunduğu Marmara 9 No'lu Cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı. Uludağ'ın avukatları ise duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşma, Uludağ'ın ailesi, basın örgütü temsilcileri, gazeteciler ve çok sayıda kişi tarafından takip edildi.

20 Şubat’ta tutuklanan Deutsch Welle (DW) Türkçe muhabiri Alican Uludağ hakkında açılan davanın ilk duruşması Ankara Adliyesi 57'nci Aliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşma öncesi salonun yeri iki defa değiştirildi. Son olarak 57'nci Aliye Ceza Mahkemesi'nde duruşma görüldü ancak kitlenin kalabalık olduğu bilinmesine rağmen büyük salon verilmedi. Duruşma, Uuludağ'ın ailesi, basın örgütü temsilcileri, gazeteciler ve çok sayıda kişi tarafından takip edildi. Uludağ duruşmaya tutuklu bulunduğu Marmara 9 No'lu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı. Uludağ'ın avukatı da duruşma salonunda hazır bulundu.

Kimlik tespitinin ardından Alican Uludağ’ın savunmasına geçildi. Uludağ savunmasına cezaevindeki meslektaşları Pınar Gayıp, Merdan Yanardağ ve İsmail Arı’yı selamlayarak başladı. Uludağ, Ankara'da görülen duruşmaya katılma talebinin kabul edilmemesi nedeniyle savunma hakkının ihlal edildiğini belirtti. Uludağ, "Bulunduğunuz binanın alt katında odam ve masam duruyor benim İstanbul'da ne işim var?" diye sordu.

Gazeteci olarak kamu yararı için çalıştığını ifade eden Uludağ şöyle devam etti: " Cezaevine girdiğimde içim rahattı. Çünkü bir suçun bedelini ödemiyorum. Tutukluluğumun sebebi gazetecileri susturmak, anayasada yer alan basın özgürlüğünü engellemek içindir. Engellenen ben değil, basın özgürlüğüdür.”

Hakkında yazılan iddianamede "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasına ilişkin somut verilere yer verilmediğini söyleyen Uludağ, "'Silivri Erdoğan rejiminin simge mekânı' demişim. Bu yüzden tutuklanmışım. 90 gündür düşünüyorum burada hakaret nerede? Kaçma ve delil kapatma şüphesi ile tutuklu bulunuyorum. 5 ve 11 yaşında iki çocuğum var, nasıl kaçayım? Bu zamana kadar onlarca soruşturmadan ifade verdim hangi birisinden kaçtım? Bugün beni bırakırsanız gideceğim yer adliyenin alt katındaki çalışma odamdır" diye konuştu.

Savunmasına devam eden Uludağ, “Dezenformasyon Başkanlığı benim yargı ile saray arasında bir bağ olduğuna dair yaptığım paylaşımı yalanlayamadı. 1 yıl sonra savcı burada suç buldu. Söylediğim bilgi doğrudur. Eksiği var fazlası yoktur. Ben yargı muhabiriyim. Benim paylaşımlarında halkı bilgilendirme vardır. Suç işlemedim gazetecilik yaptım. Beraat verilmesini talep ediyorum.”

Uludağ'ın ardından avukatı Abbas Yalçın’ın beyanlarına geçildi. Yalçın, "Cumhurbaşkanı halen bu davaya müdahil değil. Avukatı suç duyurusunda bulunmamış. Cumhurbaşkanı istemiyor Alican’ın tutuklanmasını. Kim istiyor o halde? Bu tutukluluk gerçeğe aykırıdır. Sadece Alican’a eziyet ettirmek isteniyor. Bu eziyete son vereceğinize inanıyoruz” dedi.

Duruşma savcısı, “kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunması, atılı suçun kanundaki alt-üst sınırları içinde nitelik arz eden nedenlerinin bulunması” gerekçeleriyle Uludağ’ın tutukluluk halinin devamını talep etti.

Savcının tutukluluğun devamı yönündeki mütalaasına ilişkin söz alan Uludağ, “Soyut kavramlarla 90 gündür tutuklu olan bir gazetecinin tutukluluğunu savunmaya diyecek sözüm yok. Somutlaştırsaydı hukuka uygun mütalaa olurdu” dedi.

Mahkeme, tutuklulukta geçen süreyi ve toplanacak delil olmamasını göz önünde bulundurarak gazeteci Alican Uludağ’ın tahliyesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 18 Eylül 2026 tarihine ertelendi.

Dava hakkında

Uludağ sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “yanıltıcı bilgiyi yayma” suçlamalarıyla 19 Şubat 2026 tarihinde Ankara’da gözaltına alınarak İstanbul’a getirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan operasyon kapsamında, Uludağ’ın Ankara’daki evine polis baskını yapıldı. Uludağ, İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısını planlayan IŞİD mensuplarını tahliye edildiğine ilişkin haberi ve X'teki sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Uludağ hakkındaki soruşturmaya, gözaltına alındıktan sonra Adalet Bakanlığından izin alınarak “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlaması da eklendi. Uludağ, 20 Şubat günü İstanbul Adliyesinde savcılığa ifade verdi.

İfadesinin ardından Uludağ, "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan tutuklaması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, Uludağ'ın "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan tutuklanmasına karar verdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Uludağ hakkındaki iddianameyi 30 Mart’ta tamamladı. 22 sosyal medya paylaşımının suçlama konusu yapıldığı iddianamede, gazeteciye “Cumhurbaşkanına hakaret”, “yanıltıcı bilgiyi yayma” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamaları yöneltildi.

İddianame, İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi. Mahkeme, dosyada "yetkisiz" olduğunu kabul edip dosyanın Ankara'ya gönderilmesine hükmederek iddianameyi kabul etti.

 

Yukarı