2015 yılında yayımlanan bir röportaj nedeniyle yargılandıkları davada Acar ve Ok 5’er ay hapis cezasına çarptırıldı; hükmün açıklanması geri bırakıldı

CANSU PİŞKİN, İSTANBUL

Kapatılan Özgür Düşünce gazetesinde 25 Aralık 2015 tarihinde yayımlanan “Yargıda tek renk hâkim dönemi” başlıklı söyleşi nedeniyle gazeteci Cihan Acar ve avukat Veysel Ok’a Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesi kapsamında “Devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamasıyla açılan davanın karar duruşması 12 Eylül 2019 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

P24 tarafından takip edilen duruşma, yarım saatlik gecikmeyle saat 11:26’da başladı. Sanıklardan Cihan Acar’ın mazeret bildirerek katılmadığı duruşmada, Veysel Ok ile sanık avukatları hazır bulundu.

ABD Konsolosluğu, Alman Konsolosluğu, Hollanda Konsolosluğu, Adalet İçin Clooney Vakfı, Lawyers for Lawyers temsilcileri, İngiltere ve Galler Hukuk Derneği’nden Tony Fisher’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi duruşmayı izledi. İzleyici sayısının fazla, salonun ise küçük olması sebebiyle seyircilerin bir kısmı sanıklara ve avukatlara ayrılan sıralara oturdu.

Mahkeme hâkimi Nursel Bedir, Veysel Ok’un avukatı Zelal Doğan’ın mahkemeye verdiği dilekçe ile İngiltere ve Galler Barosu İnsan Hakları Komitesinin raporunu sunduğunu söyledi.

Hâkim, talimat mahkemesinde savunması alınan Cihan Acar’a hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) hususunun sorulmadığını söyledi. Acar’ın avukatı Mustafa Söğütlü, müvekkili adına HAGB’ye dair beyanda bulunabileceğini söyledi. Söğütlü, HAGB’yi kabul ettiklerini beyan etti.

“Eleştiri hakkımı kullandım”

Hakkındaki suçlamaya karşı beyanda bulunan Ok, “Suçlamaya konu söyleşide Türkiye’de yargının bağımsız olmadığını söylemiş ve Sulh Ceza Hâkimliklerini eleştirmiştim. Şimdi de aynı düşünüyorum. Türkiye’nin birçok sorununun temelinde yargı bağımsızlığı sorunu var. Ben de 12 yıllık bir avukat olarak yargıya olan eleştirimi sundum. Hakaret ya da aşağılama söz konusu değildir. Eleştiri hakkımı kullandım. Sulh Ceza Hâkimliklerinin, yapısı ve kuruluşu itibariyle gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) gerekse uluslararası normlara uygun olmadığını düşünüyorum. Bu anlamda beraatimi talep ediyorum” dedi.

“Yargılama Basın Kanunu’na aykırı”

Ok’un avukatlarından Zelal Doğan, dava sonucunda verilecek cezanın hukuka aykırı olacağını söyledi. Doğan, davanın Basın Kanunu’ndaki dört aylık süre geçtikten sonra açıldığını belirtti: “Yargılama Basın Kanunu 26. maddeye aykırı. Çünkü dört ay içinde dava açılmalıydı. Haber savcının eline 29 Aralık 2015’te geçmiş ancak iddianame 11 Ağustos 2016 tarihinde hazırlanmış. Dava zaman aşımı süresi geçtikten sonra açılmış. Dava konusu ifade özgürlüğüdür. Müvekkilin açıklamaları hakaretten uzak eleştiriye dayanıyor.” Avukat Doğan, öncelikle müvekkilinin beraatini talep etti. Doğan, mahkemenin beraat kararı vermemesi hâlinde düşme kararı vermesini istedi.

“301’in unsurları oluşmamıştır”

Acar’ın avukatı Mustafa Söğütlü ise, müvekkilinin avukat Ok ile söyleşi yapma sebebinin Ok’un alanında bilinen bir isim olmasından kaynaklandığını söyledi. Söğütlü, “Müvekkilimin yaptığı gazetecilik faaliyeti ve ifade özgürlüğüdür. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, 6 Ocak 2019 günü bir televizyon programında beş yıllık programla ‘Yargıya güveni arttıracağız’ dedi. Yargıya güvenin azaldığı hepimizin malumu. Veysel Ok da müvekkilimle yaptığı söyleşide bunları söyledi. 30 Mayıs günü de Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı şeyleri söyledi. Sulh Ceza Hâkimliklerinin yapısı ve aldıkları kararlar masumiyet karinesini yok sayan, tamamen cezalandırıcı bir hâl aldı. Bu nedenle de değişiklikler olacağı kamuoyunda dillendirilmektedir. Hükümetin böyle bir açıklaması varken böyle bir yargılama olmasını biz açıklayamıyoruz. Müvekkilin eylemi düşünce aktarması ve gazetecilik faaliyeti kapsamındadır. Ortada suç yok. 301’in unsurları oluşmamıştır. Bu nedenlerle müvekkilin beraatini istiyorum” diye konuştu. 

Daha sonra Ok’un avukatlarından Doğuşcan Aydın Aygün söz alarak, “Türkiye’de yargı ile ilgili bir sıkıntı olduğu herkesin bildiği bir şey. Müvekkilin beyanları Anayasa’nın 25. ve 26. maddeleri kapsamında ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir. Ayrıca AİHS 10. Madde de ifade özgürlüğünü düzenlemiştir” diyerek beraat talebinde bulundu.

Son sözü sorulan Ok, “Türkiye’de yargı bağımsız dersek hiçbir şey değiştirmeyiz. Türkiye’de yargının bağımsız olmadığı Çağlayan Adliyesi’nin büyüklüğü kadar nettir” ifadelerini kullandı.

Duruşmaya 12:03’te karar için ara verildi. Saat 12:37’de kararını açıklayan mahkeme, Acar ve Ok’a, “üzerlerine atılı olan ve sabit kabul edilen Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini ve devletin kurum ve kuruluşlarını aşağılama suçu nedeniyle, suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen neticenin ağırlığı, sanıkların kastı, kastının yoğunluğu” gerekçesiyle 5’er ay hapis cezası verdi. Hükmün açıklanması geri bırakıldı. Ok ve Acar beş yıl içinde kasıtlı bir suç işlemezse hüküm infaz edilmeyecek.

Pineapple
Bu web sitesi Avrupa Birliği'nin desteğiyle hazırlanmıştır. Yayın içeriğinden tümüyle P24 sorumludur. Bu içeriğin Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtması beklenmemelidir.