Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Gazeteci Elif Akgül, 3 ayı aşkın bir süre tutuklu kaldığı davadan beraat etti

Gazeteci Elif Akgül, 3 ayı aşkın bir süre tutuklu kaldığı davadan beraat etti

Akgül, 2011 ve 2012 yıllarında HDK toplantılarına katılması ile mesleki kapsamda yürüttüğü haber faaliyetleri gerekçe gösterilerek yargılanıyordu

Gazeteci Elif Akgül, Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik açılan soruşturma kapsamında, mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamasıyla yargılandığı davada beraat etti. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, 20 Ocak 2025’te görülen davanın üçüncü duruşmasında kararını açıklayarak Elif Akgül’ün “atılı suçu işlediğinin sabit olmadığına” hükmetti. Akgül ile aynı dosyadan yargılanan siyasetçi Mehmet Saltoğlu da beraat etti.

Akgül, HDK’ya yönelik Şubat ayında düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınmış ve 2 Haziran’daki tahliyesine kadar üç ayı aşkın bir süre tutuklu kalmıştı.

Savcının, ikinci duruşma öncesinde sunduğu esas hakkındaki mütalaada yer alan cezalandırma talebine karşı savunma yapan Akgül, anayasal haklarının ihlal edildiğini vurguladı. Akgül savunmasında şu ifadelere yer verdi: “Mütalaada hakkında usulsüz bir şekilde elde edilmiş, iletişim hakkımı ihlal eden tapeler yer alıyor. Savcılık HDK’nın neden terör örgütü olduğuna dair bir dayanak sunacak özgüvene sahip değil, çünkü HDK ile ilgili beraatlar söz konusu. Savcılık tapelerin nasıl elde edildiğini beyan edecek bir özgüvene de sahip değil, çünkü bu tapeleri Fethullahçı memurlar elde etmişti.”

Akgül’e iddianamede yöneltilen ve 2011 ila 2012 yıllarını kapsayan suçlamalarda, mahkeme kararına tabi olmayan dinlemelerde elde edilen telefon görüşmeleri bulunuyordu. Ancak bu dinlemeleri yapan emniyet görevlileri daha sonra Fethullahçı Terör Örgütü soruşturmalarında yargılanmıştı. Bu tapelerin delil olarak kullanılmasının hukuksuzluğunu vurgulayan ve kayıtların içeriğinin mesleki faaliyetlerinden ibaret olduğunu belirten Akgül, “Yaklaşık 20 sayfa herhangi bir delil sunmayan bir hezeyanlar silsilesi söz konusu. Beklentim, bu hezeyanlar silsilesini değil, anayasal haklarımı korumanız” ifadelerini kullandı.

Akgül’ün ardından söz alan avukatı Hazal Sümeli, HDK’nin terör örgütü olduğuna ilişkin bir yargı kararı olmadığını söyledi. Sümeli şu ifadeleri kullandı: “İddianamede yer alan, HDK’nin DTK’nin devamı olduğu iddiası doğru değildir; kaldı ki böyle kabul edilse dahi, DTK AİHM kararları uyarınca bir terör örgütü değildir. HDK’nin tüm faaliyetleri tamamen kamuya açık ve yasaldır. HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş bir milletvekilidir. Bu nedenlerle, müvekkile örgüt üyeliği suçlaması yöneltilmesi açık bir hukuksuzluktur.”

Savcı lehte delilleri dikkate almadı

Avukat Sümeli, iddianame ile esas hakkındaki mütalaada delil olarak gösterilen dinlemelerin CMK’ya aykırı biçimde yapıldığını vurgulayarak, iddianameye giren yedi görüşmenin tamamının basın ve iletişim özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sümeli ayrıca, açık kaynaklara dayalı deliller arasında isim benzerliği bulunan bir kişinin eylemlerinin de dosyaya dahil edildiğini, Akgül’ün ise yalnızca bu nitelikteki deliller gerekçe gösterilerek üç ay boyunca özgürlüğünden mahrum bırakıldığını ifade etti.

Avukat Tora Pekin ise savcının sadece aleyhte olan delillere yer verdiğini söyledi. Pekin şu ifadeleri kullandı: “Müvekkilim, savcının lehine olan delillerle ilgilenmediğini söyledi. Bu tespit son derece yerindedir. Öncelikle, Yargıtay’ın DTK’ye ilişkin bir terör örgütü tespiti bulunmamaktadır; Yargıtay kararları Aysel Tuğluk’un eylemlerine dair değerlendirmeler içermektedir. Bu kararların soyut biçimde ve bağlamından koparılarak kullanılmasının hukukta bir karşılığı yoktur. Anayasa Mahkemesi’nde de DTK’ye ilişkin bu yönde bir tespit bulunmamaktadır. Aksine, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan ve daha sonra İzmir’e gönderilen bir dosyada beraat kararı verilmiş; İstinaf Mahkemesi de HDK’nın terör örgütü olduğuna dair herhangi bir yargı kararı bulunmadığına hükmederek bu beraat kararını onamıştır.”

Pekin, iddianamede Akgül’ün gazetecilik mesleğine başlamadan katıldığı bir toplantıyla ilgili ise şunlar söyledi: “Savcılık, Elif Akgül’ün 2011 yılında bir HDK toplantısına katıldığını tespit ettiğini ileri sürüyor; oysa Elif Akgül bu durumu zaten beyan etti. Söz konusu toplantıya katılan kişilerin ortak özelliği, haklarında herhangi bir HDK davası açılmamış olmasıdır. Bu sözde tespit, savcılığın yeterli ve kapsamlı bir araştırma yapmadığını kanıtlıyor.”

Pekin son olarak Akgül’ün yıllarca adliyede muhabirlik yapan ve bilinen bir gazeteci olduğu vurgulayarak, “Savcılık, süreklilik ve yoğunluğu gösteren hiçbir bulguya yer vermemiş. Elif Akgül’ün süreklilik ve yoğunluk arz ettiği alan gazetecilik ve muhabirlik yaptığı İstanbul Adliyesi. Süreklilik aranacaksa, bu sürekliliğe dikkat çekmek gerekiyor.”

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, savunmaların dinlemesinin ardından beraat kararını açıkladı.

Yukarı