Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


İstanbul merkezli soruşturma kapsamında 24 Ocak’ta tutuklanan Babayiğit’e, “örgüt propagandası” suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verildi. Babayiğit tahliye edildi
CANSU PİŞKİN, İSTANBUL
Tutuklu gazeteci Eylem Babayiğit hakkında, Medya Haber TV’de çalışması ve yaptığı Mercek programında kullandığı ifadeler gerekçe gösterilerek “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması 19 Mart 2025 günü İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24 tarafından takip edilen duruşmada, 24 Ocak’tan bu yana tutuklu olan Eylem Babayiğit ile avukatları hazır bulundu.
Kimlik tespitinin ardından savunmasını yapan Babayiğit, üzerine atılı suçlamayı reddetti: “Yaptığım meslekten ötürü örgüt üyeliği ile suçlanıyorum. Yaptığım programlarda konuklarımın kullandığı ifadeler, program dahilinde yaptığım söyleşiler ve gündeme dair haberler suç diye önüme koyuldu. Ben gazeteciyim. Gazeteci olarak görevimi yaptım. Bunlar dışında fiziki takip yapılmış. Çalışma arkadaşlarımla dışarda çay içtiğim görüntüler ve öz abimle yaptığım görüşmenin fotoğrafı delil diye önüme konuldu. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatımı talep ediyorum.”
Mahkeme başkanı Babayiğit’e “Telefonun şifresini verdin mi polise?” diye sordu. Babayiğit, şifresini vermediğini söyledi. Mahkeme başkanı, “Telefonundan örgüt mensuplarının fotoğrafları çıkmış, ordaki görüntüleri kabul etmiyorsun o zaman” dedi. Babayiğit, “Hayır bana ait değil”yanıtını verdi.
Babayiğit’in avukatı Nagihan Avcil, müvekkili hakkında toplanan delillerin hukuka aykırı olduğunu söyledi. Müvekkilinin gazeteci olduğunu vurgulayan Avcil, “Bu yargılama basın özgürlüğüne müdahale niteliğindedir. Bu bir hukuk garabetidir” dedi. Avcil, Babayiğit’in tahliyesini talep etti.
Babayiğit’in avukatlarından Özcan Kılıç, iddianamede müvekkiline yöneltilen “örgüt üyeliği” suçunun alt yapısının olmadığını söyledi. Kılıç, tahliye ve beraat talebinde bulundu.
Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Babayiğit’in “örgüt propagandası” suçundan cezalandırılmasını istedi ve tahliyesini talep etti. Savcı mütalaasında, “örgüt propagandası” iddiasını, Babayiğit’in “Medya Haber TV’de sunuculuk yaptığı, farklı isim ve konular üzerine programlar düzenlediği, bu faaliyetleri sırasında basın gücünü illegal şekilde kullanmak suretiyle örgütün amaç ve hedeflerini kitlelere yaydığı, sosyal medya hesabından örgütü meşru ve haklı göstermeye çalışacak paylaşımlar yaptığı” şeklinde gerekçelendirdi.
Esas hakkındaki mütalaaya karşı beyan bulunan Babayiğit, “Yaptığımız haberler illegalize edilerek yargılanıyoruz. Gazetecilik mesleğinin görevini yerine getirdim. Suç işlemedim” dedi.
Babayiğit’in avukatı Nagihan Avcil esas karşı beyanında, “Eğer bugün bu dosyada ceza çıkacaksa kimsenin ifade özgürlüğü güvende değil demektir. Yayın organının genel politikasına dayanarak müvekkile propaganda suçu yöneltmek suç ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırıdır. Bugün mahkemenizin vereceği beraat ve tahliye kararıyla ifade ve basın özgürlüğü teminat altına alınacaktır” dedi. Avcil müvekkilinin tahliyesini ve beraatını istedi.
Babayiğit’in tahliyesine karar veren mahkeme, “örgüt propagandası” suçundan gazetecinin 1 yıl 6 ay 22 gün hapsine hükmetti. Hükmün açıklanması geri bırakıldı.
Davanın geçmişi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Medya Haber Tv çalışanları Necla Demir, Rahime Karvar, Ahmet Güneş, Welat Ekin, Vedat Örüç ve Reyhan Hacıoğlu 17 Ocak’ta gözaltına alınmıştı. Gazeteciler 20 Ocak günü “örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
Gazeteci Eylem Babayiğit de aynı soruşturma kapsamında 22 Ocak günü gözaltına alınmış, 24 Ocak’ta da tutuklanmıştı.
Babayiğit hakkındaki iddianame 28 Ocak’ta tamamlandı.
İddianamede, Babayiğit’in “PKK’nın propaganda ve ajitasyon çalışmalarının yürütülmesinden ve süreklileştirilmesinden” sorumlu olduğu ileri sürülerek, programlardan bazı kesitlerin fotoğrafları delil olarak gösterildi. Programlara dair hazırlanan KJ’lerde yer alan “İmralı” ve “Tecrit” gibi ifadeler de suç olarak sayıldı.
İddianamede şu ifadelere yer verildi:
“…farklı isim ve konular üzerine programlar düzenlediği, bu faaliyetleri sırasında basın gücünü illegal şekilde kullanmak suretiyle örgütün amaç ve hedeflerini kitlelere yaydığı, örgütün kullandığı şiddete dair sempatiyi arttırma, hedef kitleye yapılacak eylemleri meşru gösterme suretiyle örgütsel eylemlere çağrı imkanı sağladığı, bu şekilde ulusal güvenliğe ve toprak bütünlüğüne ciddi riskler oluşturacak yayınlar yürüttüğü, eylemlerindeki yoğunluk ve süreklilik dikkate alınarak atılı örgüt üyeliği suçunu işlemiş olduğu anlaşılmıştır.”
