Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Gazeteci Eylem Babayiğit’ten tutuklu gazeteciler için dayanışma çağrısı

Gazeteci Eylem Babayiğit’ten tutuklu gazeteciler için dayanışma çağrısı

İstanbul’da görülen ilk duruşmada hakkında hapis cezası ve tahliye kararı verilen gazeteci Eylem Babayiğit, “Dayanışmayı büyütmeliyiz, tutuklu gazetecilere daha güçlü sahip çıkmalıyız” dedi

AZİZ ORUÇ, İSTANBUL

Gazeteci Eylem Babayiğit 22 Ocak 2025’te çıkarıldığı mahkemece “örgüt üyeliği” (TCK 314) iddiasıyla tutuklandı. Babayiğit’in “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması 19 Mart 2025 günü İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İlk duruşmada kararını açıklayan mahkeme heyeti, Eylem Babayiğit’e “örgüt propagandası” (TMK 7/2) iddiasıyla 1 yıl 6 ay 22 gün ceza vererek, hükmün açıklanmasını geriye bıraktı.

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevinden 19 Mart’ta çıkan Babayiğit, Expression Interrupted'a konuştu.

Tutuklamanın haksız olduğunu belirten Babayiğit şunları söyledi: “Haklılığımızın gücüyle ve kararlılığıyla mesleğimizi sürdüreceğiz. Hem Kürt, hem kadın hem de özgür basın emekçisi olmama karşı tutuklama bir baskı-sansür uygulaması ve hukuksuz keyfi bir uygulamaydı. Kürt halkının ve bütün toplumun yaşadığı ihlallerin, şiddetin, haksızlıkların takipçisi olarak yaptığım TV programları ve haberler dolayısıyla tutuklandım. Fazlasıyla tutarsız bir yargılama süreciydi. Yaptığım programlar ve haberler ‘illegalize ve terörize edilerek’ karşıma sunuldu. Suçlamaları reddettim. Tam tersine yaptığım her programı ve haberi gazetecilik mesleğim gereği, düşünce ve ifade özgürlüğü hakkım gereği sahiplendim. Biz özgür basın emekçilerinin, çeşitli kurumlar ve yapılarla ilişkilendirilmesi, çeşitli suçlar atfedilmesi gazetecilik mesleğimizi sabote ederek, asıl hakikatin, gerçeğin yani hukuksuzlukların görünmesini engellemekti. Bu yüzden yıllardır özgür basına yönelik baskı ve sansür devam ediyor ancak bu gelenek son bulmuş değil.”

“Gazeteciler susturulmak isteniyor”

Gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalarının kesinlikle çözüm olmadığını anlatan Babayiğit, özgür gazetecilik mesleğinin gereklilikleri yerine getirmek için yer ve mekanın hiçbir öneminin olmadığını vurguladı. Babayiğit, “Bizim haber yapma hakkımız, halkın haber alma hakkından doğuyor. Dolayısıyla mesleki faaliyetlerimizi her koşulda sürdüreceğiz. Kürt sorunu derinleştikçe toplum hem siyasi hem ekonomik hem de toplumsal krizleri yaşamaya devam ediyor. Özel savaş politikalarıyla kadın kırımı sürdürülmek isteniyor, çevre, eğitim, sağlık, inançlar gibi birçok toplumsal sorun ortaya çıkıyor. Tüm bunların takipçisi olan özgür basın emekçileri de susturulmak isteniyor. Baskıcı iktidarlar her zaman gazetecilere saldırıyor. Gazeteciler bu temelde daha fazla baskılara maruz kalıyor” diye konuştu.

“Gazetecilik yapmaya devam ediyoruz”

Babayiğit devamında şunları söyledi: “Basın üzerinde ciddi sansür uygulamaları var. Sayısız gazete kapatıldı, internet ajansları yasaklandı, üstelik gazeteci arkadaşlarımız tutuklanmaya devam ediyor. Bu uygulamalar daha çok özgür basına yönelik işletiliyor. Ancak engellerin işe yaradığını söylemek çok mümkün değil. Gazetecilik her koşulda sürdürülüyor. Gazetecilik yapmaya devam ediyoruz.”

Gazeteciler için dayanışma çağrısı

Gazetecilerin dayanışma içinde olmasının çok önemli olduğunun altını çizen Babayiğit son olarak şu ifadeleri kullandı: “Dayanışma güç veriyor, anlamı çok büyük. Bu süreçte birlikte çalıştığım arkadaşlarım ve özgür basın emekçileri başta olmak üzere birçok basın meslek kurumlarından dayanışma mesajları aldım. Dayanışma çok önemli. Ancak yeterli değil. Dayanışma daha da büyümeli, tüm toplumun ve kalan basın/meslek örgütlerinin de gazeteciliğe sahip çıkması gerek. Şu an onlarca arkadaşımız tutuklu. Her bir arkadaşımızın özgürlüğü onların haklılığını ve gazeteciliğini savunmakla mümkün olur. Necla, Rahime, Reyhan, Öznur, Welat, Vedat ve sayamadığımız onlarca gazetecinin daha özgürlüğü, dayanışmayı toplumsal hale getirmekle mümkün olur. Dayanışmayı büyütmeliyiz, tutuklu gazetecilere daha güçlü sahip çıkmalıyız.”

Yukarı