Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Gazeteci Fırat Can Arslan ilk duruşmasında beraat etti

Gazeteci Fırat Can Arslan ilk duruşmasında beraat etti

Paylaştığı haber sonrası “terörle mücadelede görev alan kamu görevlisini hedef göstermek” iddiasıyla 25 Temmuz’da tutuklanan Arslan’ın avukatı Temur, P24 tarafından hazırlanan uzman görüşünü dosyaya sundu

 

ÖZKAN KÜÇÜK, DİYARBAKIR

 

Sosyal medyada paylaştığı bir haber nedeniyle 25 Temmuz 2023 tarihinde gözaltına alınan ve aynı gün “terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerini hedef göstermek” (TMK 6/1) iddiasıyla tutuklanan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Fırat Can Arslan hakkında açılan davanın ilk duruşması 31 Ekim 2023 günü Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

 

Arslan, Diyarbakır’da Haziran 2022’de gözaltına alınan ve 15’i tutuklanan 18 gazetecinin iddianamesini hazırlayan savcı ile gazetecilerin yargılandığı davaya bakan mahkeme heyetinde yer alan hâkim eşinin tayinine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararnamesini paylaştığı için gözaltına alınmış, aynı gün tutuklama talebiyle sevk edildiği hâkimlikçe “kaçma şüphesi” bulunduğu ve adli kontrolün yetersiz kalacağı gerekçesiyle tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

 

P24 tarafından takip edilen duruşmaya Arslan, tutuklu bulunduğu Sincan F Tipi Kapalı Cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katıldı. Arslan’ın avukatları Resul Temur ve Çiğdem Kozan mahkeme salonunda hazır bulunurken Şevin Kaya ise duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlandı.

 

Duruşmayı Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) yöneticilerinden Hakkı Boltan ile Arslan’ın gazeteci arkadaşları da izledi.

 

Kimlik tespitinin ardından savunması için söz alan Arslan, Diyarbakır’da Haziran 2022’de gözaltına alınan gazetecilerin yargılandığı ve kendisinin de takip ettiği davanın görüldüğü mahkeme tarafından şimdi de kendisinin yargılanıyor olmasının trajikomik bir durum olduğunu belirtti ve kendisinin değil gazeteciliğin yargılanmakta olduğunu ifade etti.

 

Arslan, tarihsel olarak gazetecilerin her zaman baskı gördüğünü, gazete binalarının bile bombalandığını belirterek “Gazetecilik her zaman birilerini rahatsız etmiş ve gazeteciler hedef haline getirilmiştir. Manipülasyon siyaseti karşısında hakikati savunanlar yargılanıyor” dedi.

 

Arslan, suçlama konusu habere ilişkin ise şunları söyledi: “Asıl mesele yaptığım haber değil, TMK 6/1’den yargılanmam basın özgürlüğüne karşı bir durum. İddia makamının dediğinin aksine, kamu görevlilerinin isimlerinin geçtiği yüzlerce haber sunabilirim size. Benim bu nedenle suçlanmam bana özel bir uygulama.”

 

Daha önce haberlere yansımış bilgileri paylaşmasının suçlama konusu yapıldığını belirten Arslan, herhangi bir kaçma şüphesinin bulunmamasına rağmen yaklaşık 100 gündür tutuklu olduğunu ve tam bir tecrit altında tutulduğunu sözlerine ekleyerek tahliyesini ve beraatını talep etti.

 

“Soruşturmanın kişisel husumet üzerinden yürütüldüğü şüphesi var”

 

Arslan hakkında açılan davaya ilişkin Punto 24 Bağımsız Gazetecilik Derneği tarafından hazırlanan uzman görüşünü dosyaya sunan Avukat Resul Temur, müvekkili Arslan’ın ardından söz aldı.

 

Temur, aynı zamanda adliye muhabiri olan müvekkilinin tutuklu gazeteciler ile ilgili haber için araştırma yaparken HSK kararnamesinde yer alan tayinler arasında savcı Mehmet Karababa’nın ismiyle karşılaştığını belirtti. Müvekkilinin paylaşmış olduğu HSK kararnamesinin herkese açık bir bilgi olduğunu hatırlatan Temur, bu bilginin aleniyet çerçevesinde olması sebebiyle müvekkiline yöneltilen “hedef gösterme” iddiasının gerçekçi olmadığını dile getirdi.

 

Adı geçen savcının Arslan’a yönelik soruşturmada etkin olduğunu gözlemlediğini belirten Temur, müvekkiline yönelik davanın “savcıların dayanışması” şeklinde geliştiğini dile getirdi. Temur, “Bu soruşturmanın hukuki çerçeveden değil kişisel husumet üzerinden yürütüldüğü şüphesini güçlendirmektedir” dedi.

 

Temur, P24 tarafından hazırlanan uzman görüşünü de hatırlatarak şunları söyledi: “Punto 24 Bağımsız Gazetecilik Derneği tarafından Avukat Benan Molu’dan talep edilen uzman görüşü de suçun saikle işleneceğini, mesleki faaliyet kapsamında yapılan haberin bağlamından koparılmak suretiyle çarpıtılmasının suça vücut vermeyeceğini açık bir biçimde ortaya koymuştur. Yine uzman görüşünde de belirtildiği üzere atamaların isim verilerek Vezirköprü yerel medyası tarafından da haberleştirildiği ortadadır. Uzman görüşünde de yer alan ve iddia edilen suçun Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karar kıstasları çerçevesinde yapılan değerlendirmelerinin tamamına savunma olarak katıldığımızı belirtmek istiyorum.”

 

Müvekkilinin basın faaliyetleri sebebiyle tutuklanmasının Anayasanın 26’ncı ve 28’inci maddeleri kapsamında hak ihlâline yol açtığını ekleyen ve Musa Çitil davasını da hatırlatan Temur, bütün bu sebeplerle müvekkilinin atılı suçtan beraatını ve tahliyesini talep ettiklerini söyledi.

 

“TMK 6/1 maddesi belirsiz bir suçu düzenliyor”

 

Avukat Çiğdem Kozan da müvekkillerinin sadece aleni olarak yayımlanan HSK kararnamesini gazetecilik faaliyeti kapsamında haberleştirdiğini belirterek atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından Arslan’ın beraatını ve tahliyesini talep etti.

 

TMK 6/1 maddesinin unsurları açık olmayan ve belirsiz bir suçu düzenlediğini belirten avukat Şevin Kaya ise yapılan tüm haberlerin bu kapsama sokulmasının mümkün olduğunu belirterek, bunun da basın özgürlüğü ve ifade hürriyetinin ihlâline yol açacağını söyledi.

 

On sekiz gazetecinin yargılandığı davada iddianameyi yazan yargı mensubu ile yargılamayı yapan mahkeme heyeti üyesi arasında evlilik ilişkisi olduğunun tespit edilmesinin haber değeri taşıyan bir unsur olduğunu belirten Kaya, aleni yargılama kapsamında bu isimlerin duruşma tutanaklarına ve dosyaya yansıdığını hatırlattı.

 

Avukat Kaya, intikam almaya yönelik olarak yürütülen soruşturma kapsamında infazı dahi olmayan bir suçla yargılanan müvekkillerinin üç aydır tutuklu bulunduğunu hatırlatarak, bu haliyle tutuklamanın ölçülü olmadığının açık olduğunu, müvekkilin tutuklu kaldığı süre ve atılı suçun niteliği gözetilerek tahliyesini ve beraatını talep ettiklerini sözlerine ekledi.

 

Esas hakkındaki mütalaasını sunan iddia makamı ise Arslan’ın tutukluluğunun devamını talep etti.

 

Arslan, mütalaayı kabul etmediğini ve beraatını istediğini belirtti.

Arslan’ın avukatları da savunmaları doğrultusunda ve atılı suçun CMK 100/3 maddesi kapsamında katalog suçlardan olmadığını da hatırlatarak müvekkillerinin beraatını ve tahliyesini talep ettiler.

 

Duruşmaya verilen kısa aranın ardından hükmünü açıklayan mahkeme heyeti, atılı suçun unsurlarının oluşmadığını belirterek Arslan’ın beraatına ve tahliyesine karar verdi. Karar gereğince Arslan, gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süre için tazminat talebinde bulunabilecek.

Yukarı