Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Gazeteci Hamdiye Çiftçi Öksüz’e "örgüt üyeliği" suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası

Gazeteci Hamdiye Çiftçi Öksüz’e

Karara tepki gösteren Öksüz, “Mütalaayı inceledim ve sadece güldüm, içeriği tamamen boş ve bir tiyatro oyunu gibiydi” dedi

NİMET ÖLMEZ, HAKKARİ

Kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Hamdiye Çiftçi Öksüz’ün “örgüt propagandası” (TMK 7/2) iddiasıyla yargılandığı 14 sanıklı davanın 61. ve karar duruşması bugün (5 Haziran) Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Davada Çiftçi’nin yanı sıra, gözaltına alındıktan sonra 3 Haziran günü yerine kayyum atanan DEM Parti Hakkâri Belediye Eşbaşkanı Mehmet Sıddık Akış da "örgüt yöneticiliği," (TCK 314/1) "örgüt üyeliği" (TCK 314/2) ve "örgüt propagandası" iddialarıyla yargılanıyordu.

Tutuksuz yargılanan gazeteci Öksüz duruşmaya katılmadı. Gözaltında tutulan Akış ise adliyeye getirildi. P24 duruşmayı takip etti.

Mahkeme, Öksüz’e “örgüt üyeliği” suçundan yurt dışına çıkış yasağıyla birlikte 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Akış’a ise “örgüt yöneticiliği” suçundan 19 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Karardan sonra Expression Interrupted’a konuşan Öksüz, verilen cezanın tamamen siyasi bir karar olduğunu söyledi. Öksüz, yaptığı haberlerin ve gazeteciliğin cezalandırılmak istendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ne hikmetse aradan 14 yıl geçiyor, yeniden yargılanmaya başlıyoruz. Bu tamamıyla siyasi bir karardır. Benim aldığım ceza gazeteciliğin aldığı bir cezadır. Zaten mütalaanın içinde gittiğim haberler ve haber kaynaklarıyla yaptığım görüşmeler yer alıyor. Ben de bu suçlamaları, bu cezayı kabul etmiyorum. Bu karar, hukuka ve Anayasa’ya uygun bir ceza değildir.”

Gazeteci Öksüz, 4 Haziran günü Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanan yazısında davayı şu sözlerle anlatmıştı:

“845 sayfa olan iddianamemizin tamamı telefon tapelerinden ve gizli tanıkların yalan beyanlarından ibaret. Görüntü yayımlamanın (polis şiddetine maruz kalan Cüneyt Ertuş’un görüntüsü,) basın açıklamalarını takip etmenin ve çekmenin bile suç olarak gösterildiği, göstermelik bir dosya. Bu dosyanın içi de dışı da bomboş. Yerel mahkemelerin bile suç bulamadığı bu dosyanın zamanaşımına az bir süre kala, AKP’nin bu davayı siyasi fırsata çevirdiğini söylemek çok yerinde olacak. Normalde hukuka göre 15 yılı dolan dava zamanaşımına uğrar ve düşer. Asıl önemli konulardan biri de iddianamemizi hazırlayan savcının cemaatçi olduğunun ortaya çıkması.”

“Mütalaa bir tiyatro oyunu gibiydi”

 

Öksüz, şöyle devam etti: “Aradan tam 14 yıl geçti. Normalde KCK davalarının hemen hepsi cezalarla sonuçlanmış ama bizim dava içi boş olduğu için sürekli erteleniyordu. Yirmi heyet değişti ve her gelen heyet bir diğerine devretti ki, ihale kendilerine kalmasın. Yargılanmamız öyle bir hal aldı ki, duruşmalar altı ayda bir yapılmaya başlandı. Çünkü dosyanın içeriği boştu, eğer hukuki olarak bir suç söz konusu olsaydı neden bunca yıl bekletildi?

“Altı ay önce (Aralık 2023) yapılan duruşmadan sonra, 23 Mayıs 2024’teki duruşmamıza üç gün kala avukatım beni aradı ve ‘mütalaada örgüt üyeliği ve örgüt propagandası suçlarından herkes için ceza istendiğini’ söyledi. Mütalaayı inceledim ve sadece güldüm. Mütalaanın içeriği tamamen boş ve bir tiyatro oyunu gibiydi. Ve hazırlanan mütalaa o kadar aceleye gelmiş ki, kendileri bile ne yaptıklarını anlayamamış. Hazırlanan mütalaada her birimize birkaç sayfa yer verilmişken, seçilmiş Belediye Eşbaşkanı Mehmet Sıddık Akış’la özel ilgilenildiğini görüyoruz.”

Yukarı