Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


“Siyasal casusluk” suçlamasıyla tutuklu yargılanan gazeteci Merdan Yanardağ’ın davasında tanıklar dinlendi. Mahkeme, tüm sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi. Dava 23 Aralık’a ertelendi
TANSU PİŞKİN, İSTANBUL
Tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ’ın, görevden alınan tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kampanya direktörü Necati Özkan ve iş insanı Hüseyin Gün ile birlikte “siyasal casusluk” (TCK 328/1) suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması 29 Eylül 2026 günü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşma Marmara Cezaevi Kampüsündeki Duruşma Salonları’nda yapıldı.
P24 tarafından takip edilen duruşmada Yanardağ dahil bütün tutuklu sanıklar ve avukatları hazır bulundu.
Duruşmada ilk sözü alan Ekrem İmamoğlu başka bir duruşması da olduğu için savunmasını yapmak istedi. Talebin kabul edilmesi üzerine savunmasına başlayan İmamoğlu gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu:
“Vatandaşın birikimlerinin nasıl korunduğuna bugün hepimiz şahitlik ediyoruz. Denetleyen ile denetlenen aynı koltuğa sığışmışlar. Alın size casusluk hikâyesi. Yazabiliyor musunuz iddia makamı? Yazmaya var mı gücünüz? Var mı cesaretiniz? Ben biliyorum. Siz cevap vermeyin. Yok, cesaretiniz olamaz.”
Erdoğan’a seslendi
İmamoğlu savunmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da seslendi:
“Birleşmiş Milletler kürsüsünden dünyaya adil düzen çağrısı yapıyor beyefendi. New York’ta güçlü olanın değil, haklı olanın sözünün geçmesini istiyor. Ne kadar ilginç… ‘Güçlünün hukuku olmaz’ diyor ama Türkiye’de rakibini cezaevine yolluyor. Dünyadan adalet istiyor, kendi ülkesinin Cumhurbaşkanı adayı casusluk suçlamasıyla yargılanıyor. Rakibine ‘ahmak’ kelimesi üzerinden siyasi yasak vermeye çalışıyor.
“Dünyanın en uyduruk iddiasıyla Merdan Yanardağ, Necati Özkan, Hüseyin Gün hapiste. 12 metrekare yerde kalıyoruz biz. Oyun değil bu, tutsaklık. Burada yargılanan üç dava arkadaşımın da casus olduğuna dair MİT’e dört aydır soruyorum. İbrahim Kalın yanıtlasın: Somut deliliniz var mı? Koskoca MİT 4 aydır niye gerçeği söylemez? Diyelim söylemedi, siz daha arkadaşlarımı burada özgürlüklerinden ne kadar alıkoyacaksınız?”
Tanıklar dinlendi
İmamoğlu’nun savunmasının ardından Hüseyin Gün hakkında daha önce üç kez ihbarda bulunduğu bilinen Ümit Deniz Alaçam, Gün’ün “manevi annem” diye söz ettiği ve iddianamede de adı geçen Seher Alaçam’ın eski şoförü Berkay Yağlıcı ve yine Seher Alaçam’ın bir dönem kişisel asistanlığını yapan Zeynep Şen tanık olarak dinlendi.
Tanıkların tamamı duruşmaya Kocaeli’den SEGBİS ile bağlandı. İlk sözü alan Zeynep Şen, Seher Alaçam’ın kişisel asistanlığını yaptığını, Hüseyin Gün’ü de bu şekilde tanıdığını kaydetti. Şen, Alaçam ve Gün’ün banka hesaplarındaki paraları yurtdışındaki hesaplarına aktarmak için planlar yaptıklarını, Amerika’da şirket açmak için çalışmalara başladıklarını iddia etti.
Hüseyin Gün’ün avukatı Selahattin Ceylan, Zeynep Şen’e emniyetteki ifadesi sırasında yanında kim olduğunu, şu an kimin yanında çalıştığını sordu. Şen’in, Gün’ü ihbar eden Ümit Deniz Alaçam’ın yanında çalıştığı tespit edildi. Şen, MASAK raporlarında banka hesabında tespit edilen paranın da kendisinin olmadığını söyledi.
Tanık Yağlıcı: Ben bankacı değilim
Şen’in ardından dosyadaki diğer tanık olan Alaçam’ın şoförü Berkay Yağlıcı’nın ifadesine geçildi. Şu an Ümit Deniz Alaçam’ın yanında çalıştığını söyleyen Yağlıcı sanıklardan Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ü tanıdığını belirterek, “Merdan bey Hüseyin beyin yanına gelir giderdi oradan tanıyordum. Merdan beye para götürüyordum, yardımcısı Tamer beyle konuşuyordum. Hüseyin bey ‘yardım için, katkımız olsun’ diyordu, ben de götürüyordum. Bankadan 5-10 bin Euro çekiyordum, ama zarfa Hüseyin bey koyuyordu. Farklı günlerde oluyordu. Ofisinin girişindeki turnikenin orada bizzat Merdan beye teslim ettim paraları. Tarihleri hatırlamıyorum” dedi.
Hüseyin Gün’ün avukatı Selahattin Ceylan, Merdan Yanardağ’a “Bu şahıstan para aldınız mı” diye sordu. Yanardağ, “Kesinlikle böyle bir şey söz konusu değil. Doğrudan bir kişinin gelip zarfla turnikenin önünde bana para vermesi bizim kanalın işleyişine aykırıdır, mümkün değildir” diye yanıtladı. Yağlıcı da ihbarcı Ümit Deniz Alaçam’ın yanında çalıştığını söyledi.
Yanardağ’ın avukatı Bilgütay Hakkı Durna da Yağlıcı’ya sorular yöneltti. Daha önceki ifadesinde aynı bankanın aynı şubesinden bahsettiği miktarları çektiğini söyleyen Yağlıcı, Durna’nın “Bankanın kaydında 5 bin Euro’luk çekim neden yok” sorusuna “Ben bankacı değilim” diye yanıt verdi.
Alaçam kâğıttan ifade okudu
Tutuklu sanıklardan iş insanı Hüseyin Gün’ü daha önce ihbar eden Ümit Deniz Alaçam da duruşmaya SEGBİS ile bağlandı ve tanık olarak ifadesine başvuruldu. Alaçam, sanıklardan sadece Hüseyin Gün’ü tanıdığını, Merdan Yanardağ’ı ise sadece annesi Seher Alaçam’ın cenazesinde gördüğünü söyledi.
Duruşma salonundaki avukatların müdahalesiyle Ümit Deniz Alaçam’ın emniyetteki ifadesinin yer aldığı bir kâğıttan birebir okuyarak aynı ifadeyi verdiği ortaya çıktı. Mahkeme başkanı kâğıdın kaldırılmasını istedi. Alaçam, Hüseyin Gün hakkındaki iddialarını anlattı.
Gün’ün avukatı Selahattin Ceylan, Ümit Deniz Alaçam’ın Gün hakkında daha önce üç kez şikâyette bulunduğunu kaydederek Alaçam’ın zapta “muhbir tanık” olarak geçirilmesini talep etti.
Bu sırada Alaçam, evlerinde “besleme” olarak yaşadığını söylediği Gün’ün “ortaklarıyla birlikte annesi Seher Alaçam’ı öldürdüğünü” iddia etti. Avukat Ceylan bu konuyla ilgili daha önce takipsizlik kararı verildiğini belirterek “Yanlış yaftalarda bulunmayalım” uyarısı yaptı ve Alaçam hakkında suç duyurusunda bulundu.
Yanardağ’ın avukatı Bilgütay Hakkı Durna Alaçam’a “Zeynep Şen ve Berkay Yağlıcı yanınızda mı çalışıyor” diye sordu. Alaçam, “İkisi de şu anda çalışanım” diye yanıtladı.
Savcı tutukluluğun devamını istedi
Tanıkların beyanlarına ilişkin görüşü sunulan duruşma savcısı, tanık ifadelerine ilişkin bir diyeceği olmadığını belirterek, “atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yeterli olmayacağı” gerekçeleriyle sanıkların ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini istedi.
Yanardağ’dan kayyum hakkında suç duyurusu
Tanık beyanlarına ve mütalaaya karşı savunma yapan gazeteci Merdan Yanardağ, TELE1’e atanan kayyum hakkında “yayını durdurmak için kanalı devraldıkları ve görevlerini yapmadıkları” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Ayrıca sahiplendikleri Güneş isimli köpeğe kayyumun bakmadığını ve Güneş’in barınağa gönderildiğini de anlattı. Yanardağ şunları söyledi:
“TELE1 el konuldu. TELE1, 144 kişinin çalıştığı, Türkiye’de RTÜK lisansı bulunan, yasalara göre çalışan, Ticaret Kanunu’na göre faaliyet sürdüren, Basın Kanunu’na göre çalışan bir medya kuruluşuydu. Bugün kapattılar. Uydu yayınını kestiler. Kablo yayınını kestiler. Digiturk yayınını kestiler. Atadığınız kayyum bir medya kuruluşunu yok etti. Suç işliyorsunuz.
“Kayyumun görevi ne? Kayyumun görevi o kurumu ayakta tutmak. Yapamadı. Yayın çizgisiyle de oynayamaz. Ama bir haber kanalını bir belgesel kanalı yaptılar ve TELE1’i kapattılar. Nedeni şu: Bakın, emekli polis memuru Ali Şekeroğlu Anayasa Mahkemesi önünde intihar etti. Ama televizyon kanalları bu intiharı verebiliyor mu? Hayır. TELE1 verirdi bunu. RTÜK cezasını da göze alır, verirdi.”
Tanık ifadelerine de değinen Yanardağ şöyle devam etti:
“Tanıkları biraz önce dinledik. Bana para getirdiğini iddia eden birisi var. Tamamen yalan. Seher Hanım, yaşlı, Cumhuriyetçi, Atatürkçü bir TELE1 izleyicisi olarak TELE1’in sponsorluk kampanyasına katılmış ve zaman zaman destek olmuştur. Bundan ibaret. Tanık bir de benim Tamer bey diye yardımcım olduğunu söylüyor. Tamer Bey bizim ulaştırmada görevli sürücü arkadaşımız. Benim yardımcılarım başka. Niye burada değiller? Yüzleşmeye cesaretleri yok. Yalan söylüyorlar çünkü.
Yanardağ son olarak “Bu davanın bir an önce bitirilmesi gerekiyor” diyerek tahliye ve beraat talepleriyle savunmasını tamamladı.
Tanıkların dinlenme usulüne eleştiri
Yanardağ’ın ardından avukatı Selin Nakipoğlu söz aldı. Savunmasında tanıkların dinlenme usulünü eleştiren Nakipoğlu, “Her ne kadar tekrar dinlenilmeleri yönünde talebimiz olmasa da mahkeme salonunda hazır edilmediler, görüntülü bağlantı yoluyla dinlendiler. Ellerini göremedik. Nitekim tanıklardan birinin beyanlarını kâğıttan okuduğunu fark ettik. Biz uyarmasak devam edecekti. Diğerleri de öyle okudu belki. Bağlantı ve görüntü, ses kalitesi malum. Sağlıklı biçimde takip edemedik. Verdikleri cevapları, tepkilerini gözlemleyemedik. Bunların kayıtlara geçmesini istiyoruz” dedi.
Nakipoğlu’nun ardından konuşan Yanardağ’ın avukatlarından Bilgütay Hakkı Durna ise “Eğer tutukluğa devam kararı verecekseniz sanıklar açısından ayrı ayrı bu kararın verilmesini talep ediyoruz. Çünkü biz müvekkillerimizin neyle suçlandığını bu iddianameden anlayamıyoruz” dedi. Durna müvekkilinin tahliyesini talep ederek savunmasını bitirdi.
Bütün savunmaların tamamlanmasının ardından duruşmaya bir saat ara veren mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Dava 23 Aralık 2026 tarihine ertelendi.
Dava hakkında
TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında 24 Ekim 2025 günü gözaltına alındı. Başsavcılık yaptığı açıklamada, TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın "casusluk suçundan yakalanarak gözaltına alındığını”, evinde ve işyerinde arama yapıldığını duyurdu. TELE1 televizyonunun İstanbul Seyrantepe'deki haber merkezine sabah saatlerinde gelen Terörle Mücadele (TEM) Şubesi polislerinin arama yaptıkları da bildirildi.
Aynı gün akşam saatlerinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, TELE1 kanalının sahibi ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık Anonim Şirketi'ne İstanbul Sulh Ceza Hakimliğince Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum olarak atanmasına karar verildiğini duyurdu.
Yanardağ 27 Ekim günü çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince “casusluk” suçlamasıyla tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Yanardağ, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu'nun danışmanı ve kampanya direktörü Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla iddianame hazırladı. 4 Şubat 2026 tarihli iddianamede Ekrem İmamoğlu “örgüt lideri” sayıldı. Hüseyin Gün’den ele geçirilen belgeler de iddianamenin merkezinde yer aldı. Savcılık, soruşturmaya 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan bir ihbarla başladığını aktardı. İhbarı yapan kişi, Gün’ün İsrail, İngiltere ve ABD lehine ajanlık faaliyetleri yürüttüğünü, görüşmelerini kriptolu telefonlar üzerinden yaptığını iddia etti. Ancak Merdan Yanardağ'a para verdiği iddia edilen ve Hüseyin Gün'ün "mommy" olarak adlandırdığı Seher Alaçam hakkındaki soruşturma, Alaçam’ın hayatta olmaması nedeniyle takipsizlik kararı ile kapatılmıştı.
Davanın 11 Mayıs 2026’da görülen ilk duruşmasında mahkeme, Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) müzekkere yazarak sanıkların “casusluk faaliyetinde bulunduğuna” ilişkin herhangi bir rapor veya tespit bulunup bulunmadığının bildirilmesini istedi. 6 Temmuz 2026’daki ikinci duruşmada ise MİT’ten gönderilecek yanıtın henüz mahkemeye ulaşmadığı belirtildi.
