Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


AYM’nin ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine dair kararı üzerine yeniden yargılanan gazeteci Murat Aksoy’un davasında savcı, önceki hükmün onaylanmasını istedi
CANSU PİŞKİN, İSTANBUL
Anayasa Mahkemesinin (AYM) ihlal kararı üzerine gazeteci Murat Aksoy’un “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” (TCK 220/7) suçlamasıyla yeniden yargılandığı davanın ilk duruşması 14 Ekim 2025 günü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24 tarafından takip edilen duruşmada Murat Aksoy ve avukatı Bilge Batur hazır bulundu. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu ile Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) de duruşmayı izleyenler arasındaydı.
AYM 29 Nisan 2025 tarihinde Aksoy’un, Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğü haklarının ihlal edildiğine karar vermişti. Savunmasında söz konusu karara değinen Aksoy, “AYM’nin verdiği karar, benim iki farklı iddianameyle 17 aylık tutukluluk sürecinde yaptığım savunmaları teyit etmiştir. Yazdığım tüm yazılarda nezaketi ve ifade özgürlüğü dışına çıkmamayı kendime ilke edindim. İddianamede yazılarım bağlamından koparılarak tarafıma suç isnat edilmiştir. Bunlar basın özgürlüğünün ihlalidir” diyerek beraatını talep etti.
Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Aksoy’un üzerine atılı “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçunu işlediğinin sabit olduğunu savunarak, gazeteci hakkında daha önce verilen hükmün onaylanmasını istedi.
Savcı, esas hakkındaki mütalaasında; Aksoy’un, “örgütün halk nezdinde yitirdiği ‘dini cemaat’ algısını yeniden oluşturmak ve örgüte yönelik tasfiye operasyonlarını durdurmak amacıyla hareket ettiğini, bu eylemlerinin örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğunu” iddia etti. Savcı, Aksoy’un üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğunu savunarak önceki yargılamada verilen hükmün onaylanmasını talep etti.
Aksoy’un avukatı Bilge Batur, müvekkili hakkında suçun unsurlarının oluşmadığı yönünde AYM kararı olduğunu hatırlatarak mütalaaya katılmadıklarını söyledi. Batur, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma hazırlamak için süre talep etti.
Süre talebini kabul eden mahkeme davayı 9 Aralık 2025 tarihine erteledi.
Davanın geçmişi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra aralarında gazeteci Murat Aksoy’un da bulunduğu 35 kişi hakkında “FETÖ/PDY’nin medya yapılanmasıyla bağlantılı olabilecekleri” gerekçesiyle soruşturma başlattı.
Aksoy ve beraberindekiler, soruşturma kapsamında 30 Ağustos 2016’da gözaltına alındı. 3 Eylül 2016’da ise İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçlamasıyla tutuklandı.
Soruşturmayı tamamlayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 Ocak 2017’de hazırlanan iddianamede Aksoy’un “örgüt üyeliği” (TCK 314) suçlamasıyla yargılanmasını talep etti. İddianame, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Mahkeme, 31 Mart 2017 tarihli duruşmada Aksoy’un da aralarında bulunduğu 21 sanığın yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol tedbirleriyle tahliyesine karar verdi.
Ancak tahliye kararından birkaç saat sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yeni bir soruşturma başlatarak Aksoy hakkında yeniden yakalama ve gözaltı kararı çıkardı.
1 Nisan 2017 günü Silivri Cezaevine gönderilen karar doğrultusunda tahliye edilmeden tekrar gözaltına alınan Aksoy, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.
Bu süreçte Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 2. Dairesi, Aksoy’un tahliyesine karar veren İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi heyetini ve duruşma savcısını, “soruşturmanın selametini tehlikeye soktukları” gerekçesiyle 3 ay süreyle görevden uzaklaştırdı.
Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde 14 gün gözaltında kalan Aksoy, 14 Nisan 2017’de çıkarıldığı İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” (TCK 309) ve “hükümeti cebren değiştirmeye teşebbüs” (TCK 312) suçlamasıyla yeniden tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu soruşturma kapsamında 5 Haziran 2017’de yeni bir iddianame düzenledi.
Bu iddianamede, “FETÖ/PDY’nin medya organları aracılığıyla ‘algı operasyonları yürüttüğü’, Aksoy’un da örgütün amaçları doğrultusunda yazılı, görsel ve dijital medyada ‘algı oluşturmaya yönelik eylemlerde bulunduğu” iddia edildi.
Savcılık, Aksoy’un “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlarından yargılanmasını istedi. İddianame, 16 Haziran 2017 günü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin yeni heyeti tarafından kabul edildi.
24 Ekim 2017’deki duruşmada, tutukluluk süresi ve suç vasfının değişme ihtimali göz önünde bulundurularak Aksoy’un yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğüyle tahliyesine karar verildi.
8 Mart 2018’deki karar duruşmasında, mahkeme Aksoy’u “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 1 yıl 13 ay hapis cezasına mahkûm etti; “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “hükümeti devirmeye teşebbüs” suçlarından ise beraat kararı verdi.
Mahkeme kararında, Aksoy’un Can Erzincan TV’de katıldığı programlarda örgütle mücadele kapsamında yürütülen soruşturmaları “itibarsızlaştırdığı”, kamu görevlilerini suç işlemekle itham ettiği ve örgütün “haksızlığa uğramış bir dini cemaat” olduğu yönünde algı çalışması yaptığı öne sürüldü.
Ancak iddianamede veya gerekçeli kararda, Aksoy’un bu kanalda hangi tarihlerde, hangi programlarda ve ne şekilde konuştuğuna dair somut bilgilere yer verilmedi.
Aksoy’un avukatları karara istinaf başvurusu yaptı ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 22 Ekim 2018’de başvuruyu esastan reddetti.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi de 16 Mart 2020’de kararı onadı.
Aksoy, ilk derece mahkemesinin kararının ardından 23 Kasım 2018; Yargıtay’ın onama ilamından sonra da 12 Haziran 2020 tarihlerinde Anayasa Mahkemesine iki ayrı bireysel başvuru yaptı. AYM, kişi ve konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle her iki başvuruyu birleştirdi. Başvuruyu 29 Nisan 2025 tarihinde karara bağlayan AYM, Aksoy’un Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğü haklarının ihlal edildiğine hükmetti. Ayrıca Aksoy’a 55 bin TL tazminat ödenmesine karar verdi.
Karar, üye Yılmaz Akçil’in karşı oyuna rağmen oy çokluğuyla alındı. Akçil, Aksoy’a yönelik müdahalenin “demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığını” savunarak çoğunluk görüşüne katılmadı.
Dosya yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.
