Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Mahkeme, 2 Mayıs'tan beri tutuklu olan Özgür Gelecek gazetesi muhabiri Perihan Erkılınç’ın yurt dışı çıkış yasağı ve haftada bir imza atma şeklindeki adli kontrol hükümleriyle tahliyesine karar verdi
EYLEM SONBAHAR
Özgür Gelecek gazetesi muhabiri Perihan Erkılınç'ın "örgüt üyeliği" (TCK 314) suçlamasıyla tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması 12 Kasım 2025 günü İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24 tarafından takip edilen duruşmada tutuklu bulunduğu Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nden jandarma eşliğinde getirilen Erkılınç ile avukatı Kemal Toraman hazır bulundu.
Kimlik tespitinin ardından savunmasına başlayan Erkılınç, üzerine atılı suçlamayı reddetti: "Ben gazeteciyim, uzun zamandır aynı adreste yaşıyorum. Tutuklanmamı gerektirecek bir şey olmadığını düşünüyorum. Dosyada doküman denilen şey 1 Mayıs, kadın eylemlerinin fotoğrafları. Sosyalist çizgide olan bir gazeteciyim. Tutuklu gazetecilerin adreslerinin suç delili olarak kabul edilmesini doğru bulmuyorum. HDK'nin de bütün açıklamalarını takip ettim bunun da suç teşkil ettiğini düşünmüyorum. İddianamede yer alan soruşturmalar bana ait değil. Mesele Tunceli'de tutuklandığım yazıyor. Ben Tunceli'de tutuklanmadım. İlk kez bu dosya kapsamında tutuklandım.”
İddianamede suçlamaya delil olarak gösterilen eylemlere haber takibi için gittiğini vurgulayan Erkılınç, “Çölyak ve astım hastasıyım. Tahliyemi talep ediyorum" diyerek savunmasını sonlandırdı.
İki tanık ve bir itirafçı tanık dinlendi
Duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılan tanık Ahmet Elma'ya diğer tanık beyanları soruldu. Elma, "Rüzgâr Kırtan'ı tanımıyorum, Zeki Varol ile kısa bir süre aynı koğuşta kaldık. Dersim'de esnaftım, Perihan ile yollarımızın kesişmesi kadar doğal bir şey olamaz, aile dostuyuz. Cezaevinde görüşüme geldi. Bu bizim yasal hakkımız, bunun suç olduğunu düşünmüyorum. 10 yıldır hapisteyim, ziyaret tarihlerini hatırlamıyorum. Zaten çok sık gelmiyordu" dedi.
Bir diğer tanık Zeki Varol da Perihan Erkılınç'ı tanımadığını söyledi: "Rüzgâr Kırtan ile 2022 yılında aynı koğuşta kaldık. Ahmet Elma ile de bir süre aynı koğuşta kaldık. Rüzgâr Kırtan itirafçı olmuş, cezada indirim almak için yalan beyanlarda bulunuyor. İftira atıyor ve bunu da beni kullanarak yapıyor."
İtirafçı tanık Rüzgâr Kırtan ise "Zeki Varol, Perihan Erkılınç'ın örgüt üyesi olduğunu söylemişti. Bu doğrultuda ben de ifade vermiştim. Soruşturmadaki beyanlarımı kabul ediyorum ve tekrar ediyorum" diye konuştu.
Tanık ifadelerinin ardından savcı, Erkılınç'ın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi. Savcının mütalaasının ardından tekrar söz alan Erkılınç, "Suçlamaları kabul etmiyorum, mesleğimi yaptım. Tahliyemi talep ediyorum" dedi.
Erkılınç’ın avukatı Kemal Toraman soruşturmanın eksik yürütüldüğüne dikkat çekti. Toraman, “"Sevda isminin bir kod isim olup olmadığına ilişkin müvekkil beyanda bulunmuştu. Müvekkil bazen Sevda bazen Perihan ismini tercih ediyor. Müvekkilin bu isimleri kullanmasının gizlilikle ilişkilendirilemeyeceği yeterince açık. Bu durumun tutuklanma gerekçesi olacağını ve iddianameye de geçeceğini düşünmemiştim. Müvekkilin Hozat Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturması bulunmuyor ancak iddianamede yer alıyor. Açıkça bir özensizlik söz konusu" diye konuştu.
Özgür Gelecek gazetesinin internet sitesinin ihbar edilmesi üzerine soruşturmanın başladığını belirten Toraman, “İnternet sitesi ile müvekkil arasında hiçbir bağ yok. Bu aslında mükerrer bir soruşturma. Kastamonu'da da müvekkil hakkında soruşturma açıldı ve takipsizlik kararı verildi. Müvekkilin evinde yapılan aramadaki pankartlarda ve Partizan flamalarında herhangi bir şiddet çağrısı yer almıyor. Rüzgâr Kırtan'ın söyledikleri kendi içerisinde tutarlı değil. Müvekkil ilk kez tutuklandı ama ilk kez yargılanmıyor. Somut olgu olmadan kaçma şüphesinden bahsedilmesi doğru değil” diyerek tahliye talebinde bulundu.
Mahkeme, Erkılınç'ın yurt dışına çıkış yasağı ve haftada bir gün imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirleriyle tahliyesine karar verdi. Dava 2 Şubat 2026 tarihine ertelendi.
Dava hakkında
29 Nisan'da ev baskınıyla gözaltına alınan Özgür Gelecek gazetesi muhabiri Perihan Erkılınç, 2 Mayıs'ta İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği tarafından "örgüt üyeliği" suçlamasıyla tutuklandı.
Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nden tutuklu bulunan Erkılınç hakkında 1 Ağustos tarihinde iddianame düzenlendi. İki tanık ve bir itirafçı tanığın ifadelerine de yer verilen iddianamede, Erkılınç'ın evinde bulunan 1 Mayıs konulu Partizan imzalı döviz, pankartlar ile DİSK Basın-İş ajandasına da incelenmek üzere el konulduğuna yer verildi. Ajanda içerisindeki notlarda İnsan Hakları Derneği kurucularından Nimet Tanrıkulu'nun duruşmasına ilişkin yer ve zaman bilgisinin bulunduğu belirtilen iddianamede 1 Mayıs'a ilişkin notlar için ise "Bu sene yapılacak olan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde de polis ekiplerine karşı bir saldırının planlanması ile ilgili olabileceğinin değerlendirildiği" şeklinde yorumlandı.
İddianamede, Özgür Gelecek gazetesi " TKP/ML terör örgütünün yayın organı” olarak değerlendirildi ve internet sitesinin Erkılınç tarafından kullanıldığı iddia edildi.
Erkılınç'ın gözaltına alınmasına ilişkin Partizan'ın Twitter hesabından yapılan paylaşımların da konulduğu iddianamede, "PKK/KCK Terör Örgütünün siyasi alan yapılanması olan HDK (Halkların Demokratik Kongresi) isimli yapılanmada TKP/ML terör örgütünün açık alan yapılanmaları olan Partizan ve Özgür Gelecek isimli yapılanmaları temsilen yer aldığı, ayrıca bu etkinliklere "Kod Adı olarak Sevda" ismini kullandığının anlaşıldığı" şeklinde ifadelere yer verildi.
