Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


“Yargıda yolsuzluk” iddialarına ilişkin yazısı gerekçe gösterilerek yargılanan Şardan’ın “yanıltıcı bilgiyi yaymak” suçundan beraatına, TCK 301’den ise 5 ay hapis cezasına hükmedildi. Hükmün açıklanması geri bırakıldı
CANSU PİŞKİN, İSTANBUL
Gazeteci Tolga Şardan'ın “yargıda yolsuzluk” iddialarına ilişkin yazısı gerekçe gösterilerek “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) ve “devletin yargı organlarını alenen aşağılama” (TCK 301) suçlamalarıyla yargılandığı davanın beşinci duruşması 30 Nisan 2026 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24 tarafından takip edilen duruşmada Şardan ve avukatları Özlem Günel Tekşen ile Gökhan Tekşen hazır bulundu.
Savcı daha önce sunduğu esas hakkındaki mütalaasında Şardan’ın üzerine atılı suçlardan cezalandırılmasını talep etmişti. Esasa karşı savunma yapan Şardan, “Yazdığım haberden bu yana yargı sisteminde yaşananlar ortada. Haberim Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) Cumhurbaşkanına sunduğu raporla ilgilidir. Üzerime atılı suçlamaları reddediyorum. Beraatımı talep ediyorum” dedi.
Şardan’ın avukatlarından Gökhan Tekşen, “Beşinci duruşmadayız ve siz bu davadaki üçüncü hakimsiniz” dedi. Anadolu Adliyesi eski Başsavcısı İsmail Uçar’ın ihbar mektubu sonrası, haberde de adı geçen Hâkim Sidar Demiroğlu hakkında HSK’de soruşturma yürütülmüştü. Soruşturmanın tamamlandığını hatırlatan Tekşen, Demiroğlu’nun yargılamasının yapılacağı Yargıtay 7. Ceza Dairesine müzekkere yazılarak söz konusu dosyanın örneğinin mahkemeye gönderilmesi talebini yineledi. Mahkeme hâkimi, yargılamaya bir katkı sunmayacağı gerekçesiyle talebi reddetti.
Şardan’ın avukatlarından Özlem Tekşen esasa karşı beyanında, “217/A’nın sistematik olarak gazeteciler üzerinde baskı kurduğuna dair Ankara Bölge 22. Ceza Dairesi örnek bir karar vermişti ve çok sıkı dört şartın aranması gerektiğini söylemişti. Kamu barışı ve güvenliği bozulmamıştır. İspat yükü de gazeteci için ağır bir yüktür. Müvekkilim kaynağına güvenmiştir. Kamu idarelerinin açıklamalarının doğru kabul edilmesi gazeteciyi mesleğini yapamaz hala getirir. Bu suçun oluşması için özel bir kastın da olması gerekir. Bu durum da müvekkilim için geçerli değildir. 301 suçunun unsurları da oluşmamıştır. Müvekkilin yargı makamlarını aşağılamak gibi bir kastı yoktur. Yargıya güvenin gittikçe azaldığı bir dönemde müvekkil yargıya güvenin tazelenmesi maksadıyla yazmıştır” diyerek beraat istedi. Tekşen’in savunmasının ardından son sözü sorulan Şardan, beraatını talep etti.
Mahkeme, Şardan’ın “yanıltıcı bilgiyi yaymak” suçundan beraatına, TCK 301’den ise 5 ay hapis cezasına karar verdi. Hükmün açıklanması geri bırakıldı.
Dava hakkında
Gazeteci Şardan, T24 haber sitesinde 31 Ekim 2023 tarihinde yayımlanan "MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na sunduğu 'yargı raporu'nda neler var?" başlıklı yazısı nedeniyle 1 Kasım 2023 tarihinde gözaltına alınıp tutuklanmıştı.
Şardan avukatının itirazı üzerine 6 Kasım 2023 tarihinde tahliye edilmişti.
15 Şubat 2024 tarihli iddianamede, Şardan’ın yazısında MİT’in rapor hazırladığına ilişkin kesin yargı içeren cümlelerin yer aldığı, MİT’in ise böyle bir rapor olmadığını bildirdiğini belirtilerek, “..köşe yazısı içeriğinde yer alan ve adliyelerde usulsüz ve yasaya aykırı olarak işlemler yapıldığı iddiasının halkın devlet kurumlarına olan güvenini olumsuz etkileyeceği, bu bilginin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve halkı yanıltıcı mahiyette olduğu, köşe yazısı içeriğinde yer alan ifadelerin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu, bu bağlamda somut olayda Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma suçunun yasal unsurlarının oluştuğunu” öne sürdü.
Davanın 9 Temmuz 2024 tarihli ilk duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı da Şardan’ın “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “devletin yargı organlarını aşağılama” suçlarından cezalandırılmasını talep etmişti.
