Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Gazeteci Tolga Şardan’ın yargılandığı dava Kasım ayına ertelendi

Gazeteci Tolga Şardan’ın yargılandığı dava Kasım ayına ertelendi

Şardan, 31 Ekim 2023 tarihinde T24 haber sitesinde yayımlanan “MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu ‘yargı raporu’nda neler var?” başlıklı yazısı nedeniyle yargılanıyor

 

CANSU PİŞKİN, İSTANBUL

 

T24 yazarı Tolga Şardan hakkında “yargıda yolsuzluk” iddialarına ilişkin haberleri gerekçe gösterilerek “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) ve “devletin yargı organlarını alenen aşağılama” (TCK 301) suçlamasıyla açılan davanın üçüncü duruşması 22 Mayıs 2025 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.

 

P24 tarafından takip edilen duruşmada Şardan’ın avukatları hazır bulundu. Şardan ise duruşmaya katılmadı.

 

Savcı, 9 Temmuz 2024 tarihli ilk duruşmada sunduğu esas hakkındaki mütalaasını tekrar ederek, Şardan’ın üzerine atılı “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlarından cezalandırılmasını istedi.

 

Şardan’ın avukatı Mustafa Gökhan Tekşen esasa karşı beyanında, “Türkiye’deki ikili hukuk sistemi devam ediyor. Cem Küçük isimli gazeteci sanatçılar hakkında ‘ifadeye çağırılacaklar’ ifadesinde bulundu. Ancak gerçeği yansıtmayan beyanlarına rağmen kendisi hakkında bir soruşturma ve kovuşturma yapılmadı” dedi. Tekşen, “Gazetecinin haber kaynağını göstermemesi bir suç değil aksine uluslararası norma dayalı hakkıdır. Yazının yayımlanması halk arasında korku ve paniğe yol açmamış, dolayısıyla suçun unsurları oluşmamıştır” diyerek beraat talep etti.

 

Şardan’ın avukatlarından Özlem Günel Tekşen de “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma maddesi son derece muğlaktır. Bu nedenle bu suçlama yönünden yargılanan pek çok gazeteci maddenin uygulanmazlığı nedeniyle beraat etmiştir. Davaya konu yazının, adli makamlara karşı güvenin sarsıldığı bir dönemde güvenin yeniden tesisi için kaleme alınan bir yazı olduğu açıktır. Müvekkilin beraatını talep ederiz” dedi.

 

Mahkeme, dava konusu yazıda bahsi geçen hakim ve savcılar hakkında yürütülen soruşturmanın akıbetinin sorulmasına karar vererek davayı 20 Kasım 2025 gününe ertelendi.

 

Davanın geçmişi

Şardan, 31 Ekim 2023 tarihinde T24 haber sitesinde yayımlanan “MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu ‘yargı raporu’nda neler var?” başlıklı yazısı nedeniyle 1 Kasım 2023 tarihinde “yanıltıcı bilgiyi yayma” suçlamasıyla gözaltına alınmış ve aynı gün tutuklanmıştı. Şardan, tutukluluğuna yapılan itiraz neticesinde İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla 6 Kasım 2023 tarihinde yurt dışı yasağı ile tahliye edilmişti.

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15 Şubat 2024 tarihinde düzenlenen iddianamede, Şardan’ın köşe yazısı suçlamalara delil olarak gösterilmişti.

 

İddianamede, “Şüphelinin internet sitesi üzerinden yayımladığı köşe yazısı içeriğinde, Mili İstihbarat Teşkilatı tarafından ‘yargı raporu’ adı altında düzenlendiği şeklinde kesin yargı içeren cümlelerin yer aldığı, şüpheli tarafından her ne kadar yazısında yer alan bilgileri teyit ederek yayımladığı iddia edilmiş ise de, soruşturma dosyasına buna ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, MİT’in cevabında da böyle bir rapor olmadığının açıkça belirtildiği, dolayısıyla köşe yazısı içeriğinde yer alan ve adliyelerde usulsüz ve yasaya aykırı olarak işlemler yapıldığı iddiasının halkın devlet kurumlarına olan güvenini olumsuz etkileyeceği, bu bilginin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve halkı yanıltıcı mahiyette olduğu, köşe yazısında yer alan ifadelerin kamu barışını barışını bozmaya elverişli olduğu; şüphelinin köşe yazısında doğrudan devletin yargı organlarında usulsüz ve yasaya aykırı işlemler yapılarak kararlar verildiği ifadelerinin bir bütün olarak yargı teşkilatını zan altında bıraktığı ve toplumda yargı teşkilatına olan güveni zedeler mahiyette olduğu, bu bağlamda şüphelinin devletin yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiğinin kabulü gerektiği, bununla birlikte şüphelinin hakaret içerikli sözlerini internet sitesi üzerinden yapmış olması ve köşe yazısının çok sayıda kişi tarafından görülmüş ve okunmuş olması nedeniyle aleniyet unsurunun da bulunduğu anlaşılmakla…” ifadelerine yer verilmişti.

 

Yukarı