Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Gazeteci Yıldız Tar’ın HDK soruşturması kapsamında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı dava 23 Şubat 2026 tarihine ertelendi. Mahkeme yurt dışı yasağının devamına, el konulan dijital materyallerin iadesine karar verdi
DENİZ NAZLIM, ANKARA
KaosGL.org Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar’ın, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) soruşturması kapsamında “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması 13 Ekim 2025 günü Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Tar ve avukatları duruşmada hazır bulundu. P24 duruşmayı takip etti.
Duruşma, ilan edilen saatten (9:20) bir saatten fazla geç başladı.
Duruşma, 17. Ağır Ceza Mahkemesi başkanının izinli olması nedeniyle 21. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda, kıdemli hâkim başkanlığında görüldü.
Duruşmayı İsveç, Fransa, İngiltere ve Norveç büyükelçilikleri ile Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu; DEM Parti Ankara İl Başkanlığı; DEM Parti Milletvekili Özgür Saki; TİP Milletvekili Ahmet Şık; DİSK Basın-İş (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Basın-İş Sendikası), ÜniKuir Derneği, 17 Mayıs İnsan Hakları Okulu, Ankara Barosu LGBTİ+ Komisyonu, İnsan Hakları Derneği (İHD), Gökkuşağı Aileleri Derneği (GALADER), Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği (STGM), Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği, İnter Dayanışma, Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği ve Kaos GL Derneği izledi.
Duruşma kimlik tespitinin ardından başladı.
Yıldız Tar savunmasında, 2010’dan bu yana kamuoyunda “Yıldız Tar” olarak tanındığını, kimlikteki ismini bu yönde değiştirmek için hukuki süreç hazırladığını belirtti. 2013’ten beri gazetecilik yaptığını, mesleğe “sessizlerin sesi olmak” amacıyla başladığını; ağırlıkla LGBTİ+’lar, kadın cinayetleri, Aleviler, göçmenler, işçi-emekçi mücadeleleri ve Kürtlere dönük saldırılar gibi alanlarda çalıştığını söyledi. Tar, Kaos GL’de genel yayın yönetmeni olarak görev yaptığını, çeşitli ulusal ve uluslararası medya organlarında program ve yazılarının bulunduğunu, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle ödüller aldığını ifade etti.
Suçlamaya ilişkin olarak Tar, “örgüt üyeliği” isnadını reddetti; üyesi olduğu oluşumların LGBTİ+ dernekleri ve meslek örgütleri ile sınırlı olduğunu, siyasi partilere üye olmadığını belirtti. HDK ile bağlantısının gazetecilik faaliyeti kapsamında, açık çağrıyla düzenlenen toplantıları haber amaçlı izlemekten ibaret olduğunu söyledi. İddianamede kurulduğunu belirttiği illiyet bağının Abdullah Öcalan’ın beyanları üzerinden kurgulandığını savunan Tar, Öcalan’ın TBMM’de komisyon çağrısına atıf yaparak, “Bu yorum suç ise, benzer açıklamalar yapan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un da aynı şekilde yargılanması gerekir” dedi.
Tar, 2012–2013 yıllarına ait telefon konuşmaları ve bir ortam dinlemesine dayandırılan kayıtların doğruluğunun şaibeli olduğunu, üzerinden uzun zaman geçtiğini ve haber amaçlı telefon görüşmelerinin iddianameye suç delili olarak konduğunu belirtti. “Bu eylemleri haber için takip etmek de anayasal haktır” diyen Tar, “Tarık” ismiyle geçtiği iddia edilen ortam kaydının kendisine ait olamayacağını, kamusal ve özel alanda uzun süredir “Yıldız” ismiyle bilindiğini dile getirdi.
Gözaltına alınmadan önce iş nedeniyle İngiltere’ye kısa süreli gidiş-dönüş bileti aldığını belirten Tar, “Bu ülkede gazeteciliğe devam edeceğim; memleketi terk etme niyetim yok” dedi. Beraatını talep eden Tar, yurt dışı çıkış yasağı ile ayda bir imza yükümlülüğünün kaldırılmasını istedi.
İmha edilen tapeler dosyada
Av. Veysel Ok, Tar’ın sabah 04.30’da evinden gözaltına alındığını belirterek iddianamenin “hukuka uygun olmadığını” savundu. Ok, dokuz sayfalık iddianamenin sekiz sayfasının telefon görüşmeleri, bir sayfasının ise “kişisel hikâye” anlatımı olduğunu söyledi. Mahkemenin iddianameyi kabul kararına itiraz ettiklerini belirten Ok, metinde DTK üzerinden HDK’nin terör örgütü gibi sunulduğunu, “hukukta kıyas olmaz” ilkesine aykırı biçimde iki ayrı yapının eşitlenmeye çalışıldığını ifade etti. HDK’nin tüzel kişiliği bulunmayan, çok sayıda sivil toplum örgütü ve bireyin yer aldığı demokratik bir platform olduğunu; HDK sözcülerinden Meral Danış Beştaş’ın TBMM’de komisyon üyesi olduğu, hükümet tarafından muhattap alındığı, Sırrı Süreyya Önder’in de HDK kurucuları arasında yer aldığını hatırlattı.
Ok, Tar’ın 2012’de katıldığı bir HDK toplantısının iddianameye konu edildiğini, DTK hakkında yargı kararının 2019’da verildiğini belirterek, “Savcılık yedi yıl önceki yasal etkinlikleri bugün suç sayıyor” dedi. HDK’nin terör örgütü olmadığına ilişkin mahkeme kararını dosyaya sunduklarını; kararda HDK hakkında idari ya da yargısal bir terör örgütü tespiti bulunmadığının yazılı olduğunu aktardı.
Tar hakkında “terör örgütü beyanı” olmadığını vurgulayan Ok, telefon dinlemelerinin hukuka aykırı elde edildiğini söyledi. Tapelerin daha önce imha edildiği ve orijinal olmayan tapelerin dosyada olduğu söyleyen Ok, dört aylık dinlenme süresinin aşıldığı ve Tar’ın 18 ay dinlendiğini söyledi.
Ok, Tar hakkında dinleme kararı alan savcı ve hakimlerin Selam ve Tehvid operasyonlarında gözaltına alındığını ve örgüt üyesi olmaktan hüküm giydiklerini söyledi.
“Derhal beraat” talep eden Ok, dosyadaki tape kayıtlarının çıkarılmasını ve yurt dışı çıkış yasağı ile ayda bir gün imza atma yükümlülüğünün kaldırılmasını istedi.
Av. Batıkan Erkoç dijital materyaller yönünden savunma yaptı. Müvekkilinin gazeteci olduğunu ve Basın Kanunu uyarınca haber kaynaklarını açıklamama hakkı bulunduğunu hatırlatan Erkoç, Tar’a ait flash bellek ve telefona el konulduğunu ve kolluğun imaj alarak dijital inceleme yaptığını söyledi. Tutanaklara göre herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını kaydeden Erkoç, 17 Şubat 2025’ten bu yana yürütülen tek işlemin dijital inceleme olduğunu, burada da suç bulunmadığını belirterek dijital materyallerin iadesini talep etti; telefon dinleme kayıtlarının imha edildiğini, imha edilmiş tapelerin delil niteliği taşımayacağını vurguladı. Erkoç, AYM içtihadına atıfla, gazeteciler hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağının ifade özgürlüğüne müdahale niteliği taşıdığı yönündeki kararları hatırlattı ve beraat talebinde bulundu.
Duruşma savcısı, Tar hakkında adli kontrol hükümlerinin devamını talep etti.
Mahkeme heyeti salonu boşaltarak, müzakere arası verdi.
Aranın ardından mahkeme heyeti, davayı 23 Şubat 2026 gününe erteledi. Yurt dışı yasağının devamına hükmeden mahkeme, imza şartının kaldırılmasına, kollukça el konulan dijital materyallerin (telefon ve taşınabilir bellekler) de iadesine karar verdi.
Ne olmuştu?
Yıldız Tar, HDK soruşturması kapsamında 18 Şubat’ta Ankara’daki evinden gözaltına alınmış, 21 Şubat’ta çıkarıldığı mahkemece “silahlı örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanmıştı. Tar, yaklaşık dört ay süren tutukluluğun ardından 30 Mayıs’ta tahliye edilmişti.
