Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Arapkirli hakkındaki dava, Türkiye gazetesi yazarı Cem Küçük’ün hedef göstermesi üzerine açılmıştı
CANSU PİŞKİN, İSTANBUL
BirGün gazetesi yazarı Zafer Arapkirli’nin bir sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması 3 Mart 2026 günü İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24 tarafından takip edilen duruşmada Arapkirli ve taraf avukatları hazır bulundu.
13 Ocak 2026 tarihli duruşmada sunduğu esas hakkındaki mütalaasını tekrar eden savcı, davaya konu paylaşımların “eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğü sınırlarını aşan Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığını zedeleyen nitelikte olduğunu” savunarak, Arapkirli’nin “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçundan cezalandırılmasını istedi.
Esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yapan Arapkirli, üzerine atılı suçlamayı reddetti. Arapkirli savunmasını şöyle tamamladı: “Suça konu paylaşımda hakaret içerikli cümle yok. İddianamede yer alan; belirli bir günde şunu yazdığım, bunu kastettiğim, bir kişiyi ima ettiğim ya da birine hakaret ettiğim yönündeki iddiaların tamamı, açıkça ifade ediyorum ki, gerçeği yansıtmamaktadır. Onursuz bir muhbirin iftirası üzerinden var olmayan bir suç yaratılmaya çalışılmıştır. Bizler, yani benim gibi gazeteciler, bütün bunları eleştirdiğimiz ve halka gerçekleri anlatmaya çalıştığımız için sürekli olarak yargı sopasıyla cezalandırılmak isteniyoruz. Kötü giden bir yönetime karşı eleştiride bulunduğumuz için, iyi ve kötü çatışmasında iyi tarafta olduğumuz için bu haksız davalar açılmaktadır. Ortada bir suç bulunmadığını tekrar ediyor, beraatımı talep ediyorum.”
Arapkirli’nin avukatlarından Kemal Aytaç esasa karşı beyanında, “Savcı Cem Küçük’ü kaynak almış müvekkilin ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ ettiğini savunmuş. Müvekkil dava konusu paylaşımda ‘Çok kötü bir senaristsin hep öyleydin zaten’ yazmış. Burada hakaret nerede, Cumhurbaşkanı nerede? Savcı, Cem Küçük’ün kafasında vehmettiği şekilde mütalaa vermiş. Burada mesele Arapkirli’ye ceza vermeniz değil. Ne olacak ki? 85 milyon insandan biri o da. Burada mesele adalete olan güven. Vereceğiniz ceza yargıya güveni daha da kötü bir noktaya taşır. Adalete olan inanç sarsılır. Bu soruşturmanın açılması, bu iddianamenin hazırlanması, bu verilen mütalaa hükümsüzdür. Böyle bir dava hiç açılmamalıydı” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı, mütalaaya katıldıklarını belirterek Arapkirli’nin cezalandırılmasını talep etti.
Son sözü sorulan Arapkirli, beraatını talep etti.
Mahkeme, unsurları oluşmayan suç yönünden Arapkirli’nin beraatına karar verdi.
Dava hakkında
Arapkirli, 23 Ekim 2024 günü X hesabından “ÇOK KÖTÜ BİR SENARİSTSİN… Zaten hep öyleydin” ifadeleriyle bir paylaşım yaptı. Türkiye gazetesi yazarı Cem Küçük 25 Ekim 2024 günü yine X platformu üzerinden, Arapkirli’nin paylaşımını hedef gösterdi. Küçük, Arapkirli’yi hedef gösterdiği paylaşımında “Sorsan Cumhurbaşkanını kastetmedim der. TUSAŞ saldırısını Erdoğan yaptırdı demek istiyor ama korkağın teki olduğu için böyle cümleler kuruyor. Emniyet ve yargımız bu kişi için gereğini yapmalı” ifadelerini kullanmıştı. Küçük’ün bu paylaşımı üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Arapkirli hakkında soruşturma başlattı.
Soruşturmayı tamamlayan savcılık Arapkirli hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla iddianame düzenledi. Davanın 25 Kasım 2025 tarihli ilk duruşmasında savunmasını yapan Arapkirli, “Burada ihbar ve şikâyet üzerine bir yargılama var. Ama, ortada bir suç yok. Siyasi bir yargılamadan ve her siyasi yargılamada olduğu gibi, bir ‘susturma, sindirme çabasından söz edebiliriz sadece. Bir rejim yandaşının, rejimden beslenen minik bir yandaş muhbirin bir ihbarını, daha doğrusu iftirasını ‘asist’ olarak değerlendirip skor sağlamaya çalışma çabası var. En başta da dediğim gibi. Bu bir ‘hakaret suçu’ yargılaması değil, bir ‘siyasi’ yargılamadır. Bir muhalif gazetecinin, bir bağımsız gazetecinin susturulmak sindirilmek istenmesi girişimidir. İsnat edilen suçu reddediyorum” diye konuşmuştu.
