Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Mahkeme, aynı yayınla ilgili açılan diğer soruşturmanın akıbetinin sorulmasına karar vererek davayı 22 Aralık’a erteledi
CANAN COŞKUN, İSTANBUL
Gazeteciler Timur Soykan ve Barış Pehlivan hakkında, Halk TV’de çalıştıkları 15 Ekim 2024’te “Kayda Geçsin” programında sarf ettikleri sözler gerekçe gösterilerek “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) suçlamasıyla açılan davanın ikinci duruşması 22 Eylül 2026’da Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24 tarafından takip edilen duruşmaya Barış Pehlivan katılmazken Timur Soykan ve avukatı Gamze Pamuk salonda hazır bulundu.
Soykan, savunmasında 27 yıldır gazeteci olduğunu belirterek “Mesleğim gereği çok sayıda yolsuzluk haberine imza atıyorum. Bu kapsamda yaptığım haberlerde suç kastım olmadığı gibi toplum ve bürokrasinin temiz olması için çalışıyorum” dedi.
Haberlerine konu olaylarla ilgili edindiği kanaati topluma ulaştırmanın sorumluluğu olduğunu söyleyen Soykan, şöyle devam etti:
“Ülkemizin yaşadığı sorunların başkanlık sisteminden kaynaklandığını düşünüyorum ve bunu düşünmek benim hakkım. Rahatsız edici ifadeler de ifade özgürlüğü kapsamındadır. Haberlerimde defalarca rüşvet alan hâkim ve savcıları ortaya çıkardım. Bunlara örnek olarak İstanbul Anadolu Başsavcısı İsmail Uçar, kendi adliyesinde rüşvet karşılığında tahliye kararları verildiğini Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) bildirdi. Bu haberim 5 saat içinde kaldırıldı. Ben soruşturma açılması için uğraşırken haberlerim engellendi. Erişim engeli getirildiğine ilişkin haberlere bile erişim engeli getirildi. Haberim doğruydu ama yine de yargılandım.”
İsmail Uçar’ın HSK’ya bildirdiği ve meslekten ihraç edilen hâkim Sidar Demiroğlu’nun daha sonra kendisiyle görüşmek istediğini aktaran Soykan, “Kendisiyle görüştüm. Yasadışı bahis baronu Veysel Şahin ile ilgili haberime getirdiği engeli sordum kendisine, sadece güldü. Anlatımına göre, başka hâkimler de rüşvetle tahliye kararları veriyormuş” diye konuştu.
Suçlamayı kabul etmediğini söyleyen Soykan, “Ben gazeteciyim ve bunları yazmak benim işim” dedi.
Daha sonra avukatı Gamze Pamuk söz aldı. Pamuk, Soykan’ın savunmasına katıldığını belirterek şunları söyledi:
“Burada tartışılması gereken dava konusu sözlerin sert olup olmadığı değil, suçun unsurlarının oluşup oluşmadığıdır. İddianamede bunu göremedim, sadece bazı sözleri koyu puntoyla yazmışlar. Müvekkil yalan bilgi verdiyse doğrusunun ne olduğunun ortaya konması gerekirdi. Müvekkilin sözleri politik analizlerden ibarettir. Asıl bu sözlerden yargılama yapılması yargıyı zedeliyor. Müvekkilin yargıdaki usulsüzlükle ilgili sözleri mesleki deneyimine dayanıyor. Bu sözler suçsa İsmail Uçar’a da dava açılması gerekirdi.”
Suçun unsurları oluşmadığını aktaran Pamuk, Soykan’ın beraatına karar verilmesini talep etti.
Savcı, gazeteciler hakkında aynı program gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “devlet kurum ve organlarını aşağılama” suçlamalarıyla açılan soruşturmanın akıbetinin beklenilmesini talep etti.
Mahkeme de savcının talebi doğrultusunda bu soruşturmanın akıbetinin sorulmasına karar verdi. Dava 22 Aralık 2026’ya ertelendi.
Dava hakkında
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı iddianamede Soykan ve Pehlivan’a 15 Ekim 2024’te Halk TV’de yayınlanan “Kayda Geçsin” programındaki açıklamaları nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlaması yöneltildi.
İddianamede, Pehlivan’ın “Rüşvetle tahliye edilen baronlar, tutuksuz yargılanan baronlar, soruşturması iddianameye dönmeyen baronlar, hızlı bir şekilde beraat alan suç örgütü liderleri, bu da yargıyı ilgilendiren bir şey, Türkiye’nin yargı sisteminin emniyet sisteminden daha kötü halde olduğunu düşünüyorum” sözleriyle ilgili “aşağılayıcı” yorumu yapıldı.
İddianamede Soykan’ın, “Bu ülkede hemen hemen her gün suça bulaşmış yargı mensuplarıyla yüzleşiyoruz” ve “Savcıların tehdit edildiği, devletin çürüdüğü bu dönemde bu işler nasıl oluyor” ifadelerine yer verilerek suçlamaya dayanak yapıldı.
İddianamede ne Pehlivan’ın ne de Soykan’ın hangi sözünün “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasına dayanak yapıldığı açıklandı.
Savcılık, söz konusu yayındaki sözler nedeniyle Soykan hakkında ayrıca “Cumhurbaşkanına hakaret”, “devlet kurum ve organlarını aşağılama”, Pehlivan hakkında da “devlet kurum ve organlarını aşağılama” suçlamalarından soruşturma yürütüldü. Aynı yayının diğer yorumcusu Murat Ağırel hakkında ise takipsizlik kararı verildi.
