Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Gazetecilerin yargılandığı Onur Yürüyüşü davasında derhal beraat talepleri reddedildi

Gazetecilerin yargılandığı Onur Yürüyüşü davasında derhal beraat talepleri reddedildi

Gazeteci, avukat ve aktivistlerin yargılandığı 23. İstanbul Onur Yürüyüşü davasında mahkeme, olay tutanağında imzası olan polislerin tanık olarak dinlenilmesi yönündeki taleplerin bir sonraki celse değerlendirilmesine karar verdi

EYLEM SONBAHAR, İSTANBUL

23.⁠ ⁠İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü'nü takip ederken gözaltına alınan bianet editörü Evrim Gündüz, Özgür Gelecek eski muhabiri Yusuf Çelik, gazeteciler Nur Kaya ve Zilan Azad ile fotoğrafçı Cansu Yıldıran'ın da aralarında bulunduğu 53 kişinin "kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama" suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması 24 Aralık 2025 günü İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.

Salon kapasitesinin yetersizliği nedeniyle duruşmaya İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesinin salonunda devam edildi. Sanıklar ve avukatların hazır bulunduğu duruşmada önce kimlik tespiti yapıldı, ardından hâkim iddianameyi okudu.

Avukatlar, savunmalara geçilmeden önce derhal beraat kararı verilmesini talep etti. Avukat Fatih Arslan, "Sanıklar arasında üç arkadaşımız İstanbul Barosu üyesidir. Yargılamada tefrik kararı verilerek soruşturma izni alınmasını talep ediyoruz" dedi. Mahkeme, sanıkların savunmalarının alınması gerektiği gerekçesiyle tefrik ve derhal beraat taleplerinin reddine karar verdi.

"Video kaydı alırken polisler telefonumu aldı"

Savunmasını yapan bianet editörü Evrim Gündüz, "Ben gazeteciyim, gazetecilik faaliyeti için orada bulundum. Basın kartım yanımdaydı, kartımı göstermeme rağmen video kaydı alırken polisler elimden telefonumu alındı. Daha sonra bilgisayarım ve kameram da alındı. Hastanedeki kontrolde de ters kelepçe ile bekletildik. Uzun zamandır gazetecilik yapan biri olarak mesleğimi yapmak için oradaydım. Uygulanan gözaltı işleminin basın ve ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu düşünüyorum" dedi.

Müvekkilinin bianet'te çalıştığını belirten avukat Deniz Yazgan Şenay, ilgili evrakları dosyaya sunduğunu ifade ederek beraat kararı verilmesini talep etti. Bir kısım sanık savunmalarının ardından duruşmaya bir saat ara verildi.

"Gazetecilik faaliyeti için oradaydım"

Aranın ardından başlayan duruşmada gazeteci Nur Kaya’nın savunmasına geçildi. Kaya, "Gazetecilik faaliyetlerini yürütmek için oradaydım. Alanı takip ediyordum hiçbir anons yapılmadı. Basın kartımı gösterdiğim halde bir kolluk kuvveti üzerime doğru koşarak geldi, gözaltına aldı. Yaptığım hiçbir şeyin suç teşkil ettiğini düşünmüyorum” diyerek beraatını talep etti.

Gazeteci Yusuf Çelik de savunmasında, "LGBTİ+ bir gazeteciyim, yürüyüşü takip etmek için gittim. Gözaltına alındığımızda çok eski bir gözaltı aracında tutulduk, sonra araç değiştirildi. Hastanede de çeşitli hak ihlallerine maruz kaldık. Doktorun polis kontrolünde muayene yaptığını gördüm, bu durumu kabul etmeyince başka bir doktor muayene etti. Suçlamayı kabul etmiyorum" ifadelerine yer verdi.

"Polise 'Sizi çekmiyorum, vekili çekiyorum' derken telefonumu aldılar"

Daha sonra gazeteci Zilan Azad’ın savunmasına geçildi. Azad, "Eylemin başladığı ilk andan sonuna kadar oradaydım. Ne bizim çektiğimiz görüntülerde ne de polislerin görüntülerinde dağılın uyarısı olmadığı ortada. Evrim ve Nur'un boynunda basın kartı varken ellerinden telefonları alındı. Polise 'Sizi çekmiyorum, vekili çekiyorum' derken telefonumu aldılar. Sonra gözaltıların olduğu yere itildim. Bir gazetecinin çekim yaparken kamerasını elinden polislerin bu cüreti nereden aldığı sorusunu sormayı çoktan geçtim. Kamerayı alan polisin değil benim burada olmam bu cüreti nereden aldıklarını gösteriyor" diye belirterek beraatını talep etti.

Sanık savunmalarının ardından fotoğrafçı Cansu Yıldıran'ın avukatı Batıkan Erkoç, "Bu iddianame Rusya'dan ithal bir iddianame. Türk hukukunu anlamayan bir anlayışla yazılmış. İddianamede ihtarın kim tarafından, ne zaman yapıldığına dair bir şey yok yani esaslı unsur yok. Görevli polis memurlarının tanık olarak dinlenilmesini istiyorum" dedi.

Duruşma salonunun bulunduğu koridorda çok sayıda polis olmasını eleştiren avukat Lütfi Sabri Batı da "Kapının önünde bu kadar polis olması bu dosyanın sadece politik bir dosya olmadığını, güç gösterisi olduğunu gösteriyor. Bu aşamada derhal beraat kararı verebilirsiniz" diye konuştu.

Mahkeme, dinlenilmeyen beş kişinin savunmasının alınması için gerekli işlemlerin yapılmasına, olay günkü tutanakta imzası bulunan polislerin tanık olarak dinlenilmesi yönündeki taleplerin gelecek celse değerlendirilmesine karar vererek duruşmayı 5 Haziran 2026 tarihine erteledi.

Dava hakkında

33.⁠ ⁠İstanbul Onur Haftası kapsamında 29 Haziran 2025 günü “Yaşamda Israr” temasıyla düzenlenmek istenen 23. İstanbul Onur Yürüyüşü, Ortaköy'de polis müdahalesiyle engellendi. Aktivistlerle, yürüyüşü takip etmek isteyen gazeteciler ve hak ihlallerini kayıt altına almak isteyen gözlemci avukatların da aralarında bulunduğu 53 kişi gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerin tamamlanmasıyla bir gün sonra adliyeye sevk edilen 53 kişiden Doğan Nur, Hivda Selen ve Sinem Çelebi'nin tutuklanmasına karar verildi.

53 kişi hakkında hazırlanan 3 Temmuz tarihli iddianamede, yürüyüş "yasa dışı eylem" olarak nitelendirildi. Tüm şüphelilerin atılı suçu işledikleri gerekçesiyle cezalandırılmaları talep edildi.

Tutuklulardan Doğan Nur, 30 Temmuz 2025 tarihinde tahliye edildi. Davanın ilk duruşması da 8 Ağustos'ta görüldü. Basın ve izleyicilerin alınmadığı duruşmada mahkeme, 30 Haziran'dan beri tutuklu bulunan Hivda Selen ve Sinem Çelebi'nin tahliyesine karar verdi. Tüm sanıkların yurt dışına yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirleri kaldırıldı.

Yukarı