Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Gazeteci, video-aktivist Hakan Tosun’un sokak ortasında dövülerek öldürülmesine ilişkin davada sanıklar ilk kez hâkim karşısına çıktı. Mahkeme, olaya karışan ancak davaya dahil edilmeyen motosikletli üçüncü kişiyle ilgili bir soruşturma olup olmadığının sorulmasına karar verdi
CANAN COŞKUN, İSTANBUL
Gazeteci ve video-aktivist Hakan Tosun’un, 10 Ekim 2025’te Esenyurt’ta bir sokakta dövülerek öldürülmesine ilişkin failler Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in “kasten öldürme” suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması, 6 Mayıs 2026 günü Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24’ün takip ettiği duruşma, mahkemenin duruşmayı 30 kişilik salonda yapması sebebiyle polisin kalkanlı müdahalesinin gölgesinde başladı. Öğleden sonra başlaması planlanan duruşma için salona önce faillerin avukatları alındı. Hakan Tosun’un ailesinin avukatlarının salona alınmasından sonra ailesi de çağrıldı. Bu sırada kapıda bekletilen basın mensuplarına yalnızca dört gazetecinin salona girmesine izin verildiği söylendi. Bu sayı daha sonra yediye çıkarıldı. Gazeteciler söz konusu kısıtlamaya itiraz ederek salonun önünde beklemeye devam etti. Bu sırada içerideki Hakan Tosun’un ailesinin avukatları da basın mensuplarının salona alınması için mahkeme heyetine açıklamalarda bulunuyordu. O anlarda salonun kapısına çevik kuvvet polisleri çağrıldı. Gazetecilerin karşısına konumlandırılan polisler amirlerinin verdiği emirle ellerindeki kalkanlarla gazetecileri çember içine alarak müdahale etti. Müdahale sırasında bazı gazeteciler darp edildi. Aynı anlarda duruşmayı takip etmek üzere adliyede bulunan diğer gazeteciler, basın meslek kuruluşu temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve Hakan Tosun’un yakınları da çevik kuvvet polislerinin kalkanlarıyla binanın kapısına itiliyordu.
Salonun kapısında beklemeye devam eden gazetecilerden yedisi salona alındı. Hakan Tosun’un ailesinin avukatları, duruşmadan bir gün önce yaptıkları yazılı açıklamada duruşmanın yoğun katılımlı olacağı öngörüsüyle 31 Mart’ta mahkemeden fiziki yeterliliğe sahip bir duruşma salonu tahsis edilmesi talebinde bulunduklarını, ancak talebe bir yanıt alamadıklarını aktarmıştı. Adliyedeki konferans salonunda zaman zaman duruşma yapıldığı için avukatlar duruşmanın burada yapılmasını talep etmişti. Mahkeme başkanı, konferans salonunda “alacaklılar toplantısı” olduğu gerekçesiyle talebi reddetmişti. Avukatların bu durumu hatırlatması üzerine mahkeme başkanı, çözümü başka bir duruşma salonundaki Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ekranını açtırmakta buldu. Salona alınmayanlar duruşmayı başka bir salondan izledi. Mahkeme başkanı salonda ayakta kimsenin olmasını istemediği gerekçesiyle gazetecileri çıkarmak istedi. Gazeteciler durumu kabul etmeyince Tosun ailesini temsil etmek için gelen avukatlardan bazıları salondan çıktı.
Duruşmayı takip etmek için adliyeye gelenler arasında CHP Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, EMEP milletvekili İskender Bayhan, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Leyla Süren, Antalya Barosu ve Türkiye Barolar Birliği temsilcileri de vardı.
18 yaşındaki sanığın ifadeleri
Sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin duruşmaya tutuklu bulundukları Sakarya Cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katıldı. Kimlik tespitinin ardından sanıklardan 18 yaşındaki Abdurrahman Murat’ın savunması alındı.
Doğduğundan beri aynı yerde yaşadığını ve çalıştığını söyleyen Murat, olay günü bir yakınının kendini arayarak davetiye bırakmak üzere geleceğini söylediğini ve evde olup olmadığını sorduğunu anlattı. Yakını geldiğinde aşağı indiğini söyleyen sanık, üstünün yırtık olduğunu iddia ettiği Hakan Tosun’un o sırada orada olduğunu ve kitlenerek kendilerine baktığını öne sürdü. Tosun’un yanına gittiğinde yanında biralar ve elinde uyuşturucu olduğunu düşündüğü bir şey olduğunu iddia etti.
Gitmesini söylediğinde Tosun’un kendisine küfrettiğini iddia eden Murat, bu sırada Tosun’un omzuna tekme attığını söyledi. Daha sonra markete girdiğini ve çıktığında Tosun’u dışarıya işerken gördüğünü iddia eden Murat, Tosun’a bir de yumruk attığını ama bunun sert olmadığını ve başına denk gelmediğini öne sürdü. Murat, diğer sanık Adnan Şahin’in de orada olduğunu aktardı. Daha sonra kendisinin motosikletli arkadaşıyla ayrıldığını söyleyen Murat, ambulansın gelip gelmediğini kontrol etmek için olay yerine geri döndüğünü iddia etti. Murat, savunmasını “Keşke elim kırılsaydı da o yumruğu atmasaydım ama beni küfrederek tahrik etti” diyerek sonlandırdı.
Çapraz sorgu
Daha sonra Murat’ın çapraz sorgusuna geçildi. İlk soruyu yönelten duruşma savcısıydı. Sanığa, olay yerinden motosikletle nasıl ayrıldığını sordu. İfadesi tutarsızlıklar içerdiği için sanıktan birkaç kez olayın nasıl gerçekleştiğini baştan sona anlatması istendi. Hakan Tosun’un ailesinin avukatlarından Hakan Bozyurt söz alarak sanığa sorular yöneltti. Bu sırada sanık avukatları Bozyurt’un sorularına müdahale etti.
Hakan Tosun’un ailesinin avukatlarından Cemal Yücel, tutuklu diğer sanık Adnan Şahin’in olay yerine nasıl geldiğini sordu. Murat, “Denk geldik” yanıtını verdi. Avukat Yücel sanığa, görüntülere göre Hakan Tosun’un yanına gidip dört kere tekme attığını hatırlatarak olay yerine neden üçüncü kez döndüğünü sordu. Murat, Tosun’u önceden gördüğünü, o sebeple gidip başka yerde içmesini söylediğini öne sürdü. Tosun’un bunun üzerine kendisine küfrettiğini öne süren sanık, tahrik olduğundan tekrar tekme attığını savundu.
Diğer sanık Adnan Şahin’in avukatı Mustafa Berkay Yılmaz, Murat’ın sulh ceza hâkimliğinde verdiği ifadeyle şimdi verdiği ifade arasında çelişki olduğunu belirterek müvekkilinin Hakan Tosun’a vurup vurmadığını sordu. Murat, Şahin’in bir kez vurduğunu söyledi.
Olay yerindeki BMW’li sanığın ifadesi
Ardından sanık Adnan Şahin’in savunmasına geçildi. Şahin, olay yerine BMW’siyle gelen sanıktı. Şahin, olay günü Abdurrahman Murat’ın ağabeyiyle buluştuğunu, araçtan indikten sonra Abdurrahman Murat ile karşılaştığını anlattı. Bu sırada orada bulunan Hakan Tosun’un kendilerine küfrettiğini iddia etti. Murat’ı alarak olay yerinden uzaklaştığını söyleyen Şahin, daha sonra karşılaştıklarında kontrol etmek için Tosun’u ayağıyla dürttüğünü, Tosun’a vurmadığını savundu.
Tosun ailesi avukatlarından Cemal Yücel, sanığa arabasıyla beklerken diğer sanık Murat'ın Hakan Tosun’un yanına gelerek tekme attığını hatırlattı. Avukat Yücel, Şahin’e arabayla sokağı kapatmak amacıyla mı döndüğünü sordu. Şahin ise şirket sahibi olduğu için o sırada e-postalarını kontrol ettiğini iddia etti. Avukat Yücel’in, kendisinin de Tosun’a tekme attığının kameralara yansıdığını söylemesi üzerine Şahin bunu reddetti. Sanık Abdurrahman Murat’ın, önce Şahin’in aracına bindiğini ardından arabanın yanına motosikletli Yusuf Özakdağ’ın gelmesi üzerine arabadan inerek motosiklete binip gittiğini hatırlatan Yücel ilk saldırının ardından sanık Murat’ın neden arabaya bindiğini, onu eve götürüp götürmediğini sordu. Sanık bilmediğini söyledi.
Hakan Tosun’un ailesinin avukatlarından Hakan Bozyurt da görüntülerde Hakan Tosun’a vurduğunun görüldüğünü hatırlattı. Sanık vurmadığını savundu.
Hakan Tosun’un ailesi: 100 lirası olsa hayvanlara bağışlardı”
Sanıkların ifadelerinin ve çapraz sorgularından sonra Hakan Tosun’un ailesine söz hakkı verildi. Kardeşi Öznur Tosun “kardeşinin bir tecavüzcü ve uyuşturucu kullanıcısı olmadığını” belirterek, “Burada söylenen şeyler saptırılmış şeylerdir” dedi. Ağabeyi Orhan Veli Tosun da şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini söyledi.
Annesi Fatma Tosun ise “Benim çocuğum asla küfretmez, karıncayı incitmez, 100 lirası olsa hayvanlara bağışlar” dedi. “Ben nasıl yandıysan onların annesi de yansın” diyen acılı annenin sözlerini mahkeme başkanı sık sık “şikâyetçi olup olmadığı” sorusuyla böldü. Bu sırada annesi saldırganların özellikle oğlunun başına vurduklarını söylüyordu. Tosun’un kardeşi Öznur Tosun bu anlarda dayanamayarak salondan çıktı.
Davaya katılma talepleri
Ailenin beyanı alındıktan sonra İstanbul Barosu adına avukat Diren Cevahir Şen söz aldı. Bu davanın “kasten öldürme” suçlamasıyla sınırlı olmadığını, toplumun haber alma hakkına yönelen bir tehdit olduğunu aktardı. Basın özgürlüğüyle doğrudan bağlantılı olduğunu söylediği davaya katılma talebinde bulundu. Antalya Barosu adına avukat Salim Berkay Aksu da Hakan Tosun’un ölümüyle sonuçlanan bu olayın yaşam hakkını ortadan kaldırdığını belirterek davaya katılma talebinde bulundu.
Daha sonra ailenin avukatı Cemal Yücel söz aldı ve aile adına davaya katılma talep etti. Hakan Tosun’un elektrik direğinin altında bilinmeyen bir sebeple oturduğunun kamera kayıtlarıyla sabit olduğunu söyledi. Sanıkların Hakan Tosun’u tekmeledikten sonra olay yerinden ayrıldıklarını, motosikletli Yusuf Özakdağ’ın yanlarına gelip bir şey söylemesinden sonra tekrar Hakan Tosun’un yanına geldiklerini anlattı. Bu sırada sanıkların Hakan Tosun’u tekrar darp ettiklerini anlatan Yücel, adli tıp ve otopsi raporlarında Tosun’un yüz, boyun ve kafatası kemiklerinde kırıkların tespit edildiğini hatırlattı. Avukat Yücel, sanıkların beyanlarının aksine öldürme odaklı olarak Hakan Tosun’a saldırdıklarını belirtti. Sanıkların suçtan kurtulmak için verdikleri beyanlara inanılmaması gerektiğini söyleyen avukat Yücel, Hakan Tosun’a saldırı anlarının kamera kayıtlarına yansıdığını, sanıkların Tosun ile ilgili beyanlarının hiçbirinin doğru olmadığını söyledi. Savcılığın metrobüsteki kişilerin ifadesini alarak Tosun’u suçlama çabasıyla ilgili de konuşan avukat Yücel, iki olayın birbiriyle bağlantısı olmadığını aktardı. “Vahşi bir saldırı" olduğuna ilişkin raporlar olduğunu aktaran Yücel, sanıkların indirimsiz bir şekilde cezalandırılmasını istedi. Avukat Hakan Bozyurt da metrobüste yaşanan olaya ilişkin tanıkların dinlenilmesinden vazgeçilmesini talep etti.
Metrobüsteki tanıklar
Katılma taleplerinin toplanmasından sonra tanıkların dinlenmesine geçildi. İlk olarak olay günü Hakan Tosun ile aynı metrobüsteki kişilerden biri tanık olarak dinlendi. Tanık, metrobüse bindiği sırada bir arbede yaşandığını, Hakan Tosun’un alkollü olduğunu ve bir taciz olayıyla ilgili araçtan indirildiğini söyledi. Tanık, tacizi görmediğini aktardı.
Metrobüsteki bir başka tanık da Tosun’un arkadaşını rahatsız ettiğini duyduğunu, bir şey görmediğini belirterek başladı sözlerine. Hakan Tosun’un uyarıldıktan sonra küfrettiğini iddia eden tanık, Tosun’un arkadaşına “Ben sizi taciz mi ediyorum?” diye sorduğunu aktardı. Tosun’un alkollü olduğunu söyleyen tanık, avukat Cemal Yücel’in sorusu üzerine Tosun’un pantolonunun düşük olduğunu, iç çamaşırının göründüğünü söyledi. Avukat Yücel, metrobüs görüntülerine göre Tosun’un kimseye temas etmediğini belirterek tanığa neden yalan söylediğini sordu. Tanık, bunun üzerine Hakan Tosun’un avukatlarına bağırarak tepki gösterdi.
Metrobüsteki diğer tanık da Hakan Tosun’un metrobüste kendisini rahatsız ettiğini, bunu gören diğer yolcuların tepki göstermesi sebebiyle kavga çıktığını, Tosun’un bu sebeple metrobüsten indiğini söyledi. Tosun’un sarhoş olduğunu belirten tanık, Tosun’un metrobüste darp edilmediğini söyledi.
Mahalleli tanıklar
Duruşmanın en ilgi çekici anları mahalleden tanıkların dinlemesi sırasında yaşandı. Mahalleli tanıklardan “korkusunu” ifadelere döken Gönül Doğan’ın “çocuğu için devlet koruması” talebi karşısında heyet çaresiz bir şekilde tanığa baktı. Doğan, olayın kapısının önünde olduğunu söyledi. Yerde yatan biri gördüğünü ve ambulans çağırdığını, ambulansın yarım saat sonra geldiğini aktaran Doğan, küfür ve hakaret duymadığını söyledi. Doğan, Abdurrahman Murat’ı olay yerinde gördüğünü, çocuğuna zarar gelmesini istemediğini, heyetten çocuğunun koruma altına alınmasını istedi. Doğan, siyah arabadan inen Adnan Şahin’in Hakan Tosun’a vurduğunu, Abdurrahman Murat’ın da vurduğunu söyledi. Mahkeme başkanının sorusu üzerine bu defa Adnan Şahin’in vurduğunu hatırlamadığını iddia etti.
Bir başka ilgi çekici an mahalleli İsmail Şahin’in tanıklığını anlattığı sırada yaşandı. Şahin, o gün akşam kombi bakımı işinden dönerken bir tartışma duyduğunu söyledi. Şahin, olay yerinde durmadığını öne sürerek kimin vurduğunu görmediğini söyledi. Savcının, soruşturma aşamasındaki ifadesini hatırlatması üzerine sanık Abdurrahman Murat’ın vurduğunu kabul etti. Daha sonra Öznur Tosun söz aldı ve tanığın olay günü kendisini aradığını, olayı gördüğünü ve iki kişinin darp ettiğini söylediğini aktardı. Öznur Tosun, motosikleti ve arabayı da bu tanıktan duyduğunu belirtti. Tanık, Öznur Tosun’un söylediklerini reddetti.
Bir başka mahalleli Gözde Obay da olayın evinin karşısında olduğunu söyledi. Abdurrahman Murat’ın orada oturan Hakan Tosun’a gitmesini söylediğini aktardı. Tosun’un yanındaki çanta ve telefonunu alarak gittiğini, biraz ilerledikten sonra pantolonunu indirdiğini gördüğünü savundu. Tanık, küfür duymadığını aktardı.
Mahalleli Yasin Çiftçi de gece yarısı sigara içmek için balkona çıktığını, bu sırada motosikletle gelenlerin Hakan Tosun’a vurduğunu söyledi. Daha sonra aşağıya indiğini belirten Çiftçi, ambulans çağırdığını aktardı.
Mahalle sakini Funda Dolma da olay yerinin karşısında oturduğunu aktardı. Gece yarısı balkona çamaşır asmak için çıktığını, evinin ilerisindeki perdecinin önünde birinin oturduğunu, yanında alkol şişeleri olduğunu söyledi. Çamaşır asarken Abdurrahman Murat’ın olay yerine geldiğini, Tosun’a oradan gitmesini söylediğini aktardı. Tosun’un küfrettiğini savunan tanık, motosikletlinin gelerek Abdurrahman Murat’ı olay yerinden uzaklaştırdığını savundu. Tanık, Abdurrahman Murat’ın gittikten kısa bir süre sonra geri geldiğini söyledi. Tanık, avukat Cemal Yücel’in sorusu üzerine sanık Abdurrahman Murat’ın ikinci kez geldiğinde Hakan Tosun’a birkaç kez vurduğunu gördüğünü anlattı.
Daha sonra mahalleli Aylin Keklik tanık olarak dinlendi. Keklik, sanık Abdurrahman Murat’ın gittiği spor salonunun sahiplerinden biriydi. Keklik, o gün Murat’ın ailesine davetiye götürdüklerini söyledi. Abdurrahman Murat’ın Hakan Tosun ile tartışmadığını, onlar gittikten sonra olayın yaşandığını söyledi. Keklik, avukat Hakan Bozyurt’un sorusu üzerine direğin altında oturan Hakan Tosun’un kendilerine baktığını, nişanlısının da bunun üzerine camı kapattığını aktardı. Sanık avukatlarının sorusu üzerine Hakan Tosun’un saçının dağınık olduğunu, üstünün başının yırtık olduğunu öne sürdü.
Aylin Keklik’in o dönemki nişanlısı, şimdiki eşi ve spor salonunun sahibi Kadir Can da nişanlısı ile arabada otururken Hakan Tosun’un kendilerine baktığını, o sırada elinde tütün koyduğu bir kâğıt olduğunu söyledi.
Mahalle sakini bir başka tanık da sanık Abdurrahman Murat’ın ellerinde büyüdüğünü söyledi. Murat’ın olay yerinde tek başına olduğunu, Tosun’un olay yerinden öteye yürüdükten sonra Murat’ın burada Tosun’a tokat attığını söyledi. Hakan Tosun’un küfrettiğini savunan tanık, Tosun’un ilerideki binanın önünde tuvaletini yaptığını öne sürerek bir süre sonra Adnan Şahin’in olay yerine geldiğini söyledi. Tanık, Şahin’in Hakan Tosun’a vurduğunu söyledi.
Bir başka mahalleli tanık da sanık Abdurrahman Murat’ın Tosun’a yumruk attığını, daha sonra siyah BMW’si olan sanık Adnan Şahin’in geldiğini söyledi. Duruşma savcısının hatırlatması üzerine sanıkların Hakan Tosun’a küfrettiğini, Tosun’un tuvaletini yaptığını görmediğini aktardı. Tanık, Adnan Şahin’in Tosun’un göğsüne tekme attığını söyledi.
Mahalle sakini Yusuf Karabalık ise Hakan Tosun’un yüksek sesle tek başına küfrettiğini öne sürdü. Tanık, Abdurrahman Murat’ın Hakan Tosun’a vurduğunu belirterek, siyah arabayla gelen bir başka kişinin de vurduğunu, bundan sonra Hakan Tosun’un sesinin kesildiğini söyledi.
“Silah yakalatan” motosikletli tanık
Duruşmada son olarak saldırgan Abdurrahman Murat’ı taşıyan motosikletli Yusuf Özakdağ tanık olarak dinlendi. Özakdağ, önceki günden Abdurrahman Murat ile buluşmaya sözleştiklerini söyledi. Olay günü de Hakan Tosun’un bira içtiğini ve uyuşturucu kullandığını öne süren Özakdağ, Abdurrahman Murat’ın Tosun’u oradan gitmesi için uyardığını iddia etti. Tosun’un ilerledikten sonra tuvaletini yaptığını öne süren Özakdağ, Abdurrahman Murat’ın Tosun’a vurduğunu, sonra BMW’si ile gelen tanımadığı kişinin Tosun’un yüzüne tekme attığını söyledi. Duruşma savcısının Hakan Tosun’un yanına ikinci defa niye gittiğini sorması üzerine Tosun’un gidip gitmediğini kontrol etmek için gittiklerini söyledi. Tanık Özakdağ, avukat Yücel’in sorusu üzerine, sanıkların beyanının aksine ilk saldırıdan sonra Abdurrahman Murat’ın Adnan Şahin’in arabasına binmediğini öne sürdü. Avukat Yücel, görüntülere göre motosikletli Özakdağ’ın Murat ve Şahin’in arabasının yanına geldiğini ve Murat’ı Hakan Tosun’un yanına götürdüğünü hatırlattı.
Avukat Yücel, Özakdağ’ın paylaşımlarında Daltonlar grubuyla ilgili paylaşımları olduğunu ve silahlı fotoğrafları olduğunu hatırlattı. Özakdağ, daha önce silah yakalattığını ancak bunun “boncuk atan silahlardan” olduğunu iddia etti.
Savcının talepleri
Duruşma savcısı, Tosun ailesinin davaya katılması yönünde karar verilmesini talep etti. İddianamede metrobüs içindeki olayla ilgili bilgi sahibi olarak dinlenecek üç kişinin dinlenmesine yer olmadığına karar verilmesini istedi. Savcı, darp olayıyla ilgili tanık Ayhan Adıgüzel’in zorla getirilmesine karar verilmesini istedi. Dosyadaki görüntülerin çözümünün bilirkişi marifetiyle yapılmasını talep eden savcı, darp olayına ilişkin ifadeleri alınan tanıklar ile sanıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığıyla ilgili olaydan üç gün öncesi ve sonrasına ilişkin HTS kayıtlarının analiz edilmesini talep etti. Tanık olarak dinlenen motosikletli Yusuf Özakdağ hakkında olayla ilgili bir soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin tespiti için Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasını istedi. Savcı son olarak sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.
Görüntüler izletildi
Daha sonra Hakan Tosun’un avukatları görüntüleri heyete de izleterek olanı biteni anlattı. Motosikletli Yusuf Özakdağ’ın da olaya nasıl dahil olduğunu aktaran avukat Bozyurt, şiddetin dozunun sanıkların anlattığı gibi yumuşak olmadığını söyledi. Avukat Yücel ise sanıkların beyanının aksine görüntülerde Hakan Tosun’un kıyafetlerinin üzerinde olduğunu söyledi. Avukat Yücel, görüntüleri dosyaya sunduklarını, üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını istedi.
Sanık avukatları Hakan Tosun’u suçladı
Son söz hakkı sanık tarafına verildi. Adnan Şahin’in avukatı, müvekkilinin Hakan Tosun’u sadece “dürttüğü” için yedi aydır tutuklu olduğunu savunarak tahliye talep etti. Adnan Şahin’in diğer avukatı da Hakan Tosun’un nefesinin belki de küfrederken kesildiğini iddia etti. Abdurrahman Murat’ın avukatı ise Tosun’u suçlayarak müvekkilinin tahrik altında suç işlediğini, Tosun’un belki de alkol kullandığını annesinden sakladığını öne sürdü.
Mahkeme başkanı, karar için ara vermeden önce Hakan Tosun’un avukatı Hakan Bozyurt’a, tanık Yusuf Özakdağ ile ilgili bir suç duyurusunda bulunup bulunmadıklarını sordu. Avukat Bozyurt, çok kısa bir süre önce Yusuf Özakdağ hakkında takipsizlik kararı verildiğini söyledi.
Mahkeme heyeti, hakkında zorla getirme kararı verilmesi istenen tanık Ayhan Adıgüzel’in öldüğünü açıkladı. Sanıklar arasındaki HTS kayıtlarının dosyaya getirilmesine karar veren mahkeme, sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmetti. Dava 8 Temmuz 2026 tarihine ertelendi.
Ne olmuştu?
Hakan Tosun, 10 Ekim 2025 günü Esenyurt’ta yaşayan ailesini ziyaret etmek üzere yola çıktı. Eve gitmeyince ailesi durumu polise bildirdi. Saatler gece yarısını gösterirken Esenyurt’ta yerde birinin yattığına ilişkin emniyete iki ihbar gitti. Ambulans, yerde yatan kişiyi Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’ne götürmüştü ama üzerinde ne bir kimlik ne de başka bir şey olduğundan kimliği tespit edilememişti. Bu sebeple hastane polisi sonradan Hakan Tosun olduğu ortaya çıkacak kişinin hastaneye getirilişini saat gece 2:50 civarı “adli olay” diye kayda geçirdi. Gözünde ve boynunda darp izleri olan Tosun bilinci kapalı bir şekilde yoğun bakımda tutuluyordu.
Tüm bunlar yaşanırken ailesi ve yakınları Hakan Tosun’un nerede olduğunu sosyal medyada sormaya başlamıştı. Ailesi gece saat 4:00 civarı polisin aramasıyla Hakan Tosun’un hastanede olduğunu öğrendi, ancak oraya gittiklerinde Tosun’u bulamadılar, çünkü kaydı yapılmamıştı. Kardeşi Öznur Tosun, kayıp başvuru yaptıktan sonra polis parmak izi almış, Hakan’a bu şekilde ulaşmışlardı.
Emniyet, Hakan Tosun’a saldırılmasıyla ilgili 11 Ekim 2025’te şüphelileri telefonla karakola çağırdı. Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin "kasten yaralama" suçundan tutuklandı. Bir gün sonra da Hakan Tosun, yoğun bakımdaki yaşam mücadelesini kaybetti. Tosun’un yaşamını yitirmesinden çok kısa bir süre önce ona saldıranların güvenlik kameralarına yansıyan görüntüleri servis edildi. Görüntülere göre Tosun’a saldıran grupta üç kişi vardı. Üçüncü kişi Tosun’a saldırdığı için tutuklanan kişileri taşıyan motosikletliydi. Motosikletli Yusuf Ö., tanık sıfatıyla ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı.
Görüntülerin basında yer almasından sonra şüpheli yakınlarının Tosun’un bırakıldığı yeri gören dükkanın kamerasını aldıkları, sorulması halinde polisin gelip kendilerinden alabileceklerini söylediği ortaya çıktı.
Hakan Tosun’un cenazesi 17 Ekim 2025’te toprağa verildi. Aynı gün İstanbul Emniyet Müdürlüğü soruşturma aşamasında yaşananlarla ilgili resmi bir açıklama yaptı. Açıklamada olay yeri yakınındaki işyerinde bulunan güvenlik kamerasının kayıt yapmadığı iddia edilmişti. 300 saatlik görüntü üzerinde inceleme yapılmış, 12 farklı kameraya ait görüntü soruşturma dosyasına eklenmişti. Açıklamada şüpheli yakınlarının işyerinin görüntülerine el koymasıyla ilgili de inceleme başlatıldığı, işyeri sahibi ve iki şüpheli yakınının gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla bırakıldığı aktarılmıştı.
Hakan Tosun’un avukatları, 23 Ekim 2025’te yaptıkları ilk basın açıklamasında delillerin özensiz toplandığını vurgulamış, olay yerinde bir hafta sonra Hakan Tosun’un küpesinin bulunduğunu aktarmıştı. O günlerde Hakan Tosun’un kimliği ve cüzdanı kayıptı. Çantası da önce hastanede ortaya çıkmış, sonra 15 Ekim’de Mevlana Karakolu’nda tutanakla kayda geçmişti.
Hakan Tosun’un ailesi, 6 Mart 2026’da motosikletli Yusuf Ö. ve Esenyurt Mevlana Karakolu’nda görevli polisler hakkında suç duyurusunda bulundu. Dilekçede Yusuf Ö.’nün olayları yatıştırmaya çalışmak yerine Tosun’a yapılanları izlediği bu sebeple hakkında “kasten insan öldürme” suçundan kamu davası açılması istenmişti. Olayın tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması ve saldırganların birbiriyle veya başka kişilerle irtibatlarının anlaşılması için tüm şüphelilerin olay zamanı, olay öncesi ve sonrasına ait HTS kayıtlarının getirtilmesi, telefonlarına el konularak inceleme yapılması talep edildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Tosun ailesinin suç duyurusundan dört gün sonra 10 Mart’ta soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırladı. İddianame Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı fezlekeye dayandırılmıştı. İddianamede Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in “kasten öldürme” suçundan müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.
İddianameye dayanak fezlekede Tosun’un vücudundaki yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri bakımından yüzüne aldığı darbeyle ve yere düşmesiyle oluşabileceği öne sürüldü. Şüphelilerin eyleminin öldürmeye yönelik olmadığı öne sürülen fezlekede Hakan Tosun’u suçlama yoluna da gidilmişti. Şüphelilerin öne sürdüğü Tosun’un alkollü olduğu iddiasını desteklemek için savcılık Tosun’un bindiği metrobüsten yedi kişinin ifadesine başvurmuştu.
Fezlekede, şüpheliler olay yerinde birbirine çok yakın durduğu için kimin nasıl darp ettiğinin tam anlaşılmadığı öne sürülmüştü. Hakan Tosun’u darp etmediğini öne süren Abdurrahman Murat, üzerine yürüdüğü için uzaklaştırmak için bir tane yumruk attığını öne sürmüş, Adnan Şahin de yerde yatan Hakan Tosun’u kontrol etmek için ayağıyla dürttüğünü iddia etmişti.
