Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

HDP milletvekili Gergerlioğlu: İnfaz yasası cezaevlerinde rahatlama sağlamadı

HDP milletvekili Gergerlioğlu: İnfaz yasası cezaevlerinde rahatlama sağlamadı

Karantina koğuşları oluşturulması sebebiyle bazı koğuşlarda mahpus sayısının arttığını belirten Gergerlioğlu, cezaevlerinde salgına karşı yeterli önlem alınmadığını söyledi

CANSU PİŞKİN

 

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) 2019 verilerine göre Türkiye, dünyada nüfusuna oranla en fazla cezaevi nüfusuna sahip ikinci ülke. Covid-19 salgınından önce Türkiye cezaevlerinde 300 bin kişi olduğunu söyleyen Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, Nisan ayında yürürlüğe giren infaz yasasının cezaevlerine herhangi bir rahatlama getirmediğini belirtti.

İnfaz yasasını ve cezaevlerindeki durumu P24’e değerlendiren Gergerlioğlu, yasa kapsamında 90 bin kişinin tahliye edilmesine rağmen Türkiye’de cezaevlerindeki doluluk oranın dünya standartlarının üstünde olduğuna dikkat çekti.

Gergerlioğlu'nun açıklamalarını izlemek için tıklayın. 

Tahliyelere rağmen koğuşlarda bir rahatlama olmadığına işaret eden Gergerlioğlu, cezaevlerinde bazı koğuşların boşaltılarak karantina koğuşları oluşturulduğunu, bu nedenle de koğuşlardaki mahkûm sayılarının arttığını söyledi. Gergerlioğlu, “Örneğin daha önce Silivri’de yedi kişilik koğuşlarda 35 kişi kalıyordu şimdi ise yedi kişilik koğuşlarda 45 kişi kalıyor” dedi.

Karantina koğuşlarının bilimsel yöntemlere göre düzenlenmediğini ifade eden Gergerlioğlu, “Karantina koğuşları yemekhanedeki diğer mahpusların karışabildiği ortamlar oluşturdu. Diyelim ki karantina koğuşundasınız. Yemekte diğer koğuştaki mahpuslarla beraber yemek yiyorsunuz ve karantina diye bir şey kalmıyor. Ortak kullanım alanları oluyor” diye konuştu. 

“Sabun verilmeyen koğuşlar var”

Gergerlioğlu, mahkûmların temizlik maddelerine ulaşmada yaşadıkları sorunları da anlattı: “Cezaevlerinde maske ve eldiven kullanımı anlamında birçok sıkıntı yaşanıyor. İnfaz koruma memurlarının ve jandarmaların temizliğe, sosyal mesafeye dikkat etmeden arama ve baskınlar yaptığı yönünde çok şikâyet geldi. Eldiven kullanmayan infaz koruma memurları olduğu söylendi. Zaten mahpuslara maske vs. dağıtımı yok. Mahpuslara bir bardak içinde çamaşır suyu verilip koğuşlarını temizlemeleri söyleniyor. Kolonya zaten yasal olarak verilmiyor. Diğer dezenfektan maddeleri de kantinden ücret karşılığı almak zorundalar; ücretsiz verilmiyor. Mesela sabun verilmeyen çok koğuşlar olduğunu duydum.”

“Yasa çıkana kadar cezaevinden hastaneye göndermeme tavrı takınıldı”

Gergerlioğlu, tahliyelerin başlamasıyla birlikte cezaevlerindeki Covid-19 vakalarının ortaya çıkmaya başladığını söyledi: “Bazı cezaevlerinde çok sayıda vaka olduğunu biliyoruz. Personelde, doktorlarda, mahpuslarda vakalar olduğunu biliyoruz. Tahliyelerin başlamasıyla birlikte vakalar ortaya çıkmaya başladı. Bu vakalar niye çıktı? Çünkü süreç içinde takip ettik; koğuşlarda insanları hastaneye göndermeme eğilimi vardı. Mesela hastalanıyorsunuz, sizi koğuşta tutuyorlar. Hastalığını koğuşta geçir, seni hastaneye götürmeyelim deniyor. Birçok cezaevinden bu şikâyetler alındı. Tedirginlik, hastaneye götürülür ve test yapılır, pozitif vakalar çıkar, vaka sayısı artar düşüncesi miydi, bilmiyoruz. Yasa çıkana kadar cezaevinden hastaneye göndermeme yönünde çok bariz bir tavır takınıldı. Bu arada kemoterapi alacak, başka kronik hastalığı bulunan insanların tedavileri de engellendi. İnfaz yasasının çıkmasından sonra da insanlar tahliye olunca birçok vaka çıktı. Mesela, geçtiğimiz gün Dalaman Açık Cezaevi’nden çıkan bir kişi Nusaybin’de vefat etti. Cezaevinden çıktıktan sonra hastalığı ortaya çıkmış, ailesiyle de görüşmüş. Tabii etrafındakileri de enfekte etmiş ve Nusaybin’de ağırlaşarak yoğun bakımda hayatını kaybetmiş.” 

“Koronavirüs teşhisi konulan mahkûm 10 gün içinde tahliye edilmiş”

Cezaevlerinde Covid-19 vakası olduğu bilgisi resmî olarak ilk kez 13 Nisan 2020 tarihinde Adalet Bakanı Abdülhamit Gül tarafından açıklanmıştı. Bakan Gül söz konusu açıklamasında, beş açık ceza infaz kurumunda 17 hükümlüye Covid-19 tanısı konduğunu ve üç mahkûmun yaşamını yitirdiğini söylemişti. Oysa Gül’ün açıklamasından günler önce, 23 Mart günü Sincan Cezaevi’nde koronavirüs teşhisi konulan bir mahkûmun hastaneye kaldırıldığı bilgisi Gergerlioğlu tarafından kamuoyuna duyurulmuştu. Gergerlioğlu’nun söz konusu paylaşımının ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yazılı bir açıklama yaparak vakayı yalanlamıştı. Başsavcılığın açıklamasının hemen ardından ise Anadolu Ajansı, Gergerlioğlu hakkında soruşturma başlatıldığını duyurmuştu. Gergerlioğlu bu süreci şu şekilde özetledi:

“Geçtiğimiz hafta bu hastanın durumunu merak ettim ve tekrar araştırmaya başladım. Sincan Cezaevi’ni aradım. Arif Yıldırım isimli mahpus hakkında konuşmak istiyorum deyince yetkililer ısrarla telefonlarımıza çıkmadı. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünü aradım, tekrar hastane yetkililerini aradım ve saatlerce süren telefon konuşmalarından sonra ortaya çıkan bilgi şuydu; şahıs 23 Mart’ta koronavirüs yoğun bakımına yatırılmış ve koronavirüs tedavisi almaya başlamıştı. 3 Nisan’da durumu ağırlaşmıştı ve yoğun bakıma kaldırılmıştı. Bu arada herhalde Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü de bir şeylerin üstünü örtmek istemiş ki hızlıca bir infaz erteleme süreci başlatılmış. Normal zamanda ağır kanser hastalarına, siyasi mahpuslara verilmeyen infaz erteleme, 10 gün içinde bu adli mahpus için çıkarılmış ve 8 Nisan’da infaz ertelemesi almış. 9 Nisan’da da cezaevinden tahliye edilmiş. Bu arada hastanede yatmış ve 13 Nisan’da tekrar ağırlaşmış. 14 Nisan’da günlerce süren koronavirüs tedavisine rağmen ağırlaşmış, böbrek yetmezliği ve gastrointestinal kanama da oluşarak hasta hayatını kaybetmiş. Biz bütün raporları, bilgileri, belgeleri tespit ettik. Bir doktor olarak da konuyu iyi bildiğim için tomografi sonuçlarını da istedim. Onları da tetkik edince bariz bir koronavirüs vakasıyla karşı karşıya olduğumuzu gördük. İlk başta koronavirüs testi negatif çıkmış ama ölene kadar da koronavirüs tedavisi verilmiş. Şahıs bu tedavi altında tahliye olduktan sonra ölmüş.”

Hastane ve ölüm kayıtlarında koronavirüs bilgisi verilmemiş

Koronavirüs tedavisi gördüğü sırada tahliye edilen ve tahliyesinden sonra yaşamını yitiren Arif Yıldırım isimli şahsın Bakan Gül’ün açıklamalarına girmediğini belirten Gergerlioğlu, hastanın ölüm nedeninin kayıtlara böbrek yetmezliği olarak girdiğini söyledi: “Arif Yıldırım’ın hastane kaydı koronavirüs değil, viral pnömoni diye girilmiş. Viral pnömoni tıpta genel bir isimdir; koronavirüs pnömonisi de dahil olmak üzere, pnömoniye yol açan 50 bin tane virüs vardır ve viral pnömoni bu hastalıkların yer aldığı ana gruptur. En sonunda şahsın durumu kötüleşince böbrek yetmezliğine girmiş ve ölüm raporunda böbrek yetmezliği diye yazılmış ama şahıs koronavirüs tedavisiyle takip edilen ve bulguları da bu yönde olan bir hasta. Belli ki ya Sağlık Bakanlığı ile ilgili bir bilgi gizleme veya tıp dışı bir raporlama olayı var ortada. Yani hem koronavirüs olduğu halde başka tanılar girilmiş, hem de bu vakanın ısrarla üstü örtülmüş. Herhalde ‘Başımıza iş açmasın, kamuoyuna da mal oldu, bu kişinin bilgilerini veren milletvekili hakkında soruşturma başlattık, bu bilgiler ortaya çıkarsa mahcup oluruz’ düşüncesiyle kişi tahliye edilmiş. Ama kişinin ölümüyle her şey ortaya çıktı. İşin daha da vahim tarafı, Cumhuriyet Savcılığı sorumlular hakkında soruşturma başlatacağız açıklaması yaptı ve Anadolu Ajansı da haberini yaptı ama meclise gelen bir fezleke yok. Olmayan soruşturmanın haberini AA’ya yaptırmışlar. Hem iktidar, hem yargı, hem de medya adına utanç verici bir tablo. Hepsi bu yalanın ortağı olmuş. Bütün bunlar birçok vakanın gizlendiğini gösteriyor.”

“Anayasa Mahkemesi bu ayrımcı yasayı iptal etmeli”

İnfaz yasasının ayrımcı ve hasmane bir tutumla hazırlandığını söyleyen Gergerlioğlu, iktidarın koronavirüs dolayısıyla bu hasmane tavrını hafifletmediğini ifade etti. İnfaz yasasında ksayan yönlerin iyileştirilmesi için bir an önce adım atılması gerektiğini belirten Gergerlioğlu, öncelikle tutuklu olanların tutuksuz yargılanması için adım atılması gerektiğinin altını çizdi. Cezaevlerinde 780 civarında 0-6 yaş arası bebek ve çocuk bulunduğunu ve bunların da çoğunun cezaevinde kalmaya devam ettiğinin altını çizen Gergerlioğlu, “Bu salgının ne zaman biteceği belli değil ve bu dramlar da devam ediyor” diye konuştu.

Gergerlioğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Alaattin Çakıcı dışarı çıktı ama 1 yaşındaki bebekler içeride kaldı, anneler içeride kaldı, inim inim inleyen hastalar, kanserli hastalar içeride kaldı. Gazeteciler, yazarlar, siyasetçiler, bir suçtan birkaç kez tutuklama kararı verilen Selahattin Demirtaş, Ahmet Altan, Mümtazer Türköne içeride kaldı. Siyasetçiye, gazeteciye, TMK üyelik ve propaganda suçlarına yönelik çok ağır hasmane bir tavır bu. Adalet Bakanlığına ve iktidara bu ayrımcı anlayıştan vazgeçmesi gerektiğini söylüyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin de bu ayrımcı yasayı iptal etmesi gerekiyor.”

 

Yukarı