Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Mahkeme, ölü tanığı dinlemediği gerekçesiyle Ercüment Akdeniz’i tahliye etmedi

Mahkeme, ölü tanığı dinlemediği gerekçesiyle Ercüment Akdeniz’i tahliye etmedi

Gazeteci Ercüment Akdeniz’in davasında, 2017 yılında hayatını kaybeden tanık hakkında zorla getirme kararı çıkarıldı

 

CANSU PİŞKİN, İSTANBUL

 

Tutuklu gazeteci Ercüment Akdeniz’in “örgüt üyeliği” (TCK 314) suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması 31 Temmuz 2025 günü İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

 

P24 tarafından takip edilen duruşmada tutuklu gazeteci Ercüment Akdeniz ve avukatları hazır bulundu.

 

Salonun küçüklüğü sebebiyle duruşmayı izlemeye gelen pek çok kişi salona giremedi. Ercüment Akdeniz’in avukatı Özcan Karakoç, yargılamanın aleniyeti ilkesi gereği duruşmanın daha büyük bir salonda yapılmasını talep etti. Mahkeme, talebi reddetti.

 

Kimlik tespitinin ardından savunmasını yapan Ercüment Akdeniz, üzerine atılı suçlamayı reddetti. Akdeniz, “2010 yılında gazeteciliğe başladım Hayat TV’nin haber koordinatörü, Evrensel gazetesinin haber müdürüydüm. Halen İlke TV’de çalışmaya devam ediyorum. Göç alanında yayımlanmış beş kitabım bulunuyor. 2023 yılında Emek Partisi’nden (EMEP) ayrıldım. Herhangi bir siyasi parti yahut örgüt üyeliğim yoktur. 163 gündür tutukluyum. Hakkımda hazırlanan iddianame haksız, yanlış ve kurgusal suçlamalarla doludur. Anayasal haklarım suç çemberine sokulmaktadır. Gazeteciler hakkaniyet neyse onu söylerler hakkımdaki suçlamayla ilgili cevabını veremeyeceğim hiçbir soru yok” diye konuştu.

 

Hakkında yazılan iddianameyi de eleştiren Akdeniz şöyle devam etti: “İddianame zamanın ruhuna, hayatın olağan akışına aykırıdır. HDK dosyası kapsamında tutukluyuz ancak biz cezaevindeyken devletin izniyle HDK heyeti bizi cezaevinde ziyaret etti. Yine barış için kurulan komisyonda da HDK eş sözcüsünün de aralarında bulunduğu dört kişi bulunuyor. Suçlamaların zemini siyasi olduğu için bu açıklamaları yaptım.”

 

İddianamede Akdeniz’e yöneltilen suçlamalardan birisi de “Taksim yayalaştırma ve Gezi Parkı projeleri aleyhine eyleme katıldığı grupla birlikte bir düzen içerisinde hakaret ettiği ve kitleyi yönlendirdiği” iddiasıydı. Akdeniz bu iddiaya, “Gezi Parkı eylemlerinde toplanan kitlenin bir öncüsü yoktur, olmamıştır. Benim de bu konuda bir öncülüğüm yoktur. Ayrıca şiddet çağrısı yapılmadığı sürece barışçıl gösteriler Anayasal güvenceye alınmış demokratik haktır. İddian edilen sloganlar, pankartlar ve şiddet olaylarıyla ilgili ne benim ne EMEP’in bir dahli yoktur” yanıtını verdi.

 

Akdeniz iddianamedeki tapelere ilişkin de beyanda bulundu: “İddianamede yer alan tapelerde 14 kişiyle doğrudan görüşmem var. Bunların 13’ü EMEP’li. HDK ile suçlanıyorum ama tape kayıtlarımda görüştüğüm kişiler EMEP’li, HDK’lı hiç yok. Olsa ne olur, suç değil ama yok işte. 14 kişi ile görüşürken dolaylı olarak 25 kişinin adı geçmiş. Yine bunların 24’ü de EMEP’li. Somut olarak görüldüğü üzere bütün bunlar EMEP’in iç görüşmeleri. Ben hiçbir silahlı terör örgütünün üyesi değilim. Hakkımdaki suçlama tamamen hayal ürünüdür. İddianamede HDK toplantılarına katıldığım yazıyor ancak katıldığıma dair bir tane delil yok. Çünkü katılmadım. Sadece 2020 yılında gazeteci olarak göç konulu bir toplantıya katıldım. İddianame maddi hatalarla dolu, delilsiz, temelsiz, kurgudan ibarettir. İddianame beni fikir ve ifade hürriyetim ile Anayasal haklarımı sınırlamaktadır. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum.”

 

Akdeniz’in savunmasının ardından iki tanık dinlendi. Tanıkların ikisi de 14 yıl önce emniyette verdikleri ifadeleri hatırlamadıklarını ve bu nedenle kabul etmediklerini söyledi. Tanıklardan biri Doğubayazıt’taki mahkemede hazır olmasına rağmen SEGBİS bağlantısı sağlanamadı. Diğer tanık ise 2017 yılında vefat ettiği için dinlenemedi.

 

Akdeniz’in avukatı Umut Akdeniz dosyada somut bir delil bulunmadığını belirterek “Müvekkil hakkında neyden şüphelenildi, neden soruşturulmaya başladı dosyada hiçbirinin cevabı yok” dedi. Avukat Akdeniz, müvekkilinin tahliyesini ve beraatını talep etti.

 

Akdeniz’in avukatlarından Özgür Urfa da HDK ile ilgili “silahlı örgüt” olduğuna dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadığını hatırlattı ve şöyle devam etti: “HDK halen çalışmalarına devam ediyor. İstanbul’un göbeğinde, Beyoğlu’nda binaları var. Hiçbir silahlı örgüt, tabelasını asıp faaliyet yürütmez.” Urfa, Akdeniz hakkında tutuklu yargılamayı gerektirecek bir husus olmadığını belirterek, müvekkilinin tahliyesini istedi.

 

Akdeniz’in avukatlarından Özcan Karakoç ise “Suç isnadından önce müvekkilin tabi olduğu iddia edilen örgütün, örgüt olduğundan emin olmalısınız. HDK hakkında ‘terör örgütü’ olduğuna dair hiçbir karar yoktur. Legal olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Müvekkilin tutukluluğunun devamını gerektirecek hiçbir delil yoktur. Tahliye ve beraat talep ediyoruz” dedi.

 

Savcı, dinlenemeyen tanıkların dinlenmesini ve Akdeniz’in tutukluluk halinin devamını talep etti.

 

Mahkeme, 2017 yılında hayatını kaybeden tanık Mehmet Devran Ayırbaz ile mahkemede hazır olmasına rağmen bağlantı sağlanamadığı için dinlenilemeyen tanığın da aralarında bulunduğu dört tanık hakkında zorla getirme kararı verdi. Akdeniz’in tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme davayı 23 Ekim’e ertelendi.

 

Davanın geçmişi

Halkları Demokratik Kongresi (HDK) ile ilgili İstanbul merkezli operasyon kapsamında, aralarında gazeteci Ercüment Akdeniz’in de bulunduğu 50 kişi evlerine yapılan polis baskınıyla 18 Şubat 2025 günü gözaltına alınmıştı. Savcılık, Akdeniz ve gözaltına alınan diğer kişilerin “HDK yapılanması içinde İstanbul’da faaliyet gösterdiğini” iddia etmişti. HDK’yi “legal görünümlü bir cephe yapılanması” olarak nitelendiren savcılık, örgütün TBMM’ye alternatif bir meclis olduğunu öne sürmüştü.

 

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan Akdeniz ve diğer 49 kişinin avukatlarıyla görüşmeleri 24 saat boyunca kısıtlanmış, dosyaya da gizlilik kararı getirilmişti.

 

Akdeniz ve diğer 49 kişi dört günlük gözaltı sürecinin ardından 21 Şubat günü Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edilmişti. Akdeniz’in de aralarında bulunduğu 30 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Yukarı